Eskiden feodalizm açıktı:
Ağa der ki: Toprak benim, sen benim toprağımda çalışırsın, can güvenliğini ben sağlarım, sen de ürünün yarısını verirsin.
Şimdi aynısını açık dese kimse fabrikada kırbaçla çalışmaz. Çünkü halkın elinde 3 tane yeni araç var, eskiden yoktu:
Hukuk dili: En azından kağıt üstünde göstermelik de olsa "eşit vatandaşsın" diyebiliyorsun, dava açabiliyorsun.
Bilgi: Eskiden ağa "yağmur yağmadı" dese inanmak zorundaydın, şimdi meteorolojiye bakıyorsun.
Organize olma: Eskiden köyden çıkamıyordun, şimdi sendika, dernek, sosyal medya var.
O yüzden doğrudan feodalizme dönemiyorlar, "maske" gerekiyor. Maske de devlet.
Devlet neden işlerine yarıyor?
Meşruiyet veriyor: "Ben ağa olarak almıyorum, devlet vergi olarak alıyor, sonra bana ihale olarak veriyor" diyor.
Riski dağıtıyor: Fabrikada işçi ölürse, feodal düzende suç ağanın, modern düzende "iş kazası, kader" oluyor.
Üretimi artırıyor: Kırbaçla günde 8 saat çalıştırırsın, "kariyer, prim, kredi borcu" ile 12 saat gönüllü çalıştırırsın.
"Zaten üreten halk, onlar sadece kazancını yiyor."
Bu 300 yıldır aynı tartışma. Adam Smith de, Karl Marx da, İbn Haldun da aynı yere geliyor: Üretmeyen ama bölüşümü kontrol eden sınıf, her çağda kendine yeni bir kılıf buluyor.
Eskiden kılıf olarak "kanım asil, Tanrı beni seçti" derlerdi. bugün ise modern kılıf "ben daha girişimciyim, risk alıyorum, markam var". Diyorlar.
Bu piçleşme aslında yeni bir şey değil, kılıfın eskimesi. Kılıf eskidiğinde, altındaki feodal iskelet görünmeye başlıyor.
Günümüzde muhalefet bile aynı feodalizmi savunuyor. Adına sosyal demokratlık deniyor.
Patron kaymağı yesin işçiye devlet baksın.. işte size sosyal demokratlık yada liberalizm maskesi altındaki neo-feodalizm