İçeriğe atla

World

Topics from outside of this forum. Views and opinions represented here may not reflect those of this forum and its members.

A world of content at your fingertips…

Think of this as your global discovery feed. It brings together interesting discussions from across the web and other communities, all in one place.

While you can browse what's trending now, the best way to use this feed is to make it your own. By creating an account, you can follow specific creators and topics to filter out the noise and see only what matters to you.

Ready to dive in? Create an account to start following others, get notified when people reply to you, and save your favorite finds.

Kayıt Ol Giriş
  • Yapma KafaY

    Cumhuriyet gazetesi köşe yazısında tarikatların geçmiş uzantılarını anlatan ilginç bir yazı.

    Yazının tamamı bu bağlantıda
    https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/zulal-kalkandelen/kendi-muftusune-sahip-cikmayan-diyanet-1872682

    5 Temmuz 1982’de Üsküdar Namazgâh Camisi yakınlarındaki bir inşaatta bir ceset bulundu.

    35 yaşında silahlı saldırıya uğrayan, dönemin sevilen Üsküdar Müftüsü Hasan Ali Ünal’dı. Cumhuriyet tarihi boyunca saldırıya uğrayarak görevi başında öldürülen ilk müftüydü.


    Örüntüye bakarmısınız bütün bu olaylar "Eski Laik Türkiye" dediğiniz dönemde gerçekleşiyor. Ayrıntılar şöyle; Katiller yakalanıyor ikisi de ustaosmanoğlu tarafından azmettirildiğini itiraf ediyor. Katli vacip fetvasını onun verdiğini söylüyor. Buna karşın ustaosmanoğlu tutuklanmıyor bile. Üstelik olay darbe dönemi gerçekleşiyor. Hani" laikliği korumak" için yaptıkları darbe var ya 1980 darbesi işte o dönem.. Ve daha da tuhaf olanı şu. Laikliği savunan diyanet imamına chp sahip çıkmıyor. Tehdit edildiğini önceden bildirdiği halde... Bu chp var ya bu chp...inadına git akp ye oy ver diyor içimden bir ses ama kimseye oy falan yok. Aynı chp eski Türkiye döneminde daha kimlere sahip çıkmamış bakalım Savcı Doğan Öz Gaffar Okkan Adnan Kahveci Madımak Katliamı Uğur Mumcu Eşref Bitlis.. Hepsi de tehdit edildiğini öldürüleceğini söyledikleri halde.. Aynı sözde laik chp bugün irancı çıktı iyi mi? Chp nin tek görevi ölenlerin yasını tutmak. Tarikat işbirlikçisi olmadığı ne malum?
  • phiP

    ■ Terör örgütüyle masaya oturduğumuzu iddia edenler şerefsizdir dedi, tabii görüşülüyor, görüşme talimatını veren benim dedi.
    ■ Ben Gürcüyüm, ailemiz Batum'dan Rize'ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir dedi, benim için Gürcü diyenler bile oldu dedi.
    ■ Muhterem hocaefendi dedi, haşhaşi sülük dedi.
    ■ Kardeşim Esad dedi, katil Eset dedi.
    ■ Türkçe'yle felsefe yapılamaz diyorlar, ırkçılıktır, ırkçılık kokan açıklamalardır dedi, Türkçe'yle felsefe yapamazsınız dedi.
    ■ Lozan Antlaşması devletimizin tapusudur, inanç, cesaret ve fedakarlık zaferidir dedi, birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştılar, zafer mi bu dedi.
    ■ İstanbul'u ihya ettik dedi, biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ediyoruz, ben de bundan sorumluyum dedi.
    ■ Eğitimde ülkemize çağ atlattık dedi, eğitimde maalesef mesafe katedemedik, üzgün olduğum bir konudur dedi.■ Kültürde sanatta gözkamaştırıcı bir envantere sahibiz dedi, kültürde sanatta mevcuda dahi sahip çıkamadık, fevkalede müteessirim dedi.■ Büyüme rekoru kırdık, kalkınma rekoru kırdık dedi, bu ülke bu hale düşmeli miydi, bu halde kalkınabilir miyiz dedi.
    ■ Kriz mriz sakın inanmayın, bizde kriz yok dedi, ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz dedi.
    ■ Başkanlık sistemi özentinin sonucudur, Amerikan emperyalizminin bize tavsiyesidir dedi, başkanlık sistemi bizim için gelenekseldir, buna karşı çıkanların genlerinde başkanlık sistemi yok ama, bizim genlerimizde başkanlık sistemi var dedi.
    ■ Bu ülke demokratik parlamenter sisteme inanmış bir ülkedir, hiçbir zaman parlamenter sistemden uzaklaşmayacağız dedi, yauv inanılmaz bir şey, hâlâ parlamenter sistemi savunanlar var, artık parlamenter demokrasi yok dedi
    .■ Üçüncü köprü cinayettir, İstanbul için ölümcül sonuçlar doğurur, bölgede kalan akciğerlerimizin yok edilmesi demektir, bunu bekleyen bazı mahfillere rant alanları sağlama olayıdır dedi, hani o cumhuriyet mitinglerinde cumhuriyetçiyiz diye yürüyenler var ya, işte üçüncü köprüye hep onlar karşı çıktı, bunlar istemezük familyasından, hem üçüncü köprüye karşı çıkıyor, hem utanmadan o köprüden geçiyor, niye geçiyorsun o köprüden, sandalla geçsene karşıya dedi.
    ■ Güneydoğu sorunu olarak adlandırılan sorun aslında Kürt sorunudur dedi, Kürt sorunu var dersen, sorun olur, yok dersen, sorun ortadan kalkar, biz böyle bir sorun yok diyoruz dedi, Kürt sorunu vardır, benim de sorunumdur dedi, ne Kürt sorunu yauv, kimse bize yutturmaya kalkmasın, yok böyle bir şey dedi.
    ■ Onlar bizi Avrupa Birliği'ne almamayı düşünüyor, biz de girmemeyi düşünüyoruz, bunların asıl adı Katolik Hıristiyan Devletler Birliği'dir dedi, hedefimiz Avrupa Birliği'ne tam üyelikti, hamdolsun başardık, hamdolsun bizim hükümetimize nasip oldu, bayramımız kutlu olsun, inşallah bu başarılarımız ilerde romanlarda yazılacak dedi, eyyy Avrupa Birliği biz senin kapıkulun değiliz, sen yoluna, biz yolumuza, bunların arasında ortodoks var, protestan var, ateist var, ama hepsi katolik Vatikan'a gidiyor, niye, çünkü bunlar tek millet, külahımıza anlatsınlar, bugünün hasta adamı Avrupa Birliği'dir dedi.
    ■ Nazisiniz, katilsiniz, gerçek manada faşistsiniz, haçlı seferlerini yeniden başlatmak istiyorlar, Avrupa Birliği'nin sonu geldi dedi, kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa'da görüyoruz, geleceğimizi Avrupa Birliği'yle birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz dedi.
    ■ Ayasofya'yı camiye çevirmenin faturası çok ağırdır, Ayasofya ibadete açılsın diyenler dünyayı tanımıyor, ben bir siyasi lider olarak, bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim dedi, gayretlerimiz neticesinde hamdolsun Ayasofya cami oldu dedi.
    ■ Cumhurbaşkanını Mozart dinlemeye zorlamak faşistliğin dik alasıdır dedi, cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası konser salonunda Mozart'tan Bach'tan tınılar, Şostakoviç'le Chopin'in bestelerinden ritimler buluşacak, biz buyuz dedi.
    ■ Aşı olmayı düşünmüyorum, sağlık bakanı haberim olmadan benim adımı vermiş, hemen laflarını düzeltsin, kendime göre araştırma yaptım, aşı olmayacağım, ailem de olmayacak dedi, şahsen benim aşı olma konusunda herhangi bir sıkıntım söz konusu değil dedi.
    ■ Biz genişletilmiş Ortadoğu projesinin eşbaşkanlarından biriyiz, Amerika'nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi içinde Diyarbakır yıldız olabilir dedi, ellerine bir kağıt almışlar, Amerika'nın projesidir diyorlar, bunu ispat etmezlerse namussuzdurlar dedi.
    ■ Nato'nun Libya'da ne işi var dedi, Nato Libya'ya gitmelidir dedi.
    ■ Parası olan parayı bastıracak askerlikten kurtulacak, parası olmayan askerlik yapacak, ben şahsen böyle bir sorumluluğun altına girmem, referandum yaparım, biz kimsesizlerin kimiyiz dedi, bedelli askerlik benim için acil bir konu, parayı veren askerliğini yapmış sayılacak dedi.
    ■ Cehape genel başkanı konuşuyor, çocukluğunda ilk kez Van denizinde vapura bindiğini söylüyor, Van gölü ne zaman deniz oldu yauv, kılavuzun doğru olmayınca gölü de işte böyle deniz zannedersin dedi, Van denizi olan bir kentimizdir, varsın haritalarda göl diye geçsin, biz Van denizi diyoruz dedi.
    ■ Süleyman Şah türbesi Türkiye'nin dışardaki tek vatan toprağıdır, hassasiyetimiz bellidir, dalgalanan bayrağını korumak için tereddüt etmeyiz, onuru, vatanı, bayrağı, kutsal değerleri için yaşayan milletiz, Süleyman Şah türbesi'ne dokunmaya kalkılırsa, İstiklal Marşımızın emrettiği gibi kükremiş sel olur, bendimizi çiğner aşarız, türbenin kuşatıldığı iddialarının hepsi uydurmadır dedi, Süleyman Şah türbesi'nin yeri başarılı bir operasyonumuz neticesinde değiştirilmiş bulunmaktadır, sevk ve idaresini bizzat takip ettiğim nakl-i kubur operasyonunu her türlü takdirin fevkinde gerçekleştiren hükümetimizi ve silahlı kuvvetlerimizi tebrik ediyorum, türbe salimen ülkemize getirilmiş bulunmaktadır, bu operasyon devletimizin kararlı uygulamasıyla başarıyla tamamlanmıştır dedi.
    ■ Van münüts, çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyoruz, siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz dedi, İsrail'e ihtiyacımız var dedi.
    ■ İçki içen alkoliktir dedi, içki içenler bize oy veriyorsa, alkolikler arasına girmemiş oluyor dedi.
    ■ Benim her muhtarım bir dünya lideri seviyesinde bilgiye, yeteneğe, kabiliyete sahiptir dedi, ABD yönetimi kusura bakmasın, Çatladıkapı muhtarı değiliz dedi.
    ■ Türk üniversiteleri tarihin en güçlü dönemini yaşıyor dedi, Türkiye'nin nasıl oluyor da dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında esamisi okunmuyor, demek ki bir yerde sıkıntı var dedi
    .■ Bana milliyetçi diyenler varsa evet milliyetçiyim dedi, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık dedi.
    ■ Türk kökenli Alman gazeteci hakkında, elimizde görüntüler var, tam bir ajan terörist, hiçbir surette iade edilmeyecek, ben bu makamda olduğum sürece asla dedi, özel uçakla gönderdik
    .■ Amerikalı rahip hakkında, bu can bu bedende bu fakir bu görevde olduğu sürece bu teröristi alamazsınız dedi, özel uçakla gönderdik.
    ■ Mavi Marmara baskını hakkında, eyyy İsrail dedi, cezalandıracağız, affetmeyeceğiz, bedelini ödeteceğiz, tecrit edeceğiz, düşmanlığımız şiddetlidir dedi, sonra, giderken bana mı sordunuz dedi.
    ■ Eyy Macron beyin ölümünü kontrol ettir, katilsin, İslam düşmanısın, ırkçısın, milletime sesleniyorum, Fransız markalarını satın almayın dedi, sevgili Emmanuel ilişkilerimizi görüşmek isterim, ortak hareket edelim diye mektup yazdı.
    ■ Suriyeli kardeşlerimizi kapı dışarı etmekten sözediyorlar, biz burada olduğumuz sürece kimse gönderemez dedi, kardeşlerimize kucak açtık ama kalıcı bir durum değil, evlerine dönecekler elbette, artık kardeşlerimizin evlerine dönmeleri beklentisi içindeyiz dedi, zayıf ülke olmadığımız için mültecileri almaya devam edeceğiz dedi, bunları daha nereye kadar besleyeceğiz dedi, onlar muhacir biz ensarız, ne pahasına olursa olsun kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz dedi, kusura bakmayın bizim alnımızda enayi yazmıyor, otobüsler uçaklar boşuna durmuyor, bindirir göndeririz, hadi güle güle deriz dedi, onları bu topraklardan asla kovmayız dedi.
    ■ Bu köprüleri bu tünelleri devletin kasasından bir kuruş bile çıkmadan yapıyoruz dedi, buralar biliyorsunuz yap-işlet-devret, eğer buradan aldığı aylık bedel yüklenici firmanın aleyhineyse, aradaki farkı kim ödeyecek, onu devletin kasasından biz ödeyeceğiz dedi.
    ■ Birleşik Arap Emirlikleri prensi hakkında, 15 Temmuz darbesini bu şerefsiz yaptı denildi, kardeşimi muhabbetle selamlıyorum, hamdolsun görüştük, nazik evsahipliği için teşekkür ediyorum dedi.
    ■ Suudi Arabistan prensi hakkında, Cemal Kaşıkçı'yı şehit ettiler, bunlar dünyayı enayi zannediyor, bu millet enayi değil, hesabını soracağız, suçun işlendiği yer İstanbul olduğu için bunlar tabii ki bizim mahkemelerimizde yargılanacak, cinayet bizim sınırlarımız içinde cereyan ediyor, sorumluluk makamındayız, bütün boyutlarıyla araştırıp soruşturacağız, bu süreci devlet ciddiyetiyle yürüteceğiz, hiç kimse bu meselesinin üstünün kapatılacağını aklından bile geçirmesin, insanlığın ortak vicdanının temsilcisi olarak takipçisiyiz, bu vahşetin örtbas edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz dedi, kıymetli kardeşim diye kucaklaştı, sarayda fasıl yaptırdı.
    ■ İsveç ve Finlandiya ben başta olduğum sürece Nato'ya giremez, hiç boşuna ayağımıza gelmeyin, müzakere bile etmem, bizi ikna etmek için geleceklerse hiç yorulmasınlar, evet demeyiz, müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz dedi, Nato zirvesinde evet dedi.

    ★Allah'tan memleketin başında Tayyip Erdoğan var, yoksa memleketin başındaki Tayyip Erdoğan mahvedecek yani memleketi.",


    daha fazla oku →
    Bizimkiler dizisindeki Sabri karakteri(Mehmet Akan) erdoğanı yansıtıyor resmen. Türk sinemasında birçok efsane tiplemeyi ekrana çıkaran yapımcı Uğur Bugayı anmadan geçmek olmaz. [image: alt metni] Yapma-Kafa said: Erdoğanı yenmenin tek yolu onun tezgahından uzak durmaktır. Muhalefet bunu başaramıyor her seferinde bir şekilde erdoğan tarafından satın alınıyorlar. Elinde kaseti kozu olan bunu bekletmeden açıklamalıydı. Zamanı var gün gelir yaparız diye elinde beklettikleri her koz her pislik o gün gelmeden kendilerine döndü.
  • Yapma KafaY

    Steril beslenmek yani sadece vitamini proteini alıp gerisini yememek. Bu bir ticarete dönüşmüş ve insanlara ürün satmak için uydurulmuş. Meyve yeme ana bizim vitamini al daha iyi veya balık yeme bizim marka balık yağını al daha iyi gibi yalanlar..

    Kısa cevap: hayır, sadece omega + vitamin + protein tozu alıp gerisini yememek doğru bir beslenme değil.

    Neden böyle olmuyor:

    1. Vücut sadece makro ve mikro değil, "paket" istiyor

    Protein tozu, omega kapsülü ve multivitamin sana protein, birkaç yağ asidi ve bazı vitaminleri verir. Ama tam gıdaların içinde bunlar yok

    • Lif: Sindirim, bağırsak bakterileri, tokluk, şeker dengesi için şart. Hiçbir hap lif yerine geçemez.

    • Karbonhidrat: Beynin ve kasların ana yakıtı. Karbsız enerji düşer, antrenman verimi ve odak çakılır.

    • Fitokimyasallar ve antioksidanlar: Sebze, meyve, kuruyemiş, baklagillerde binlerce bileşen var. Vitamin hapında bunların %5’i bile yok.

    • Yağ çeşitliliği: Omega 3 iyi ama zeytinyağı, avokado, yumurta sarısındaki diğer yağlar da hormonlar için lazım.

    2. Uzun vadede sorun çıkar
    Sadece supplementle gidersen: kabızlık, enerji düşüklüğü, bağışıklık zayıflaması, kas kaybı, ruh hali dalgalanması çok sık görülür. Vücut "açlık" moduna girip yağı tutmaya başlar.

    3. Ne zaman mantıklı olur?
    Sadece supplement yaklaşımı genelde 2 durumda geçici olarak kullanılır:

    • Ameliyat sonrası sıvı beslenme gibi tıbbi durumlarda

    • Çok yoğun kalori kısıtında doktor + diyetisyen kontrolünde

    Günlük hayat için değil.

    Daha doğru yaklaşım ne?
    "Temelini gıdadan al, açığını supplementle kapat"

    • Tabak: Protein kaynağı + sebze + kompleks karbonhidrat + sağlıklı yağ

    • Destek: Omega 3, D vitamini, gerekirse protein tozu gibi

    Yani yumurta + yulaf + zeytinyağı + yoğurt + meyve yemek, 10 hap yutmaktan daha "steril" ve etkili.


  • Yapma KafaY

    200 yıl önce de 2000 yıl önce de dünyaya yön veren insanların hiçbiri düzenli eğitim sisteminden yetişmemiştir.

    Okulsuz ama usta çırak eğitimi yada usta öğretici düzeni ile yetişmişti hepsi. Gerçek etkileşim ile görerek çevreyi inceleyerek şekillenen beyinler daha zeki oluyor.

    Okullar ne yapıyor?

    İtaat ettir oyala ve parasını al mantığı çalışıyor.

    Okul sisteminde kazanan devlet tüccar ve işveren oluyor.

    Bu yüzden diplomasızlar iş kuruyor diploması olanları kapısında bekletiyor. diplomasızlar yönetici oluyor.

    Yerleşik eğitim sisteminde çocuklar yeteneksiz ve boş bilgi deposu olarak yetişiyor. Daha doğrusu oyalanıyor.

    Bu durım en çok tüccarın işine yarıyor. Elinde diploma ile kapısında bekleyen binlerce kişiyi görmek onları mutlu ediyor. Çünkü ucuz işçilik demektir bu.

    Devlet ise okul sektöründen istihdam oluşturuyor vergi alıyor.


  • Yapma KafaY

    Zeka = sadece vitamin + protein değil maalesef
    Vitaminler proteinler özel eğitim falan yinede gerizekalılık azalmıyor artıyor.

    Zeka doğru karar verebilmektir. IQ testleri sadece işlemcı hızını ölçer ama beyinde ne tür program çalışıyor onu ölçmez.

    zekanın kendisi başka katmanlardan oluşuyor:

    Genetik taban

    Doğduğun donanımın bir limiti var. Vitamin o limiti max'a çıkarır ama limiti değiştirmez.

    Kullanım / Egzersiz

    Beyin de kas gibi. Kitap okumayan, sorgulamayan, problem çözmeyen beyne günde 10 yumurta yedirsen de gelişmez. Protein kas yapar ama gidip spor yapmazsan kas çıkmıyor ya, aynı mantık.

    Çevre + Öğrenme

    Merak, eleştirel düşünme, hata yapıp ders çıkarma. Bunlar olmadan bilgi sadece "ezber" olur. Ezberleyen çok insan var ama bağ kuramayınca "gerizekalı" gibi geliyor.

    Uyku, stres, alışkanlıklar

    Günde 3 litre protein shake içip 4 saat uyuyorsan, beynin çöp modunda çalışır. Sigara, alkol, sürekli dopamin kaydırma da zekayı köreltir.

    IQ testi zekanın sadece bir parçasını ölçüyor. IQ sadece ilkel beyini ölçüyor. Hızı ve birkaç örüntü kurmayı ölçüyor o da doğru test yapılırsa güvenilir sonuç verir. Yoksa çoğu IQ testi aslında çöp

    Ne ölçmüyor?

    1. Duygusal zeka İnsanları anlama, empati, kendini yönetme

    2. Yaratıcılık: Kutunun dışında düşünme

    3. Pratik zeka: Sokak zekası, işi çözme yeteneği

    4. Bilgelik: Tecrübe, doğru karar verme

    5. Motivasyon, disiplin, sosyal beceri

    O yüzden IQ'su 140 olup
    hayatını toparlayamayan da var. IQ'su 100 olup müthiş işler başaran da var.


    @Yapma-Kafa said: Kullanım / Egzersiz Beyin de kas gibi. Kitap okumayan, sorgulamayan, problem çözmeyen beyne günde 10 yumurta yedirsen de gelişmez. Protein kas yapar ama gidip spor yapmazsan kas çıkmıyor ya, aynı mantık. Günde 10 yumurta yemek yerine 2 gram omega 3 kullanmak daha iyi. 10 yumurtayı zaten yiyemezsin de, ben yine de yazmış olayım. Omega 3'ün fare deneyleri var. Onlarda beyni geliştirdiği kanıtlamış. İnsanlarda işe yarayıp yaramadığı ise kesin değilmiş. Ama denemekten zarar gelmez bence. Ben bir ara kullanıyordum, uykuyu açıyordu. [image: image.jpeg]
  • Yapma KafaY

    Stirling motoru dıştan yanmalı bir ısı motoru. Yani yakıtı içeride patlatmıyor, dışarıdan verilen ısıyla çalışıyor.

    Genel Mantığı Nasıl Çalışır?

    Robert Stirling 1816'da buldu. Temelde 4 adımlık bir döngü var:

    1. Isıtma: Kapalı bir silindirdeki hava/helyum/hidrojen dışarıdan ısıtılır → genleşir

    2. İş Yapma: Genleşen gaz pistonu iter → güç çıkar

    3. Soğutma: Gaz diğer tarafa alınıp soğutulur → büzülür

    4. Sıkıştırma: Soğuk gaz tekrar sıkıştırılır ve döngü başa döner

    Anahtar parça: rejeneratör. Isınan ve soğuyan gazın arasına girip ısıyı depolayıp geri veren bir sünger gibi düşün.

    Öne Çıkan Özellikleri

    • Yakıt seçmez: Güneş, odun, doğalgaz, atık ısı, hatta biyogazla bile çalışır. Dışarıdan ısı geldiği sürece fark etmez.

    • Sessiz ve titreşimsizdir: Patlama olmadığı için çok pürüzsüz çalışır.

    • Verimli: Teorik olarak Carnot verimine yaklaşabilir. Küçük ölçekte %30-40 verim yakalar.

    • Bakımı az: İçerde yanma olmadığı için kurum, is, yağ kirlenmesi yok denecek kadar az.

    Zayıf Yanları

    • Yavaş tepki: Isınıp soğuması zaman aldığı için gaza basınca hemen hızlanmaz.

    • Hacimce büyük: Aynı gücü veren benzinli motora göre daha büyük ve pahalı.

    • Sızdırmazlık kritik: İçindeki helyum/hidrojen gazını kaçırmaması lazım.

    Nerede Kullanılıyor?

    1. Güneş enerjisi: Parabolik aynanın odağına konup elektrik üretiyor

    2. Denizaltı ve uzay: Sessiz olduğu için İsveç denizaltılarında, NASA'nın uzay sondalarında

    3. Kojenerasyon: Ev tipi ısı + elektrik sistemlerinde

    4. Eğitim/model: Masa üstü çalışan küçük cam modelleri çok popüler

    Kısaca: "Her şeyi yakan ama yavaş ve sessiz çalışan motor" diyebiliriz.

    Genel olarak çalışma prensibi aşağıdaki videodadır


  • Yapma KafaY

    Bu markayı çok duyduk ama turbine adlı modeli belki çoğunuz duymadı.
    Amerika 1962’de petrol krizine girince uçak motoru üreten Chrysler işletmesi uçak motorunu arabaya uyarladı. İşte jet motoru ile çalışan bu modele turbine adını verdi.

    Peki bu araç petrol ile çalışmıyor mu?

    Evet yine petrol ürünleri ile çalışıyor ancak bunun diğerlerinden bir farkı var. Yanıcı herhangi bir sıvı ile çalışabiliyor olması onu asıl ilginç yapan özelliğiydi.

    Yani alkol , kolanya , gaz yağı , benzin...hepsi ile çalışıyordu.
    Diğer bir üstünlüğü ise diğer araçlardan farklı olarak aktarma kayışı yada zinciri bulundurmamasıydı. Gücü doğrudan tekerleklere aktarıyordu. Çünkü motoru benzinli klasik motorlara göre daha küçüktü.

    Çalışırken aynı bir jet uçağı sesi çıkarması insanları da cezbediyor.
    Sadece 55 tane üretildi ve apar topar piyasadan kaldırıldı.

    Araç çok gürültülü olduğu iddia edilerek piyasadan kaldırıldı.
    Aracın çalışması aşağıdaki videolarda var. O dönem araçlarına göre o kadar da gürültülü değil. 5000 CC motorların tercih edildiği Amerika’da bu gürültü çok normal bana göre.


    İşte ilgili araba bağlantıda https://m.
  • Yapma KafaY

    Yıllarca arazide dağda kırda dolaştım. Anadoluda her köyde birden fazla avcı vardır. Hepsi domuz avladığını söyler durur.

    Bir kez bile domuz leşine raslamadım.

    Bu avlanan domuzları gömmediklerine göre?

    2 olasılık var.

    İlki avcılar yalan söylüyor. Domuz değil kuş ceylan geyik avlıyorlar.

    İkincisi domuzları orada kesip taşıyorlar sucuk kıyma yapıp satıyorlar.

    Anadoluda en izbe arazilerde bile günlerce kaldım. Etraf av fişekleri ile doluydu ama bir tane leş kokusu bile olmaz mı?

    Bu yüzden yıllardır sucuk satın almam. Domuz etine karşı olduğumdan değil. Arazideki hayvan kuduz mu, hepatit mi, sars mı ne olduğu belli değil.

    Marketteki sucuğu da almam zaten onlarda sucuk değil ne olduğu bile belli değil.

    Kendim inek kestirip kıyma yapar sucuk yaparım.


    normalde lesi vuruldugu yerde birakilmasi gerekiyor ama dedigin gibi bazilarini ticari yol ile satiyorlar sanirim.
  • Yapma KafaY

    Türkiye'deki sosyal devletçilik anlayışı troll beslemekten başka birşey değildir. AKP trol besliyor da CHP beslemiyor mu. Hepsinin yemlediği , pardon sosyal destek verdiği büyük bir kitle var.

    Bunu da bizim vergilerimizle yapıyorlar.

    Tüekiyedeki sosyal devletçilik anlayışı fakirlik üretir. Çünkü fakirlikten oy sağlamak üzere kuruludur.
    Bugün iktidar partisi yani akp ile yancısı CHP görüşme yapacakmış.

    Ama ne görüşme.

    Vatandaşa geldi mi tasarruf diyen AkCHP liler kendilerine geldi mi tasarrufun t si akıllarına gelmiyor.

    Altı üstü Ankara'dan iki siyasi parti başkanı görüşecek ve altı üstü üç sokak ötedeki binaya gidecekler.

    Bunun için koskoca bina hazırlanıyor önünde tören düzenleniyor ve bir konvoy ordu ile yola çıkılıyor.

    Siz bunları adam mı sandınız?

    Preh preh preh...

    Çevresinde dönüp duranlar da kendileri gibi avantadan lavanta kapma peşindeler.

    Ulan dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir saçmalık yoktur. İki parti başkanı görüşecek diye bu kadar şatafat yapan başka ülke varmı?

    Normal ülkelerde halkın dilinde bile olmuyor.


  • Yapma KafaY

    *Soru:

    3 Kapı ve 2 Muhafız*
    Önünde 3 kapı var. Biri cennete, biri cehenneme, biri de seni başlangıç noktasına geri döndürüyor.

    Kapıların önünde 2 muhafız duruyor:

    1. Doğrucu: Her soruya doğru cevap verir
    2. Yalancı: Her soruya yalan cevap verir

    Ama hangisinin hangisi doğrucu hangisinin yalancı olduğunu bilmiyorsun. Sadece 1 soru sorma hakkın var.

    Hangi tek soruyu sorarak cennet kapısını bulursun?


    Yağmurlu bir günde arabadasınız Arabanın anteni 80 cm uzunluğunda ince bir metal çubuk. Çapı 0.5mm inceliğinde Gökyüzündeki bulutlar ile yer arasında yaklaşık 3x10^6 N/C büyüklüğünde düzgün bir elektrik alan oluşuyor. Anten, elektrik alan çizgilerine dik olarak duruyor ve ucu sivri. Antenin ucundaki eleltrik alan nedir?
  • phiP

    Sitemiz en yeni versiyonuna guncellenmistir.

    NodeBB v1.19.1 çalışıyor.


    Merhaba Sitemiz v4.15.2 versiyonuna guncellenmistir.
  • Yapma KafaY

    Ölümsüzlük herkesin ütopyası olmuş tarihten beri. Ancak olumlu gibi görünse de olumsuz yanları daha çok.

    Ben ölümsüzlüğü bulsam zaten kimseye söylemezdim.

    Bir kere ölümsüzlük sürekli bir mutluluğu getirmez çünkü acılar da o kadar sonsuz olur.

    Sürekli gizlenmen gerekir çünkü hedef olursun.

    Hiçbir yasadan yararlanamazsın. Olsun sorun değil diyebilirsiniz ama 150 yıl sonra büyük bir yanlızlık başlar.

    Hiçbirşeyin anlamı kalmaz. Para, çalışmak , üretmek.. Çünkü ihtiyacın yok.

    Duygularda körelir heyecan sevinç mutluluk kalmaz. Çünkü beyin zaman sınırı hissetmiyor ki. Kaybetme kavuşma kazanma gibi heyecanlar biter.

    Farkında olmadan büyük bir egoizmin esiri olursun. Ortak yaşama duyguları körelir.

    Zaman sorun olmadığı için öğrenmek sorun olmaz.

    Tekil ölümsüzlüğü böyle görüyorum. Hatta çok zenginler ölümsüz olmadan bile bu durumu yaşıyorlar.

    Toplu ölümsüzlük ise; işte o tam bir facia olur. Statüko hiç değişmez. Kaos çıkar.


    @TENTEN said: Doğuştan özürlü biri sonsuz zaman olsa bile öğrenemez. Ölümsüz odun olur sadece. Öğrenme gücünü arttıran bir tedavi bulurlar bence. Ölümsüzlüğü bile bulacaklar.
  • Yapma KafaY

    "Fakirlerin avuntuları: fal, rüya, cennet, kariyer, burç, kumar, evlilik hayalleri"

    Sorun şu ki bu saydıklarımın hepsi de zenginlerin kontrolünde. Yani seni aç bırakıp sana umut satanlar da yine onlar.

    Kaderinizi de başkasına teslim etmeniz için kurulmuş bir sektör.

    Bu cümle çok şey anlatıyor aslında.

    Sosyologlar buna "geciktirilmiş tatmin" ve "sembolik telafi" diyor. Cebin boşken kafanda zengin yaşıyorsun.

    Aç bırakıp sonra "umut paketi" satan bir tezgah kurmuşlar.

    Nasıl oluyor bu?

    1. Fal / Burç / Rüya: Ünlü astrologlar, TV programları, aplikasyonlar. Aylık abonelik, özel seans 2000 TL. Fakir mahalle kahvesinde bakılan fal bedava ama asıl para büyük kanallarda dönüyor.

    2. Kumar / Piyango / Bahis: Devletin kendisi işletiyor çoğunu. "Milli Piyango ile hayalin gerçek olsun" reklamı fakir semtlerde en çok dönüyor. Matematiksel olarak en çok kaybeden yine en çok oynayan.

    3. Kariyer hayali:

    Üniversite sınavı, sertifika kursları, "girişimci ol" seminerleri. 10 bin liralık koçluk paketleri. Umut satılıyor ama iş garantisi yok.

    1. Evlilik hayali:
      Düğün sektörü, gelinlik, salon, altın. "Herkes gibi bir düğünün olsun" diye insanı 5 yıl borca sokuyorlar. Sonra Instagram'da "mutlu aile" reklamı.

    Yani evet: Önce kaynakları daraltıyorlar. Sonra o darlıktan çıkan kaygıyı ürün haline getirip sana geri satıyorlar.

    En acı tarafı ne biliyor musun? Bunların hepsi gerçek ihtiyaçlara dokunuyor. İnsan geleceğini bilmek ister, sevilmek ister, bir işi olsun ister. O ihtiyacı alıp metaya çeviriyorlar.

    Hepside yalan söyler.

    Falcı; sistem böyle sömürü üzerine ben sana hayal satıyorum demez.

    Kariyer koçu; torpilin yoksa boşuna uğraşma. Biz de yolumuzu buluyoruz demez.

    Banka; kumar oynama matematik ortada kazanma şansın şu kadar azken ben sana umut satıyorum demez.

    Siyasetçi; sana ihale işleri var devletin malı deniz nasılsa feda edilecek milyonlarca insan var demez.

    Herşey güzel olacak , hak hukuk adalet var, göklerden gelen bir karar vardır, dünya bizi kıslanıyor...der.


    Cinci hocalarda insanların umutlarıyla oynuyorlar.
  • Yapma KafaY

    Sosyal Darwinizm = Charles Darwin’in evrim ve "doğal seçilim" teorisinin insan toplumlarına uygulanmasıdır.

    Temel fikir
    19. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı. Darwin biyolojide "uyum sağlayan türler hayatta kalır" demişti. Sosyal Darwinistler bunu alıp şuna çevirdi:
    "Toplumda da güçlüler, zeki olanlar, zenginler başarılı olur. Zayıflar elenir. Bu rekabet toplumu ilerletir."

    Yani devlete düşen görev fakirlere yardım etmek değil, rekabetin önünü açmaktır.

    Özetle
    Sosyal Darwinizm = "Toplum bir ormandır, güçlü yaşar" düşüncesi.
    Ekonomide liberalizm + devletsizlik, siyasette emperyalizm ile birleşince ortaya çıktı.

    Neden "çöktü" deniyor?

    1. Mutlak serbestlik diye bir şey yok

    Klasik Sosyal Darwinizm: "Devlet karışmasın, en güçlü kazansın" diyor.
    Ama modern devletler tam tersini yaptı: İşçi hakları, tüketici hakları, rekabet kurulları, anti-tekel yasaları, asgari ücret...
    Yani "vahşi orman"ı kanunlarla evcilleştirdik. Serbest piyasa bile kural olmadan işlemiyor.

    2. Fırsat eşitliği yok

    Darwin doğada her birey "sıfırdan" başlar. Toplumda öyle değil.
    Biri ailesinden şirket + bağlantı + eğitimle başlıyor. Diğeri borçla ve gecekondu mahallesinden.
    Başlangıç çizgisi eşit değilse "en güçlü kazansın" demek adaletli bir yarış olmaz. Bu yüzden devletler pozitif ayrımcılık, burs, kota gibi şeyler çıkardı.

    3. Eşit rekabet koşulları yok

    Büyük şirketler lobi yapıyor, küçük esnaf vergiyle boğuşuyor.
    Bir ülke teknolojide 100 yıl önde, diğeri yeni sanayileşiyor.
    "Serbest ticaret" adı altında eşitsiz güçler yarışınca zayıf taraf eleniyor. Bu da sosyal patlamalara yol açıyor.

    Peki tamamen bitti mi?
    İdeoloji olarak reddedildi ama mantığı bazı yerlerde hala yaşıyor:

    • Ekonomide: "Başarısız şirket batsın, devlet kurtarmasın" diyenler

    • Uluslararası ilişkilerde: "Güçlü olan kuralları yazar" realpolitik yaklaşımı

    • Spor ve girişimcilikte: "Kazanan her şeyi alır" kültürü

    Fark şu: Artık bunu "doğal yasa" diye değil, "tercih edilen sistem" diye savunuyoruz.

    Özet
    Sosyal Darwinizm çöktü çünkü kendi şartını sağlayamadı: Eşit başlangıç + kuralsız rekabet.
    Kanunlar girince "doğal seçilim" olmaktan çıktı, "düzenlenmiş rekabet"e döndü.


    @Yapma-Kafa said: Sosyal darwinizm dedikleri şey elitlerin kibridir. Biraz alakasız bir ileti bırakacağım. Sosyal darwinizmi savunanlar elitler veya aydınlar değildi. Aydınlar öjeniyi asla savunmaz. Aklı başında olmayan kafası gidik insanlar sosyal darwinizmi -öjeniyi- savunur. Mesela Türkiye de Türkçü-milliyetçiler öjeniyi savunuyorlar. Zaten dünyanın her yerinde öjeniyi savunanlar milliyetçiler ve sağcılardır. Bunlar aynı zamanda kendilerine "liberteryen" olarak tanımlarlar. Serbest piyasayı da savunurlar. Hani "oy kullanma yaşı 12'ye indirilsin" talebi olan bir parti vardı. Bunlar örnek. Yada Almanya da AFD(Almanya İçin Alternatif) partisi var. Bu da örnek. Sonuç olarak hepsi ırkçılıkla bağlantılı. Nazizim, milliyetçilik, serbest piyasa savunuculuğu, ırkçılık, sosyal darwinizm vb. hepsi birbiriyle bağlantılı. https://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya_İçin_Alternatif
  • Yapma KafaY

    Yıllardır birçok tarikatçıya operasyon yapılıyor. İnsanlara mekkeyi kabeyi övenlerin hiçbiri başı sıkışınca kabenin yolunu tutmuyor. Hepsi avrupa amerika yollarına düşüyorlar

    Cüppeli ahmet ekranlarda azla yetinmeyi anlatıyor
    Kızına 27 milyonluk mersedes alıyor.

    Fetöcüler ,sütöcüler,metöcüler halka salya sümük hizmet satışı yapıyor ama arka kapıda okul hastane hizmetlerinin yanına yaklaşılmıyor.


  • Yapma KafaY

    Süleymancı örgütüne yardım ettiği gerekçesi ile ifadeye çağrılıyor ve yargılanması isteniyor.

    Yardım dedikleri konu ne?

    Kendine tahsisli çakarlı araçla şüphelilerin taşınması konusu.

    Bugüne kadar birçok olaya çakarlı araç karıştı ama hiçbirinde adına tahsis edilen kişi yargılanmadı bile.

    Örneğin Sinan Ateş cinayetinde sanıklar çakarlı araçla kaçırıldı. Başka birçok olayda çakarlı araçla yasaklı madde taşınırken yakalandı. Altın kaçırılırken yakalanan var. Hatta kadın ve silah kaçırılırken yakalanan da oldu.

    Daha birçok olaya başkalarının çakarlı araçları karıştı ama onlar hiç yargılanmadı. Kimse onları kullanan bakan yada bürokrata "gel bakalım mahkemeye" demedi. Evi aranmadı.

    İdris Naim Şahin olayında durumun özel olmasını kılan nedir?

    Hatırlarsanız bakanlığı döneminde 12 terörist elebaşı Fransada gebertilmişti. Ve yine sınırda kaçakçılık yapanlar bombalanmıştı.

    Komik olan şu ki bütün chp elbirliği yaparak "onlar çocuk işçi" diye barbar ekranlarda kaçakçı lehine probaganda yapmıştı.

    Bunun rövanşını mı almaya çalışıyorlar.


    Yanlış anlaşılmasın ben kimsenin avukatlığını yapmıyorum. Hiçbir siyasetçi babamın oğlu değil. Sistemdeki çarpıklığı göstermek adına örnekler veriyorum. Yoksa i.naim şahin umurumda bile değil Varken kimle yediyse yokken de onlardan yardım istesin.
  • nejdet evrenN

    Çerçevenin Çerçevesi/1-Nejdet Evren

    I. GENEL OLARAK:

    Çerçeve biçimi ne olursa olsun sınırlandırılmış özel bir alanı ifade eder; ya da o alanı gösterir. İçini dolduracak şeyi/olguyu görsel kılan bir biçimlendirendir. Çerçevenin derinlik boyutu varsa daha kapsayıcı, yok iki boyutlu ise daha dar alanı kapsadığı söylenebilir.

    Norm/yasa bir emir kipidir; bağlayıcıdır, kendini biçimlendiren ögeyi de bağlar. Doğal olarak normatif dilin günlük konuşma dilinden farklı olması gerek ve kaçınılmazdır. Normlar da çerçeve gibi genel olarak kişiye özel değil kapsayıcı ve geneldir. Tüm bunlardan dolayı normatif dilin önemi çok büyüktür. Bütün normlar bir hedef, bir amaca yöneliktir. Dilin sadeliği ve seçiciliği bu hedefe ulaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur; zira normatif dil “soyut”tur, “somut”laştırılabilmesi net bir şekilde anlaşılmasına, tereddüde yer vermeyecek açıklıkta olmasına bağlıdır.

    Çerçeve ve norm/yasa yan yana geldiklerinde ise bir çıkış, bir yol haritası, bir yön-gösteren rolünü üstlenmişler demektir. Bu birliktelik içine sığdırılacak diğer normatif düzenlemelerin şeklini, içeriğini, hedefini belirleyecek bir gücü ifade eder. Bu nedenle ayrıntılı düşünülmeden yan yan getirilmeleri ileride istenmeyen sonuçlar doğmasına neden olabilir. Normatif bir düzenlemeye gerek duyulduğunda iyi niyet, kişisel güvence, sol/sağ-duyu anlamsız kalır. Güvenceyi normun kendisi sağlamak durumundadır; zira her norm bir muhataplığı gerekli kılar ve muhataplar her kimseler ise düzenlemenin içinde/içkin olarak güvenilir olmasına ihtiyaç duyar.

    Tüm zıtlar birlikte varlık kazanırlar; gece-gündüz, soğuk-sıcak gibi...Ancak fizik dünyada var olan zıtlıklar ile sosyal dünyada var edilen zıtlıklar bir diğerine asla benzemezler. Mesela iyi-kötü, hak-haksızlık, savaş-barış gibi...Sosyolojik zıtlıklar maddi temellerin içinden fenomen olarak insan tarafından üretilmişlerdir. Dolayısı ile yer ve zamana göre farklılaşabilecekleri ve böylece kiminin barış dediğine bir diğerinin savaş demesi, kiminin hak dediği olguya bir diğerinin haksızlık demesi mümkün olacaktır. Böyle olunca norm ve çerçeveyi yan-yana getirmek zor bir göreve işaret eder. Başarılamaz mı? Elbette başarılabilinir; insan yazıyı icad edip, öküzü sabana koşmuş, buharı makineye uyarlayarak bir ışık günü uzağa el değebilmişse neden başarılmasın ki? Tam bu noktada samimi ve kararlı bir irade kaçınılmazdır.

    Doğal seçilim/evrim süreci en kısa yoldan ve en ekonomik şekilde çözümler üreterek ilerler. Bu olgu toplumsal olgular ile asla örtüşmez. Mesela savaşın maliyeti, maddi, manevi kayıplar ne kadar fazla ise savaşlardan nemalanan küçük bir azınlığın yararı da o kadar çok olmaktadır; bu nedenle savaş ve barış olguları yan-yana konumlandıklarında kimin/ hangisinin yek-diğerine galebe çalacağı, hangisinin ipi göğüsleyeceğini bu karmaşık ve antagonist çelişkiler yumağına göre biçimlenecek, evrilip sonuçlanacaktır.

    “Güç istenci” insan doğasının sosyo-fizyolojik olarak yenmekte zorlandığı en büyük açmazıdır. Zeus’u yaratır ve daha sonra ona tanrıların tanrısı diye rol biçer, Enkidu yarı insan-tanrı olarak belirir; hepsinde gücün, iktidar olmanın, hakimiyet kurarak yönetme istencinin /“güç istenci” nin şifreleri gizlenmiştir.

    Kültürlerin iç-içe geçip birlikte yaşadıkları coğrafyalarda kültürel çeşitlilik, zenginlik boy-vermiş, gelişip büyümüşlerdir. Bir kültürün yek-diğerini baskılayıp, tarih sahnesinden silmeye yönelik girişimleri kimi zaman sonuç vermiş ise de -kızıl derililer gibi – bir çok kez sonuçsuz kalmıştır. Tarih misyonerlerin yerleşik kültürün bir ögesine dönüştüklerinin örnekleriyle doludur.

    Suç ve ceza madalyonun iki-yüzü gibidir; biri olmadan diğeri olmaz. -suç sayılan eylemlere dair normatif yargılar ayrı bir tartışmanın konusu olsa gerek – Genel hatlarıyla “Toplumsal Sözleşme” olarak tanımlanan Anayasa ile yetkilendirilen organlar aldıkları kararlar ile suç sayılan eylemler ile karşılığında uygulanmasını ön-gördükleri ceza tanımı yaparlar. – Her toplumda yaşanan çatışmalar sosyal-ekonomik-politik-tarihsel öze sahiptir ve çatışmaların sonlandırılmasına yönelik irade de tüm bunları bir arada çözüme kavuşturmaya dair bir açıklama/niyet olarak okunmalıdır ve çok değerlidir. – Suç tanımında herhangi bir değişiklik olmadan madalyonun öteki yüzündeki ceza tanımını askıya almak çatışmanın özüne dair çelişkileri çözmeye tek başına yeterli olacak mıdır? Bunun yeterli olmayacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok...

    ./..


    ÇERÇEVENİN ÇERÇEVESİ-3/A III. Değerlendirme Notları Olarak; /A . Yasa “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi...” başlığını taşımaktadır. “Milli Dayanışma”, “ Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kavramları zıt olguları çağrıştırdığında, dayanışmanın ve toplumsal bütünlüğün her ne sebeple olursa olsun azaldığı ve bozulduğunun kabulü ile bu sorunları çözmeye yöneldiği sonucuna varılabilir. Yasanın 1. Maddesinde tanımlanan amaç ve kapsam ile birlikte düşünüldüğünde ise bunun tek bir nedene dayandığının benimsendiği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla yasanın tanımı ile “...PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Millî Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasını...” ( Md. 1 ) takip edecek işlemler ile dayanışma ve bütünleşmenin gerçekleşeceği varsayılmaktadır. Toplumsal yarılmalara neden olan, bütünleşmeyi bozan ve dayanışmayı zayıflatan diğer tüm ekonomik-politik nedenler empas edilmiş demektir. . Amaç ve Kapsam başlığını taşıyan 1. Maddenin 1. Fıkrasının son cümlesinde “...yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesi...” den söz edilmiştir. “Diğer işlemler”in ne olduğu belirtilmemiş ve gerekçe de de açıklanmamıştır. Yasa 1. Maddesinde amaç ve kapsamı belirlediğine göre “diğer işlemler”den kastedilenin iş bu yasa yapılırken “erteleme işlemleri” ile ilgili ön-görülmeyen aksaklıklar söz konusu olduğunda bir refleks geliştirmek olarak okunmalıdır; zira bu tanımdan yasa yapılır sonucuna varılamaz, yasalar bir işlem değildir. Yasa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir tasarrufu, iradesidir. . Yasanın 3 ve 6. Maddelerinde 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası dışında kalan soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetler ile bu tarihten sonraki suçlar nedeniyle başlatılan soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyet hükümlerinin kapsam içinde olduğu açıklanmıştır. Yasa öz itibariyle eylemi suç olmaktan çıkaran ya da cezayı tümden ortadan kaldıran suç ve ceza bağlamında bir genel ya da özel af niteliğinde değildir. Yasa ile ön-koşul gerçekleştiğinde sözü edilen soruşturma, kovuşturma ve cezaların bir süreliğine ertelenmesi hüküm altına alınmıştır. Aynı eylemden dolayı aynı şartlar altına olan kişilerin geçmişe doğru kapsam dışında bırakılmaları Anayasa’nın 10. Maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesine aykırıdır. Ayrıca neredeyse on-bin yıllık ceza hukuku evrensel kabulüne göre lehe yasanın geçmişe yürütülmesi benimsenen bir ilke olup bu ilke ile de uyuşmamaktadır. Aynı eylem ve cezalardan 01.06.2005 öncesinde gerçekleşenler daha mı vahim ya da başka bir nedeni mi var, bu husus yasa metninden ve gerekçeden anlaşılamamaktadır. . Anayasa 35. Maddesi ile mülkiyet hakkını güvence altına almıştır. Mal-varlığı özel ve tüzel kişilerin mülkiyet hakları kapsamında bulunan değerlerdir. Eşya ve kazancın müsaderesini düzenleyen TCK.’nun 54 ve 55 Maddelerinde “..kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın..” ve “..Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. ..” hükümlerini içermektedirler. Ayrıca Anayasa’nın 38/4 Maddesinde masumiyet karinesi tanımlanmış ve “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” denmiştir. Çerçeve Yasanın 3/1 Maddesinde “...malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilir ve Hazineye irat kaydedilir.” hükmüne yer verilmiştir. Haklarında mahkumiyet kararı verilmiş ve kesinleşmiş olan kişilerin suç kapsamında kaldıkları tespit edilen eşya ve kazançları müsadere edilmiş ve Hazineye irat kaydedilmişlerdir. Dolayısı ile buradaki malvarlığının Hazineye irat kaydedilmesine dair hüküm soruşturma ve kovuşturması süren kişilere ait malvarlıkları olduğu anlaşılmaktadır. Eylemin ağırlığına göre soruşturma ve kovuşturmaları 5 ve 10 yıl ertelenen kişilerden birinin bu süre içinde yeni terör suçlarından birini işlemesi halinde soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacağı da Çerçeve Yasa’nın 3. Maddesinde hüküm altına alınmıştır. Yeni suç nedeniyle ertelenen suçtan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada suçsuz olduğu sabit olan kişinin Hazineye irat kaydedilen malvarlığına ne olacaktır? Bu hüküm Anayasa’nın 38/4 Maddesinde tanımlanan masumiyet karinesine aykırıdır. . Örgüt yönetme ve üye olma suçları temadi eden suçlardandır. Bu nedenle suç tarihi yönetici ya da üyenin yakalandığı ya da teslim olduğu tarihe göre belirlenir. Yasanın 3/3 Maddesinde iş bu yasanın yürürlüğü girmesinden sonra ve Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete’deki ilanına kadar olan süre içinde kapsam içindeki işlenen suçlardan dolayı soruşturma başlatılmasını Kurul’un iznine tabi kılmıştır. Peki Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete’deki ilanından sonra ülkeye giriş yapan örgüt yöneticisi ya da üyesi olan kişi hakkında önceden açılmış soruşturma ve kovuşturma bulunmuyorsa ne gibi işlem yapılacak? Eylem tanımı değişmediğine ve bu kişi kapsam içinde kalmadığına göre hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılabilecektir ki bu durum yukarıda açıklanan evrensel ceza hukuku ilkeleri ile örtüşmemektedir. ./..
  • phiP

    Merhaba arkadaslar,

    Bu baslik altinda sikayet, oneri ve taleplerinizi paylasabilirsiniz.


    @yapma-kafa onlar spam botlar ve google icin olusturulmus birsey degil. bizimde site guvenligi icin gelen iplere ping atiyoruz ve geri donus gec aliyorsa otomatik baglanti kesiyor. hatirlamamasi bu sebeple. yani guvenlikten oturu hafizaya almiyor.
  • Yapma KafaY

    Buyurun siz yorum yapın. Ben gülmekten yazamadım🤣🤣🤣😋🤣🤣🤣😋

    Bir de aydın vardı galiba. İşlettiği pavyonun elemanlarını belediyede işçi gösterip maaşlarını halka ödetmiş.

    Siyasette bu işlere bulaşmayana yer yok galiba. Epstein dosyaları neden açıklanmasın istiyorlar belli.

    Geçmişten beri hiçbir fuhuş skandalının üzerine gidilmedi.

    Yetimhanedeki kızlardan tutun da hamile kalan kız çocukları skandalına kadar hepsi sadece gazete sayfasında kaldı.

    Feministler de gıkını çıkaramıyorlar. Hiç bu işler için eylem yapan kadın derneği gören bilen var mı?

    Neyse bu kafayla akdenizde israile iyi aslan kesilirsiniz.

    Sizi yönetenler uçkuruna sahip çıkamıyor ama. Silaha gerek yok üç beş fahişe salsalar araziye emir komuta çöker valla.

    Vergileriniz nerelere gidiyor anlayın işte.

    Sonra ölmeye geldi mi kahramanlık sırası sizde ama..🤣🤣🤣🤣🤣🤣🤣🤣


    İb.Melih Gökçekin skandalları ortaya çıkınca ardından chp li başkanların skandalları ortaya çıkıverdi galiba. Bu siyaset kökten değişmelidir. Muhtarlardan saraya kadar. Ama halkta da kabahat var. Üç kuruş çıkarları için kendi çocuklarının geleceğini bile harcıyorlar. Halk bozuk halk. En okumuşu da böyle. Eskilerin bir lafı vardır. 5 yaş üstü herkesi kovacaksın ülkeden yeni bir nesil yetiştireceksin sıfırdan. Başka türlü bu ülke zor düzelir. Haklılar galiba. Neyse bakalım hamle sırası chp de. İb.Melihin nelerini ortaya dökecekler? Yoksa anlaşıp pısacaklar mı? Chp li yandaş kanallara bakınca görüyorum ki gündemi konuşmuyorlar. Abd irana saldırır mı onu tartışıyorlar. Eyy Abd sen de olmasan türk siyasetinin hali fena valla. Sayende gündem değişiyor.
  • ?

    Marketlerde satılan Çikolata Benzeri ürünler içerik açısından bol şeker , yağ ve tatlandırıcı içerdikerinden tüketildikleri zaman insülin direncini kırmaktadırlar. Kısa zamanda obezliğe ve beş altı yılda da şeker hastalığına neden oluyorlar.

    Sigara sağlığa zararlıdır diye bar bar bağıranlar margarin ve şeker ürünleri zararlıdır diye kamu spotu yapmıyorlar neden?

    Sigarayı günah keçisi yaptılar.

    Marketlerde satılan bolca bulunan doğal moğal adıyla bile satılan o ürünler şeker hastalığına neden olmaktadır.

    Vücuda aşırı şeker yüklemek ise başta böbrek , karaciğer ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara neden olur.

    Yüksek tansiyon ise kalp krizine , damar sertliğine ve beyin kanamasına neden olur.

    Böbrek yetmezliği ise idrar yolları hastalıklarına neden olur. Kandaki üre ve protein miktarının artmasına neden olur ki bu da damar tıkanıklığına yol açar.

    Bakın gördünüz mü , yağ , şeker ve benzeri ürünleri aşırı tüketmek sigaradan daha fazla zarar neden oluyor.

    Çikolatanın gerçeği bu kadar zararlı değildir. Marketlerde satılan çikolata Benzeri ürünlerdir.

    Gerçek çikolata acıdır.

    Marketlerde çikolata ürünleri genelde yüzde 10 ancak Çikolata oranına sahiptir. Gerisi yağ ve tatlandırıcıdır.

    TÜKETMEYİN ÇOK ZARARLIDIR.

    Eroinden farkı yok.


    Sigara şirketleri özellikle 1980-2000 arasında gıda ve ilaç alanına ciddi girdi, hatta bazıları yıllarca "yarı gıda şirketi" gibi çalıştı. İşte bilinen 3 ana bağlantı: Gıda ortaklıkları - En büyük ve belgelenmiş kısım 1980'lerde Philip Morris ve R.J. Reynolds tütün satışları düşeceği için yeni gelir aradı ve dev gıda şirketlerini satın aldı. Philip Morris: 1985'te General Foods'u, 1988'de Kraft'ı aldı. Kraft General Foods birleşmesiyle Kuzey Amerika'nın en büyük gıda şirketi oldu. Bir dönem satışlarının yaklaşık %50'si tütünden, %50'si gıdadan geliyordu. Lunchables, Nabisco, Del Monte gibi markalar bu dönemde tütün şirketlerinin elindeydi. R.J. Reynolds: Nabisco'nun sahibiydi. Nasıl yaptılar? " Technical Synergies Committee" diye bir ekip kurdular. Sigara için geliştirdikleri aroma mühendisliği, raf ömrü uzatma, paketleme ve bağımlılık/beyin ödülü üzerine davranış bilimini birebir ultra işlenmiş gıdalara uyguladılar. Amaç: daha çok yediren, daha çok satan ürün. 2000-2007 arasında çoğu tütün şirketi gıdadan çekildi ama kurdukları sistem ve markalar bugün hala piyasada. Araştırmacılar buna "tütünün gıdaya playbook taşıması" diyor. İlaç ile doğrudan ortaklık daha az, ama dolaylı bağlar var Tütün şirketlerinin kendilerine ait büyük bir ilaç firması yok. Ama 2 şekilde ilaç dünyasıyla kesişiyorlar: . Araştırmacı havuzu: Gıda şirketleri, GRAS onayı için "güvenli" raporu yazdırırken Big Tobacco ile bağı olan bilim insanlarını kullanıyor. Neden yaptılar? O dönemki şirket içi belgelerde yazan sebep: "İnsan sigarayı bırakabilir, içkiyi bırakabilir ama yemeyi bırakamaz". Yani sürekli gelir. Ayrıca tütün için geliştirdikleri dağıtım, pazarlama ve bağımlılık mekanizmalarını gıdaya kopyalamak çok kolaydı. Özet Gıda: %100 doğru. 20 yıl boyunca dünyanın en büyük gıda şirketleri tütün şirketlerinin elindeydi. Bugün Philip Morris ve BAT ağırlıklı olarak "zararı azaltılmış ürünler" yani nikotin poşu, ısıtmalı tütün ve vape şirketlerine yatırım yapıyor. Gıda işinden çıktılar ama 80'lerde yarattıkları etki hala ultra işlenmiş gıda pazarında görülüyor. Dedi yapay zeka meta