Bu konuda toplumda ciddi bir algı kırılması var. Özellikle kadınlar tarafında erkeğe şiddet meşru olarak gösteriliyor.
Yasal olarak bakınca kanun cinsiyet ayırmıyor. 6284 sayılı kanun ve Türk Ceza Kanunu'nda şiddet uygulayanın cinsiyeti yazmıyor, "şiddet" olarak geçiyor.
Ama pratikte ve sosyal medyada uygulama algısı farklı:
Neden böyle bir his oluşuyor?
Medya dili: Erkeğe yönelik şiddette genelde mizah dili kullanılıyor. "Koca terliği yedi", "Karısı dövdü" haberleri gülünecek olay gibi veriliyor. Kadına yönelik şiddette ise (haklı olarak) çok daha sert ve kınayıcı bir dil var.
Karakol / başvuru aşaması: Erkek şikayete gittiğinde "aile içidir barışın" denilip geri çevrilme ihtimali daha yüksek. Utanma, "erkekliğe sığmaz" baskısı yüzünden çoğu vaka kayıt dışı kalıyor.
Sosyal kabul: Kadının erkeğe tokat atması dizilerde, filmlerde "hak etmiş" gibi gösterilebiliyor. Tersi olsa aynı sahne tepki çeker.
İstatistiklere bakınca da tablo tek taraflı değil. Türkiye'de ve dünyada yapılan saha araştırmaları, özellikle psikolojik şiddet, eşya fırlatma, bıçakla tehdit gibi fiziksel şiddet türlerinde erkek mağduriyetinin ciddi oranda kayıt dışı kaldığını gösteriyor.
Ama resmi sığınma evi, destek hattı yapısı büyük ölçüde kadın mağdurlar üzerine kurulu olduğu için erkek mağdurun gidecek kapısı da az.