• ~AKIL UNUTUR~

    Yörenin en güzel sesli türkücülerindendi Sadullah bey...Aynı zamanda küçük bir terzi dükkanı vardı. Kışın düğün işleri azaldığında terziliğe ağırlık verir,böylelikle evinin geçimini sağladır...

    El işi yaptığı bindallılar ise herkes tarafından öyle ilgi görürdüki.Büyük şehirlerden gelirlerdi Sadullah beyin bindallılarını ve gelinliklerini almak için...

    Eşi Sakine hanım hayatte en büyük eksikleri olan, öocuk hasretine son verecek kızları Dilara'yı dünyaya getirirken son nefesini verince, Sadullah bey hem anne hemde baba olmak zorunda kaldı o günden sonra kızı Dilara'ya...

    Gözü gibi baktı kızına.Nazlandıra nazlandıra büyüttü.Düğünlerde türkü söylerken de yanındaydı Dilara. Terzi dükkanında elbise dikerkende... Kız çocuklarının babalarına düşkünlüğü bir başkadır ya hani, hem anası hem babası Sadullah beye bakarken ve babası onu ne kadar çok sevdiğini söylediğinde yüreği titrerdi Dilara'nın...

    Babasıyla gittiği düğünlerde,kınalarda, babasının diktiği gelinliklere ve bindallılara ise büyük bir hayranlıkla bakardı hep...
    -"Ne kadar güzel bir gelin olmuş-" dediğinde her seferinde,
    -"Senin de gelin olduğun günleri görürüm inşallah kızım. Sen bu zamana kadar gördüğün tüm gelinlerden daha güzel olacaksın-" diye karşılık verirdi Dilara'ya sarılarak.
    -"Benim gelinliğimide, giyeceğim bindallıyıda sen dikmelisin. Söz ver baba...Düğünümde bana özel türkümü söylemelisin... Ve her gün defalarca dediğin gibi beni ne kadar sevdiğini söylemelisin bir ömür.. Sende anam gibi terketmeyeceksin beni. Söz verirmisin? -" diye sorduğunda üzülerek, sarılırdı kızına sıkı sıkı. Ve söz verirdi.

    İlkokul, ortaokul, lise derken seneler çok çabuk geçmişti. Ve Dilara artık çok iyi huylu, tatlı dilli, güzel ve alımlı bir genç kız olmuştu.Hiç babasının yanından ayrılmayan ve hep ona destek olan hayırlı bir evlattı aynı zamanda...Ama babasının sevgi sözlerine, kaç yaşına gelirse gelsin hep özlem doluydu... Sadullah bey,
    -"Baban seni çok seviyor güzel kızım.Sen benim gözbebeğimsin. Sen benim herşeyimsin ceyalna gözlüm -"dediği an, dünyalar Dilara'nın olurdu sanki...

    Ve her genç kızın hayalini kurduğu o duygular ansızın Dilara'nın da başına geldi birgün.Babasıyla gittiği bir düğünde, kendisini çok beğendiğine dair haber gönderen bir delikanlıya gönlünü kaptırmıştı oda...

    Tam da o günlerde babasında gözle görülür durgunluklar başlamıştı.Küçük unutkanlıklar başladı nedense.Düğünlerde türkü söylerken donup kalıyordu türkünün orta yerinde.

    Doktora gittiler... Alzaimer başlangıcı demişti doktor. Ve çok yakın zamanda herşeyi unutacağını söylemişti...

    Sadullah bey içten içe öyle korkmuştu ki o sözleri duyunca. Doktorun söylediği belirtiler ise daha birinci haftasında hissettirmeye başlamıştı kendini... O günden sonra kızından gizli gizli terzi dükkanına gitmeye başladı gece yarıları... Üstelik gecenin bir yarısı elinde sazı terzi dükkanında türküler söyleğini duyan komşuları Sadullah beyin aklını kaçırdığını düşünmeye başlamıştı o günlerde...

    Yavaş yavaş unutkanlığı daha da ilerliyordu. Ve hastalığın herşeyi herkesi unutturduğu küçük anlar yaşatıyordu Şimdiden Sadullah beye... Dilara babasının o haline öyle üzülüyordu ki. Birgün ondan sevgi sözcüklerini duyamacağını düşünmek dahi içini yakıyordu... Babası kahramanıydı onun...Babası herşeyiydi çünkü

    En yakın arkadaşı Rüstem beyin evinede pek sık gider olmuştu o günlerde nedense. Dilara her sorduğunda,
    -"Dost sohbeti kızım. İnsan bazen dertleşmek ister dostlarıyla-" deyip geçiştiriyordu konuyu...

    Ve aylar geçtikçe herşeyi daha fazla unuttu Sadullah bey.En sonunda birgün kızının adını bile unuttu... Terzilik yapamıyordu artık...Evde kızının onu oturttuğu köşede birşey düşünürmüş gibi gözlerini tek bir noktaya kenetliyor saatlerce öyle kalıyordu. Bazende kendi başına sokağa çıkıp hiç olmadık yerlerde buluyordu onu kızı Dilara...

    Tam üç sene böyle geçmişti.Tayfun'un, Dilara'yı istemeye geleceği gün öyle çok ağlamıştıki. Baba dostu Rüstem amcasından ricada bulunmuş. Ve kendisini ondan istemelerini rica etmişti. Ve kız istenmiş sözde kesilmişti o akşam... Yüzükleri Rüstem bey takarken yüreği acımıştı Dilara'nın. Yüzüğünü babasının takmasını ve bir konuşma yapmasını ne çok isterdi oysa.

    Herşeyi unutmuş, boş gözlerle insanlara bakan babasını nemli gözlerle izledi Dilara. Bir zamanlar verdiği sözleri tutamamıştı işte... Oysa ne çok isterdi o sözleri de tutmasını...

    Kına günü Rüstem bey elinde bir kutuyla gelmiş, ve Sadullah beyin yıllar önce, herşeyi unutmadan önce bindallı ve gelinliğini dikip düğün zamanı kızına teslim etmek üzere kendisine verdiğini söylediğinde içine ılık ılık birşeyler akmıştı Dilara'nın... O gece giydiği bindallıyla,başında kına türküsü söylendiği anda hıçkıra hıçkıra ağlamıştı... Düğün günü ise gelinliğini giydi tarifsiz duygularla.Adını dahi hatırlamayan babasının elini öperken teşekkürler etti, anlamadığını bile bile...

    Misafirler geldiğinde gelin ve damat için ayrılan masaya geçtiler. Yıllar önce babasının verdiği türkü sözünü hatırlayınca öyle kötü olmuştuki... O an hoparlörler den bir ses duyuldu. Kulaklarına inanamadı. Babasının sesiydi... Kaset dönmeye başladığında yüreği yerinde çıkacaktı sanki.
    -"Dilaram. Canım kızım ALLAH mesut etsin. Bu türküm senin için. Sana özel bir türkü besteledim. Tıpkı bir zamanlar söz verdiğim gibi-" dediğinde müzik çalmaya başlamıştı... Sonra da o kadife sesi duyuldu Sadullah beyin...

    -"Gün gelipte unutacaksın diyorlar.
    Sol yanımı hesaba hiç katmıyorlar.
    Seni nasıl sevmişim hiç bilmiyorlar..
    Ben kendimi unuturum da seni unutamam ceylan gözlüm.

    Akıl uçar. Sevme aklınla kimseyi.
    Kalbinle sev. O en derininde saklar sevgiyi.
    Sadullah'ın da şudur bildiği.
    Ben kendimi unuturum seni unutmam ceylan gözlüm-"

    Türkü bittiğinde gıçkıra hıçkıra ağladı o an Dilara. Balkonda boş bakışlarla düğün yerine bakan babasının yanına gidip boynuna sarıldı. Doya doya öptü yanaklarını.
    -" Seni çok seviyorum canım babam-"derken hem çok üzgün, hemde okadar çok mutluydu...

    Tek şartı oldu eşi Tayfun'a. Babasınında kendileriyle birlikte yaşamasını memnuniyetle kabul etmişti oda. Düğün bitip herkes dağılırken, elinde bir kafesle Rüstem bey göründü bir kez daha. Ve seesizce gidip salonda oturan Sadullah beyin yanındaki sehbaya koydu kafesi.
    -"Benim evde baktı. Konuşmayı öğretti şuncağızlara. Tüm çabam, gayretim hepsi kızım için. Dilaram için derdi. -"demişti nemli gözlerle. Sonrada Dilara'nın meraklı bakışları arasında kafesin üzerindeki örtüyü açtı... İki tane papağan vardı kafeste. Ve örtü açılır açılmaz konuşmaya başladı papağanlardan biri...
    -"Baban seni çok seviyor kızım. -" Diğeri konuşmaya başlamıştı sonrada.
    -"Baban seni çok seviyor ceylan gözlüm. Babanın aklı unutsa, kalbi asla unutmaz seni... -" derken dizleri üzerine çökmüştü artık Dilara.Elleri titriyordu. O an babasına baktı... Bir damla yaş süzüldüğünü görmüştü yanaklarına...
    -"Babalar verdikleri sözleri tutarlar-"demek ister gibiydi o tek damla gözyaşı.

    #Yazar #Mertaşkın


Benzer Konular