Bir kere başta İsa diye biri yok, yaşamadı. Bu peygamber denen adamların hiç bir teki bile yaşamadı. Tamamı uydurmadır. Bunun bilincine varmadan tarih bilinci olmaz. Bu çok önemlidir. Tarihi doğru anlamak, doğru okumak için ilk yapmanız gereken şey peygamber diye bir şeyin olmadığıdır.

Peygamber olduğu iddia edilen adam vardır diye de bir şey yok. Gerçeği olmayan bir şeyin sahtesi de olmaz. Peygamber diye bir şey yoktur ve olmamıştır. Sahtesi gerçeği hiç bir biçimi yoktur.

Ancak günümüz demokrasisi, o da bir parça, peygamber olduğunu iddia eden bir adama izin verir. Tarihte hiç bir dönemde, hiç bir yönetim, hiç bir zaman izin vermedi. Yok öyle bir şey. Bütün peygamber iddiaları, yaşayan bir kişi üzerinden değil, geçmişte yaşadı iddiasıyla ortaya atılmıştır.

İnsanlık din sultasından aydınlanma çağına kadar hiç çıkamamıştır, bunun istisnası yok. Belki antik Yunan, orada fikir ve inanç özgürlüğü yeterince vardı. Ama orada da ben peygamberim diyecek kimse yoktu, orada bilgelik geçerdi önemli kişi olmak için.

O bakımdan tüm, ama bütün hepsi, peygamber iddiaları uydurmadır. Bir teki bile yaşamamıştır. Ama hikayenin kurgusu elbette eleştirilebilir ve doğru. Roma ne yaptığını elbette çok iyi biliyordu. Bir adamı çarmıha gererken ne yaptıklarını bilmemeleri söz konusu değil. Ne yaptığını bilmeyen elbette tanrının oğlu olduğu gibi şizofrenik bir hezeyanı sayıklayan akıl hastasıdır elbette.

Tanrının oğlu iddiası derken spesifik bir söz ettiğim sanılmasın. Tanrının elçisi olduğunu iddia etmek de şizofrenik bir hezeyandır o ayrı. Tüm peygamber hikayeleri şizofrenik sayıklamalardır.