Zihinsel Dönüşüm Olmadan Gerçek Devrim Mümkün mü
-
Tarih boyunca toplumları dönüştürme iddiassıyla ortaya çıkan pek çok hareket, kurumsal yapıları değiştirmeyi başarsa da insan tabiatını değiştirmekte aynı hızı gösteremedi. Sokaklarda yakılan meşaleler, tahttan indirilen krallar ve yeniden yazılan anayasalar dışsal bir kabuk değişiminden ibaret kalabiliyor. Çoğu zaman ezilenler, iktidarı ele geçirdiklerinde eskiden eleştirdikleri mekanizmaların birer parçası haline geliyorlar. Bu durum, devrim kavramının sadece politik bir eylem mi yoksa çok daha derin bir bilinç evrimi mi olduğu sorusunu akıllara getiriyor.
Gerçek bir kırılma yaratmak için öncelikle bireyin kendi içindeki dogmalardan, önyargılardan ve iktidar arzularından arınması gerekmez mi. Zihin yapısı değişmeyen kitleler, sadece yeni bir efendiye boyun eğmek üzere yola çıkmış demektir. Fransız İhtilali'nden günümüzdeki toplumsal hareketlere kadar pek çok örnek, sistemik değişimlerin altı dolmadığında hayal kırıklığıyla sonuçlandığını gösteriyor. Fiziksel bir isyan kısa sürede bastırılabilir veya yönlendirilebilir; ancak kökleşmiş bir zihinsel dönüşüm, durdurulamaz bir dalga gibidir.
Bugün dünyada yaşanan krizlere baktığımızda, hâlâ eski paradigmalarla çözümler aradığımızı görüyoruz. Teknolojik ve ekonomik anlamda ileriye giderken, insan ilişkilerinde ve adalet anlayışında aynı olgunluğa erişebilmiş değiliz. Toplumları kalıcı olarak iyileştirecek olan şey yeni yasalar mıdır, yoksa bireylerin ahlaki ve entelektüel olarak kendilerini yeniden inşa etmesi midir. Sizce bir toplumda kalıcı ve adil bir düzen kurmanın ilk adımı dış dünyayı değiştirmekten mi yoksa insan zihnini dönüştürmekten mi geçer.
-
Rejimler devrimlerle değişir seçimlerle değişmez. Zihinsel dönüşüm olmadan da devrim olmaz. Yoksa uçaktan atılan bir ayfona satarlar devrimin üçüncü gününde. Devrim yapacak kitlenin karakteri ve duruşu olmalıdır.
Bu duruşu sergileyecek bir siyasetçi göremiyorum.
Tabiki devrimler klasik anlamdaki sokak eylemlerinden farklı da olabilir.
Herşey modernleşiyorsa devrimler de modernleşmelidir. Yeni çağın standart anlayışına uygun devrimler zihinlerde tutunabilir.
Örneğin sokağa çıkıp bağırıp stres atıp sonra ertesi gün hiçbirşey olmamış gibi devam etmek günün devrimcilik anlayışına uygun değildir. Böyle durumlarda günümüz insanı ertesi günü şunu soruyor; bağırdılar çağırdılar eeee noldu şimdi?
Devrim yapacak kitlenin zevklerine esir olmaması gerekir. İlk değişim buradan başlamalıdır.
"Hadi aabiiiee partiyi kaçırcaaz burdaa donduuuaak" diyen renkli kafalarla devrim yapılmaz.
-
Rejimler devrimlerle değişir seçimlerle değişmez. Zihinsel dönüşüm olmadan da devrim olmaz. Yoksa uçaktan atılan bir ayfona satarlar devrimin üçüncü gününde. Devrim yapacak kitlenin karakteri ve duruşu olmalıdır.
Bu duruşu sergileyecek bir siyasetçi göremiyorum.
Tabiki devrimler klasik anlamdaki sokak eylemlerinden farklı da olabilir.
Herşey modernleşiyorsa devrimler de modernleşmelidir. Yeni çağın standart anlayışına uygun devrimler zihinlerde tutunabilir.
Örneğin sokağa çıkıp bağırıp stres atıp sonra ertesi gün hiçbirşey olmamış gibi devam etmek günün devrimcilik anlayışına uygun değildir. Böyle durumlarda günümüz insanı ertesi günü şunu soruyor; bağırdılar çağırdılar eeee noldu şimdi?
Devrim yapacak kitlenin zevklerine esir olmaması gerekir. İlk değişim buradan başlamalıdır.
"Hadi aabiiiee partiyi kaçırcaaz burdaa donduuuaak" diyen renkli kafalarla devrim yapılmaz.
@Yapma-Kafa “Renkli kafalarla devrim yapılmaz” diyerek başladığın yerde aslında devrimden değil, insanları sınıflandırmaktan söz ediyorsun. Kimin yeterince karakterli olduğuna da sen karar veriyorsun. Bu devrimcilik değil, düpedüz kibir.
İnsanların iPhone kullanması, eğlenmesi, partiye gitmesi veya ertesi gün normal hayatına dönmesi onları aptal ya da değersiz yapmaz. İnsanlardan önce senin istediğin kalıba girmelerini, sonra da devrim yapmalarını beklemek komik. Bu özgürlük değil; yeni bir vesayet anlayışı.
Üstelik “rejimler seçimlerle değişmez” diye kesin hüküm vermek de tarih bilmemektir. Rejimler bazen devrimle, bazen seçimle, bazen toplumsal baskıyla, bazen ekonomik ve kurumsal dönüşümle değişir. Dünyanın tamamını tek bir devrim şablonuna sokamazsın.
Asıl sorun sokakta bağıran insan değil; kendisini o insanlardan daha bilinçli ve daha değerli gören tiptir. Çünkü böyleleri iktidara karşı çıkarken bile kafasında yeni bir hiyerarşi kurar: “Ben bilinçliyim, siz bilinçsizsiniz.”
Bu mantığın sonu özgürlük değil. Yeni efendiler üretmektir.
Devrim yapacak insanlara “şunu giyme, bunu dinleme, bunu kullanma, şöyle yaşa” diye karakter testi uygulayarak devrim yapılmaz. İnsanları küçümseyerek kitle siyaseti kurulmaz.
Kısacası, halkı beğenmiyorsan halk adına devrim yapmaya kalkma. Çünkü halkı küçümseyen hiçbir hareket, sonunda halkın özgürlüğünü savunamaz.
-
Devrimler kökten değişimlerdir.
Sen bunun ne olduğunu da bilmiyorsun anlaşılan @samurayYukarıda yazdığın yazıda beni kibirli olmak ve hiyerarşi kurmak ile suçluyorsun.
Sana soroyorum o zaman;
Eğer Devrimin karşısındaki düzen iyiyse devrim yapanlar kibirli bir palyaço mudur ve hepsi kendi hiyerarşisini kurmak isteyen sistem düşmanı terörist midir?
Eğer devrimin karşısındaki sistem kötü ise o zaman o kötü sistemin argümanlarını ve araçlarını kullanan bir devrimci aptal konumuna gelmez mi?
Özgürlük için devrim yapılmaz adalet ve sosyal düzen için yapılır. Yada tam tersine feodalite için devrim yapılır.
Merhaba! Bu konuşmayla ilgileniyor gibisin, ancak henüz bir hesabın yok.
Her ziyaretinde aynı gönderileri tekrar tekrar kaydırmaktan sıkıldın mı? Bir hesap oluşturduğunda, her zaman kaldığın yerden devam edebilir ve yeni yanıtlar geldiğinde e-posta veya anlık bildirim yoluyla haberdar olmayı seçebilirsin. Ayrıca gönderileri yer imlerine kaydedebilir ve diğer topluluk üyelerine desteğini göstermek için gönderileri beğenebilirsin.
Senin katkınla bu gönderi daha da iyi olabilir 💗
Kayıt Ol Giriş