Peki ama o zaman akla bir soru geliyor. Laikliği benimseyen ve destekleyen dindarlar bunu göremiyorlar mı? Şimdi bu soruyu yanıtlayalım:

Bir kere laikliğin tanımında dinsizlik yok. Sistem uygulanırken insanların dinsiz olmaları diye bir şart da yok. O halde görünürde laiklik dinsizliktir diye bir done yok.

Laikliğin derin analizde dinsizlik çıkacağı sadece bir yorumdur, kimseyi bağlamaz. Bu yoruma katılmayıp "öyle bir şey yok, ben dindarım ve de laikim, senin yorumunu ben yalanlıyorum" derse yok illa sen de dinden çıkmışsın diye üzerine gidilecek değil elbette artık! Bunu radikal dinciler yapar ancak.

Hiç bir deist de ateist de "madem laikliği kabul ettin namaz kılmak oruç tutmak yok, yasak" diyecek hali yoktur. Böyle bir dayatma en temel insan haklarından olan inanç özgürlüğüne terstir.

Deizm zaten laisizmin kaynağı da, ateistlerin de inanç özgürlüğüne saygı duyacakları, laisizmi benimseyecekleri konusunu geçmiş Marksist temelde kurulmuş devlet deneyimleri gölgeliyor. Marksizm kuşkusuz ekonomik bir tezdir, dini değildir ama dine de sömürünün aracı olarak tavır alır.

Stalin, Mao gibi liderlerin ve Pol Pot gibi yöneticilerin dine karşı aldıkları yasaklayıcı tavır siyasi olduğu halde ateizme mâlediliyor. Tabii alakası yok. Ateizm Marksizmin malı kesinlikle değildir. Marksizm ekonomik bir tezdir, temeli budur. Ateizm temelinde kurulmamıştır.