• rabıta
    (ra:bıta), Arapça rābiṭa

    1. isim Bağlayan şey, bağ:
      "Bu dünya öyle bir dünya ki zengin ile fakir arasında kardeşlik rabıtaları bile kalmıyor." - Reşat Nuri Güntekin

    2. isim İki şeyi birbirine bağlayan ip.

    3. isim İlgi, ilişki:
      "Bu rabıtamı sizden gizlemek pek fazla azap veriyor." - Peyami Safa

    4. isim Birbirini tutma, tutarlık.

    5. isim Düzen, sıra.

    6. isim Birbirine geçmeli tahtadan bir döşeme türü.

    7. isim Tarikatlarda müridin şeyhi aracılığıyla kalbini Allah'a bağlaması.

    Tdk sözlükte anlamları böyle .


  • @TENTEN bu cok onemli kelimeyi bizim ile paylastigin icin tesekkurler 🙂


  • râbıta, en az onbeş dakîka sürer. Dahâ az olursa, te’sîri de az olur.
    Râbıtasız zikr etmek, insanı ilerletmez. Zikr etmeden râbıta yapmak, ilerletir
    buyurmuşlardır. Râbıta, her işde yardımcıdır. Zikr etmeğe yardımı ise, pekçokdur.
    Allahü teâlânın evi olan kalbi, nefsin pisliklerinden ve şeytânın aldatmasından temizler. Zikrin yerleşmesi için kalbi hâzırlar. Râbıta, üç kısmdır:
    1 — Velînin yüzünü, karşısında bulunuyormuş gibi, hâtırlamakdır. Böyle râbıta, zikre başlarken yapılırdı.
    2 — Yüzünü kendi kalbinde bulundurmakdır. Böyle râbıta, zikr ederken,
    kendiliğinden hâsıl olunca, kalbde durduğunu düşünerek, zikr etmek olurdu.
    3 — Kendisini, Velînin şeklinde, kıyâfetinde görmek, ya’nî böyle râbıta yapmakdır. Kur’ân-ı kerîm okurken ve dinlerken, ders, va’z dinlerken, nemâz kılarken, her ibâdeti yaparken, kendini o kıyâfetde düşünür. Bunları yapan, kendi değil, odur der. Böyle yapılan ibâdetlerden çok lezzet duyulurdu.
    Râbıta yapmakla çabuk ilerlerdi. Allahü teâlânın rızâsına kavuşurdu. Üçüncü
    kısma (Tam râbıta) denirdi.

    saadeti edebiyye sayfa 921-922
    kaynak


  • Tarikatlardaki rabıta anlayışı şeyhin tanrılaştırılması olduğu için son derece sakıncalıdır.


  • @TENTEN, içinde söyledi: Rabıta nedir?

    râbıta, en az onbeş dakîka sürer. Dahâ az olursa, te’sîri de az olur.
    Râbıtasız zikr etmek, insanı ilerletmez. Zikr etmeden râbıta yapmak, ilerletir
    buyurmuşlardır. Râbıta, her işde yardımcıdır. Zikr etmeğe yardımı ise, pekçokdur.
    Allahü teâlânın evi olan kalbi, nefsin pisliklerinden ve şeytânın aldatmasından temizler. Zikrin yerleşmesi için kalbi hâzırlar. Râbıta, üç kısmdır:
    1 — Velînin yüzünü, karşısında bulunuyormuş gibi, hâtırlamakdır. Böyle râbıta, zikre başlarken yapılırdı.
    2 — Yüzünü kendi kalbinde bulundurmakdır. Böyle râbıta, zikr ederken,
    kendiliğinden hâsıl olunca, kalbde durduğunu düşünerek, zikr etmek olurdu.
    3 — Kendisini, Velînin şeklinde, kıyâfetinde görmek, ya’nî böyle râbıta yapmakdır. Kur’ân-ı kerîm okurken ve dinlerken, ders, va’z dinlerken, nemâz kılarken, her ibâdeti yaparken, kendini o kıyâfetde düşünür. Bunları yapan, kendi değil, odur der. Böyle yapılan ibâdetlerden çok lezzet duyulurdu.
    Râbıta yapmakla çabuk ilerlerdi. Allahü teâlânın rızâsına kavuşurdu. Üçüncü
    kısma (Tam râbıta) denirdi.

    saadeti edebiyye sayfa 921-922
    kaynak

    Böyle yapınca iyi bir insan olacağına inanmak ile uslu durursan şirinleri sen de görebilirsin demek aynı şeydir. Hatta şirinler benzetmesi daha mantıklıdır.

    İnsanlığın veya bireyin en önemli ihtiyacı adelet duygusu ve empatidir. Bunun dışındaki şeyhin hocanın sakalına dua ederek ancak militinlaşmak mümkün olacaktır.

    Düşünme ve kıyaslama yeteneğini yok ederek sadece hayal ürünüleri ile iyi olacağına inanmak cidden hastalık durmudur.


Benzer Konular

  • 14
  • 3
  • 1
  • 2
  • 42