İçeriğe atla

Tarih & Edebiyat

100 Konu 676 İleti
  • Uyuz Oldum

    uyuz ekzema kurdeşen mantar
    2
    0 Oy
    2 İleti
    29 Bakış
    nejdet evrenN
    Haber kaynaklarına ufak ufak düşmeye başlayan ölümcül bir salgından söz edilir olmuştu. Çin’in Guangdong Eyaletine bağlı Foshan Şehrinde görüldüğü bildiriliyordu. Uzak bir diyar ve nasıl olsa denetim altına alınması mümkün diye düşünülüyordu; lakin Foshan Şehrinin o zamanalar resmi rakamlarına göre 9 milyondan fazla insanı barındıran sanayii ve ticaret merkezlerinden biri olduğu göz ardı ediliyordu. Teknolojinin ilerlemesi insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi mikro-organizmaların da daha hızlı yayılmalarını sağlıyordu. Ulaşım teknolojisinin geldiği aşama itibariyle yerinde duramayan insan için muhteşem olanak sağlamış ve insanlar oradan oraya gidip gelip, sürekli yer değiştirmeye başlamışlardı. Denetim altında olduğu söylenen ve daha sonra DSÖ tarafından SARS/Covid-2 olarak tanımlanan virüs bu ulaşım temposuna ayak uydurmakta geri kalmamış ve kısa bir sürede neredeyse tüm gezegene yayılmıştı. Değişik bölgelerden gelen iç-karartıcı haberler ve ardından önlem amaçlı sokağa çıkma yasakları neredeyse tüm dünyayı pandemi denilen karantina yasaları kapsamında ev-hapsine mahkum etmişti. Hijyen sağlayan maddelerin satışı rekorlar peşinde koşuyordu. Temel hak ve özgürlüklerin elde edilebilmeleri için on bin yıllık mücadele adeta çöpe gitmiş, idari tasarruflarla bu ev-hapsi herkesçe benimsenmişti. “Liberal Virüs” ün gezegenin neredeyse tümüne egemen olduğu bir zaman diliminde onlarca yıl aşındırdığı zeminlerin sorumluları ortalıkta görülmezlerken, kendi yarattıkları ve önüne geçemedikleri Covid-2 mikrobunu ortak düşman ilan etmiş ve ona karşı savaş açtıklarını açıklamışlardı. Virüsün yayılma hızı ve etkileri arttıkça gezegene panik havası egemen olmuş, panzehirini bulabilmek için bilim-insanları kolları sıvamışlardı. Çok uluslu ilaç şirketlerinin başı çekmesi zaten yaşanan bir gerçekti. “Liberal Virüs”ün egemen olduğu ekonomik-politik sistemlerde ülkenin gelişmişlik durumunu ifade eden GSMH/GSYİH/Ulusal Gelişmişlik Durumu/Gayri safi milli hasıla/Gayri Safi Yurt İçi Hasıla denilen ölçek üretim üzerinden değil de tüketim üzerinden yapılan bir endekse göre biçimlendirilmişti; ülke içindeki bir köyde pazara endeksli olmayan ne kadar üretim olursa olsun bu GSMH kapsamında değerlendirilmez va fakat ne kadar trafik kazası olur, bunun için ne kadar harcama yapılır, temiz su ne kadar sanayii artığı ile kirletilir ve bunun temizlenmesi için ne kadar para harcanır vs ne kadar tuvalat kağıdı kullanılırsa GSMH içinde değerlendirilerek kalkınma düzeyi buna göre belirlenir ölçeği kabul edilmekteydi. Kısacası ne ürettiğin değil ne tükettiğine göre kurulan bir ölçek; çarpık, zira üretmediğini nasıl tüketirsin? Bu ölçeklere göre pandemi sürecinde sağlık giderleri için ayrılan pay, tüketime harcanan değer artmış ve bu aynı zamanda ülkelerin kalkınma düzeyini de arttırmış oluyordu?!…Üretim artmamış olsa bile…Çok uluslu şirketler derhal kolları sıvamış pandemi sürecini kendi lehlerine çevirmenin yollarını aramakta gecikmemişlerdi…Teknoloji bir ışık günü kadar uzağa taşınacak kadar ilerlemiş olduğu bu zaman diliminde bu covid-2 denilen mikro organizmaya karşı birşeyler yapmalı, güven tazelemeliydi; aşı serumu çalışmalarına başlandığı haberlerde işitiliyor olmuştu. BioNTech, Sinovac aşılarının geliştirildiği söyleniyordu. Tıp dünyasında bir aşının test edilmesi süresi, kobaydan insana geçilme süreci oldukça uzun zamanları gerektiren süreçler olmasına rağmen covid-2 virüsü karşısında bilim dünyası zamana sıkıştırılmış, adeta çaresiz kalmıştı…Aşıların uygulanabilirlik süreçleri empas ediler doğrudan insan bedeni üzerinde uygulamaya konulması gerekmekteydi. Fareler kobay olmaktan belki uygarlaşma tarihinde ilke kez bu süreçten azade oluyorlardı ve onlar bunun farkında bile değillerdi…Hiç bir kişinin bu sürece itiraz edecek ne bir gücü ne de bir karşı donanımı bulunmamaktaydı; aşılar insanlar üzerinde test edilmeye başlandı…Yan etkileri ileride gözetlenecek ve buna dair yaşanılacak olumsuzluklar olursa ona dair yeni çözümler geliştirilecekti…”Liberal Virüs” kana bir kez karıştıktan sonra onu kandan arındırmak için belki de binlerce yıl geçmesi gerektiğini insan hala bilmiyor gibiydi. “Liberal Virüs” kana karışmış, kendini yenilemiş ve daha çok saldırgan olmuştu…Uygulanan aşılar ve alınan tedbirler sonucunda virüsün denetim altına alındığı bildirilerek normal hayata dönülmesi uygun görülmüştü; kara kış geride kalmış olmasına karşın artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacağını göstermekteydi…
  • Gecem

    22
    2 Oy
    22 İleti
    2k Bakış
    nejdet evrenN
    Ve dün gibi umudum saklı, sıcak lakin, endişeliyim gün gibi görünür gözüme herşey tepe-takla yoksa kırılan ben miyim?
  • Bağlaç sevdanız hangisi?

    bağlaç yazı stili
    1
    0 Oy
    1 İleti
    95 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Deniz Gibi

    deniz yunus göçmen ekoloji kültürler arası farklılık
    1
    0 Oy
    1 İleti
    73 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Sputnik ve cehennem de devrim hikayesi

    hikaye
    7
    1 Oy
    7 İleti
    451 Bakış
    PakizeP
    Kafir İmam Bir zamanlar küçük bir Anadolu kasabasında, Ali isimli bir imam yaşardı. Ali, kasabanın saygın simalarından biriydi. Her sabah camide namaz kıldırır, akşamları ise iman dersleri verirdi. Ancak içten içe bir huzursuzluk vardı içinde. Dini sorguluyor, imanın sınırlarını zorlamaktan, bu soruları içinden geçirmekte kendini zor buluyordu. Zamanla, Ali’nin kafasındaki bu sorgulamalar, çevresindekiler tarafından fark edildi. Efruhte Bacı, kasabanın en çok konuşan ve eleştirilen kadınlarından biriydi. Sık sık camiye gelerek Ali’nin öğretilerini eleştirir, onun boş inançlar peşinde koştuğunu söylerdi. “Ali, hasta ruhlarımıza şifa değil, şüphe getiriyorsun!” derdi Efruhte. Diğer mahalleli de destek olur, onu “kafir imam” olarak yaftalamaya başlardı. Ali, bu hakaretlere maruz kalıyor ve içinde daha derin bir sorgulama ile baş başa kalıyordu. İman ile sorgulama arasında gidip gelirken, sonunda kalbinin sesine kulak vermeye karar verdi. Bir gece yarısı, kararını verirken yanına bir bilgisayar alarak yazılım öğrenmeye başladı. Artık Ali, yalnızca dini metinlerin altına imza atan bir imam değil, yeni bir yaşam arayışında olan bir adamdı. Hızla yazılım dünyasında yer edinmeye çalışırken, eski mesleğini tamamen bırakmaya karar verdi. Zaman geçtikçe, yazılım alanında ustalaşmış ve çok para kazanmıştı. Kafasındaki tüm sorulara yanıt ararken, yaratıcılığına da yeni kapılar açmıştı. Kısa zamanda varlıklı bir adam olmuştu; onun bu değişimi, kasabanın meraklı gözlerinden hiç kaçmadı. Efruhte Bacı ve mahalleli, “kafir imam” olarak damgaladıkları Ali’nin başarılarını konuşmaya devam etseler de, onun peşinden gelen maddi başarıları göz ardı edemez hale geldiler. Bir gün, Ali kasabaya geri döndü. Kalabalık bir izleyici kitlesi arasında içeri girdi. Kalabalık, Efruhte’nin öncülüğünde hâlâ Ali’ye hakaret etmeye çalışıyordu. Ancak Ali, onlara gülerek yaklaştı ve yüksek sesle sordu: “Siz miydiniz beni işimden eden?” Ali’nin gülüşü, mahalle halkının suratındaki şaşkın ifadeyi daha da belirginleştirdi. Bir zamanlar küçümsedikleri adam, şimdi statü sahibi bir kişiydi. Cevap veremeyen kalabalığın yüzünde sadece utanç kalmıştı. İlk zamanlardaki hakaretlerin tamamen tersine döndüğünü gören mahalle, Ali’ye karşı bir saygı geliştirmeye başlamıştı. Ali, “İmanım sorgulandı, ben de yanıtlar aradım. Sonunda kendimi buldum,” diyerek topluluğa davranışlarının arkasında yatan gerçekliği ortaya koydu. Artık geriye dönüp bakmıyordu; kendisini kanıtlamış, başarı bizatihi kendisiyle birleşmişti. Yeni hayatında, insanlara ilham vermek ve onları korkularından kurtarmak üzerine bir yola giren Ali, kasabada "kafir imam" olarak anılmaktan çok, kendi özgür iradesiyle şekillendirdiği hayatıyla tanınmaya başladı. Ve bu, kasaba için bir ders olmuştu; sorgulamak, öğrenmek ve onu hayatına katmak, en üst mertebe dedi.
  • Osmanlı Değil Atamanlı Devleti

    osman gazinin adı atamanlı devleti
    23
    0 Oy
    23 İleti
    1k Bakış
    H
    Sikke varmış. Somut delildir. İsmi Ataman değil; Osman' dır. Müslüm olan genelde çocuğuna arapça isim takar. Bunda bir çelişki yok. Çelişki bunlarına hem Türkçülük hem müslümcülük oynamasındadır. O bakımdan mhp gibi muhazafakarlaşmış partilerin milliyetçilik davalarının içi boşaltılmıştır. Bir gerçek Türkçü istesede arap ve dini ile yanyana gelemez. https://onedio.com/haber/atamanli-imparatorlugu-osmanli-nin-kurucusu-osman-gazi-nin-ismi-aslinda-ataman-miydi-980204
  • İskit - Khmer Kavmi

    iskitler piramitler kavimler
    1
    1 Oy
    1 İleti
    119 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Nurullah Genç

    nurullah genç edebiyat şiir
    20
    1 Oy
    20 İleti
    1k Bakış
    EfruhteE
    RÜVEYDA'YA AĞIT - Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim Attığı her adımda siyah bir iz bırakan Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi Bir yanında kederi özümleyen bir lâle Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir Götür benden ahzânı, bana ihsanı getir Yalanı reddederken düşüyorum yalana Ben bir aziz değilim Rüveyda, anlaşana Bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum Sen ölmedin Rüveyda; at vuruldu; ben öldüm Her hamlesi bir tabut şimdi bakışlarının Yıkayıp kefenledin; mehtabına gömüldüm Her iklime kanatlı bir haberci salsınlar Çağır âşıklarını; namazımı kılsınlar Duysun âlem ateşin dağı erittiğini Bu illetin taşları bile çürüttüğünü Gün olur da, ayrılık yumağı çözülür mü Bergüzârım ayaklar altında ezilir mi Rüveyda, görür müyüm yeşil ufuklarını Seninle bir sonsuzluk bulur muyum Rüveyda Yoksa hep bu kabirde kalır mıyım Rüveyda Şiir & Yorum: Nurullah Genç
  • Tarihin Efsaneleri Belgeseli TRT

    tarihin efsaneleri
    1
    0 Oy
    1 İleti
    107 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • "İslam'ın koruyucusu" ünvanı

    islam faşizm nedir
    1
    0 Oy
    1 İleti
    143 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Osmanlı Çok İyi Algısı

    osmanlı gerçeği değirmen filmi
    2
    2 Oy
    2 İleti
    173 Bakış
    S
    1700 den itibaren Osmanlı nüfusunun, özellikle Türk nüfusunun eridiğini görürüz. 50 senede Rus çarlığı nüfusu neredeyse ikiye katlarken Osmanlı nüfusu hiç artmamış ve İzmir gibi şehirlerde Rumlar çoğunluk hale gelmiştir. Bunun sebeplerinden birisi ekonomik durum diğeri ise savaşlarda Türk nüfusunun erimesidir. @kâfir-imam, içinde söyledi: Osmanlı Çok İyi Algısı Ekmeği katık yaparak yemek Osmanlı'dan gelen bir beslenme alışkanlığıdır. Çünkü peynir az , et az , zeytin az.. Uzun süre bu şekilde karbonhidrat ağırlıklı beslenenlerde zeka geriliği oluyor. Kabızlık çekiyorlar ve katı dışkılıyorlar. Kabızlığı engellemek için artık çoğu gıdaya probiyotik ve prebiyotik ekleniyor. Bu da konu dışı bir bilgi olsun
  • Gemilerin Karadan Yürütülmesi

    gemilerin karadan yürütülmesi
    1
    1 Oy
    1 İleti
    104 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Barbarossa Harekatı ve Hitler (gizli ses kaydı)

    hitlerin savaş suçları
    20
    0 Oy
    20 İleti
    592 Bakış
    ?
    İngiltere Hittleri diğer Ortadoğulu diktatörler gibi kendine köpek yapmak istedi ama başaramadı. Rusya'yı Almanlar üzerine kışkırtarak savaşın en şiddetli anında Almanya'ya arkadan saldırıp yenilmesine sebep oldu. İngiltere Rusya'yı her zaman kendine sadık bir köpek olarak diğer Avrupa ülkelerine karşı kullanmayı başarmıştır. Aynısını hittler için de yapmak istedi ama başaramadı. Rasputin örneğinde bunu çok net görmekteyiz. Rus Çarını 1.inci dünya savaşına katılmaktan vazgeçiren Rasputin İngilizlerin kışkırtması ve iftiraları ile sisuikastle öldürülmüştür. İngiliz yanlısı Rus veliaht tarafından namus meselesi uydurması ile öldürülmüştür. İngiliz oyunu boşuna demiyorlar. Sonra tıpkı Rasputine yaptıkları gibi Hitlerin arkasından da bir dünya ahlaksız aşağılayıcı yalanlar uydurup kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştılar. Bony M müzik grubu solisti İngiliz maskotu olan şarkıcı seslendirdiği aşağılık şarkı nedeniyle yıllar sonra Moskova'da rasputinin öldüğü aynı şehirde ve aynı tarihte geber(til)mişti. Sembolik bir ölümü oldu.
  • Seniha

    hikaye töre
    4
    0 Oy
    4 İleti
    343 Bakış
    EfruhteE
    @kereste uzun yıllar öncesinde yazmıştım nasıl font kullandığımı hatırlamıyorum. Böyle çok tuhaf gözüküyor
  • Osmanlı Sarayında Kardeş Katliamları

    kardeş katli
    10
    1 Oy
    10 İleti
    409 Bakış
    K
    Cinayetin iyisi kötüsü olmaz ve gün aşımına da uğramaz. Yani kardeş/çocuk katilleri padişah olsa bile gıyaben yargılanmalılar aslında.
  • ıspartalı erkek çocuk

    sparta erkek çocuk eski yunan
    2
    1
    0 Oy
    2 İleti
    192 Bakış
    H
    [image: 1708868844994-37cd2a15-10e2-489e-9a43-ea60d42cf13f-resim.png] Güzel filmdi.
  • Çin halk masalları

    çin masal
    5
    0 Oy
    5 İleti
    372 Bakış
    K
    Kim günahkâr? Bir zamanlar tarlada birlikte yürüyen on çiftçi vardı. Aniden şiddetli bir fırtınaya yakalandılar ve yarı yıkık bir tapınağa sığındılar. Ama gök gürültüsü gittikçe yaklaşıyordu ve her tarafta havayı sarsan bir kükreme vardı. Yıldırım, tapınağın etrafında sürekli dolanıyordu. Çiftçiler çok korkmuşlardı ve aralarında yıldırımın çarpmak istediği bir günahkarın olması gerektiğini düşünüyorlardı. Kim olduğunu öğrenmek için hasır şapkalarını kapının dışına asmaya karar verdiler; kimin şapkası uçup giderse, işte o kişi kaderle yüzleşmeliydi. Şapkalar dışarı asılır asılmaz, biri havaya uçtu ve diğerleri acımasızca talihsiz adamı kapıdan dışarı itti. Ancak tapınağı terk ettiğinde yıldırım dönmeyi bıraktı ve büyük bir gürültüyle tapınağa çarptı. Dışarı attıkları tek doğru kişi oydu. Bu yüzden dokuz kişi katı yürekliliğinin bedelini hayatlarıyla ödemek zorunda kaldı.
  • Kitap Önerileri

    8
    2
    2 Oy
    8 İleti
    411 Bakış
    EfruhteE
    @TENTEN bu arada kitabı okumaya başladım her paragrafı okuyunca bir söz ilham oluyor yazı dili sürükleyici Tekrar teşekkürler
  • Öylesine konuşmalar

    öylesine konuşmalar
    157
    1 Oy
    157 İleti
    7k Bakış
    ?
    @Sputnik, içinde söyledi: Öylesine konuşmalar 2060 ta en büyük beşinci ekonomi olmamız bekleniyormuş. Ekonomi uzmanı değilim ama Çin'in yaptığı gibi bir atılım yaparsak mümkün gibi. [image: 1707061715993-t%C3%BCrkiye-ekonomisi.png] Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Economy_of_Turkey Çin'deki mali disiplin bizde yok. O da olmayacak bir hayal. Sonumuz yine Kara para aklamaya kaldı. Çinliler de bize göçmen olarak gelmezler. Ne yapsınlar gelip de , kendi ülkeleri daha güzel.
  • Çanakkale savaşında havada çarpışan mermiler safsatası

    çanakkale savaşı çarpışan mermiler
    7
    1 Oy
    7 İleti
    320 Bakış
    K
    Havada çarpışan mermiler birbirini nasıl delecek ki? Mümkün değil.