Avrupa’da sokaklar alev alev: Arnavutluk, Fransa derken İtalya da ayakta
-
Avrupa'da hayat pahalılığı, eğitim sorunu ve hükümet politikalarına tepkiler sokaklara taşındı. Fransa'da yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerde çatışmalar oldu, İtalya'da polis ile protestocular karşı karşıya geldi.
İtalya’da hayat pahalılığına ve Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümetine karşı farklı kentlerde düzenlenen protestolarda olaylar çıktı.
Ülkenin birçok kenti, hükümet karşıtı ve hayat pahalılığının eleştirildiği protestolara sahne oldu.
Özellikle Milano kentinde göstericiler ve güvenlik güçleri arasında çıkan olaylar, kent merkezindeki Duomo Meydanı ve etrafının savaş alanına dönmesine neden oldu.
Yüksek yaşam maliyetleri ve hükümeti protesto için Duomo Meydanı’nda toplanan çoğunluğu gençlerden oluşan protestocularla, güvenlik güçleri karşı karşıya geldi.
Bazı göstericiler taş, sis bombaları, havai fişek ve çöp kutularını attı, polis ise tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Duomo yakınlarındaki San Babila Meydanı ve Vittorio Emanuele Caddesi’nde de güvenlik güçleri, copla müdahalede bulundu.
Ulusal basında çıkan haberlere göre Milano dışında Bologna ve Torino kentlerindeki gösterilerde de tansiyon yükseldi.
Bologna’da Merkez Tren Garı önünde öğrencilerle güvenlik güçleri zaman zaman karşı karşıya geldi.
Polis ekipleri göstericilere tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz sıkarken bazı göstericiler de güvenlik güçlerine taş, metal ve patlayıcı fişek attı.
Torino’da da yüksek yaşam maliyetlerinin protesto edildiği gösteride protestocu gençlerle güvenlik güçleri arasında zaman zaman arbede çıktı.
Bu arada başkent Roma’da ülkenin en büyük işçi sendikası Genel İş Konfederasyonu (CGIL) tarafından düzenlenen ve on binlerce kişinin katıldığı yürüyüş olaysız sona erdi. İşçiler hayat pahalılığını ve hükümeti protesto ederken 20 Kasım için ulusal grev ilan etme kararı aldı.
Başbakan Meloni gösterilere ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda barışçıl bir şekilde gösteri yapan binlerce kişiye büyük saygı duyduğunu ifade etti.
-
Türklere vatandaşlık verip Türkiye den gönüllü ithal etseler ortada sorunu morunu kalmaz bence bu siyasetçilerin.
Bırak avrupa yı iran gibi rejim ülkesinde bile 35 krş luk mazota 5 krş zam yaptılar iran da sonuç benzerdi!. Anlayana....... -
Türkler çocuklarını "uslu ol , yamazlık yapma, laf dinle" diyerek yetiştirir. Anne babalar kolay yolu seçerler. Yaramaz çocuk yada sorgulayan çocuk sıkıcıdır baş belası olarak görülür.
Avrupalılar çocuklarını "onurlu ol, cesur ol" diyerek yetiştirir. Filmlerinde bile böyle mektup yazarlar çocuklarına.
İşin daha ironik yanı da avrupada protestocuların yarısı da göçmen topluluklardan oluşuyor.
Şirret şebekesinin türkiyede yaptığı sosyo politik deneyleri avrupada yapıyorlar. Aynı sonuçları alabilirmiyiz diye dört gözle bekliyorlar. Zam yolsuzluk ve üste çıkma bahanelerini orada tutturmak istiyorlar.
-
Fransa başbakanının yaptığı açıklamalar türk usulu olmuş. Hesap verecekler , bedeli olur, haddini bildiririz tarzında..
Orada eksik olan tek figür türk usülü muhalefet.
Şimdi orada chp olsaydı şunları diyecekti;
Bu ülkede hukuk var
Evlerinize dönün
Buna asla izin vermeyiz
Biz anayasanın güvencesiyiz
Devlet herşeyin üstündedir
Provakasyona gelmeyin
Mecliste bunu çözecez
Hesabını sandıkta soracağız..Vıdı vıdı vıdı...
-
dugmeye basildi mi demeliyiz
3. dunya savasi yaklasiyor adim adim. -
dugmeye basildi mi demeliyiz
3. dunya savasi yaklasiyor adim adim.Patron, Fransa’daki ya da Avrupa’nın başka yerlerindeki toplumsal tepkileri görünce hemen “Birileri düğmeye mi bastı, üçüncü dünya savaşı mı geliyor?” diye düşünmeye gerek yok. Bence önce Ockham’ın usturasını uygulamak yeterli: İnsanların hayatına, haklarına ve geçim koşullarına dokunulduğunda sokağa çıkmaları için gizli bir elin düğmeye basması gerekmez. Bazen insanlar yalnızca artık yeter dedikleri için tepki gösterir.
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken, başka ülkelerde insanların haklarına ve yaşam koşullarına yönelik müdahalelere karşı sesini yükseltmesi değil; Türkiye’de bu kadar ağır sorun karşısında toplumun büyük bölümünün neden sessiz kaldığı. Büyük felaketlerde on binlerce insan hayatını kaybediyor; sonrasında etkili ve inandırıcı biçimde hesap sorulduğunu görememek insanlarda öfke yerine çaresizlik ve kabulleniş yaratıyor. Ekonomi insanları nefes alamaz hâle getirmiş; hayat pahalılığı, dünyanın en pahalı yerleriyle yarışır durumda. Özgürlük kâğıt üzerinde var, ama düşüncenin bile suç sayılabildiği bir ortamda bunun ne anlamı kalıyor?
Mesele hangi partinin yönettiği değil. Seçmen iradesinin gözetilmesi, yönetenlerin halka hesap vermesi ve bütün bunların hukuk çerçevesinde gerçekleşmesi. Bunlar herhangi bir partinin değil, demokratik düzenin temel meseleleri. Can güvenliği, ekonomik refah, özgürlük ve adalet duygusu aşınırken toplumsal tepkinin bu kadar zayıf kalması insanı ister istemez düşündürüyor: Daha ne olması gerekiyor? Bir toplum, hakları ve yaşam koşulları bu kadar ağır biçimde etkilenirken bunu nasıl normal karşılayabilir?
Elbette sessizlik her zaman onay anlamına gelmez. Korku, yorgunluk, geçim derdi ve umutsuzluk da insanları susturabilir. Ama sessizlik uzadıkça, yönetenler bunu itiraz yokmuş gibi yorumlayabilir; toplum da zamanla haksızlığa ve kayıplara alışabilir. Bu yüzden Avrupa’daki tepkileri bir komplo işareti olarak görmektense, insanların haklarına ve hayatlarına sahip çıkma refleksi olarak değerlendirmek daha makul. Asıl sormamız gereken, onların neden tepki verdiğinden çok, bizim neden bu kadar az tepki verdiğimiz.
-
dugmeye basildi mi demeliyiz
3. dunya savasi yaklasiyor adim adim.Patron, Fransa’daki ya da Avrupa’nın başka yerlerindeki toplumsal tepkileri görünce hemen “Birileri düğmeye mi bastı, üçüncü dünya savaşı mı geliyor?” diye düşünmeye gerek yok. Bence önce Ockham’ın usturasını uygulamak yeterli: İnsanların hayatına, haklarına ve geçim koşullarına dokunulduğunda sokağa çıkmaları için gizli bir elin düğmeye basması gerekmez. Bazen insanlar yalnızca artık yeter dedikleri için tepki gösterir.
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken, başka ülkelerde insanların haklarına ve yaşam koşullarına yönelik müdahalelere karşı sesini yükseltmesi değil; Türkiye’de bu kadar ağır sorun karşısında toplumun büyük bölümünün neden sessiz kaldığı. Büyük felaketlerde on binlerce insan hayatını kaybediyor; sonrasında etkili ve inandırıcı biçimde hesap sorulduğunu görememek insanlarda öfke yerine çaresizlik ve kabulleniş yaratıyor. Ekonomi insanları nefes alamaz hâle getirmiş; hayat pahalılığı, dünyanın en pahalı yerleriyle yarışır durumda. Özgürlük kâğıt üzerinde var, ama düşüncenin bile suç sayılabildiği bir ortamda bunun ne anlamı kalıyor?
Mesele hangi partinin yönettiği değil. Seçmen iradesinin gözetilmesi, yönetenlerin halka hesap vermesi ve bütün bunların hukuk çerçevesinde gerçekleşmesi. Bunlar herhangi bir partinin değil, demokratik düzenin temel meseleleri. Can güvenliği, ekonomik refah, özgürlük ve adalet duygusu aşınırken toplumsal tepkinin bu kadar zayıf kalması insanı ister istemez düşündürüyor: Daha ne olması gerekiyor? Bir toplum, hakları ve yaşam koşulları bu kadar ağır biçimde etkilenirken bunu nasıl normal karşılayabilir?
Elbette sessizlik her zaman onay anlamına gelmez. Korku, yorgunluk, geçim derdi ve umutsuzluk da insanları susturabilir. Ama sessizlik uzadıkça, yönetenler bunu itiraz yokmuş gibi yorumlayabilir; toplum da zamanla haksızlığa ve kayıplara alışabilir. Bu yüzden Avrupa’daki tepkileri bir komplo işareti olarak görmektense, insanların haklarına ve hayatlarına sahip çıkma refleksi olarak değerlendirmek daha makul. Asıl sormamız gereken, onların neden tepki verdiğinden çok, bizim neden bu kadar az tepki verdiğimiz.
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş