<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0"><channel><title><![CDATA[İnsanlık İyi Birşey mi?]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto">Nerde kötü birşey görsek insanlık mavalları okuyoruz. Peki insan olmak iyi birşey mi?</p>
<p dir="auto">Başka hiçbir canlı insan kadar tahribat yapmıyor ama. Ayrıca insan yıkabiliyor ve yıktığını  onaramıyor. Yaşadığımız çevreyi yok ediyoruz ama geri dönüşü olmayacak şekilde.</p>
<p dir="auto">Onarmak dediğimiz ise safsata. Aslında onaran doğanın kendisidir. Biz sadece onarmak adına tahribatı azaltıyoruz ve doğanın yenilenmesini bekliyoruz. Ama bu süreci idare edecek kadar ömrümüz yok dolayısı ile tamir etmek gibi bir niyetimiz de yok</p>
<p dir="auto">Yada oluşturduğumuz negatif koşullara alışmayı öğreniyoruz. Buna da zorlukların üstesinden gelmek diyoruz. Tam tersi bu güçlenmek olmuyor. Zayıf olarak yaşamayı öğrenmek oluyor</p>
<p dir="auto">"Zorlukların üstesinden gelmek" dediğimiz şeyin çoğu aslında "yeni normale alışmak".</p>
<p dir="auto">40 derece artık normal. Maske takmak normal. Her yaz yangın haberi normal. Suda arsenik var ama arıtma cihazı aldık, oldu bitti.</p>
<p dir="auto">Güçlenmedik. Eşiği aşağı çektik.<br />
Bir kurbağayı kaynar suya atsan zıplar çıkar. Ama suyu yavaş yavaş ısıtırsan haşlanarak ölür. Biz de tam onu yapıyoruz. Yavaş yavaş ısınıyoruz ve buna "dayanıklılık" diyoruz.</p>
<p dir="auto">Güçlenmek başka bir şey olurdu. Nehirleri kirletmemeyi öğrenmek güçlenmek. Türleri yok etmemek güçlenmek. Bizim yaptığımız ise: nehir kirlenince şişe su satın almayı öğrenmek. Bu çözüm değil, hasara alışmak.</p>
<p dir="auto">Ve en kötüsü, zayıf yaşamayı öğrenince gurur duyuyoruz. "Bak ne kadar zor şartlara rağmen ayaktayız" diyoruz. Oysa ayakta kalmak için sebep olan şartları biz kurduk.</p>
<p dir="auto">Güçlenmek ihtiyaçları azaltmak ile olur. En güçlü canlı doğada yalın haliyle  uzun süre hayatta kalabilendir. Yemek seçmeyen üşümeyen hasta olmayan açlığa dayanan veya yapay zevklere bağımlı kalmayandır. Sinirlendiğinde ortalığı dağıtmayan intikam almayan kin tutmayan canlı en güçlüdür.</p>
<p dir="auto">Biz "güçlü" derken kas, para, teknoloji anlıyoruz. Oysa doğanın tanımı çok daha sade: ne kadar az şeye muhtaçsan o kadar güçlüsün.</p>
<p dir="auto">Çölde yaşayan bir kaktüs düşün. Suya, gübreye, budamaya ihtiyacı yok. 10 yıl yağmur yağmasa da yaşar. O güçlü.</p>
<p dir="auto">Bizim "güçlü" dediğimiz insan ise: sabah kahvesi olmazsa ayılamıyor, internet kesilince panikliyor, 22 dereceden 1 derece oynayınca hasta oluyor, 3 öğün yemek yemezse bitiyor.</p>
<p dir="auto">İhtiyaçlar çoğaldıkça kırılganlık da çoğalıyor.</p>
<p dir="auto">Telefon -&gt; şarj -&gt; internet -&gt; uygulama -&gt; güncelleme.</p>
<p dir="auto">Zincirden bir halka kopsa sistem çöküyor. Buna ilerleme dedik.</p>
<p dir="auto">Yemek seçmemek, üşümemek, sıkılmaya tahammül etmek, açlığa dayanmak... Bunların hepsi bağımsızlık. Bağımlılık ise tam tersi. Ne kadar çok yapay zevke bağlanırsak, doğa bize bir tokat attığında o kadar yere düşüyoruz.</p>
<p dir="auto">Paradoks burada: İnsan beyniyle her şeyi kolaylaştırdık. Ama kolaylık bizi zayıf yaptı. Sobayı icat ettik üşümeyelim diye, şimdi sobasız uyuyamıyoruz. Buzdolabını icat ettik aç kalmayalım diye, şimdi 1 gün yiyecek yoksa panik oluyoruz.</p>
<p dir="auto">Yani güçlenmek geri gitmek değil ihtiyaçları budamaktır.<br />
"Ben buna mecbur değilim" diyebilmek.</p>
]]></description><link>https://efelsefe.com/topic/2598/i̇nsanlık-i̇yi-birşey-mi</link><generator>RSS for Node</generator><lastBuildDate>Wed, 09 Sep 2026 11:48:55 GMT</lastBuildDate><atom:link href="https://efelsefe.com/topic/2598.rss" rel="self" type="application/rss+xml"/><pubDate>Wed, 09 Sep 2026 08:22:54 GMT</pubDate><ttl>60</ttl></channel></rss>