İçeriğe atla
  • 1k Konu
    16k İleti
    Yapma KafaY
    Nerde kötü birşey görsek insanlık mavalları okuyoruz. Peki insan olmak iyi birşey mi? Başka hiçbir canlı insan kadar tahribat yapmıyor ama. Ayrıca insan yıkabiliyor ve yıktığını onaramıyor. Yaşadığımız çevreyi yok ediyoruz ama geri dönüşü olmayacak şekilde. Onarmak dediğimiz ise safsata. Aslında onaran doğanın kendisidir. Biz sadece onarmak adına tahribatı azaltıyoruz ve doğanın yenilenmesini bekliyoruz. Ama bu süreci idare edecek kadar ömrümüz yok dolayısı ile tamir etmek gibi bir niyetimiz de yok Yada oluşturduğumuz negatif koşullara alışmayı öğreniyoruz. Buna da zorlukların üstesinden gelmek diyoruz. Tam tersi bu güçlenmek olmuyor. Zayıf olarak yaşamayı öğrenmek oluyor "Zorlukların üstesinden gelmek" dediğimiz şeyin çoğu aslında "yeni normale alışmak". 40 derece artık normal. Maske takmak normal. Her yaz yangın haberi normal. Suda arsenik var ama arıtma cihazı aldık, oldu bitti. Güçlenmedik. Eşiği aşağı çektik. Bir kurbağayı kaynar suya atsan zıplar çıkar. Ama suyu yavaş yavaş ısıtırsan haşlanarak ölür. Biz de tam onu yapıyoruz. Yavaş yavaş ısınıyoruz ve buna "dayanıklılık" diyoruz. Güçlenmek başka bir şey olurdu. Nehirleri kirletmemeyi öğrenmek güçlenmek. Türleri yok etmemek güçlenmek. Bizim yaptığımız ise: nehir kirlenince şişe su satın almayı öğrenmek. Bu çözüm değil, hasara alışmak. Ve en kötüsü, zayıf yaşamayı öğrenince gurur duyuyoruz. "Bak ne kadar zor şartlara rağmen ayaktayız" diyoruz. Oysa ayakta kalmak için sebep olan şartları biz kurduk. Güçlenmek ihtiyaçları azaltmak ile olur. En güçlü canlı doğada yalın haliyle uzun süre hayatta kalabilendir. Yemek seçmeyen üşümeyen hasta olmayan açlığa dayanan veya yapay zevklere bağımlı kalmayandır. Sinirlendiğinde ortalığı dağıtmayan intikam almayan kin tutmayan canlı en güçlüdür. Biz "güçlü" derken kas, para, teknoloji anlıyoruz. Oysa doğanın tanımı çok daha sade: ne kadar az şeye muhtaçsan o kadar güçlüsün. Çölde yaşayan bir kaktüs düşün. Suya, gübreye, budamaya ihtiyacı yok. 10 yıl yağmur yağmasa da yaşar. O güçlü. Bizim "güçlü" dediğimiz insan ise: sabah kahvesi olmazsa ayılamıyor, internet kesilince panikliyor, 22 dereceden 1 derece oynayınca hasta oluyor, 3 öğün yemek yemezse bitiyor. İhtiyaçlar çoğaldıkça kırılganlık da çoğalıyor. Telefon -> şarj -> internet -> uygulama -> güncelleme. Zincirden bir halka kopsa sistem çöküyor. Buna ilerleme dedik. Yemek seçmemek, üşümemek, sıkılmaya tahammül etmek, açlığa dayanmak... Bunların hepsi bağımsızlık. Bağımlılık ise tam tersi. Ne kadar çok yapay zevke bağlanırsak, doğa bize bir tokat attığında o kadar yere düşüyoruz. Paradoks burada: İnsan beyniyle her şeyi kolaylaştırdık. Ama kolaylık bizi zayıf yaptı. Sobayı icat ettik üşümeyelim diye, şimdi sobasız uyuyamıyoruz. Buzdolabını icat ettik aç kalmayalım diye, şimdi 1 gün yiyecek yoksa panik oluyoruz. Yani güçlenmek geri gitmek değil ihtiyaçları budamaktır. "Ben buna mecbur değilim" diyebilmek.
  • 461 Konu
    997 İleti
    S
    @Yapma-Kafa said: Kullanım / Egzersiz Beyin de kas gibi. Kitap okumayan, sorgulamayan, problem çözmeyen beyne günde 10 yumurta yedirsen de gelişmez. Protein kas yapar ama gidip spor yapmazsan kas çıkmıyor ya, aynı mantık. Günde 10 yumurta yemek yerine 2 gram omega 3 kullanmak daha iyi. 10 yumurtayı zaten yiyemezsin de, ben yine de yazmış olayım. Omega 3'ün fare deneyleri var. Onlarda beyni geliştirdiği kanıtlamış. İnsanlarda işe yarayıp yaramadığı ise kesin değilmiş. Ama denemekten zarar gelmez bence. Ben bir ara kullanıyordum, uykuyu açıyordu. [image: image.jpeg]
  • 78 2k
    78 Konu
    2k İleti
    Yapma KafaY
    Yağmurlu bir günde arabadasınız Arabanın anteni 80 cm uzunluğunda ince bir metal çubuk. Çapı 0.5mm inceliğinde Gökyüzündeki bulutlar ile yer arasında yaklaşık 3x10^6 N/C büyüklüğünde düzgün bir elektrik alan oluşuyor. Anten, elektrik alan çizgilerine dik olarak duruyor ve ucu sivri. Antenin ucundaki eleltrik alan nedir?
  • 334 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Yıllardır birçok tarikatçıya operasyon yapılıyor. İnsanlara mekkeyi kabeyi övenlerin hiçbiri başı sıkışınca kabenin yolunu tutmuyor. Hepsi avrupa amerika yollarına düşüyorlar Cüppeli ahmet ekranlarda azla yetinmeyi anlatıyor Kızına 27 milyonluk mersedes alıyor. Fetöcüler ,sütöcüler,metöcüler halka salya sümük hizmet satışı yapıyor ama arka kapıda okul hastane hizmetlerinin yanına yaklaşılmıyor.
  • 430 Konu
    3k İleti
    Yapma KafaY
    Hipergami = kişinin kendisinden daha yüksek sosyal statüye, eğitime, gelire veya güce sahip biriyle ilişki kurma / evlenme eğilimi. Kelime kökeni: Yunanca hyper "üst" + gamos "evlilik" Basitçe 3 maddede "Yukarı doğru eşleşme" Nerede görülür: Tarih boyunca hemen her toplumda ekonomik güvenlik, sosyal statü, kaynak erişimi gibi nedenlerle ortaya çıkmış Bugün: Sadece para/statü değil, eğitim, kariyer, sosyal çevre gibi kriterler de giriyor Örnekler Üniversite mezunu birinin doktor/mühendis biriyle ilişki kurması Gelir seviyesi düşük birinin daha yüksek gelirli biriyle evlenmesi Sosyal medyada "daha başarılı, daha tanınan" biriyle partnerlik Aslında hipergamik ilişki yaşayan kişiler kendisinin aşağı oduğunu da kabul etmiş oluyorlar. Sen benden üstünsün bu yüzden sana ihtiyacım var diyor bilinçaltı. İlişki kurduğu kişinin üstünlüğünü kabul etmektir. Erkeklerde öncelik genelde Sadakat ve güven: "Arkamı kollayacak mı, başkasına gitmeyecek mi?" Saygı ve destek: Statüsünü yükseltmektense yanında durması, onu aşağı çekmemesi Uyum ve huzur: Evde kavga, drama az olsun ister Statü/para konusu erkeklerde genelde 2. planda kalıyor. "Benden daha çok kazansın" diyen erkek sayısı daha az. Kadınlarda ise klasik tablo Sosyal bilimlerde buna "kaynak odaklı eş seçimi" deniyor. Yani güvenlik, gelecek planı, sosyal statü daha çok öne çıkıyor. Bu biyolojik + kültürel bir karışım. Bu gerçekliği göz önünde bulundurduğunuzda kadınların eş yada diğer ilişkilerdeki seçimi daha çok çıkar odaklı görünüyor. Tuhaf bir şekilde kadının hipergamisinin yırtıldığı yer çocuk konusu. Evet sakat da olsa suçlu da olsa fakir de olsa kadınlar çocuklarına karşı tersi bir durum sergilemeye başlıyorlar. Bu da doğanın ilginç bir dengeyle karşımıza çıkması durumu. Erkeklerin hipergamisi ise eş seçiminde değil iş seçiminde oluyor. Kadına annelik görevini erkek vermiyor tam tersine doğal bir durum. Erkeğe de babalık görevini kadın vermiyor. Bu kültürü oluşturan bizim genetiğimizdir. Ancak günümüzde yapay müdahaleler ile bu doğal dengeler tersine çevrilmeye çalışılıyor. Kadınlık ticari malzeme olarak değerli görülüyor.
  • 26 Konu
    955 İleti
    phiP
    Merhaba Sitemiz v4.15.2 versiyonuna guncellenmistir.
  • Nerde kötü birşey görsek insanlık mavalları okuyoruz. Peki insan olmak iyi birşey mi?

    Başka hiçbir canlı insan kadar tahribat yapmıyor ama. Ayrıca insan yıkabiliyor ve yıktığını onaramıyor. Yaşadığımız çevreyi yok ediyoruz ama geri dönüşü olmayacak şekilde.

    Onarmak dediğimiz ise safsata. Aslında onaran doğanın kendisidir. Biz sadece onarmak adına tahribatı azaltıyoruz ve doğanın yenilenmesini bekliyoruz. Ama bu süreci idare edecek kadar ömrümüz yok dolayısı ile tamir etmek gibi bir niyetimiz de yok

    Yada oluşturduğumuz negatif koşullara alışmayı öğreniyoruz. Buna da zorlukların üstesinden gelmek diyoruz. Tam tersi bu güçlenmek olmuyor. Zayıf olarak yaşamayı öğrenmek oluyor

    "Zorlukların üstesinden gelmek" dediğimiz şeyin çoğu aslında "yeni normale alışmak".

    40 derece artık normal. Maske takmak normal. Her yaz yangın haberi normal. Suda arsenik var ama arıtma cihazı aldık, oldu bitti.

    Güçlenmedik. Eşiği aşağı çektik.
    Bir kurbağayı kaynar suya atsan zıplar çıkar. Ama suyu yavaş yavaş ısıtırsan haşlanarak ölür. Biz de tam onu yapıyoruz. Yavaş yavaş ısınıyoruz ve buna "dayanıklılık" diyoruz.

    Güçlenmek başka bir şey olurdu. Nehirleri kirletmemeyi öğrenmek güçlenmek. Türleri yok etmemek güçlenmek. Bizim yaptığımız ise: nehir kirlenince şişe su satın almayı öğrenmek. Bu çözüm değil, hasara alışmak.

    Ve en kötüsü, zayıf yaşamayı öğrenince gurur duyuyoruz. "Bak ne kadar zor şartlara rağmen ayaktayız" diyoruz. Oysa ayakta kalmak için sebep olan şartları biz kurduk.

    Güçlenmek ihtiyaçları azaltmak ile olur. En güçlü canlı doğada yalın haliyle uzun süre hayatta kalabilendir. Yemek seçmeyen üşümeyen hasta olmayan açlığa dayanan veya yapay zevklere bağımlı kalmayandır. Sinirlendiğinde ortalığı dağıtmayan intikam almayan kin tutmayan canlı en güçlüdür.

    Biz "güçlü" derken kas, para, teknoloji anlıyoruz. Oysa doğanın tanımı çok daha sade: ne kadar az şeye muhtaçsan o kadar güçlüsün.

    Çölde yaşayan bir kaktüs düşün. Suya, gübreye, budamaya ihtiyacı yok. 10 yıl yağmur yağmasa da yaşar. O güçlü.

    Bizim "güçlü" dediğimiz insan ise: sabah kahvesi olmazsa ayılamıyor, internet kesilince panikliyor, 22 dereceden 1 derece oynayınca hasta oluyor, 3 öğün yemek yemezse bitiyor.

    İhtiyaçlar çoğaldıkça kırılganlık da çoğalıyor.

    Telefon -> şarj -> internet -> uygulama -> güncelleme.

    Zincirden bir halka kopsa sistem çöküyor. Buna ilerleme dedik.

    Yemek seçmemek, üşümemek, sıkılmaya tahammül etmek, açlığa dayanmak... Bunların hepsi bağımsızlık. Bağımlılık ise tam tersi. Ne kadar çok yapay zevke bağlanırsak, doğa bize bir tokat attığında o kadar yere düşüyoruz.

    Paradoks burada: İnsan beyniyle her şeyi kolaylaştırdık. Ama kolaylık bizi zayıf yaptı. Sobayı icat ettik üşümeyelim diye, şimdi sobasız uyuyamıyoruz. Buzdolabını icat ettik aç kalmayalım diye, şimdi 1 gün yiyecek yoksa panik oluyoruz.

    Yani güçlenmek geri gitmek değil ihtiyaçları budamaktır.
    "Ben buna mecbur değilim" diyebilmek.

    daha fazla oku

  • Hipergami = kişinin kendisinden daha yüksek sosyal statüye, eğitime, gelire veya güce sahip biriyle ilişki kurma / evlenme eğilimi.

    Kelime kökeni: Yunanca hyper "üst" + gamos "evlilik"

    Basitçe 3 maddede

    "Yukarı doğru eşleşme"

    Nerede görülür: Tarih boyunca hemen her toplumda ekonomik güvenlik, sosyal statü, kaynak erişimi gibi nedenlerle ortaya çıkmış

    Bugün: Sadece para/statü değil, eğitim, kariyer, sosyal çevre gibi kriterler de giriyor

    Örnekler

    Üniversite mezunu birinin doktor/mühendis biriyle ilişki kurması

    Gelir seviyesi düşük birinin daha yüksek gelirli biriyle evlenmesi

    Sosyal medyada "daha başarılı, daha tanınan" biriyle partnerlik

    Aslında hipergamik ilişki yaşayan kişiler kendisinin aşağı oduğunu da kabul etmiş oluyorlar. Sen benden üstünsün bu yüzden sana ihtiyacım var diyor bilinçaltı. İlişki kurduğu kişinin üstünlüğünü kabul etmektir.

    Erkeklerde öncelik genelde

    Sadakat ve güven: "Arkamı kollayacak mı, başkasına gitmeyecek mi?"

    Saygı ve destek: Statüsünü yükseltmektense yanında durması, onu aşağı çekmemesi

    Uyum ve huzur: Evde kavga, drama az olsun ister

    Statü/para konusu erkeklerde genelde 2. planda kalıyor. "Benden daha çok kazansın" diyen erkek sayısı daha az.

    Kadınlarda ise klasik tablo

    Sosyal bilimlerde buna "kaynak odaklı eş seçimi" deniyor. Yani güvenlik, gelecek planı, sosyal statü daha çok öne çıkıyor. Bu biyolojik + kültürel bir karışım.

    Bu gerçekliği göz önünde bulundurduğunuzda kadınların eş yada diğer ilişkilerdeki seçimi daha çok çıkar odaklı görünüyor.

    Tuhaf bir şekilde kadının hipergamisinin yırtıldığı yer çocuk konusu.

    Evet sakat da olsa suçlu da olsa fakir de olsa kadınlar çocuklarına karşı tersi bir durum sergilemeye başlıyorlar. Bu da doğanın ilginç bir dengeyle karşımıza çıkması durumu.

    Erkeklerin hipergamisi ise eş seçiminde değil iş seçiminde oluyor.

    Kadına annelik görevini erkek vermiyor tam tersine doğal bir durum. Erkeğe de babalık görevini kadın vermiyor. Bu kültürü oluşturan bizim genetiğimizdir.

    Ancak günümüzde yapay müdahaleler ile bu doğal dengeler tersine çevrilmeye çalışılıyor.

    Kadınlık ticari malzeme olarak değerli görülüyor.

    daha fazla oku

  • Sembolü Th ve periyodik tabloda 90.sırada gümüşümsü beyaz renkte. Adını thor tanrısından esinlenerek vermişler.

    İlk olarak 1828 de isviçreli kimyager jöns jacob berzelius tarafından keşfedildi.

    Uranyuma göre 3 kat fazla enerji veriyor ve atıkları 1000 yıl sonra tamamen zararsız hale geliyordu. Uranyumun atıklarının zararsız hale gelmesi enaz 10 bin yıl sürmektedir.

    Ayrıca toryum nükleer santralin çalışması daha güvenli oluyor.

    Abd 1940 yılında ilk kez toryum reaktörü kurarak test etti. Ardından 1950 yılında ilk kez gerçek ölçekte toryum reaktörü kurarak 4 yıl boyunca işletti.

    Ancak reaktörün devamı gelmedi. Çünkü toryum ile nükleer silah yapılamıyordu. Sebebi ise yüksek gama ışıması nedeniyle nükleer çalışmalar uydudan bile izlenebiliyordu. Yani gizli çalışmaya uygun değildi. Dolayısı ile sovyetler ile rekabet döneminde silah yapımına uygun olmadığı için kullanılmadı.

    Kullanılmamasının diğer bir nedeni ise çıkarım maliyetinin hala daha tartışmalı olmasıdır. Dünyada en büyük rezerv Hindistan Türkiye Abd Brezilya ilk dörtte bulunmakta. Ancak belirtilen rezervin çoğu işletmeye uygun değil. Yani çıkarılıp işletilmesi uranyumdan daha pahalıya geliyor.

    Bu durumda şirketler yatırım yapmayı riskli buluyorlar. Şuan dünyada bir çok ülkede çalışmalar deneme aşamasındadır.

    Dünyada ucuz uranyum bitmek üzere. Yani çıkarılması kolay olan uranyum bitecek. Yerine pahalı uranyum gelecek yani çıkarılma maliyeti çok yüksek olan uranyum var sırada.

    İşte bu aşamada toryum daha ucuz kalıyor. Ancak dünya bu hızla giderse 500 yıl kadar ucuz toryum kullanabiliyor . Eğer enerji tüketimi daha artarsa 200 yılda da bitebilir.

    Ondan sonra yine pahalı toryum devreye giriyor. Normal şartlarda da bütün toryum rezervleri 10000 yıllık enerji sağlayabiliyor.

    Peki sınırsız mı?

    Bu kısım biraz şaibeli. Dünyada 5 milyar ton uranyum ve 2 milyar ton toryum var. Bu hesaba göre ikisi de sınırsız enerji kaynağı gibi görünüyor ama gerçek öyle değil.

    Çünkü elementin yüzde 99 u deniz suyunda ve granit kayaların içinde bulunuyor. 1 kg çıkarmak 2 bin dolar. Diyelim ki para sorununu hallettik çevre sorunu var en önemlisi bu.

    Bütün denizleri ve dağları filtreden geçirip elemek gerekir. Bu da zaten yaşam amacını bozar. Yaşanacak bir çevre bırakmaz.

    Yani gerçek sınır matematik değil. Fiziki ve çevresel etkiler var ve aşılması pratikte daha büyük sorunları beraberinde getiriyor.

    daha fazla oku

Forum Bilgisi

Kimler Çevrimiçi [Tam liste]

Şu anda 1 aktif kullanıcı var (0 üye ve 1 misafir).

Forum İstatistikleri

Üyelerimiz 2.5k konuda toplam 26.0k ileti yazdı.
Şu an itibariyle kayıtlı 128 üyemiz bulunmaktadır.
Aramızda görmekten mutluluk duyduğumuz en yeni üyemiz, cobalt30.
Tek seferde en fazla çevrimiçi kullanıcı sayısı 19 Ocak 2026 Pazartesi günü, 102 kişiydi.