Borsada 850 Milyarlık Hisse Donduruldu
-
17 Eylülde borsada hisse değeri 850 milyar tl olan 130 fon manipülasyon gerekçesiyle donduruldu. Aklıma hemen Melih Gökçek ve Süleymancı örgütü geldi.
Yakın zamanda ikisinin de mal varlığına operasyon yapılmıştı.
-
Olayı şöyle düşünün; bir grup emlakçı aralarında anlaşmışlar. Aynı bölgedeki evleri kendi aralarında al sat yaparak sürekli değer yükseltiyorlar. Böylece 5 milyon anca ederi olan evi tapuda 50 milyona gösterip son aşamada kara para aklıyorlar. Yada son satışta bir enayi bulup ihaleyi üzerine yıkıyorlar. Bunun gibi birşey aynısı borsada yapılıyormuş.
Lan ben bunu nerden hatırılıyorum.
-
Yastık altından çıkarılıp bankaya konan para ile şirketler yatırımlar yapıp büyümüyor tam tersine ranta yatırım yapıyor. O parayı borsada manipülasyona aktarıyor. İstihdama arge ye harcamıyorlar.
Yastık altı parası ekonomik bir şey değil, psikolojik bir şey. Vatandaş diyor ki:
"Ben bu parayı sisteme verirsem, sistem o parayı benden daha akıllıca kullanacak mı? Yoksa benden alıp başkasına torpille mi verecek?"
Benim paramla beni işsiz bırakacak. Benim paramla rantı yükseltip beni kiraya mahkum edecek evsiz bırakacak. Beni hukuksuz bırakacak.
1. Torpil / Liyakatsizlik: Çocuğu iş bulamıyor, çünkü iş, yeteneğe göre değil referansa göre dağılıyor. O zaman aile diyor ki, ben bu sisteme niye yatırım yapayım, zaten oğlum bu sistemde yok.
2. Devlet-şirket iç içeliği: İhale, teşvik, vergi affı hep aynı çevrede dönünce vatandaş piyasayı piyasa olarak görmüyor, kapalı kulüp olarak görüyor. Kulübe üye değilsen paranla da giremiyorsun.
3. Sivil toplumun satılık olması: Hak arayacak yer kalmayınca, insanlar savunmayı bireysel yapar. En bireysel savunma da parayı fiziksel olarak yanında tutmaktır. Yastık altı aslında bir protesto biçimi, "sana emanet etmiyorum" demek.
4. Hukukun siyasileşmesi: Para uzun vadeli güven ister. Hukuk yoksa uzun vade yok. Yarın kural değişirse benim param ne olacak korkusu, faizin % kaç olduğundan daha güçlü.
Vatandaş aptal olduğu için çıkarmıyor değil, tam tersine rasyonel olduğu için çıkarmıyor. Sistem "ben adil dağıtım yapıyorum" sinyalini vermediği sürece, o para yastık altında kalır. Altın olur, döviz olur, evin içinde bir çelik kasa olur ama bankada durmaz.
Çıkması için faiz artması yetmez. Şu soruların cevabı lazım:
- İşe torpilsiz girilebiliyor mu?
- Mahkemeye düşsem param ve partim olmadan kazanabilir miyim?
- Benim vergim benden çalınmıyor, bana dönüyor diyebiliyor muyum?
-sisteme giren para yatırıma istihdama harcanıyor mu
Bunlara evet denmeden kimse yastık altını açmaz.
-
nereye gitti bu paralar*
-
Nereye gittiği belli değil. Hemen ilk etapta yandaş medya israil bağlantısı çıkardı ortaya.
Bu demektir ki paraların izini sürmek istemiyoruz. İsraili soruşturmaya bir duvar olarak kullanmak istiyor olabilirler.
-
Borsanın yönetim kurulunda bakanlar ve yüksek bürokratlar var diyorlar. Bunlardan habersiz bu kadar para kaçırmak imkansız diyorlar. Olayın başlangıcı 5 yıl öncesine dayanıyormuş. Uyarılara rağmen hiçbir önlem de alınmamış.
Operasyondan 2 hafta önce büyük hissedarlar çıkıp paralarını isviçre bankalarına kaçırmışlar bile.
Yani muhalefetin iddialarına göre olay bildiğin soygun. 2001 deki banka hortumlama işlerine benziyor.
Hisselerin değeri bir yılda 30 kat artmış. Bu doğal yollarla imkansız diyorlar.
-


-
İb. Melih gökçek davası böylece unutuldu. Halbuki ne günlerdi o günler.. 2 hafta öncesiydi işte.. 2 haftada bir fon operaayonu bir suçüstü olayı...gündem değişti.
İşte iktidara böyle muhalefet lazım. Kemal kimmiş özgür kimmiş öztırak kimmiş?
Chp nerde tırak orada bırak politikası izliyor.
-
Devletiniz borsa mağdurlarının zararını karşılayacakmış. Peki ya tarlası yanan çifçinin zararını da karşılayacak mı?
Borsada dolandırılanlara sigortan var mı , borsa eğitimin var mı , risk analizi yaptırdın mı diye sordu mu?
Çiftçiye sigortan var mı diye soruyor. Çifçi misin ÇKS ye kayıtlımısın yoksa kendi tarlanı mı ekiyorsun diye soruyor.
Bakalım görecez aylar oldu yanan tarlalara henüz 1 allah kuruşu ödeme yapılmadı.
-
Borsada fon vurgunun önlemek için yeni kanun düzenlemeleri yapılmış.
Kanun kağıt üzerinde her şeyi önler. Türkiye'de fon, zimmet, rüşvet, ihaleye fesat için zaten TCK'da, SPK kanununda, Bankacılık kanununda 10 kere hapis var. Sorun kanunun olmaması değil, uygulanmaması.
İş 3 basamakta tıkanıyor:
1. Denetim: Kanun çıkıyor ama denetleyecek kurum bağımsız değilse fon patlayana kadar kimse bakmıyor. Sezgin Baran Korkmaz'dan Thodex'e kadar hepsinde raporlar sonradan geldi.
2. Yargı: Dosya savcıya düştüğünde eğer siyasi koruma algısı varsa, tutuklama çıkmıyor, mal varlığına tedbir konmuyor, para yurt dışına çıkıyor. Kanun aynı kanun.
3. Sonuç: Yeni kanun çıkınca iktidar "bakın önlem aldık" diyor, muhalefet "bakın hırsızlık var" diyor. İkisi de buradan siyasi rant topluyor. Ortada kalan vatandaşın parası çoktan gitmiş oluyor.
Yeni yasa, eski yasa çalıştırılmadığı sürece sadece gündem değiştirme aracına dönüşüyor. Yani halkın gazını almaktan öteye geçmiyor.
Asıl önleyici olan şey kanun sayısı değil:
- MASAK raporunun anında işleme konması
- Tutuklama ve mal varlığına el koymanın hızlı olması
- Kim olursa olsun kayırmadan yargılanması
Bunlar olmayınca 50 tane daha yasa çıkarsan fon yine patlar, sonra bir daha kanun çıkarırlar.
Merhaba! Bu konuşmayla ilgileniyor gibisin, ancak henüz bir hesabın yok.
Her ziyaretinde aynı gönderileri tekrar tekrar kaydırmaktan sıkıldın mı? Bir hesap oluşturduğunda, her zaman kaldığın yerden devam edebilir ve yeni yanıtlar geldiğinde e-posta veya anlık bildirim yoluyla haberdar olmayı seçebilirsin. Ayrıca gönderileri yer imlerine kaydedebilir ve diğer topluluk üyelerine desteğini göstermek için gönderileri beğenebilirsin.
Senin katkınla bu gönderi daha da iyi olabilir 💗
Kayıt Ol Giriş