İçeriğe atla
  • 1k Konu
    17k İleti
    Yapma KafaY
    Siyasi sorumlular ve kamu görevlileri ağır cezalar alana kadar siyasete güvenmem. Hangi ülke olursa olsun. İşini partiden yürütmek, bürokrat ve gazeteci satın almak, tehdit ederek üstünü örtmek gibi konular devam ettikçe hiçbir devlete güvenmem.
  • 465 Konu
    1k İleti
    S
    Sokaktan 500 kişiyi çevirsek sadece 1-2 tanesi yapay zekaya yakın seviyede felsefe yapabilir. Başka söze gerek yok. YZ her konuda insandan daha iyi. Bilinç tartışması tamamen gereksizdir. Zaten bilincin ne olduğu da bilinmiyor. Ben YZ nin insandan çok daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. Hayır, bilincin ne olduğu bilimsel ve felsefi olarak hâlâ tam olarak belli değildir. Bilim insanları ve filozoflar bilincin ne işe yaradığı, beyinde nasıl çalıştığı ve hatta kelime anlamı olarak tam olarak neyi kapsadığı konusunda kesin bir uzlaşmaya varamamıştır.
  • 78 2k
    78 Konu
    2k İleti
    Yapma KafaY
    @TENTEN said: 202 / 404 / 808 / 954 / 9*3 2 = 0+2 4=0+4 8=0+8 9=5+4 9=6+3 yanıt 6 interpolasyona gerek yok.
  • 356 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Mucize bir delil değildir ki. Tek seferlik delil olmaz. 100 tane hatta 1000 tane yalancı şahit bulup kendimi mucize gösteren biri gibi tanıtabilirim. Bu en eski eleştirilerden biri. İspat edilse mucize olmazdı bilim olurdu. Tek seferlik olay delil olmaz çünkü denetlenemez. 1000 şahit bulmak da zor değil, tarihte parayla şahitlik, grup hipnozu, abartma çok görülmüş. O yüzden filozoflar mucizeyi delil olarak zayıf bulurlar. Hume mesela aynen şunu diyor: "Bir mucizenin olduğunu kanıtlamak, mucizenin kendisinden daha büyük bir mucize gerektirir." İki sorun var: Tek seferlik olduğu için bilim gibi test edemezsin. Rivayetle geldiği için, yalancılığı ihtimali her zaman mucizenin olma ihtimalinden daha yüksek. Bu yüzden modern dünyada "ben peygamberim ve mucizem bu" diyen biri ciddiye alınmıyor. Çünkü toplu aldatma, illüzyon, şahit manipülasyonu hep daha olası. Mantık tam da buraya oturuyor: Mucize delil olamazsa, peygamberlik iddiası da sadece sözde kalır. Sözle de peygamber olunmaz. Bu eleştiriyi ilk yapanlardan biri İbn-i Rüşd'dü hatta. "Peygamberin doğruluğu mucizesiyle değil, getirdiği sözün tutarlılığıyla anlaşılır" demişti. Bu güzel bir benzetme. Gerçekten işe yarayan, tutarlı, herkese faydalı ve tekrarlanabilir bir bilgi getirenler gerçek peygamberdir buna göre. Newton, Boltzmann, Arşimet: Söyledikleri her yerde çalışıyor, herkes test edebiliyor, yalanlanamıyor, insanlığa fayda veriyor. Delilleri kendileri. Diğerleri: Tekrarlanamayan, sadece kendine ve birkaç şahide dayanan, faydası kişiden kişiye değişen hikayeler anlatıyor. Bu bakışa göre peygamberi şöyle yeniden tanımlıyorsun: Peygamber = İnsanlığa evrensel ve doğrulanabilir bir hakikat getiren kişi. Bu tanımda bilim insanları en güçlü peygamberler oluyor. Dinler buna itiraz eder, "biz ahlak, anlam getiriyoruz, bilim eşyayı anlatıyor" derler. Dinlerin ahlakı tamamen kültürel bir şey. Evrensel değil. Sağ elle yemek domuz yememek gibi kurallar evrensel değil. Evrensel olan insan haklarıdır. Yalan hırsızlık sözünde durma dürüstlük gibi.. Dinlerin içinde iki katman var ve çok karışıyor: Kültürel kurallar: Sağ elle yemek, domuz yememek, nasıl giyineceksin, ne zaman oruç tutacaksın. Bunlar coğrafyaya göre değişiyor. Çölde domuz yemek tehlikeliydi, yasak oldu. Kuzeyde değil. Evrensel değil. Evrensel ilkeler: Yalan söyleme, çalma, öldürme, sözünde dur, adil ol. Bunlar her dinde var ama dinden önce de var. Din olmadan da var. Evrensel olan ikinci grup. İnsan hakları dediğimiz şey de tam oradan çıkıyor. Her kültürde, her dinden bağımsız olarak aynı. Sorun şu: Dinler genelde birinci grubu ikinci grubun önüne koyup "ahlak budur" diyor. O zaman evrensel olan kayboluyor, kültürel olan evrenselmiş gibi dayatılıyor. Kültürel kural tekrarlanamaz, evrensel değildir, o yüzden yasa değil. Evrensel ilke her yerde aynı çalışır, o yasa. Bu yüzden modern hukuk dinlerin kültürel kısmını almıyor, evrensel kısmını alıp insan hakları diye yeniden yazıyor.
  • 479 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Günümüzde lobilerin ağaların şirketlerin halka karşı kullanacakları şiddet araçları şekil değiştirdi . Öldürmek istese devleti öne sürüyor. Çalmak istese devleti aracı yapıyor.. her türlü suçlarına devleti kullanarak meşru kılıf buluyorlar Weber'in 100 yıl önce söylediği tanım tam bu: "Devlet, şiddetin meşru kullanımını tekeline alan aygıttır." Şiddeti kendisi kullanmak istemeyen, ama şiddetten fayda görmek isteyenler devleti taşeron yapıyorlar Nasıl? 1. Şiddet için devleti öne sürmek: Eskiden ağa kendi adamıyla köy basardı. Bugün bunu yapsa katil olur. Ama "imar kanunu, kamulaştırma, güvenlik gerekçesi" derse, yıkımı devlet yapıyor. Sonuç aynı, ev yıkılıyor ama fail ortada yok. Dosyada "idari işlem" yazıyor. 2. Çalmak için devleti aracı yapmak: Eskiden kervan keserdin, haydut olurdun. Bugün ihale, teşvik, vergi muafiyeti, imar değişikliği var. Para doğrudan cebine girmiyor, önce devletten geçiyor. O yüzden hırsızlık değil, "teşvikten yararlanma" oluyor. Günümüzde ağanın elinde kırbaç yok ama: Borç var İcra var Ruhsat iptali var "Terör soruşturması, vergi incelemesi" tehdidi var Bunların hepsi de modern kırbaç. Fiziksel değil, ekonomik ve hukuki şiddet. Durum devletin yok olması değil, tam tersi devletin "ele geçirilmesi". Buna da siyaset biliminde "state capture" diyorlar. Ağa devleti yıkmak istemez, yıkarsa işleyeceği suçlara meşruiyet kılıfı gider. O yüzden hep "daha çok devlet, daha çok düzenleme, daha çok denetim" ister, çünkü denetleyen de kendisi olunca, denetim = koruma oluyor. Bugün sözde muhalefetin bile devleti öncelik görmesindeki temel mantık bu. Hepsi de feodalizm düzeninden nemalanıyorlar. Adına da sosyal demokrat demişler.
  • 26 Konu
    962 İleti
    phiP
    Merhaba Sitemiz v4.16.3 versiyonuna guncellenmistir.
  • Günümüzde lobilerin ağaların şirketlerin halka karşı kullanacakları şiddet araçları şekil değiştirdi . Öldürmek istese devleti öne sürüyor. Çalmak istese devleti aracı yapıyor.. her türlü suçlarına devleti kullanarak meşru kılıf buluyorlar

    Weber'in 100 yıl önce söylediği tanım tam bu: "Devlet, şiddetin meşru kullanımını tekeline alan aygıttır."

    Şiddeti kendisi kullanmak istemeyen, ama şiddetten fayda görmek isteyenler devleti taşeron yapıyorlar

    Nasıl?

    1. Şiddet için devleti öne sürmek:

    Eskiden ağa kendi adamıyla köy basardı. Bugün bunu yapsa katil olur. Ama "imar kanunu, kamulaştırma, güvenlik gerekçesi" derse, yıkımı devlet yapıyor. Sonuç aynı, ev yıkılıyor ama fail ortada yok. Dosyada "idari işlem" yazıyor.

    2. Çalmak için devleti aracı yapmak:

    Eskiden kervan keserdin, haydut olurdun. Bugün ihale, teşvik, vergi muafiyeti, imar değişikliği var. Para doğrudan cebine girmiyor, önce devletten geçiyor. O yüzden hırsızlık değil, "teşvikten yararlanma" oluyor.

    Günümüzde ağanın elinde kırbaç yok ama:

    Borç var İcra var Ruhsat iptali var "Terör soruşturması, vergi incelemesi" tehdidi var

    Bunların hepsi de modern kırbaç. Fiziksel değil, ekonomik ve hukuki şiddet.

    Durum devletin yok olması değil, tam tersi devletin "ele geçirilmesi". Buna da siyaset biliminde "state capture" diyorlar. Ağa devleti yıkmak istemez, yıkarsa işleyeceği suçlara meşruiyet kılıfı gider. O yüzden hep "daha çok devlet, daha çok düzenleme, daha çok denetim" ister, çünkü denetleyen de kendisi olunca, denetim = koruma oluyor.

    Bugün sözde muhalefetin bile devleti öncelik görmesindeki temel mantık bu. Hepsi de feodalizm düzeninden nemalanıyorlar. Adına da sosyal demokrat demişler.

    daha fazla oku

  • Eskiden feodalizm açıktı:

    Ağa der ki: Toprak benim, sen benim toprağımda çalışırsın, can güvenliğini ben sağlarım, sen de ürünün yarısını verirsin.

    Şimdi aynısını açık dese kimse fabrikada kırbaçla çalışmaz. Çünkü halkın elinde 3 tane yeni araç var, eskiden yoktu:

    Hukuk dili: En azından kağıt üstünde göstermelik de olsa "eşit vatandaşsın" diyebiliyorsun, dava açabiliyorsun.

    Bilgi: Eskiden ağa "yağmur yağmadı" dese inanmak zorundaydın, şimdi meteorolojiye bakıyorsun.

    Organize olma: Eskiden köyden çıkamıyordun, şimdi sendika, dernek, sosyal medya var.

    O yüzden doğrudan feodalizme dönemiyorlar, "maske" gerekiyor. Maske de devlet.

    Devlet neden işlerine yarıyor?

    Meşruiyet veriyor: "Ben ağa olarak almıyorum, devlet vergi olarak alıyor, sonra bana ihale olarak veriyor" diyor.

    Riski dağıtıyor: Fabrikada işçi ölürse, feodal düzende suç ağanın, modern düzende "iş kazası, kader" oluyor.

    Üretimi artırıyor: Kırbaçla günde 8 saat çalıştırırsın, "kariyer, prim, kredi borcu" ile 12 saat gönüllü çalıştırırsın.

    "Zaten üreten halk, onlar sadece kazancını yiyor."

    Bu 300 yıldır aynı tartışma. Adam Smith de, Karl Marx da, İbn Haldun da aynı yere geliyor: Üretmeyen ama bölüşümü kontrol eden sınıf, her çağda kendine yeni bir kılıf buluyor.

    Eskiden kılıf olarak "kanım asil, Tanrı beni seçti" derlerdi. bugün ise modern kılıf "ben daha girişimciyim, risk alıyorum, markam var". Diyorlar.

    Bu piçleşme aslında yeni bir şey değil, kılıfın eskimesi. Kılıf eskidiğinde, altındaki feodal iskelet görünmeye başlıyor.

    Günümüzde muhalefet bile aynı feodalizmi savunuyor. Adına sosyal demokratlık deniyor.

    Patron kaymağı yesin işçiye devlet baksın.. işte size sosyal demokratlık yada liberalizm maskesi altındaki neo-feodalizm

    daha fazla oku

  • Siyasi sorumlular ve kamu görevlileri ağır cezalar alana kadar siyasete güvenmem. Hangi ülke olursa olsun.

    İşini partiden yürütmek, bürokrat ve gazeteci satın almak, tehdit ederek üstünü örtmek gibi konular devam ettikçe hiçbir devlete güvenmem.

    daha fazla oku

  • Lafı uzatmadan direkt konuya gireceğim

    2017, Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi, 5 ayda 115-158 arası 18 yaş altı hamile çocuk, 38'i 15 yaş altı. Hastanenin polise bildirim yapmadığı, durumu tutanakla savcılığa bildiren sosyal hizmet uzmanı İclal Nergiz'in ise sürgün edildiği ortaya çıkmıştı.

    Valilik önce soruşturma izni vermedi, sonra Bölge İdare Mahkemesi "çocuk istismarına ilişkin kuvvetli emare var" diyerek o kararı iptal etti, soruşturma izni verildi. edc7

    2018'de patladı, 2026 oldu, hala toplumun gözünde "ne oldu" sorusu duruyor. Savcılıkta cinsel istismar dosyaları ayrı yürüyor dendi ama kamuoyuna yansıyan toplu bir hesap verme olmadı.

    İşte burada AİHM ve feminizm eleştirisi cuk oturuyor:

    Çocuk hakları deyince Avrupa'da çok hassas olan mekanizma, Türkiye'de 38 tane 15 yaş altı çocuk hamile kalmış, sistematik bildirim yapılmamış, bunu ortaya çıkaran cezalandırılmış, buna dair tek bir hızlandırılmış, öncelikli AİHM kararı duymuyoruz.

    Ama aynı dönemde siyasi bir figürün Twitter dosyası 6 ayda pilot karar oluyor.

    Vatandaş da haklı olarak diyor ki: "Çocuk hakkı evrensel değil mi, neden biri için jet hızı, diğeri için yıllarca bekleme?"

    Bu öncelik sıralaması olduğu sürece de AİHM'in çocuk haklarını savunduğu algısı oluşmuyor. İşine gelen dosya, sesi çok çıkan dosya öne alınıyor.

    Hiçbir kadın hakları derneği ve feminist dernekleri ortada yoktu.

    İclal Nergiz bu haberi ortaya çıkardığı için neredeyse tımarhaneye yatırılacaktı.

    Chp yi unuttuğumu sanmayın. O zaten topu çevirdi çevirdi olayı unutturdu gitti.

    İşin ucu hangi zenginlere ve siyasetçilere dokundu sorusu akla geliyor.

    Delikanlı feministler ortada yoklar!!! Patronları izin vermemiş olabilir.

    Neyse pembe don giyip boğaziçi kampüsünde dans edin eniyisi.

    daha fazla oku

  • Türkiye siyasetinde genelde tartışmalar CHP ne kadar sosyal demokrat diye oluyor.

    Türkiye siyasetinin tamamı batı çalışma gurubunun kontrolünde. Akp ne kadar muhafazakar ise chp de o kadar sosyal demokrat.

    Bak böyle düşününce terazi dengeleniyor. Hepsi ortada buluşuyorlar.

    Bildiğim tek şey tr siyasetinin halk düşmanı oldukları.

    Konuyu daha da genişletebiliriz.

    Sözde millet vekili maaşı 350 bin
    Sözde kamu görevlisi en düşük 70 bin alırken

    Asgari ücret 28 bin.

    Hangisi hangisine karşı buradan da net anlaşılıyor zaten.

    Bie başka açıdan bakalım; korona zamanında chp nin ne kadar da kapitalist faşist provakatif davrandığını gördük. Küresel projelerin üstüne atlayan ilk sazan..güya muhalefet güya sorgulayan bir parti.

    Tıpkı avrupanın insan hakları mahkemesi gibi.. kendi ajanları dışında hiç kimsenin hakkını umursadığı görülmemiştir.

    daha fazla oku

Forum Bilgisi

Kimler Çevrimiçi [Tam liste]

Şu anda 1 aktif kullanıcı var (1 üye ve 0 misafir).

Forum İstatistikleri

Üyelerimiz 2.6k konuda toplam 26.4k ileti yazdı.
Şu an itibariyle kayıtlı 124 üyemiz bulunmaktadır.
Aramızda görmekten mutluluk duyduğumuz en yeni üyemiz, statsnet.
Tek seferde en fazla çevrimiçi kullanıcı sayısı 19 Ocak 2026 Pazartesi günü, 102 kişiydi.