• TÜBİTAK, çip üretti Türkiye ‘teknodev’lere dahil oldu
    Mayıs 23, 2004 01:092dk okuma
    NATO’nun kriptolu sistem ihalesinde finale kalarak teknolojik bir devrime imza atan TÜBİTAK bir adım daha ileriye gitti. TÜBİTAK, mikron teknolojisi ile mikroçip üreterek Türkiye’yi dünyanın sayılı teknolojik ülkeleri arasına dahil etti.
    TÜRKİYE, teknolojide yeni bir başarıya daha imza atıyor. Türkiye, ilk kez TÜBİTAK’ın başardığı mikron teknolojisiyle mikroçip üretip, bu alanda dünyanın sayılı ülkeleri arasına girdi.

    TÜBİTAK, ürettiği mikroçiplere, Türkiye’ye çağdaş medeniyetler düzeyine çıkma hedefini koyan Atatürk’ün portresini ve imzasını Türk teknolojisini simgelemesi için mikroçiplere yerleştirdi.

    TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) Müdürü Önder Yetiş, yaptığı açıklamada, Enstitü’nün kriptoloji konusunda yaptığı çalışmalarda büyük bir teknolojik birikime ulaştığını kaydetti.

    Dünyanın önde gelen ülkelerinin başarısının ileri teknolojide ulaştıkları yetkinlikle ölçüldüğünü vurgulayan Yetiş, Enstitü’nün Türkiye’yi ileri teknoloji üreten bir ülke haline getirmek üzere bilgi güvenliği konusunda çalışmalar yaptığını vurguladı.

    Bu çerçevede UEKAE’de bilgi güvenliği sistemlerinde kullanılmak üzere Yarıiletken Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nda mikroçip üretmeye başladıklarını belirten Yetiş, bunun için yurtdışından hiçbir teknoloji yapmadıklarını, tamamen özgün bir üretim teknolojisi olduğunu kaydetti. TÜBİTAK’ın bu konudaki başarısıyla artık Türkiye’nin de bu alanda söz sahibi bir ülke konumuna ulaştığını vurgulayan Yetiş, şunları söyledi:

    ‘Enstitüde ürettiğimiz mikroçipleri, geliştirdiğimiz bilgi güvenliği cihazlarında kullanıyoruz. Mikroçiplerin içindeki transistörlerin geçit kalınlıkları çok önemlidir. Mikroçip üretimindeki başarı bu kalınlıklar ve üretimdeki verimlilikle ölçülür.

    15 ÜLKEDEN BİRİYİZ

    Eskiden iki noktayı birleştiren bu geçit kalınlıkları 10 mikron düzeyindeydi. Bugün 0.3 ve 0.15 mikrona kadar indirildi. Bunlar dünyada çok kullanılan şeyler değil ama teknoloji bunu gerektiriyor. Biz burada önce 3 mikronluk bir teknolojiyi geliştirdik ve şu anda 1,5 mikron teknolojisiyle çalışıyoruz. Yıl içinde 0.7 mikronu deneyeceğiz. Dünyada şu anda en çok kullanılan teknoloji 0.7 mikron teknolojisidir. Kimse farkında değil ama Türkiye artık dünyada çip yapan bilgi birikimine sahip ülkelerden birisidir. Mikroçip yapan ülkeler sayıldığında en fazla 15 ülke bu teknolojiye sahiptir. Biz de bu ülkelerden biriyiz. İhtiyacımız olan mikroçipleri yapabilecek teknolojik bilgimiz var. Bu muhteşem bir olay.’

    Çipte Atatürk portresi ve imzası

    TÜBİTAK’ta üretilen mikroçiplerin tamamen özgün bir teknoloji olduğunu vurgulayan Önder Yetiş, mikroçiplere Türk teknolojisini simgelemesi için Türkiye’ye muasır medeniyet düzeyine ulaşma hedefini veren Atatürk’ün portresi ile ‘K. Atatürk’ yazılı imzasını yerleştirdiklerini bildirdi. Yetiş, Atatürk’ün portresi ve imzasının mikroçipin içine 100X100 mikron ölçüsünde konulduğunu belirtti.

    https://www.hurriyet.com.tr/gundem/tubitak-cip-uretti-turkiye-teknodev-lere-dahil-oldu-227670

    2004 yılındaki haberi buldum sonunda. 🙂

  • Kurucu

    ya nerden buluyorsun bunlari 🙂


  • Daha Ay'a gidicez eller aya biz yaya sözünü tarihe karıştırıcaz. Hele bir seçimleri kazanalım, Mars'a filan ilk biz gideriz belki de. Nasıl olsa jelibon rezervleri ile köşeyi dönecez, neden olmasın? Bu jelibondan voliyi vuracaz.


  • Şimdi 2004 yılının bu haberini aynen al, bugün son dakika haberi olarak virgülüne dokunmadan yayınla.

    Yine jelibon haber olur. Aymazlığın, kandırığın bu kadarını daha tarih yazmadı, ilk kez yazıyor.

    Hitler'in propaganda bakanı Göbbels yalanda, kandırıkta, keklemede bu kadar başarılı olamamıştı. Alman halkı Hitler'i seçmekle hata yaptığını anlamıştı ama artık geri dönüş yoktu. Yoksa Göbbels Almanları çok feci keklediği, Hitler'in "neredeyse bir peygamber" değil, hatta "ona dokunması ibadet" bir tanrı olduğuna inandırdığı için, saftirik cahillere "onun godinin gıliyim" dedirttiği için filan değil.


  • Yani buradan anlaşılan şu ki 1930 lu yılların Alman halkı ile şimdiki Türk halkı arasında kandırık açısından çok büyük fark var. Kandırmanın başarısı kandırana ait değil, kandırılanda keramet!

    Kandırılmaya, aldatılmaya dünden hazır bir halk bulduğunda propaganda bakanı Göbbels'e filan ihtiyacın yok. "Yaaaaa alaaaaah yaaaa pismillaaaaah" dedin mi yeter. Öyle ince propaganda yöntemleri filan gerekmiyor. Kendin de zeki meki, bilgin milgin olmana hiç gerek yok. Bir şeyden anlamayan sadece hocaların üfürüklerini almış bir cahil olman yeterli olmanın ötesinde, büyük avantaj!

    Hiç bir şeyden anlama, ama faize karşı olmanın dünyanın en büyük ekonomisti olmanı sağladığını iddia et, işin içine faizi, yani dini duyarlılığı soktuğun için senden daha inanılır, daha güveniliri olmaz!

    Önüne çıkan her meselede dini daya gitsin. Ensarız biz ensaaaar dedin miydi en olmayacak dayatmayı daya, doldur içeri kimi istiyorsan. Hayır şunu kim dayatsa isyan çıkacakken, ensarız biz ensar deyince akan sular duruyorsa, dinin açmayacağı kapı yoksa bir ülkede, beyin nerde o zaman?


  • Fakat tabii her işte bir hayır vardır derler, doğrudur. Atatürk devrimleri yapılalı ve din devreden çıkarılalı bu halkın kafasında acaba doğru yaptık mı acaba allah bize gücendi mi takıntısı hep kaldı. Bu takıntıdan bir türlü çıkamadı bu halk.

    Eğer dine bir dönüş yapalım bakalım nasıl olacak hata mı yapmışız yoksa hata mı yapıyoruz anlayalım demeseydi bu takıntı kafasında hep kalacaktı. Dini tarihe gömmek ve ondan kurtulmak için bu aşamadan geçmek gerekiyor gibi görünüyor. Umarım dincilik ve ırkçılık birbirine sarılarak birlikte batıp giderler.

    Umut yersiz olsa da çıkmamış candan umut kesilmez. Kesmemek de gerekir. İnsanlar yüzyıllarca, bin yıllarca nelere katlanmak zorunda kaldı, karanlık dogmalar içinde ne hayatlar söndü. Aydınlık yüzü görülmeden çağlar geçti. Olacak, doğaldır. Her gecenin şafağı söker.


Benzer Konular

  • 17
  • 4
  • 3
  • 7
  • 2