İçeriğe atla
  • 1k Konu
    16k İleti
    Yapma KafaY
    Gerek İran gerek İsrail ve Yunanistana karşı sürekli gerilim halinde olan türkiye sizce israil gibi ordu düzeyinde savaşır mı? Suriyedeki savaşı kastetmiyorum. Oradaki savaş değil denge arayışı. Zaten 5 ülkenin askerinin girdiği bir bölgeye asker yollamak net anlamda bir savaş olamaz. Benim vurguladığım şey İsrail gibi irana ve suriyeye doğrudan hedefli saldırması gibi bir savaşı türkiye göze alır mı? Benim öngörüm şu şekilde. İsrail ve Yunanistan ile görünürde ağız dalaşı yapıp irana yine 5.cepheden girmeye niyetleniyor olabilir. Suriyeye yaptıkları gibi.
  • 459 Konu
    990 İleti
    phiP
    @Samuray said: Çok güzel bir bilgi olmuş phi. teşekkürler. cok guzel bilgiler paylasirim her daim.
  • 78 2k
    78 Konu
    2k İleti
    Yapma KafaY
    @phi said: diger muhafiza hangisi cennet kapisi diye sorarsin yalanci ise dogrucuyu yalanlayacak, dogrucu ise yalancisinin verecegi cevabi doru sekilde aktarcak her ikiside cehennemi gostermis olacak bende tersini secerek cennetin kapilarini aralayacagim doğruya yakın ama eksik. Muhafızın birine şu soruyuyu sorarsın; Öbür muhafıza hangisi cennet kapıları diye sorsam ne cevap verir? Eğer doğrucu muhafıza sorduysan diğerinin yalancı olduğunu bildiği için yanlış kapıları gösterecek. Eğer yalancı muhafıza sorduysan zaten yalancı olduğu için yine yanlış kapıları gösterecek. Böylece gösterilmeyen tek kapı cennet kapısı. Ben öyle girdim cennete.
  • 332 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Sekhmet Mısır tanrıçası Sekhmet Adı bazen "Sehmet" diye de yazılıyor. Kısaca kim? Görevi: Savaşın, yıkımın ve aynı zamanda şifanın tanrıçası Görünüşü: Aslan başlı, güneş diski ve uraeus yılanlı kadın Ailesi: Ra'nın kızı, Ptah'ın eşi, Nefertem'in annesi Merkezi: Memphis şehri Sembolü: Aslan, papirüs, güneş En bilinen hikayesi: Ra insanlığa kızıp Sekhmet'i dünyaya gönderiyor. Sekhmet öyle öfkeleniyor ki neredeyse tüm insanlığı yok edecek. Ra onu durdurmak için Nil'i kırmızıya boyayıp bira döküyor. Sekhmet kan sanıp içiyor ve sarhoş olup sakinleşiyor. Bu yüzden hem "yok edici" hem de "iyileştirici" olarak tapılıyor. Doktorlar ve rahipler ondan şifa dilerdi. Günümüzde de gücü, korunma ve dönüşümle bağdaştırılıyor.
  • 408 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Negatif seçilim = Doğal seçilimin tam tersi. Doğal seçilimde en güçlü, en uyumlu, en üretken olan hayatta kalır ve çoğalır. Negatif seçilimde ise sistem, en az tehdit oluşturanı, en çok itaat edeni, en az sorgulayanı seçer ve tepeye taşır. Sonuç olarak kurumun veya toplumun genel kalitesi düşer. 3 tane net örneği var: 1. İş yerinde Müdür, kendisinden daha zeki ve daha çalışkan birini terfi ettirmez. Çünkü koltuğu tehlikeye girer. Yerine "beni övecek, itiraz etmeyecek" birini getirir. 5 yıl sonra tüm yönetim ekibi vasat olur. 2. Siyasette / bürokraside Liyakat değil sadakat ödüllendirilir. İşini en iyi yapan değil, "başkana en yakın olan" yükselir. Böylece karar mekanizmaları en risk almayanı seçer. 3. Toplumda Üreten, sorgulayan, "daha iyisini yaparım" diyen insan engellenir. Çünkü mevcut düzeni bozuyor. Geride kalanlar da "boşver uğraşma" deyip kendi kabuğuna çekilir. Sonuç ne oluyor? Ortalama düşer: En iyiler ya gider ya da susar. Yenilik biter: Risk alan cezalandırıldığı için kimse yeni bir şey denemez. Sistem kendini yer: Dışarıdan rekabet gelmeyince kurum çürür ama fark edilmez. Ta ki çok geç olana kadar. Kısaca: "En iyiyi seçmek" yerine "en zararsızı seçmek". torpil mantığı da tam olarak bunu yapıyor. Pasta büyüsün istemiyor, çünkü pasta büyürse kendi payı küçülür diye korkuyor. Aslında toplum kendi geleceğine duvar örüyor Çoğu zaman torpil , "liyakatli ama sahipsiz birini kurtaralım" diye yapılmıyor. Tam tersi oluyor: "Bu işi yapamaz ama bizim olsun, dışarıdan biri gelip bizi rezil etmesin" diye yapılıyor. O yüzden duvar örüyorlar. Çünkü 3 korku var: 1. Emek korkusu: Çalışmadan gelen gelir, çalışınca biter. Biri gerçekten üretirse o rahat koltuk sallanır. 2. Karşılaştırma korkusu: Daha iyisi sahneye çıkınca "biz yıllardır ne yapıyormuşuz" sorusu sorulur. Beceriksizlik görünür olur. 3. Kontrol kaybı korkusu: Kaynakları dağıtan kişi gücünü kaybeder. Kaynak iyilik için kullanılırsa, dağıtım hakkı elinden gider. Bu yüzden toplumsal uzlaşmayı "dayanışma" diye pazarlıyorlar ama aslında "pasta paylaşımı" yapıyorlar. Pasta büyüsün istemiyorlar. Büyürse yeni fırıncılar gelir diye. Ve en tehlikelisi: Daha iyisini engellemek. Çünkü rekabet edemeyeceklerini biliyorlar. Engellemek, kendilerini geliştirmekten daha kolay geliyor. Buna sosyolojide "negatif seçilim" deniyor. Sistem tepeye en uyumlu olanı değil, en az tehdit oluşturanı çıkarıyor. Zamanla kurumun ortalama zekası ve ahlakı düşüyor. Sonra herkes "ülkede adam kalmadı" diyor. Halbuki adamlar vardı, sistem onları eledi. Bu sistemin dışında kalanlar da yeni duvarlar örüyorlar kendilerini korumak için; Reaksiyoner duvar: Biz de torpil yaparız, biz de yeriz. Üretim adası: Bizi engellemesinler, biz kendi işimizi yapalım. Daha iyisini bilse de söylemiyor çünkü rekabette hakkı yenmiş. Yeteneği varsa da gizliyor. Vasat biri gibi davranıyor. İşte negatif seçilimin en sinsi hali tam bu. "Yeteneğini saklamak" Neden göstersin ki? Gösterirse iki şey olur: Torpillinin işi elinden alınır, o da seni düşman ilan eder İş yükü sana kalır ama terfi ona gider Beyin çok hızlı hesap yapıyor: "Görünmezsem güvendeyim". Sonuç: Ülke çapında binlerce yetenekli insan "vasat rolü" yapıyor. Toplantıda susuyor, proje önermiyor, hatayı görüp düzeltmiyor. "Alarm verince hiçbir şey yapmamak" Buna "sorumluluk cezası" diyorum. Sorumluluk alan = hata yapma ihtimali olan = günah keçisi olan Torpilli = sorumluluk yok = maaş var = risk yok Akıllı insan da diyor ki: "Ülke yansın, ben niye öne atlayayım? Zaten düzelince krediyi o alacak, batınca suçu bana atacak." Böylece sistem 3 kademede kilitleniyor: Giriş: Liyakatli giremiyor İçeride: Giren de yeteneğini gizliyor Kriz anı: Krizde de kimse elini taşın altına koymuyor En sonunda kurum bomboş bir sahneye dönüyor. Herkes rol yapıyor. Alkış da yok, kavga da yok. Sadece çürüme var. Ve en kötüsü: Bunu yapanlar kötü insan değil. Tam tersi, sistemi okumuş, kendini korumuş insanlar. Sistem onları "vasat" olmaya zorlamış. Buna psikolojide "sessiz istifa" ve "güvenli vasatlık" deniyor.
  • 26 Konu
    952 İleti
    phiP
    Merhaba Sitemiz v4.15.1 versiyonuna guncellenmistir.
  • Negatif seçilim = Doğal seçilimin tam tersi.

    Doğal seçilimde en güçlü, en uyumlu, en üretken olan hayatta kalır ve çoğalır.

    Negatif seçilimde ise sistem, en az tehdit oluşturanı, en çok itaat edeni, en az sorgulayanı seçer ve tepeye taşır. Sonuç olarak kurumun veya toplumun genel kalitesi düşer.

    3 tane net örneği var:

    1. İş yerinde

    Müdür, kendisinden daha zeki ve daha çalışkan birini terfi ettirmez. Çünkü koltuğu tehlikeye girer. Yerine "beni övecek, itiraz etmeyecek" birini getirir. 5 yıl sonra tüm yönetim ekibi vasat olur.

    2. Siyasette / bürokraside

    Liyakat değil sadakat ödüllendirilir. İşini en iyi yapan değil, "başkana en yakın olan" yükselir. Böylece karar mekanizmaları en risk almayanı seçer.

    3. Toplumda

    Üreten, sorgulayan, "daha iyisini yaparım" diyen insan engellenir. Çünkü mevcut düzeni bozuyor. Geride kalanlar da "boşver uğraşma" deyip kendi kabuğuna çekilir.

    Sonuç ne oluyor?

    Ortalama düşer: En iyiler ya gider ya da susar.

    Yenilik biter: Risk alan cezalandırıldığı için kimse yeni bir şey denemez.

    Sistem kendini yer: Dışarıdan rekabet gelmeyince kurum çürür ama fark edilmez. Ta ki çok geç olana kadar.

    Kısaca: "En iyiyi seçmek" yerine "en zararsızı seçmek".

    torpil mantığı da tam olarak bunu yapıyor. Pasta büyüsün istemiyor, çünkü pasta büyürse kendi payı küçülür diye korkuyor.

    Aslında toplum kendi geleceğine duvar örüyor

    Çoğu zaman torpil , "liyakatli ama sahipsiz birini kurtaralım" diye yapılmıyor. Tam tersi oluyor: "Bu işi yapamaz ama bizim olsun, dışarıdan biri gelip bizi rezil etmesin" diye yapılıyor.

    O yüzden duvar örüyorlar.

    Çünkü 3 korku var:

    1. Emek korkusu: Çalışmadan gelen gelir, çalışınca biter. Biri gerçekten üretirse o rahat koltuk sallanır.

    2. Karşılaştırma korkusu: Daha iyisi sahneye çıkınca "biz yıllardır ne yapıyormuşuz" sorusu sorulur. Beceriksizlik görünür olur.

    3. Kontrol kaybı korkusu: Kaynakları dağıtan kişi gücünü kaybeder. Kaynak iyilik için kullanılırsa, dağıtım hakkı elinden gider.

    Bu yüzden toplumsal uzlaşmayı "dayanışma" diye pazarlıyorlar ama aslında "pasta paylaşımı" yapıyorlar. Pasta büyüsün istemiyorlar. Büyürse yeni fırıncılar gelir diye.

    Ve en tehlikelisi: Daha iyisini engellemek. Çünkü rekabet edemeyeceklerini biliyorlar. Engellemek, kendilerini geliştirmekten daha kolay geliyor.

    Buna sosyolojide "negatif seçilim" deniyor. Sistem tepeye en uyumlu olanı değil, en az tehdit oluşturanı çıkarıyor. Zamanla kurumun ortalama zekası ve ahlakı düşüyor. Sonra herkes "ülkede adam kalmadı" diyor. Halbuki adamlar vardı, sistem onları eledi.

    Bu sistemin dışında kalanlar da yeni duvarlar örüyorlar kendilerini korumak için;

    Reaksiyoner duvar: Biz de torpil yaparız, biz de yeriz.

    Üretim adası: Bizi engellemesinler, biz kendi işimizi yapalım.

    Daha iyisini bilse de söylemiyor çünkü rekabette hakkı yenmiş. Yeteneği varsa da gizliyor. Vasat biri gibi davranıyor.

    İşte negatif seçilimin en sinsi hali tam bu.

    "Yeteneğini saklamak"

    Neden göstersin ki? Gösterirse iki şey olur:

    Torpillinin işi elinden alınır, o da seni düşman ilan eder

    İş yükü sana kalır ama terfi ona gider

    Beyin çok hızlı hesap yapıyor:

    "Görünmezsem güvendeyim".
    Sonuç: Ülke çapında binlerce yetenekli insan "vasat rolü" yapıyor. Toplantıda susuyor, proje önermiyor, hatayı görüp düzeltmiyor.

    "Alarm verince hiçbir şey yapmamak"

    Buna "sorumluluk cezası" diyorum.

    Sorumluluk alan = hata yapma ihtimali olan = günah keçisi olan

    Torpilli = sorumluluk yok = maaş var = risk yok

    Akıllı insan da diyor ki: "Ülke yansın, ben niye öne atlayayım? Zaten düzelince krediyi o alacak, batınca suçu bana atacak."

    Böylece sistem 3 kademede kilitleniyor:

    Giriş: Liyakatli giremiyor İçeride: Giren de yeteneğini gizliyor Kriz anı: Krizde de kimse elini taşın altına koymuyor

    En sonunda kurum bomboş bir sahneye dönüyor. Herkes rol yapıyor. Alkış da yok, kavga da yok. Sadece çürüme var.

    Ve en kötüsü: Bunu yapanlar kötü insan değil. Tam tersi, sistemi okumuş, kendini korumuş insanlar. Sistem onları "vasat" olmaya zorlamış.

    Buna psikolojide "sessiz istifa" ve "güvenli vasatlık" deniyor.

    daha fazla oku

  • Gerek İran gerek İsrail ve Yunanistana karşı sürekli gerilim halinde olan türkiye sizce israil gibi ordu düzeyinde savaşır mı?

    Suriyedeki savaşı kastetmiyorum. Oradaki savaş değil denge arayışı. Zaten 5 ülkenin askerinin girdiği bir bölgeye asker yollamak net anlamda bir savaş olamaz.

    Benim vurguladığım şey İsrail gibi irana ve suriyeye doğrudan hedefli saldırması gibi bir savaşı türkiye göze alır mı?

    Benim öngörüm şu şekilde. İsrail ve Yunanistan ile görünürde ağız dalaşı yapıp irana yine 5.cepheden girmeye niyetleniyor olabilir. Suriyeye yaptıkları gibi.

    daha fazla oku

  • Zamanda yolculuk mümkün değil

    Zaten entropi var ve enerji kısa sürede şekil değiştiriyor. Büyük uzaklıklara varana kadar saçılma emilme gibi durumlarla başka şekillere dönüşüyor. Onu bir daha aynı yolla geri getirmek imkansıza yakın.

    Ayrıca böyle bir durum olsa bile fakirlerin çıkarına olmaz. Zenginler kendi ayrıcalıklarını artırmak ve fakirlere daha çok baskı yapmak için kullanacaklardır.

    Burada iki ayrı duvardan bahsediyoruz ve ikisi de aynı kapıya çıkıyor.

    Fizik duvarı: entropi

    Zamanın tek yönlü akmasının sebebi tam da bu. Enerji bir yerden bir yere giderken ısıya, dağılmış fotonlara, titreşime dönüşüyor. Bir bardak kırıldıktan sonra bütün parçaları ve ısıyı toplayıp "önceki haline" döndürmek teoride denklemlerle mümkün görünse de pratikte evrendeki tüm saçılmayı geri sarmak gerekiyor. Bilgi kayboluyor. Kuantum düzeyinde decoherence denen şey de aynı şeyi yapıyor: etkileşime giren her parçacık çevresiyle karışıyor ve o saf geçmiş halini bir daha yakalayamıyorsun. Yani zamanda geri gitmek için sadece makine değil, evrenin tüm entropisini tersine çevirmen lazım. Enerji faturası astronomik.

    Sosyal duvar: güç asimetrisi

    İkinci kısım daha can yakıcı. Tarihe bak: matbaa, internet, nükleer enerji, yapay zeka... her yeni güç önce kimin elindeyse oyunu o kurdu. Zaman yolculuğu gibi mutlak bir güç düşün. Borsayı 10 yıl önceden bilmek, rakiplerinin kararlarını önceden görmek, felaketleri engelleyip sonra "ben engelledim" diyerek meşruiyet toplamak. Fakirlerin erişimi olsa bile kuralı yazan zenginler olurdu. "Zaman polisi" bahanesiyle geçmişi düzeltme adı altında muhalefeti silmek bile mümkün hale gelirdi.

    Yani teknik olarak imkansız, sosyal olarak da tehlikeli birleşiyor.

    Ben kendim zamanda yolculuğu bulsam bile bunu kimseye söylemem çünkü medeniyete hiçbir katkısı olmaz. Sadece güç asimetrisi yaratır.

    Bizi özgürleştirmeyeceği kesin.

    daha fazla oku

Forum Bilgisi

Kimler Çevrimiçi [Tam liste]

Şu anda 0 aktif kullanıcı var (0 üye ve 0 misafir).

Forum İstatistikleri

Üyelerimiz 2.5k konuda toplam 25.8k ileti yazdı.
Şu an itibariyle kayıtlı 123 üyemiz bulunmaktadır.
Aramızda görmekten mutluluk duyduğumuz en yeni üyemiz, sameer.
Tek seferde en fazla çevrimiçi kullanıcı sayısı 19 Ocak 2026 Pazartesi günü, 102 kişiydi.