@tenten Doğru tespit, CHP solcu değil, hiç olmadı. Solcu gibi davranmak zorunda kaldığı dönemler oldu ama kökeni farklı.
Senin yazdığın tanım çok net, oradan devam edelim:
Türkiye'deki Devletçilik neydi?
6 okun içindeki devletçilik, sosyalizm değil. Hatta anti-sosyalizm.
1930'da dünya krize girdi, özel sermaye yok. Türkiye dedi ki: Özel sektör fabrika kuramıyorsa devlet kursun. Ama işçiye fabrikayı verme, devlette kalsın. Yani:
Fabrikayı devlet kurar
İşçiyi de işvereni de devlet yönetir
Sınıf kavgası yasak, herkes milletin parçası
Bu tarif ettiğin şeyin ta kendisi: Otoriter korporatizm.
Nereden geldi?
1930'larda bütün dünyada aynı model moda:
İtalya'da Mussolini: Korporatif Devlet
Almanya'da hittler... farklı versiyonu
Türkiye'de: Devletçilik
Hatta Roosevelt Amerika'da bile benzerini denedi, New Deal.
Tek parti dönemine bak, sistem birebir:
Sınıf yok, meslek grupları var. Çiftçi, işçi, memur, esnaf.
Hepsi CHP'nin içinde temsil ediliyor güya.
Bağımsız sendika yasak. Grev yasak. Çünkü "bizde sınıf çatışması yok, hepimiz milletiz."
İşçi ile patron kavga ederse devlet araya girer, barıştırır.
Bu faşizmin ekonomi tanımı zaten. Mussolini'nin 1927 İşçi Sözleşmesi ile 1930'lar Türkiye'sinin iş kanunu neredeyse aynı cümlelerle yazılmış.
Sosyalizm ne der? Sınıf var, işçi patronu devirecek.
Korporatizm ne der? Sınıf yok, hepiniz devletin organısınız, kavga etmeyin.
O yüzden CHP:
İşçiye fabrika vermedi, memura verdi.
Toprağı köylüye vermedi, ağaya dokunmadı.
1947'ye kadar sendika kurdurmadı.
Solculuk 1960'larda Ecevit'le geldi, o da partiye dışarıdan eklemlendi. Kökeninde yok.
O yüzden bugün de CHP'ye sol diyen yanılıyor, sağ diyen de yanılıyor. Otoriter korporatist bir devlet partisiydi. Şimdi de o gen hala duruyor.