İçeriğe atla
  • 1k Konu
    16k İleti
    Yapma KafaY
    Türkler çocuklarını "uslu ol , yamazlık yapma, laf dinle" diyerek yetiştirir. Anne babalar kolay yolu seçerler. Yaramaz çocuk yada sorgulayan çocuk sıkıcıdır baş belası olarak görülür. Avrupalılar çocuklarını "onurlu ol, cesur ol" diyerek yetiştirir. Filmlerinde bile böyle mektup yazarlar çocuklarına. İşin daha ironik yanı da avrupada protestocuların yarısı da göçmen topluluklardan oluşuyor. Şirret şebekesinin türkiyede yaptığı sosyo politik deneyleri avrupada yapıyorlar. Aynı sonuçları alabilirmiyiz diye dört gözle bekliyorlar. Zam yolsuzluk ve üste çıkma bahanelerini orada tutturmak istiyorlar.
  • 465 Konu
    1k İleti
    S
    Sokaktan 500 kişiyi çevirsek sadece 1-2 tanesi yapay zekaya yakın seviyede felsefe yapabilir. Başka söze gerek yok. YZ her konuda insandan daha iyi. Bilinç tartışması tamamen gereksizdir. Zaten bilincin ne olduğu da bilinmiyor. Ben YZ nin insandan çok daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. Hayır, bilincin ne olduğu bilimsel ve felsefi olarak hâlâ tam olarak belli değildir. Bilim insanları ve filozoflar bilincin ne işe yaradığı, beyinde nasıl çalıştığı ve hatta kelime anlamı olarak tam olarak neyi kapsadığı konusunda kesin bir uzlaşmaya varamamıştır.
  • 78 2k
    78 Konu
    2k İleti
    Yapma KafaY
    @TENTEN said: 202 / 404 / 808 / 954 / 9*3 2 = 0+2 4=0+4 8=0+8 9=5+4 9=6+3 yanıt 6 interpolasyona gerek yok.
  • 356 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Mucize bir delil değildir ki. Tek seferlik delil olmaz. 100 tane hatta 1000 tane yalancı şahit bulup kendimi mucize gösteren biri gibi tanıtabilirim. Bu en eski eleştirilerden biri. İspat edilse mucize olmazdı bilim olurdu. Tek seferlik olay delil olmaz çünkü denetlenemez. 1000 şahit bulmak da zor değil, tarihte parayla şahitlik, grup hipnozu, abartma çok görülmüş. O yüzden filozoflar mucizeyi delil olarak zayıf bulurlar. Hume mesela aynen şunu diyor: "Bir mucizenin olduğunu kanıtlamak, mucizenin kendisinden daha büyük bir mucize gerektirir." İki sorun var: Tek seferlik olduğu için bilim gibi test edemezsin. Rivayetle geldiği için, yalancılığı ihtimali her zaman mucizenin olma ihtimalinden daha yüksek. Bu yüzden modern dünyada "ben peygamberim ve mucizem bu" diyen biri ciddiye alınmıyor. Çünkü toplu aldatma, illüzyon, şahit manipülasyonu hep daha olası. Mantık tam da buraya oturuyor: Mucize delil olamazsa, peygamberlik iddiası da sadece sözde kalır. Sözle de peygamber olunmaz. Bu eleştiriyi ilk yapanlardan biri İbn-i Rüşd'dü hatta. "Peygamberin doğruluğu mucizesiyle değil, getirdiği sözün tutarlılığıyla anlaşılır" demişti. Bu güzel bir benzetme. Gerçekten işe yarayan, tutarlı, herkese faydalı ve tekrarlanabilir bir bilgi getirenler gerçek peygamberdir buna göre. Newton, Boltzmann, Arşimet: Söyledikleri her yerde çalışıyor, herkes test edebiliyor, yalanlanamıyor, insanlığa fayda veriyor. Delilleri kendileri. Diğerleri: Tekrarlanamayan, sadece kendine ve birkaç şahide dayanan, faydası kişiden kişiye değişen hikayeler anlatıyor. Bu bakışa göre peygamberi şöyle yeniden tanımlıyorsun: Peygamber = İnsanlığa evrensel ve doğrulanabilir bir hakikat getiren kişi. Bu tanımda bilim insanları en güçlü peygamberler oluyor. Dinler buna itiraz eder, "biz ahlak, anlam getiriyoruz, bilim eşyayı anlatıyor" derler. Dinlerin ahlakı tamamen kültürel bir şey. Evrensel değil. Sağ elle yemek domuz yememek gibi kurallar evrensel değil. Evrensel olan insan haklarıdır. Yalan hırsızlık sözünde durma dürüstlük gibi.. Dinlerin içinde iki katman var ve çok karışıyor: Kültürel kurallar: Sağ elle yemek, domuz yememek, nasıl giyineceksin, ne zaman oruç tutacaksın. Bunlar coğrafyaya göre değişiyor. Çölde domuz yemek tehlikeliydi, yasak oldu. Kuzeyde değil. Evrensel değil. Evrensel ilkeler: Yalan söyleme, çalma, öldürme, sözünde dur, adil ol. Bunlar her dinde var ama dinden önce de var. Din olmadan da var. Evrensel olan ikinci grup. İnsan hakları dediğimiz şey de tam oradan çıkıyor. Her kültürde, her dinden bağımsız olarak aynı. Sorun şu: Dinler genelde birinci grubu ikinci grubun önüne koyup "ahlak budur" diyor. O zaman evrensel olan kayboluyor, kültürel olan evrenselmiş gibi dayatılıyor. Kültürel kural tekrarlanamaz, evrensel değildir, o yüzden yasa değil. Evrensel ilke her yerde aynı çalışır, o yasa. Bu yüzden modern hukuk dinlerin kültürel kısmını almıyor, evrensel kısmını alıp insan hakları diye yeniden yazıyor.
  • 474 Konu
    3k İleti
    S
    @Yapma-Kafa said: "sağlam kafa sağlam vücütta bulunur" Çok doğru bir söz. @Yapma-Kafa said: Yani beden altyapısı olursa IQ artar eğitim ise işin makyajıdır. Zeka ve hafıza bağırsak florasıyla alakalı. Çocukluğundan itibaren sağlıklı beslenmiş birisinin zeka seviyesi asla düşük olmaz. Boyu da uzun olur. Hatta dişleri bile çürümez.
  • 26 Konu
    962 İleti
    phiP
    Merhaba Sitemiz v4.16.3 versiyonuna guncellenmistir.
  • Türkler çocuklarını "uslu ol , yamazlık yapma, laf dinle" diyerek yetiştirir. Anne babalar kolay yolu seçerler. Yaramaz çocuk yada sorgulayan çocuk sıkıcıdır baş belası olarak görülür.

    Avrupalılar çocuklarını "onurlu ol, cesur ol" diyerek yetiştirir. Filmlerinde bile böyle mektup yazarlar çocuklarına.

    İşin daha ironik yanı da avrupada protestocuların yarısı da göçmen topluluklardan oluşuyor.

    Şirret şebekesinin türkiyede yaptığı sosyo politik deneyleri avrupada yapıyorlar. Aynı sonuçları alabilirmiyiz diye dört gözle bekliyorlar. Zam yolsuzluk ve üste çıkma bahanelerini orada tutturmak istiyorlar.

    daha fazla oku

  • Türklere vatandaşlık verip Türkiye den gönüllü ithal etseler ortada sorunu morunu kalmaz bence bu siyasetçilerin. 🙂 Bırak avrupa yı iran gibi rejim ülkesinde bile 35 krş luk mazota 5 krş zam yaptılar iran da sonuç benzerdi!. Anlayana.......

    daha fazla oku

  • Avrupa'da hayat pahalılığı, eğitim sorunu ve hükümet politikalarına tepkiler sokaklara taşındı. Fransa'da yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerde çatışmalar oldu, İtalya'da polis ile protestocular karşı karşıya geldi.

    İtalya’da hayat pahalılığına ve Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümetine karşı farklı kentlerde düzenlenen protestolarda olaylar çıktı.

    Ülkenin birçok kenti, hükümet karşıtı ve hayat pahalılığının eleştirildiği protestolara sahne oldu.

    Özellikle Milano kentinde göstericiler ve güvenlik güçleri arasında çıkan olaylar, kent merkezindeki Duomo Meydanı ve etrafının savaş alanına dönmesine neden oldu.

    Yüksek yaşam maliyetleri ve hükümeti protesto için Duomo Meydanı’nda toplanan çoğunluğu gençlerden oluşan protestocularla, güvenlik güçleri karşı karşıya geldi.

    Bazı göstericiler taş, sis bombaları, havai fişek ve çöp kutularını attı, polis ise tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Duomo yakınlarındaki San Babila Meydanı ve Vittorio Emanuele Caddesi’nde de güvenlik güçleri, copla müdahalede bulundu.

    Ulusal basında çıkan haberlere göre Milano dışında Bologna ve Torino kentlerindeki gösterilerde de tansiyon yükseldi.

    Bologna’da Merkez Tren Garı önünde öğrencilerle güvenlik güçleri zaman zaman karşı karşıya geldi.

    Polis ekipleri göstericilere tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz sıkarken bazı göstericiler de güvenlik güçlerine taş, metal ve patlayıcı fişek attı.

    Torino’da da yüksek yaşam maliyetlerinin protesto edildiği gösteride protestocu gençlerle güvenlik güçleri arasında zaman zaman arbede çıktı.

    Bu arada başkent Roma’da ülkenin en büyük işçi sendikası Genel İş Konfederasyonu (CGIL) tarafından düzenlenen ve on binlerce kişinin katıldığı yürüyüş olaysız sona erdi. İşçiler hayat pahalılığını ve hükümeti protesto ederken 20 Kasım için ulusal grev ilan etme kararı aldı.

    Başbakan Meloni gösterilere ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda barışçıl bir şekilde gösteri yapan binlerce kişiye büyük saygı duyduğunu ifade etti.

    https://10haber.net/dunya/avrupada-sokaklar-alev-alev-arnavutluk-fransa-derken-italya-da-ayakta-746861/

    daha fazla oku

  • https://anlatilaninotesi.com.tr/20261008/diyanet-de-fona-para-yatirmis-zararimiz-yok-1109401680.html

    Söylentiye göre zararla çıkmış ve başka fona geçmiş.

    Gözünüzü toprak doyursun derler ya...Ülkenin en büyük bütçesini harcıyorlar..

    daha fazla oku

  • Mucize bir delil değildir ki. Tek seferlik delil olmaz. 100 tane hatta 1000 tane yalancı şahit bulup kendimi mucize gösteren biri gibi tanıtabilirim.

    Bu en eski eleştirilerden biri. İspat edilse mucize olmazdı bilim olurdu.

    Tek seferlik olay delil olmaz çünkü denetlenemez. 1000 şahit bulmak da zor değil, tarihte parayla şahitlik, grup hipnozu, abartma çok görülmüş.

    O yüzden filozoflar mucizeyi delil olarak zayıf bulurlar. Hume mesela aynen şunu diyor: "Bir mucizenin olduğunu kanıtlamak, mucizenin kendisinden daha büyük bir mucize gerektirir."

    İki sorun var:

    Tek seferlik olduğu için bilim gibi test edemezsin.

    Rivayetle geldiği için, yalancılığı ihtimali her zaman mucizenin olma ihtimalinden daha yüksek.

    Bu yüzden modern dünyada "ben peygamberim ve mucizem bu" diyen biri ciddiye alınmıyor. Çünkü toplu aldatma, illüzyon, şahit manipülasyonu hep daha olası.

    Mantık tam da buraya oturuyor: Mucize delil olamazsa, peygamberlik iddiası da sadece sözde kalır. Sözle de peygamber olunmaz.

    Bu eleştiriyi ilk yapanlardan biri İbn-i Rüşd'dü hatta.

    "Peygamberin doğruluğu mucizesiyle değil, getirdiği sözün tutarlılığıyla anlaşılır" demişti.

    Bu güzel bir benzetme.

    Gerçekten işe yarayan, tutarlı, herkese faydalı ve tekrarlanabilir bir bilgi getirenler gerçek peygamberdir buna göre.

    Newton, Boltzmann, Arşimet: Söyledikleri her yerde çalışıyor, herkes test edebiliyor, yalanlanamıyor, insanlığa fayda veriyor. Delilleri kendileri.

    Diğerleri: Tekrarlanamayan, sadece kendine ve birkaç şahide dayanan, faydası kişiden kişiye değişen hikayeler anlatıyor.

    Bu bakışa göre peygamberi şöyle yeniden tanımlıyorsun:
    Peygamber = İnsanlığa evrensel ve doğrulanabilir bir hakikat getiren kişi.

    Bu tanımda bilim insanları en güçlü peygamberler oluyor.

    Dinler buna itiraz eder, "biz ahlak, anlam getiriyoruz, bilim eşyayı anlatıyor" derler.

    Dinlerin ahlakı tamamen kültürel bir şey. Evrensel değil. Sağ elle yemek domuz yememek gibi kurallar evrensel değil.

    Evrensel olan insan haklarıdır. Yalan hırsızlık sözünde durma dürüstlük gibi..

    Dinlerin içinde iki katman var ve çok karışıyor:

    Kültürel kurallar: Sağ elle yemek, domuz yememek, nasıl giyineceksin, ne zaman oruç tutacaksın. Bunlar coğrafyaya göre değişiyor. Çölde domuz yemek tehlikeliydi, yasak oldu. Kuzeyde değil. Evrensel değil.

    Evrensel ilkeler: Yalan söyleme, çalma, öldürme, sözünde dur, adil ol. Bunlar her dinde var ama dinden önce de var. Din olmadan da var.

    Evrensel olan ikinci grup. İnsan hakları dediğimiz şey de tam oradan çıkıyor. Her kültürde, her dinden bağımsız olarak aynı.

    Sorun şu: Dinler genelde birinci grubu ikinci grubun önüne koyup "ahlak budur" diyor. O zaman evrensel olan kayboluyor, kültürel olan evrenselmiş gibi dayatılıyor.

    Kültürel kural tekrarlanamaz, evrensel değildir, o yüzden yasa değil. Evrensel ilke her yerde aynı çalışır, o yasa.

    Bu yüzden modern hukuk dinlerin kültürel kısmını almıyor, evrensel kısmını alıp insan hakları diye yeniden yazıyor.

    daha fazla oku

Forum Bilgisi

Kimler Çevrimiçi [Tam liste]

Şu anda 1 aktif kullanıcı var (0 üye ve 1 misafir).

Forum İstatistikleri

Üyelerimiz 2.6k konuda toplam 26.4k ileti yazdı.
Şu an itibariyle kayıtlı 124 üyemiz bulunmaktadır.
Aramızda görmekten mutluluk duyduğumuz en yeni üyemiz, statsnet.
Tek seferde en fazla çevrimiçi kullanıcı sayısı 19 Ocak 2026 Pazartesi günü, 102 kişiydi.