• ~BİR EV NE ZAMAN EV OLUR? ~

    -"Çıkıyor lanet adam...Başımıza bela olacak-" dediğinde birbirlerine baktılar...Ayşe yakında ameliyat olup, sonra da Amerika'ya gidip hayatını kurtaracağından bahsetti. Caner ise gerekli parayı bulup, işini kuracağından. Annesi öldüklerinden beri otel gibi kullandıkları evlerinden apar topar çıkıp farklı yönlere doğru yola çıktılar sonra da...

    Ragıp bey aynı gün bükülmüş beliyle cezaevinin kapısından çıkarken onu karşılamaya kimsenin gelmediğini görünce gözleri nemlenmişti.Yaşı altmışbeşti. Ve yıllardır yaşadığı mahkum hayatı çok yormuştu onu...Tüm delillerin kendini gösterdiği davada adam öldürmek suçundan yirbeş yıl hapis yemişti... Tüm bu olanları düşünerek bir otobüse bindi. Ve henüz alışamadığı özgür hayatı otobüsün penceresinden izleyerek evine doğru yol almaya başladı...

    Eve vardığında yine anahtarın balkondaki saksının altında ve herşeyin eskisi gibi ama biraz dağınık olduğunu gördü. Solon duvarındaki aile resmine baktığında içi gitmişti. Vefat eden eşi Zehra hanım'ın resmine odaklandı uzun uzun. Sonra sedire oturup evlatlarını beklemeye başladı...

    Gece tam on ikide kapı açılmış iki dakika arayla, Ayşe ve Caner girmişti içeriye...
    -"Babanıza bir hoşgeldin demek yokmu? -" dediğinde. İkiside yüz çevirmiş, sanki hiç yokmuş gibi davranmıştı Ragıp beye.

    -"Keşke hiç gelmeseydin. Geriye bıraktığın utancı yıllarca taşıttın omuzlarımızda. Şimdi varlığın daha da yük olacak-" diyen kızı Ayşe'ye baktı biran.Düşmanlıkları hala bitmemişti demek. Yirmi beş yıl boyunca birkez olsun babalarını ziyarete gelmezmiydi insan? Gelmemişlerdi...Aramamışlardı bile.

    -" Sen bir masumun canına kıydın.Bizi boynu bükük bıraktın. Rahmetli anam hep inandı sana. Ama biz onun göremediklerini gördük.Deliller ortada işte.Hemde gün gibi ortada-"diye devam eden Caner tek kelime etmesine izin vermedi Ragıp beyin...

    Bir baba gibi görmediler o günden sonra Ragıp beyi... Evdeki varlığını bile görmezden geldiler.Ayşe güçlükle bulduğu yardımsever adamın haberini beklerken ameliyat günü için , bir taraftan da pasaportunu ayarlamaya çalışıyordu. Ameliyattan sonra özgür bir kuş gibi uçup gidecekti...Ve hayal ettiği hayata kavuşacaktı.

    Caner ise kuracağı işle süslüyordu hayallerini...
    Tüm bunlar olup biterken ise evi tam anlamıyla bir otel gibi kullanmaya devam ediyorlardı. Yüzüne bakmadıkları babaları Ragıp bey,bir sabah arkalarından seslendi.
    -"Sizin ev sandığınız bu bina çoktan ev olmaktan çıkmış.. El verinde tekrar düzeltelim bu evi-" dediğinde, arkasını döndü Ayşe... Büyük bir kinle baktı babasının yüzüne sonrada.

    -"Evi düzenleyip, eşyaları değişince bitecek herşey öylemi? Sende iyi bir baba olacaksın. Bana baksana sen. O işler senin dediğin gibi olmuyor.Hiçbirşey yapamana gerek yok.Caner de, bende yakında yeni hayatlarımıza kavuşacağız. Sende bu evi istediğin gibi bir ev yaparsın. - "demiş ve kapıyı çarpıp çıkmıştı evden...

    Çocukları gidince, gözyaşlarıyla baktı yine duvardaki aile resmine.Rahmetli eşiyle dertleşti sonra gözyaşlarıyla... Sonrada ev telefonundan avukatını aramıştı. Caner evin merdivenlerinde ayakkabısını giyerken o anlarda birtek "avukat" sözünü işitince,
    -"Anamın evinede göz koydu. Yakında bu evdende attıracak bizi belli. Biran önce başımızın çaresine bakmamız gerek-" diye düşünmüştü içten içe...

    Ayşe o gün ameliyatını karşılayacak yardımsever adamdan sürpriz bir telefon almış, üç gün sonraya herşeyin hazır olacağını söylediğinde adam, içi içine sığmamıştı... Çantasından pasaportunu çıkarıp,
    -" Kurtuluyorum sonunda. Kurtuluyorum işte... -"diye defalarca tekrarlamıştı...

    Tam üç gün sonra hastahaneye gitti büyük bir mutlulukla .Ameliyatını yaptıran yardımsever adama defalarca teşekkür ederek minnetle baktı gözlerine. Ameliyathaneye girerken ise havaalanına gideceği o anı hayal ediyordu...

    Caner ise o anlarda ustasının yazıhanesine çağırılmıştı.Ustası artık yetiştiğini, ve kendi işyerini açabilecek beceriye ulaştığını söylediğinde pek bir gurur duymuştu kendisiyle... O an yıllardır yanında çalıştığı adam bir kaç deste parayı önüne kıyunca prk bir şaşırdı. Sesi titredi. Birşet diyemedi heyecandan... Sonrada Caner'in şalkın bakışları arasında ustası,
    -"Bu para senindir. Yıllar önce baban çok büyük iyilik yapmıştı bana. Hapishaneye girince benimle görüşmek istemiş.Görüşe gittiğimde, oğlum benimle konuşmuyor. Yanına al eğit iş öğret ona dediydi.Ragıp abi has adamdır.Onun evladı evladımdır diyerek yanıma aldım seni.Elimden geldiğince işi öğrettim.Usta yaptım. Baban marangozdu bilirsin. Devlet içeride çalışma imkanı vermiş mahkumlara... Yıllarca çalışıp kazandığı parayı bana yolladı en doğru zamanda sana vermem için... Bu para senindir Caner. Sen ne güzel bir babaya sahipsin-"dediğinde yüreği titremişti Caner" in... Eve koştu ama babasını bulamadı. Gelmesini bekleyecekti... Ve çok şey söyleyecekti ona.

    Ayşe tam sekiz saat süren ameliyat'ın ardından gözlerini açtığında ise başında ameliyat masraflarını karşılayan adamı görmüştü. Adam elindeki uçak biletini uzattı Ayşe'ye. Genç kızın tüyleri diken diken olmuştu. Bir adım daha yaklaşmıştı işte hayallerine. Nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu ki Vasfi beye... Yüreği öyle hızlı atıyordu ki.

    Sonra Vasfi bey konuşmaya başladı gülümseyerek, -"Kızım, benim babam mahkumdur. Bir gece koğuşta kalbi durmuş.Baban doktorlar gelene kadar kalp masajı yapmış babama... Tam kırk iki dakika, hiç durmadan dinlenmeden hemde... Babam kurtuldu. Yaşıyorsa senin babanın sayesindedir.Bu hastahane benim biliyormusun? Ragıp amca siz onunla konuşmasanız bile peşinizi hiç bırakmadı. Senin böbrek nakline ihtiyacın olduğunu, hasta olduğunu öğrenince babam vasıtasıyla bana ulaştı.Yardım kurumlarından medet umarken bende babanın benden istediği bu role büründüm... Senin karşına çıktım. Yan odada sana böbreğini veren baban yatıyor şimdi. Bu biletlerde ondan sana son hediye... - "dediğinde yanaklarından yaşlar boşalmıştı Ayşe'nin...

    İki gün sonra yaşlı babalarının kollarına girmiş halde evlerinin kapısını açtılar ve içeriye girdiler hep birlikte ....

    Hiç duymadıkları bir koku duymuşlardı o an evlerinde... Tam herşeyi konuşmaya başlayacaklarken, kapı çalmış ve açtıklarında avukat olduğunu söyleyen bir adamı görmüşler di karşılarında...
    -"Müjde Ragıp bey.. Çok çalıştım. Dava dosyasını, delilleri büyük bir titizlikke inceledim... Davayıda açtım istediğiniz gibi. Mucize oldu. Suçsuzluğunuz kanıtlandı. Seneler önce suçu sizin üzerinize atan arkaşınızda itiraf etti gerçekleri.Siz masum yere onca sene ceza çektiniz. Olayla hiçbir ilginiz olmadığı halde hemde. -"dediğinde gözleri nemlenmişti Ragıp beyin... Oğlu ve kızı gözyaşlarıyla sarıldılar o an babalarına... Ayşe uçak biletini yırtıp çöpe atmıştı bile ... Babalarına inanamadıkları, onu bilmeden suçladıkları ve sırt çevirdikleri için okadar pişmandılar ki... O günden sonra sevgi bağıyla sıkı sıkıya bağlı bir aile olmuşlardı... Huzur kokuyordu evleri.Ve öyle çok inanıp giveniyorlardı ki artık birbirlerine...

    Ayşe evlerine yakın bir yerde işe girdi o günden sonra Babasının verdiği böbrekle sağlıklı bir hayata kavuştu... Asıl özgürlüğün ve mutluluğun ailesi olduğunu çok iyi anladı artık. Caner ise kendi işyerini açtı. Ailesine destek oluyor tüm gücüyle . Her sabah huzurla yaptıkları kahvaltıdan sonra ikiside babasının yanaklarını öperken, Ragıp bey nemli gözlerle salonda asılı olan aile resimlerine bakıyor... Ve,
    -"Bir ev gerçek bir aile olunabildiğinde ev olur... Huzuru, mutluluğu ailende bulduğunda ev olur. Şükürler olsun hanım. Evimiz gerçek bir ev artık. Şükürler olsun. Ailemiz gerçek bir aile artık-"diyor gözyaşlarıyla...

    Evlerimizin gerçek birer ev olması dileğiyle...

    #Yazar #Mertaşkın


Benzer Konular