İçeriğe atla

Tarih & Edebiyat

100 Konu 679 İleti
  • Uyuz Oldum

    uyuz ekzema kurdeşen mantar
    5
    1 Oy
    5 İleti
    186 Bakış
    nejdet evrenN
    İlaçlar, losyon ve hijyen üçlüsü bir süre sonra etkisini göstermiş ve kaşıntılar azalmaya başlamıştı. Kaşıntı ve şişkinlikler tümden geçmedikleri için izolasyon sürecini devam ettirmişti. Havaların ısınmasıyla şikayetleri ciddi ölçeklerde azalmış ve normal yaşantısına dönmeye başlamıştı. Birkaç ay geçmeden kaşıntılar yeniden artmış ve tüm vücudunu sarmaya başlamıştı. Cilt uzmanı bir dermatoloji uzmanına görünmesi gerektiğine karar vermişti. Teşhisi ilk koyan doktorunun da görüşünü almış ve “aynı doktorda ısrarcı olmak iyidir” sözünü kulak arkasına saklamıştı. Yaklaşık 8-10 ay geçmişti ve tüm zamanlarda uyuz losyonunu ihmal etmeden kullanmayı sürdürmüştü. Randevu günü geldiğinde dermatoloji uzmanı .....’nın odasına girmiş ve şikayetini özetleyerek anlatmıştı. Gözle muayene edilmiş ve mavi ışık tutulmuştu. Kan tahlilinden sonra ekzema tanımı konulmuştu. İnsan ekzema olduğunu hiç sevinir mi? O sevinmişti; uyuz değildi artık ve kimseye bulaştırma riskini artık taşımıyordu; sevinci buna dairdi...Babasının aynı hastalıktan çektiği acılar gözünde canlanmış ve dermatoloji uzmanının dediği gibi kalıtsal bir hastalığı taşıyor olmanın gururuyla ilaçlarını alıp tedaviye başlamıştı. Babasından biliyordu, ilaçlarla bu hastalık bir süreliğine sönümlenir ve daha sonra nüksederdi; varsın olsun, razıydı...Yaklaşık üç ay bu ilaçları kullanmış çok az gerileme olsa da kaşıntı ve şişkinlikler bir türlü geçmemişti. Aynı doktorda ısrarcı olma kararındaydı ve yine randevu alarak muayeneye gitmişti. Bu kez yine gözle yapılan muayene sonunda kurdeşen tanımı konularak ilaç yazılmıştı. Doğal olarak bu süreler içerisinde internet üzerinden bir çok araştırma yapmış ve kafası oldukça karışmıştı. Her yerde tanımlanmayan bir kirlilik akıyordu. Kaşıntılarla bir yıl geride kalmış ve bu kez kurdeşen ilaçlarıyla çare aramaya koyulmuştu. Birkaç ayı bu ilaçları kullanmış ve fakat yine sonuç alamayınca aynı doktorda ısrarcı olmak düşüncesiyle yine aynı doktora görünmüştü. Bu kez mantar tanımı konulacaktı. Uyuzla başlayıp ekzema ile devam eden ve kurdeşenden mantara uzanan bir deri hastalıkları silsilesinden geçip durmaktaydı. Çaresiz ve hiç umut beslemeden bu kez mantar ilaçlarını almış ve tedaviye kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı. Aradan bir buçuk yıl geçmiş ve tanı, tedavi süreçlerinden olumlu bir sonuç alamamıştı. Mantar ilaçlarını da düzenli olarak kullanmış ve bir ay sonra aynı şikayetlerle aynı doktora gitmişti. Bu kez ekzema ve mantarın birlikte olduğu tanısı konulmuş ve yine ilaç yazılmıştı. İlaçları bu kez almadı. Uyuz olmuştu gerçekten, yaşatılan bu sürece deyimin tam anlamıyla uyuz olmuştu. Umutsuz ve karamsar bir şekilde evine gelmiş ve kara kara düşünmeye başlamıştı. Sosyal paylaşımlardan birkaç dermatoloji uzmanının isimlerinin öne çıktığından haberdardı. Alerji nedir bilmediği halde alerji testine de girmeyi kafasına koymuştu. Ancak önce ismi öne çıkan dermatoloji uzmanlarından birine görünmek ve daha sonra alerji testine gitmek konusunda bir karara varmıştı. Hastalığın başladığı zaman üzerinden neredeyse iki yıla yakın bir zaman geride kalmıştı.
  • Gecem

    22
    2 Oy
    22 İleti
    2k Bakış
    nejdet evrenN
    Ve dün gibi umudum saklı, sıcak lakin, endişeliyim gün gibi görünür gözüme herşey tepe-takla yoksa kırılan ben miyim?
  • Bağlaç sevdanız hangisi?

    bağlaç yazı stili
    1
    0 Oy
    1 İleti
    106 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Deniz Gibi

    deniz yunus göçmen ekoloji kültürler arası farklılık
    1
    0 Oy
    1 İleti
    80 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Sputnik ve cehennem de devrim hikayesi

    hikaye
    7
    1 Oy
    7 İleti
    513 Bakış
    PakizeP
    Kafir İmam Bir zamanlar küçük bir Anadolu kasabasında, Ali isimli bir imam yaşardı. Ali, kasabanın saygın simalarından biriydi. Her sabah camide namaz kıldırır, akşamları ise iman dersleri verirdi. Ancak içten içe bir huzursuzluk vardı içinde. Dini sorguluyor, imanın sınırlarını zorlamaktan, bu soruları içinden geçirmekte kendini zor buluyordu. Zamanla, Ali’nin kafasındaki bu sorgulamalar, çevresindekiler tarafından fark edildi. Efruhte Bacı, kasabanın en çok konuşan ve eleştirilen kadınlarından biriydi. Sık sık camiye gelerek Ali’nin öğretilerini eleştirir, onun boş inançlar peşinde koştuğunu söylerdi. “Ali, hasta ruhlarımıza şifa değil, şüphe getiriyorsun!” derdi Efruhte. Diğer mahalleli de destek olur, onu “kafir imam” olarak yaftalamaya başlardı. Ali, bu hakaretlere maruz kalıyor ve içinde daha derin bir sorgulama ile baş başa kalıyordu. İman ile sorgulama arasında gidip gelirken, sonunda kalbinin sesine kulak vermeye karar verdi. Bir gece yarısı, kararını verirken yanına bir bilgisayar alarak yazılım öğrenmeye başladı. Artık Ali, yalnızca dini metinlerin altına imza atan bir imam değil, yeni bir yaşam arayışında olan bir adamdı. Hızla yazılım dünyasında yer edinmeye çalışırken, eski mesleğini tamamen bırakmaya karar verdi. Zaman geçtikçe, yazılım alanında ustalaşmış ve çok para kazanmıştı. Kafasındaki tüm sorulara yanıt ararken, yaratıcılığına da yeni kapılar açmıştı. Kısa zamanda varlıklı bir adam olmuştu; onun bu değişimi, kasabanın meraklı gözlerinden hiç kaçmadı. Efruhte Bacı ve mahalleli, “kafir imam” olarak damgaladıkları Ali’nin başarılarını konuşmaya devam etseler de, onun peşinden gelen maddi başarıları göz ardı edemez hale geldiler. Bir gün, Ali kasabaya geri döndü. Kalabalık bir izleyici kitlesi arasında içeri girdi. Kalabalık, Efruhte’nin öncülüğünde hâlâ Ali’ye hakaret etmeye çalışıyordu. Ancak Ali, onlara gülerek yaklaştı ve yüksek sesle sordu: “Siz miydiniz beni işimden eden?” Ali’nin gülüşü, mahalle halkının suratındaki şaşkın ifadeyi daha da belirginleştirdi. Bir zamanlar küçümsedikleri adam, şimdi statü sahibi bir kişiydi. Cevap veremeyen kalabalığın yüzünde sadece utanç kalmıştı. İlk zamanlardaki hakaretlerin tamamen tersine döndüğünü gören mahalle, Ali’ye karşı bir saygı geliştirmeye başlamıştı. Ali, “İmanım sorgulandı, ben de yanıtlar aradım. Sonunda kendimi buldum,” diyerek topluluğa davranışlarının arkasında yatan gerçekliği ortaya koydu. Artık geriye dönüp bakmıyordu; kendisini kanıtlamış, başarı bizatihi kendisiyle birleşmişti. Yeni hayatında, insanlara ilham vermek ve onları korkularından kurtarmak üzerine bir yola giren Ali, kasabada "kafir imam" olarak anılmaktan çok, kendi özgür iradesiyle şekillendirdiği hayatıyla tanınmaya başladı. Ve bu, kasaba için bir ders olmuştu; sorgulamak, öğrenmek ve onu hayatına katmak, en üst mertebe dedi.
  • Osmanlı Değil Atamanlı Devleti

    osman gazinin adı atamanlı devleti
    23
    0 Oy
    23 İleti
    1k Bakış
    H
    Sikke varmış. Somut delildir. İsmi Ataman değil; Osman' dır. Müslüm olan genelde çocuğuna arapça isim takar. Bunda bir çelişki yok. Çelişki bunlarına hem Türkçülük hem müslümcülük oynamasındadır. O bakımdan mhp gibi muhazafakarlaşmış partilerin milliyetçilik davalarının içi boşaltılmıştır. Bir gerçek Türkçü istesede arap ve dini ile yanyana gelemez. https://onedio.com/haber/atamanli-imparatorlugu-osmanli-nin-kurucusu-osman-gazi-nin-ismi-aslinda-ataman-miydi-980204
  • İskit - Khmer Kavmi

    iskitler piramitler kavimler
    1
    1 Oy
    1 İleti
    135 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Nurullah Genç

    nurullah genç edebiyat şiir
    20
    1 Oy
    20 İleti
    1k Bakış
    EfruhteE
    RÜVEYDA'YA AĞIT - Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim Attığı her adımda siyah bir iz bırakan Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi Bir yanında kederi özümleyen bir lâle Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir Götür benden ahzânı, bana ihsanı getir Yalanı reddederken düşüyorum yalana Ben bir aziz değilim Rüveyda, anlaşana Bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum Sen ölmedin Rüveyda; at vuruldu; ben öldüm Her hamlesi bir tabut şimdi bakışlarının Yıkayıp kefenledin; mehtabına gömüldüm Her iklime kanatlı bir haberci salsınlar Çağır âşıklarını; namazımı kılsınlar Duysun âlem ateşin dağı erittiğini Bu illetin taşları bile çürüttüğünü Gün olur da, ayrılık yumağı çözülür mü Bergüzârım ayaklar altında ezilir mi Rüveyda, görür müyüm yeşil ufuklarını Seninle bir sonsuzluk bulur muyum Rüveyda Yoksa hep bu kabirde kalır mıyım Rüveyda Şiir & Yorum: Nurullah Genç
  • Tarihin Efsaneleri Belgeseli TRT

    tarihin efsaneleri
    1
    0 Oy
    1 İleti
    119 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • "İslam'ın koruyucusu" ünvanı

    islam faşizm nedir
    1
    0 Oy
    1 İleti
    152 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Osmanlı Çok İyi Algısı

    osmanlı gerçeği değirmen filmi
    2
    2 Oy
    2 İleti
    187 Bakış
    S
    1700 den itibaren Osmanlı nüfusunun, özellikle Türk nüfusunun eridiğini görürüz. 50 senede Rus çarlığı nüfusu neredeyse ikiye katlarken Osmanlı nüfusu hiç artmamış ve İzmir gibi şehirlerde Rumlar çoğunluk hale gelmiştir. Bunun sebeplerinden birisi ekonomik durum diğeri ise savaşlarda Türk nüfusunun erimesidir. @kâfir-imam, içinde söyledi: Osmanlı Çok İyi Algısı Ekmeği katık yaparak yemek Osmanlı'dan gelen bir beslenme alışkanlığıdır. Çünkü peynir az , et az , zeytin az.. Uzun süre bu şekilde karbonhidrat ağırlıklı beslenenlerde zeka geriliği oluyor. Kabızlık çekiyorlar ve katı dışkılıyorlar. Kabızlığı engellemek için artık çoğu gıdaya probiyotik ve prebiyotik ekleniyor. Bu da konu dışı bir bilgi olsun
  • Gemilerin Karadan Yürütülmesi

    gemilerin karadan yürütülmesi
    1
    1 Oy
    1 İleti
    115 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Barbarossa Harekatı ve Hitler (gizli ses kaydı)

    hitlerin savaş suçları
    20
    0 Oy
    20 İleti
    679 Bakış
    ?
    İngiltere Hittleri diğer Ortadoğulu diktatörler gibi kendine köpek yapmak istedi ama başaramadı. Rusya'yı Almanlar üzerine kışkırtarak savaşın en şiddetli anında Almanya'ya arkadan saldırıp yenilmesine sebep oldu. İngiltere Rusya'yı her zaman kendine sadık bir köpek olarak diğer Avrupa ülkelerine karşı kullanmayı başarmıştır. Aynısını hittler için de yapmak istedi ama başaramadı. Rasputin örneğinde bunu çok net görmekteyiz. Rus Çarını 1.inci dünya savaşına katılmaktan vazgeçiren Rasputin İngilizlerin kışkırtması ve iftiraları ile sisuikastle öldürülmüştür. İngiliz yanlısı Rus veliaht tarafından namus meselesi uydurması ile öldürülmüştür. İngiliz oyunu boşuna demiyorlar. Sonra tıpkı Rasputine yaptıkları gibi Hitlerin arkasından da bir dünya ahlaksız aşağılayıcı yalanlar uydurup kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştılar. Bony M müzik grubu solisti İngiliz maskotu olan şarkıcı seslendirdiği aşağılık şarkı nedeniyle yıllar sonra Moskova'da rasputinin öldüğü aynı şehirde ve aynı tarihte geber(til)mişti. Sembolik bir ölümü oldu.
  • Seniha

    hikaye töre
    4
    0 Oy
    4 İleti
    386 Bakış
    EfruhteE
    @kereste uzun yıllar öncesinde yazmıştım nasıl font kullandığımı hatırlamıyorum. Böyle çok tuhaf gözüküyor
  • Osmanlı Sarayında Kardeş Katliamları

    kardeş katli
    10
    1 Oy
    10 İleti
    465 Bakış
    K
    Cinayetin iyisi kötüsü olmaz ve gün aşımına da uğramaz. Yani kardeş/çocuk katilleri padişah olsa bile gıyaben yargılanmalılar aslında.
  • ıspartalı erkek çocuk

    sparta erkek çocuk eski yunan
    2
    1
    0 Oy
    2 İleti
    209 Bakış
    H
    [image: 1708868844994-37cd2a15-10e2-489e-9a43-ea60d42cf13f-resim.png] Güzel filmdi.
  • Çin halk masalları

    çin masal
    5
    0 Oy
    5 İleti
    418 Bakış
    K
    Kim günahkâr? Bir zamanlar tarlada birlikte yürüyen on çiftçi vardı. Aniden şiddetli bir fırtınaya yakalandılar ve yarı yıkık bir tapınağa sığındılar. Ama gök gürültüsü gittikçe yaklaşıyordu ve her tarafta havayı sarsan bir kükreme vardı. Yıldırım, tapınağın etrafında sürekli dolanıyordu. Çiftçiler çok korkmuşlardı ve aralarında yıldırımın çarpmak istediği bir günahkarın olması gerektiğini düşünüyorlardı. Kim olduğunu öğrenmek için hasır şapkalarını kapının dışına asmaya karar verdiler; kimin şapkası uçup giderse, işte o kişi kaderle yüzleşmeliydi. Şapkalar dışarı asılır asılmaz, biri havaya uçtu ve diğerleri acımasızca talihsiz adamı kapıdan dışarı itti. Ancak tapınağı terk ettiğinde yıldırım dönmeyi bıraktı ve büyük bir gürültüyle tapınağa çarptı. Dışarı attıkları tek doğru kişi oydu. Bu yüzden dokuz kişi katı yürekliliğinin bedelini hayatlarıyla ödemek zorunda kaldı.
  • Kitap Önerileri

    8
    2
    2 Oy
    8 İleti
    447 Bakış
    EfruhteE
    @TENTEN bu arada kitabı okumaya başladım her paragrafı okuyunca bir söz ilham oluyor yazı dili sürükleyici Tekrar teşekkürler
  • Öylesine konuşmalar

    öylesine konuşmalar
    157
    1 Oy
    157 İleti
    9k Bakış
    ?
    @Sputnik, içinde söyledi: Öylesine konuşmalar 2060 ta en büyük beşinci ekonomi olmamız bekleniyormuş. Ekonomi uzmanı değilim ama Çin'in yaptığı gibi bir atılım yaparsak mümkün gibi. [image: 1707061715993-t%C3%BCrkiye-ekonomisi.png] Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Economy_of_Turkey Çin'deki mali disiplin bizde yok. O da olmayacak bir hayal. Sonumuz yine Kara para aklamaya kaldı. Çinliler de bize göçmen olarak gelmezler. Ne yapsınlar gelip de , kendi ülkeleri daha güzel.
  • Çanakkale savaşında havada çarpışan mermiler safsatası

    çanakkale savaşı çarpışan mermiler
    7
    1 Oy
    7 İleti
    371 Bakış
    K
    Havada çarpışan mermiler birbirini nasıl delecek ki? Mümkün değil.