İçeriğe atla
  • 1k Konu
    16k İleti
    H
    Tristesse · Zaho de Sagazan Müzik başlığı bulamadım. Dinlediğimi bu başlıktan paylaşayım istedim. İyi geceler herkese....
  • 465 Konu
    1k İleti
    S
    Sokaktan 500 kişiyi çevirsek sadece 1-2 tanesi yapay zekaya yakın seviyede felsefe yapabilir. Başka söze gerek yok. YZ her konuda insandan daha iyi. Bilinç tartışması tamamen gereksizdir. Zaten bilincin ne olduğu da bilinmiyor. Ben YZ nin insandan çok daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. Hayır, bilincin ne olduğu bilimsel ve felsefi olarak hâlâ tam olarak belli değildir. Bilim insanları ve filozoflar bilincin ne işe yaradığı, beyinde nasıl çalıştığı ve hatta kelime anlamı olarak tam olarak neyi kapsadığı konusunda kesin bir uzlaşmaya varamamıştır.
  • 78 2k
    78 Konu
    2k İleti
    Yapma KafaY
    @TENTEN said: 202 / 404 / 808 / 954 / 9*3 2 = 0+2 4=0+4 8=0+8 9=5+4 9=6+3 yanıt 6 interpolasyona gerek yok.
  • 355 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Türkiyede Hekate tanrısnın üçlemesine adanmış diziler listesi; hepsinin ortak noktası erkek düşmanı olmaları, Cadı olmaları, feminist olmaları. Sihirli annem (kız torun, kız çocuk,kaynana) Hepsi bir (üç kız) Selena( selin leyla nazlı üçlüsü) Üç kız kardeş (yeni dizi) Hekate de üç başlı cadı kadını sembolize ediyor temelde üç kadının birleşimini temsil ediyor. Bunun arap versiyonu lat menat uzza dır. Belgrad ormanlarında cadılık ayini yapan çatlakların da örnek aldıkları mitoloji budur. Anımsarsanız ormanda kendini hekateye adayan bir cadı adayı ölmüştü. Artık nasıl bir beyin yıkamaysa. Feministler hemen suçu erkeğe yıkmaya çalıştı ama tutmadı. Kocası öldürmedi baskı yapmadı ama feministler hemen probagandayı kocasının üzerine yıkıp "üç gün önce kavga ettiler kız bunalımda" diye yalan söylediler. İşin gerçeği ortaya çıkınca hepsi kaçtı. Ortada yoklar şimdi. Hekate-cilik sapkınlığı önlenmezse daha da beterleri olacak.
  • 469 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Namuslu insanlar rezil olmaktan korkuyor ama namussuzlar korkmuyor Çünkü ikisinin kaybedecek şeyi aynı değil. Namuslu insanın bu hayatta biriktirdiği tek sermaye itibarıdır. Yıllarca "dürüst" kalmak için dişini sıkmıştır. Bir iftira, bir yanlış anlaşılma, bir rezillik o yılları bir gecede silebilir. O yüzden korkar. Koruyacak bir şeyi vardır. Namussuzun ise kaybedecek bir itibarı yoktur zaten. Rezil olmaktan neden korksun? Rezillik onun için normal. Hatta bazen reklam. "Rezil olduk" der, iki gün sonra kaldığı yerden devam eder, çünkü utanma kası yoktur. Sorun da tam burada başlıyor. Toplum rezilliği cezalandırmadığında, denklem tersine dönüyor: Namuslu olan susuyor, "aman adımız karışmasın" diye geri çekiliyor. Namussuz olan bağırıyor, çünkü ne kadar bağırırsa namuslunun o kadar korkacağını biliyor. O yüzden meydanlar hep ikinci gruba kalıyor. Eskiler buna çok güzel bir şey demiş: "Ar damarı çatlamak." Ar damarı bir kere çatladı mı, insan her şeyi yapar. Ama ar damarı sağlam olan, en ufak çatlakta bile acı çeker. Ar damarını çatlatan da toplumun tepkisizliği ve pısırıklığı. Ar damarı kendiliğinden çatlamaz. Toplum "çatlasın, sorun yok" dediğinde çatlar. Mekanizma çok basit: Biri ilk kez namussuzluk yapar, etrafına bakar. Herkes görür ama kimse ses çıkarmaz. "Aman bulaşmayayım, bana dokunmayan yılan..." der. Rezillik yapan şunu öğrenir: Rezil olmanın bir bedeli yokmuş. İkinciyi yapar, üçüncüyü yapar. Artık utanılacak bir şey kalmamıştır. Çünkü toplum ona utancı öğretmemiştir. Bizde tepkisizlik hep nezaket, olgunluk, "büyüklük bende kalsın" diye yutturuldu. Halbuki tepkisizlik korkaklıktır. Konforu bozulmasın diye susmaktır. Korkaklığı erdem diye yutturdular Ve bir zaman sonra namuslu insan sadece rezil olmaktan değil, yalnız kalmaktan korkmaya başlıyor. "Ben itiraz edersem herkes susacak, ben tek başıma rezil olacağım" diye düşünüyor. Ve o da susuyor. Sonra ortaya garip bir ülke çıkıyor: Herkes her şeyin farkında, herkes şikayetçi, ama herkes suskun. Yapay zeka gibi sorayım ben de; Sizin çevrenizde oldu mu böyle bir şey, yada böyle olan bir toplum tanıyormusunuz?
  • 26 Konu
    961 İleti
    phiP
    Merhaba Sitemizde goruntu ayarlari yenilenmistir.
  • Tristesse · Zaho de Sagazan

    Müzik başlığı bulamadım. Dinlediğimi bu başlıktan paylaşayım istedim. 🙂 İyi geceler herkese....

    daha fazla oku

  • daha fazla oku

  • Namuslu insanlar rezil olmaktan korkuyor ama namussuzlar korkmuyor

    Çünkü ikisinin kaybedecek şeyi aynı değil.

    Namuslu insanın bu hayatta biriktirdiği tek sermaye itibarıdır. Yıllarca "dürüst" kalmak için dişini sıkmıştır. Bir iftira, bir yanlış anlaşılma, bir rezillik o yılları bir gecede silebilir. O yüzden korkar. Koruyacak bir şeyi vardır.

    Namussuzun ise kaybedecek bir itibarı yoktur zaten. Rezil olmaktan neden korksun? Rezillik onun için normal. Hatta bazen reklam. "Rezil olduk" der, iki gün sonra kaldığı yerden devam eder, çünkü utanma kası yoktur.

    Sorun da tam burada başlıyor.

    Toplum rezilliği cezalandırmadığında, denklem tersine dönüyor:

    Namuslu olan susuyor, "aman adımız karışmasın" diye geri çekiliyor.

    Namussuz olan bağırıyor, çünkü ne kadar bağırırsa namuslunun o kadar korkacağını biliyor.

    O yüzden meydanlar hep ikinci gruba kalıyor.

    Eskiler buna çok güzel bir şey demiş: "Ar damarı çatlamak." Ar damarı bir kere çatladı mı, insan her şeyi yapar. Ama ar damarı sağlam olan, en ufak çatlakta bile acı çeker.

    Ar damarını çatlatan da toplumun tepkisizliği ve pısırıklığı.

    Ar damarı kendiliğinden çatlamaz. Toplum "çatlasın, sorun yok" dediğinde çatlar.

    Mekanizma çok basit:

    Biri ilk kez namussuzluk yapar, etrafına bakar. Herkes görür ama kimse ses çıkarmaz. "Aman bulaşmayayım, bana dokunmayan yılan..." der.

    Rezillik yapan şunu öğrenir: Rezil olmanın bir bedeli yokmuş.

    İkinciyi yapar, üçüncüyü yapar. Artık utanılacak bir şey kalmamıştır. Çünkü toplum ona utancı öğretmemiştir.

    Bizde tepkisizlik hep nezaket, olgunluk, "büyüklük bende kalsın" diye yutturuldu.

    Halbuki tepkisizlik korkaklıktır. Konforu bozulmasın diye susmaktır.

    Korkaklığı erdem diye yutturdular

    Ve bir zaman sonra namuslu insan sadece rezil olmaktan değil, yalnız kalmaktan korkmaya başlıyor. "Ben itiraz edersem herkes susacak, ben tek başıma rezil olacağım" diye düşünüyor. Ve o da susuyor.

    Sonra ortaya garip bir ülke çıkıyor: Herkes her şeyin farkında, herkes şikayetçi, ama herkes suskun.

    Yapay zeka gibi sorayım ben de;

    Sizin çevrenizde oldu mu böyle bir şey, yada böyle olan bir toplum tanıyormusunuz?

    daha fazla oku

  • Türkler kadar asimile olan başka bir millet yoktur. Küççücük küba vietnam kuzey kore bile kültürünü inancını dilini korudu. Onca yıl baskıya karşı direndi değişmedi.

    Ama türkler biraz menfaat görse hemen karşı tarafa hak verip alkış tutan değişik bir ırk.

    Yahudiler bile binlerce yıl kimliklerini bozmadılar. Hani yahudileri sevmezler de kendilerini de aynada görmezler.

    daha fazla oku

  • Son günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamalar, dış politika kulislerinde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle Suudi Arabistan'a askeri destek gönderilmesi yönündeki çağrı, Türkiye'nin geleneksel dış politika çizgisi, bölgedeki ittifaklar ve güvenlik stratejileri açısından oldukça tartışmalı bir başlığı yeniden gündemimizin ta başına taşıdı. Bir yanda bölgesel iş birliği ve Körfez ülkeleriyle son dönemde kurulan ekonomik ve diplomatik yumuşama adımları varken, diğer yanda askeri bir angajmanın doğuracağı riskler göz ardı edilemez bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Bahçeli'nin bu çıkışı sadece anlık bir siyasi söylem olarak mı okunmalı, yoksa Ankara'nın Orta Doğu'daki güç dengelerini okuma biçiminde köklü bir stratejik değişimim habercisi mi? Bilindiği üzere Türkiye, son yıllarda Libya'dan Suriye'ye, Irak'tan Kafkasya'ya kadar pek çok farklı coğrafyada aktif bir askeri varlık gösteriyor. Ancak Körfez coğrafyası, diğer operasyon alanlarından hem jeopolitik hem de mezhepsel ve tarihsel hassasiyetler bakımından oldukça farklı dinamiklere sahip. Suudi Arabistan gibi bölgesel bir aktörün kendi güvenliğini sağlamakta zorlandığı noktada dışarıdan askeri destek araması, kendi iç istikrarı ve bölgesel liderlik iddiası açısından da sorgulanması gereken bir durumdur. Türkiye gibi ekonomik ve jeopolitik olarak kritik bir dönemeçten geçen bir ülkenin, bu tür hamlelerde neyi hedeflemesi gerektiği ise ayrı bir tartışma konusu. Bir kısım çevreler bu tür hamlelerin ekonomik yatırımlar ve savunma sanayi ihracatı için bir fırsat penceresi açabileceğini savunurken, diğer bir kesim ise bunun ülkeyi vekalet savaşlarının ve o coğrafyadaki derin krizlerin bir parçası haline getirebileceğinden endişe ediyor. Sonuç olarak, Türkiye'nin dış politikasında güvenlik ve diplomasi dengesini nasıl kurması gerektiği sorusu her zamankinden daha acil bir hal almıştır. Sizce Türkiye'nin menfaatleri Körfez'de askeri bir varlık göstermeyi mi gerektiriyor, yoksa bu tür adımlar ülkemizi yeni ve öngörülemez risklerin içine mi çeker?

    daha fazla oku

Forum Bilgisi

Kimler Çevrimiçi [Tam liste]

Şu anda 0 aktif kullanıcı var (0 üye ve 0 misafir).

Forum İstatistikleri

Üyelerimiz 2.6k konuda toplam 26.3k ileti yazdı.
Şu an itibariyle kayıtlı 123 üyemiz bulunmaktadır.
Aramızda görmekten mutluluk duyduğumuz en yeni üyemiz, zodyak.
Tek seferde en fazla çevrimiçi kullanıcı sayısı 19 Ocak 2026 Pazartesi günü, 102 kişiydi.