• Açıkça söylüyorum: Şu Arap icadı dini, Emevi derlemesi kitabı artık bırakın. Bunlarla biz yol alamayız. Bizi yolumuzdan alıkoyan ayak bağları bunlardan başka hiç bir şey değil. Bunlardan kurtulduk mu uçarız, bizi kimse tutamaz.

    Bizi tutan bu örümcek ağları. Her yanımıza yapışmış. Elimizi kolumuzu bağlamış. Bunlardan bir silkinişte kurtulmak gerekiyor. Sonra merhaba özgürlük. Merhaba uygarlık. Merhaba aydınlık gelecek.


  • İslam'daki en büyük sorunun yalancılık sorunu olduğunu söyledik. İkinci soruna gelirsek bu da yalancılığın kaçınılmaz devamı olan ikiyüzlülük sorunudur.

    İslam çok şiddetli ikiyüzlülüğe yol açmaktadır. İddianın büyüklüğü, insanların inançlarından dolayı sonsuza kadar bağdaşamayacak biçimde ayrıştırılması, bir kesime ebedi zevkler, bir kesime sonsuz korkunç işkenceler vaat edilmesi çok vahim bir ikiyüzlülüğe yol açıyor.

    Bu kadar korkunç ve bağdaşamaz biçimde düşman gösterilmemek için insanlar ne ikiyüzlülük yapacaklar şaşırıyorlar. İslam içinde bile takiyye denen ikiyüzlülük son derece yaygın.


  • Her dinde ödül ve ceza mevzusu önemli bir yer kapsar, çünkü dinlerin temeli bilgiden ziyade inanca dayanır. İşin içinde kuru bir inanç olunca, o zaman insanları nasıl peşinizden getireceksiniz?

    Elbette onları ödüllendirerek veya cezalandırarak. Uslu olanlara ve söz dinleyenlere kulağa hoş gelen güzel şeyler vaad edersiniz.

    Peki, aykırı olanlara, karşı gelenlere, söz dinlemeyenlere ve inanmayanlara?
    Korkutarak, ürküterek, sindirerek.

    Bilhassa İslam ve Hrıstiyanlıkta cehennem diyarı çok korkunç bir şekilde tasvir edilir. İslam´da resim yasağı olduğu için bu tasvirlerin görselleri çizilmemiş ancak Hrıstiyanlıkta bir hayli görsel var.


  • Orta çağdan bir Hrıstiyan cehennem tasviri:

    Cehennem.jpg


  • Uydurmalara kanmanın aptallık olduğunun bilincinde olmadan insan olunmaz sürü olunur. Hiç bir işten hiç anlamayan bildiğin malın teki sürüleri güder götürür. Boş uydurma vaat ve tehditleri kavrayamayacak kadar beyinsiz olanlar da peşine takılır sürüklenir gider.


  • Saldıracaksan, işgal edeceksen, soykırım katliam yapacaksan, sömüreceksen, işgal güçlerini yağma, tecavüz, ganimet, cennette huriler şaraplar gibi şeylerle motive etmen gerekiyor.

    Savunacaksan bunlara ihtiyacın yok. Alçak katiller çocuklarımızı öldürmeye kadınlarımıza tecavüz etmeye geldiler hepsini gebertin dedin mi yeterli motivasyon sağlanır.

    Bu nedenle dine ihtiyacımız yok. Saldırgan ve sömürgen değilsek. Bunun en iyi örneği muhteşem Stalingrad savunmasıdır. Savaş tarihinin en önemli savunmasıdır. Orijinal adı Çaristin olan şehre başa geçince Stalin adını verdi. Nedeni, şehrin Ekim devriminin en çok destek bulduğu bir işçi şehri ve devrim sonrası önemli bir sanayi merkezi olmasıydı.

    Hitler de aynı nedenle şehre gözünü dikmişti. Bütün gücüyle yüklendi. Stalingrad halkı da bütün gücüyle savundu. Korkunç ve kanlı bir savaş oldu. Şehir halkı açlıktan kediler köpekler kalmayınca cesetleri bile yemek zorunda kaldı. Nazilerden fazla Rus kaybı oldu. Buna rağmen şehir asla teslim olmadı.

    O kadar kararlı bir direniş oldu ki Hitler burada bozguna uğradı ve düşüşü başladı. Stalingrad halkı huriler şaraplar ile mi kandırıldı, hayır.


  • Din diye Emevi meliklerin otorite kurmak için derlettikleri bir kitaba ve insan icadı bir dine hiç ama hiç ihtiyacımız yok.

    İnsanlar ateist olmak istemiyorlarsa tanrı fikrinden vaz geçemiyorlarsa deist olurlar. İnanca olan bir ihtiyaç varsa bu ihtiyaç sanal olsa da hadi madem varmış, bu şekilde karşılanır.

    Deist inancı dinden çok daha doyurucudur. Tanrı ilgilenmez evet deizme göre ama onun dikkatini çekmeye çalışmak, belki de çekmeyi başardığını zannetmek insanlar için çok daha doyurucu bir inançtır.

    Ateizmin alternatifi kesinlikle deizmdir, bu denklemde dine hiç yer yoktur. Din, yok edilmesi gereken kadim ve karanlık bir dogma kalıntısıdır. Bu kamburu insanlık bu çağda hâla taşıyor, bu bir insanlık utancı ve ayıbı.


  • Şİmdi İslam'daki bir diğer soruna dikkat çekmek istiyorum. Bu çok ciddi bir sorun ve büyük bir engel. O da İslam'ın laikliğe tamamen kapalı oluşu.

    Gerçi inançta sınır, standart olmaz. Çünkü inanç özgürlüğü en temel insan haklarındandır. O nedenle insanlar inanmak istedikleri her şeye inanabilirler. İslam'ın temelinde laiklik olduğuna da, bu gerçeğin tam aksi olsa bile, inanma özgürlüğüne halel verilemez.

    Fakat tabii biz insanların inançlarına değil, gerçeğe bakmak zorundayız. İnsanlara gerçeğe dönmeleri için zor kullanıp baskı yapamayız, ama gerçekleri sonuna kadar söylemeye hakkımız var.

    Laiklik İslam ile taban tabana zıttır, bağdaşması olanaksızdır. Bu da çok ciddi bir sorundur. Çnkü Kuran'da defalarca, egemenliğin Allah'tan başkasına hiç bir biçimde devredilemeyeceği, bunun tağuta tapmak olduğu, hükmün Allah'a ait olduğu bıktıracak kadar çok vurgulanır. Kuran put kavramını işlemekle kalmaz. Allah'tan başka egemenlik süren tağutlara da yığma yapar. Yani sorun sadece putlara tapılması değildir. Hüküm yetkisinin devri de Kuran açısından kabul edilemez gösterilir.

    Bu da tabii en temel insan haklarından olan inanç özgürlüğüne temelden aykırı. Bu yüzden İslam'ın çağdaş olma şansı yok. Kuran okumayan kişiler kendi hayallerinde İslam laik bir dindir diye bir oksimorona inanabilseler bile, dikkatli araştırmacılar Kuran'ı okur ve bunun ancak bir efsane olduğunu görürler.

    Toplum okumayan araştırmayan körkütük zır cahillerden oluşsun isteniyorsa başka, ama okuyan araştıran bir aydının İslam'da laiklik var demesinin bir yolu yok. Uygulamada Kuran gözardı edilerek farklı uygulamalar elbette yapılabilir.

    Muhammed bile Kuran'da sopa atın yazdığı halde taşlattı iddiasında bulunuluyor. Bu, Kuran'ı Muhammed bile kazımadı anlamına gelir. Böyleyken, elbette müslümanlar da Kuran'ı hiç kazımıyorlar zaten. Ama açıp Kuran'da ne yazıyor diye baktığımızda durum farklı.

    Yani şimdi bunu da hiç okumadan put gibi yüksek bir yere ipeklere sarıp koymak ve tapmak da olacak iş değil. Bunun okunması gerekiyor. Okununca da böyle.

    Şimdi ne yapaağız? Cahiller isek okumadan bildiğimizi yapacağız ve Kuran'a uygun davrandığımız gibi son derece saçma bir iddiada bulunacağız. Aydınlar isek İslam'dan çıkacağız. Başka olmaz. İki yoldan biri seçilecek.


  • Bir başka sorun: İslam'ın reforma tamamen kapalı oluşu, hiç bir reform şansı olmayışı. Bu yani çok eski bir yazılımın hiç bir güncelleme yapamayışı gibi. Kaldır at yani, iş çıkma şansı sıfır. Aynen bunun gibi.

    İslam ancak George Orwell'in 1984 distopyasındaki gibi reforme edilebilir. Başka yolu yok. 1984'de ceberut Büyük Birader iktidarı tüm belgeleri yok ediyor, hepsini yeniden yazıyordu. Bu yazım için yeni de bir dil icat edilmiş yeni sözcükler kullanılıyordu. Geçmiş tamamen değiştiriliyordu. İnsanların anılarını silmek için de amansız bir baskı uygulanıyordu. Geçmişi hatırlamak suçtu. Geçmişi Büyük Birader'in arzuladığı biçimde hatırlamak bir görev, aksi ağır suçtu.

    Geçmişi hatırlama suçu işleyenler hiç bir insanın kaldırabilme şansı olmayan korkunç işkence tehditleriyle kişiliği kaybolana kadar eziliyor ve posası atılıp hiçe çevriliyordu. Ortaya Büyük Birader'e bağlılığı sonsuz bir köle zombi gibi atılıyordu öldürülmüyordu.

    İşte İslam ancak böyle bir yöntemle reforme edilip kılıç zoru ile yayılma ve köle cariye ticareti, ganimet yağmasına dayalı bir din olduğu gerçeği değiştirilebilir. Eline kılıç almamış, hiç kölesi cariyesi olmamış tek bir eşi olmuş barıştan başka söz etmemiş bir peygamber tarafından kuruldu ve barış içinde yayıldı efsanesi ancak bu yolla empoze edilebilir. Başka yolu yok. Gerçekler ortada. Bir kere elimizde Kuran var tarihsel kesin belge olarak. Bu kitap bu gerçeği apaçık yazıyor. Bunu imha edip barışçı şekilde yeniden yazmak ve eski halini hatırlamayı yasaklamak gerekiyor 1984 deki Büyük Birader gibi. Başka yol yok İslam'ın reforme olması için.

    Bu arada dipnot 1984'de Büyük Birader diye biri yok. Bu tamamen kurmaca bir hayalet. Dev heykelleri posterleri olsa da öyle biri gerçekte yok. Bu hayalet tamamen ceberut iktidarın bir kurgusu ve otorite aracı.


  • Bu başlık bizi ister istemez İslam'daki en büyük soruna getirdi. Bu sorun genel olarak tüm dinler için geçerli olmakla birlikte, en şiddetli olarak İslam dininde kendini gösteriyor. O sorun şu:

    "Allah'a inanmamak bütün iyilikleri boşa çıkarır ve sonsuza kadar işkence ile cezalandırılır" inancı. Yeryüzünde bundan daha korkunç ve zararlı bir fikir daha icat edilemedi. Bu dünyanın en korkunç ve en zararlı fikri. Daha kötüsünün ortaya çıkma şansı da yok!

    Yok çünkü bu ayrımcılık sonsuz! Sonsuza kadar bağdaşmayacak bir ayrım iddiası bu. En kütü ikinci ayrımcılık olan ırkçılık bunun eline su bile dökemez. Çünkü ırkçılık ölüme kadardır. Bu hayatı birlikte yaşayamam fikridir, ölünce ırk mırk kalmaz. Halbuki din dogması ölünce her şeyin daha yeni başlayacağını öne sürüyor!

    Din dogmasının daha kötüsü icat edilemeyecek derecede kötü ve zararlı dogma olduğu apaçık.

    Bu aslında "kral çıplak" hikayesi. Tıpkı insanın da bir hayvan türü olduğu gerçeği, evrim gerçeği herkes tarafından apaçık görülür ve kesin bilinirken bunu söylemekten kaçınılması gibi. Din dogmasının insan uydurması olduğunu anlamayacak hiç kimse yoktur, bu apaçıktır ama kimse kral çıplak demez.

    Olay bu.


Benzer Konular

  • 1
  • 5
  • 9
  • 1
  • 13