• Rutubetli evlerin camları ,ne de çok ağlak olur kış gelince. Önce buğulanır sonra sabaha karşı döker yaşlarını.
    İnsanlar da koyuverse kendini ,şu camlar gibi . Ağlasalar ,ağlasalar içlerinde yer etmeseler hiçbir damlaya. Boşaltsalar ne varsa sözlerini yaşlarına.
    Söz denmezmiş halden anlamayana !


  • Hangi ressam acının resmini çizebilir ki ! Ağlayan nemli gözleri çizmek kolaydır. Ya da ağlarken büzülmüş dudakları. Öyle insanlar gördüm . Acıdan gülüyordu gözlerinin içi. Dudakları yanaklarına değecek kadar açılmıştı ,mutluluktandır dersiniz hani .
    Oysa kimbilir kaçıncı defa gözyaşları düşmesin diyeydi çabası.
    Ben o insanlara aşığım . O insanların yangınlarını yüreklerinde taşırken ki duruşlarına. Onları gördüğümde insan olduğumdan utanıyorum .


  • Kalabalıklaşmış kalplerimiz. Dünyanın bütün kirlerini yutmuşcasına. Sevmeyi bilememişiz. Kalabalıklaştıkça yormuşuz. Yorulmuş kalbimiz. Sevdayı içine hapsetmeden yorgun kalplerimiz.
    Ne uzaktan ,ne yakından sevmesini bilmişiz. Evirip çevirmişiz . Sabitliğine, kararlılığına kılmadan kalbimizi .


  • Bir kaçıştır belki de davaların gölgesine sığınmak. Ey dava adamı ! Sen hangi korkularını yaşamaktan bu denli korktun da bir davanın gölgesine sığındın . Bir çocuğun yüreği gibi çırpınan yüreğin , başını yaslayıp huzuru duyacağın bir sineye hasretliğin...


  • Oturdum dizlerine gecenin. Bir bardak çay ya da bir fincan kahve eşliğinde. Konuştuk lisansız. O anlattı ben sustum. Ben anlattım o sustu. Sonra sustuk, sustuk. Suskunluk ne güzel bir lisan. Boğdurmuyorsun duygularını harflere...


  • Ansızın ölüyorduk. Yutkunması en zor lokma idi bu. Doğ ,büyü , sev ,sevil ... Gülen gözleriyle bakan nice bakışların üzerinden çekilivermesi ne ağır yük gibi gelir insana. Yokluğuna ,onsuzluğa alışamam denir ya hani . Alışır insan . Unutmaya da alışır. Meşgaleler edinir kendine . Kapılır akışına zamanın . Sabah akşam ,akşam sabah
    .. bir de bakar bu defa yolcu olan kendisidir. __


  • Herkes bağırıyor . Ben bağırıyorum . Kesintisiz bağırıyoruz . Ne kadar çok bağırırsak ,o kadar bizimdir sanıyoruz. Hayat bizim . Su bizim . Hava bizim. Toprak bizim. Bizim .....Bizim.... Bizim.....
    Bir ses bizlere konuşun diyor. Güzellikle konuşun. Doğru konuşun. Dosdoğru konuşun. Harfler sunuyor önümüze. Kaynaşın diyerek ,çeşit çeşit sunuyor.
    Harfler nasıl bağırır , bağırarak bulmanin kavgasını yapıyorduk.
    Hiç konuşmasını bilmeyenlerle doldu ,taştı , boşaldı. Hep böyle geçiverdi dünya.
    Biz mi ?
    Hala bağırıyoruz!


Benzer Konular

  • 4
  • 4
  • 4
  • 3
  • 3