<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0"><channel><title><![CDATA[Netanyahu BM de kime konuştu?]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto">Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaşananlar, uluslararası ilişkilerin ve kürsü diplomasisinin geldiği noktayı gözler önüne serdi. Netanyahu'nun konuşma yapacağı sırada pek çok ülkenin temsilcisinin salonu terk etmesi, sadece anlık bir protesto gösterisi olarak okunamaz. Bu hamle, küresel siyasette artık klasik diplomatik sınırların zorlandığının, hatta yer yer aşıldığının açık bir işareti olarak değerlendirilmeli. Birleşmiş Milletler, kurulduğu günden bu yana diyalogun, uzlaşının ve en nihayetinde farklı seslerin aynı çatı altında var olabilmesinin simgesi olmuştur. Ancak kürsüye çıkıldığında salonun boşalması, diyalog zemininden vazgeçildiğinin mi yoksa mevcut mekanizmaların artık tamamen işlevsiz kaldığının mı bir kanıtıdır? Soru şudur: Temsilcilerin salonu terk etmesi karşı taraf üzerindeki diplomatik baskıyı artıran etkili bir eylem mi, yoksa sorunların çözümünden kaçmanın ve diplomatik kanalları tamamen tıkamanın bir başka yolu mu? Boş koltuklara karşı yapılan konuşmalar, tarafların kendi iç kamuoylarına oynadığı birer tiyatroya mı dönüşüyor, yoksa uluslararası hukuk adına yeni bir ses çıkarma biçimi mi? Bu durumun gelecekte küresel ittifakları ve uluslararası örgütlerin meşruiyetini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz? Kürsüyü terk etmek bir duruş mu, yoksa diplomasinin iflasının resmi mi?</p>
]]></description><link>https://efelsefe.com/topic/2662/netanyahu-bm-de-kime-konuştu</link><generator>RSS for Node</generator><lastBuildDate>Fri, 25 Sep 2026 23:50:42 GMT</lastBuildDate><atom:link href="https://efelsefe.com/topic/2662.rss" rel="self" type="application/rss+xml"/><pubDate>Fri, 25 Sep 2026 05:09:11 GMT</pubDate><ttl>60</ttl><item><title><![CDATA[Reply to Netanyahu BM de kime konuştu? on Fri, 25 Sep 2026 10:50:40 GMT]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto">Salonu terkedenlerin hiçbiri israilden daha temiz değildir.</p>
<p dir="auto">Çoğunun ülkesinde açık açık yolsuzluk yapılmakta ve halka zulüm edilmektedir.  Demokratik görünen diğerleri de  sömürgecilikleriyle ünlüdür.</p>
<p dir="auto">Örneğin israil onlar kadar soykırım yapmamıştır dünyada.</p>
<p dir="auto">Birbirlerine düşman  olmalarının nedeni insanlık falan değildir. Tek nedeni çıkar çatışmasıdır.</p>
<p dir="auto">Dünyada 77 milyon insanın tüketimi 5.5 milyar fakirin tüketimine eşit. BM de bunları dile getirmezler.</p>
<p dir="auto">Afrikadaki sömürge ücretlerini dile getirmezler.</p>
<p dir="auto">Türkiye gibi ülkelerde gelir adaletsizliği ve en düşük emekli maaşının sefalet düzeyinde olması gibi konular dile getirilmez.</p>
]]></description><link>https://efelsefe.com/post/26294</link><guid isPermaLink="true">https://efelsefe.com/post/26294</guid><dc:creator><![CDATA[zodyak]]></dc:creator><pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:50:40 GMT</pubDate></item></channel></rss>