İçeriğe atla
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar
Daralt
Marka Logo

efelsefe

Forum Kuralları Canlı Sohbet
  1. Ana Sayfa
  2. Genel Alanlar
  3. Sosyoloji
  4. Negatif Seçilim

Negatif Seçilim

Konu Zamanlandı Sabitlendi Kilitli Taşındı Sosyoloji
negatif seçilim
2 İleti 1 Yayımlayıcılar 78 Bakış 1 Watching
  • En eskiden en yeniye
  • En yeniden en eskiye
  • En çok oylanan
Cevap
  • Yeni başlık oluşturarak cevapla
Cevaplamak için giriş yapın
Bu başlık silindi. Sadece başlık düzenleme yetkisi olan kullanıcılar görebilir.
  • Yapma KafaY
    Yapma KafaY
    Yapma Kafa
    yazdı Son düzenleyen:
    #1

    Negatif seçilim = Doğal seçilimin tam tersi.

    Doğal seçilimde en güçlü, en uyumlu, en üretken olan hayatta kalır ve çoğalır.

    Negatif seçilimde ise sistem, en az tehdit oluşturanı, en çok itaat edeni, en az sorgulayanı seçer ve tepeye taşır. Sonuç olarak kurumun veya toplumun genel kalitesi düşer.

    3 tane net örneği var:

    1. İş yerinde

    Müdür, kendisinden daha zeki ve daha çalışkan birini terfi ettirmez. Çünkü koltuğu tehlikeye girer. Yerine "beni övecek, itiraz etmeyecek" birini getirir. 5 yıl sonra tüm yönetim ekibi vasat olur.

    2. Siyasette / bürokraside

    Liyakat değil sadakat ödüllendirilir. İşini en iyi yapan değil, "başkana en yakın olan" yükselir. Böylece karar mekanizmaları en risk almayanı seçer.

    3. Toplumda

    Üreten, sorgulayan, "daha iyisini yaparım" diyen insan engellenir. Çünkü mevcut düzeni bozuyor. Geride kalanlar da "boşver uğraşma" deyip kendi kabuğuna çekilir.

    Sonuç ne oluyor?

    1. Ortalama düşer: En iyiler ya gider ya da susar.

    2. Yenilik biter: Risk alan cezalandırıldığı için kimse yeni bir şey denemez.

    3. Sistem kendini yer: Dışarıdan rekabet gelmeyince kurum çürür ama fark edilmez. Ta ki çok geç olana kadar.

    Kısaca: "En iyiyi seçmek" yerine "en zararsızı seçmek".

    torpil mantığı da tam olarak bunu yapıyor. Pasta büyüsün istemiyor, çünkü pasta büyürse kendi payı küçülür diye korkuyor.

    Aslında toplum kendi geleceğine duvar örüyor

    Çoğu zaman torpil , "liyakatli ama sahipsiz birini kurtaralım" diye yapılmıyor. Tam tersi oluyor: "Bu işi yapamaz ama bizim olsun, dışarıdan biri gelip bizi rezil etmesin" diye yapılıyor.

    O yüzden duvar örüyorlar.

    Çünkü 3 korku var:

    1. Emek korkusu: Çalışmadan gelen gelir, çalışınca biter. Biri gerçekten üretirse o rahat koltuk sallanır.

    2. Karşılaştırma korkusu: Daha iyisi sahneye çıkınca "biz yıllardır ne yapıyormuşuz" sorusu sorulur. Beceriksizlik görünür olur.

    3. Kontrol kaybı korkusu: Kaynakları dağıtan kişi gücünü kaybeder. Kaynak iyilik için kullanılırsa, dağıtım hakkı elinden gider.

    Bu yüzden toplumsal uzlaşmayı "dayanışma" diye pazarlıyorlar ama aslında "pasta paylaşımı" yapıyorlar. Pasta büyüsün istemiyorlar. Büyürse yeni fırıncılar gelir diye.

    Ve en tehlikelisi: Daha iyisini engellemek. Çünkü rekabet edemeyeceklerini biliyorlar. Engellemek, kendilerini geliştirmekten daha kolay geliyor.

    Buna sosyolojide "negatif seçilim" deniyor. Sistem tepeye en uyumlu olanı değil, en az tehdit oluşturanı çıkarıyor. Zamanla kurumun ortalama zekası ve ahlakı düşüyor. Sonra herkes "ülkede adam kalmadı" diyor. Halbuki adamlar vardı, sistem onları eledi.

    Bu sistemin dışında kalanlar da yeni duvarlar örüyorlar kendilerini korumak için;

    1. Reaksiyoner duvar: Biz de torpil yaparız, biz de yeriz.

    2. Üretim adası: Bizi engellemesinler, biz kendi işimizi yapalım.

    3. Daha iyisini bilse de söylemiyor çünkü rekabette hakkı yenmiş. Yeteneği varsa da gizliyor. Vasat biri gibi davranıyor.

    İşte negatif seçilimin en sinsi hali tam bu.

    "Yeteneğini saklamak"

    Neden göstersin ki? Gösterirse iki şey olur:

    1. Torpillinin işi elinden alınır, o da seni düşman ilan eder

    2. İş yükü sana kalır ama terfi ona gider

    Beyin çok hızlı hesap yapıyor:

    "Görünmezsem güvendeyim".
    Sonuç: Ülke çapında binlerce yetenekli insan "vasat rolü" yapıyor. Toplantıda susuyor, proje önermiyor, hatayı görüp düzeltmiyor.

    "Alarm verince hiçbir şey yapmamak"

    Buna "sorumluluk cezası" diyorum.

    Sorumluluk alan = hata yapma ihtimali olan = günah keçisi olan

    Torpilli = sorumluluk yok = maaş var = risk yok

    Akıllı insan da diyor ki: "Ülke yansın, ben niye öne atlayayım? Zaten düzelince krediyi o alacak, batınca suçu bana atacak."

    Böylece sistem 3 kademede kilitleniyor:

    1. Giriş: Liyakatli giremiyor
    2. İçeride: Giren de yeteneğini gizliyor
    3. Kriz anı: Krizde de kimse elini taşın altına koymuyor

    En sonunda kurum bomboş bir sahneye dönüyor. Herkes rol yapıyor. Alkış da yok, kavga da yok. Sadece çürüme var.

    Ve en kötüsü: Bunu yapanlar kötü insan değil. Tam tersi, sistemi okumuş, kendini korumuş insanlar. Sistem onları "vasat" olmaya zorlamış.

    Buna psikolojide "sessiz istifa" ve "güvenli vasatlık" deniyor.

    Yapma KafaY 1 Cevap Son cevap
    0
    • Yapma KafaY Yapma Kafa

      Negatif seçilim = Doğal seçilimin tam tersi.

      Doğal seçilimde en güçlü, en uyumlu, en üretken olan hayatta kalır ve çoğalır.

      Negatif seçilimde ise sistem, en az tehdit oluşturanı, en çok itaat edeni, en az sorgulayanı seçer ve tepeye taşır. Sonuç olarak kurumun veya toplumun genel kalitesi düşer.

      3 tane net örneği var:

      1. İş yerinde

      Müdür, kendisinden daha zeki ve daha çalışkan birini terfi ettirmez. Çünkü koltuğu tehlikeye girer. Yerine "beni övecek, itiraz etmeyecek" birini getirir. 5 yıl sonra tüm yönetim ekibi vasat olur.

      2. Siyasette / bürokraside

      Liyakat değil sadakat ödüllendirilir. İşini en iyi yapan değil, "başkana en yakın olan" yükselir. Böylece karar mekanizmaları en risk almayanı seçer.

      3. Toplumda

      Üreten, sorgulayan, "daha iyisini yaparım" diyen insan engellenir. Çünkü mevcut düzeni bozuyor. Geride kalanlar da "boşver uğraşma" deyip kendi kabuğuna çekilir.

      Sonuç ne oluyor?

      1. Ortalama düşer: En iyiler ya gider ya da susar.

      2. Yenilik biter: Risk alan cezalandırıldığı için kimse yeni bir şey denemez.

      3. Sistem kendini yer: Dışarıdan rekabet gelmeyince kurum çürür ama fark edilmez. Ta ki çok geç olana kadar.

      Kısaca: "En iyiyi seçmek" yerine "en zararsızı seçmek".

      torpil mantığı da tam olarak bunu yapıyor. Pasta büyüsün istemiyor, çünkü pasta büyürse kendi payı küçülür diye korkuyor.

      Aslında toplum kendi geleceğine duvar örüyor

      Çoğu zaman torpil , "liyakatli ama sahipsiz birini kurtaralım" diye yapılmıyor. Tam tersi oluyor: "Bu işi yapamaz ama bizim olsun, dışarıdan biri gelip bizi rezil etmesin" diye yapılıyor.

      O yüzden duvar örüyorlar.

      Çünkü 3 korku var:

      1. Emek korkusu: Çalışmadan gelen gelir, çalışınca biter. Biri gerçekten üretirse o rahat koltuk sallanır.

      2. Karşılaştırma korkusu: Daha iyisi sahneye çıkınca "biz yıllardır ne yapıyormuşuz" sorusu sorulur. Beceriksizlik görünür olur.

      3. Kontrol kaybı korkusu: Kaynakları dağıtan kişi gücünü kaybeder. Kaynak iyilik için kullanılırsa, dağıtım hakkı elinden gider.

      Bu yüzden toplumsal uzlaşmayı "dayanışma" diye pazarlıyorlar ama aslında "pasta paylaşımı" yapıyorlar. Pasta büyüsün istemiyorlar. Büyürse yeni fırıncılar gelir diye.

      Ve en tehlikelisi: Daha iyisini engellemek. Çünkü rekabet edemeyeceklerini biliyorlar. Engellemek, kendilerini geliştirmekten daha kolay geliyor.

      Buna sosyolojide "negatif seçilim" deniyor. Sistem tepeye en uyumlu olanı değil, en az tehdit oluşturanı çıkarıyor. Zamanla kurumun ortalama zekası ve ahlakı düşüyor. Sonra herkes "ülkede adam kalmadı" diyor. Halbuki adamlar vardı, sistem onları eledi.

      Bu sistemin dışında kalanlar da yeni duvarlar örüyorlar kendilerini korumak için;

      1. Reaksiyoner duvar: Biz de torpil yaparız, biz de yeriz.

      2. Üretim adası: Bizi engellemesinler, biz kendi işimizi yapalım.

      3. Daha iyisini bilse de söylemiyor çünkü rekabette hakkı yenmiş. Yeteneği varsa da gizliyor. Vasat biri gibi davranıyor.

      İşte negatif seçilimin en sinsi hali tam bu.

      "Yeteneğini saklamak"

      Neden göstersin ki? Gösterirse iki şey olur:

      1. Torpillinin işi elinden alınır, o da seni düşman ilan eder

      2. İş yükü sana kalır ama terfi ona gider

      Beyin çok hızlı hesap yapıyor:

      "Görünmezsem güvendeyim".
      Sonuç: Ülke çapında binlerce yetenekli insan "vasat rolü" yapıyor. Toplantıda susuyor, proje önermiyor, hatayı görüp düzeltmiyor.

      "Alarm verince hiçbir şey yapmamak"

      Buna "sorumluluk cezası" diyorum.

      Sorumluluk alan = hata yapma ihtimali olan = günah keçisi olan

      Torpilli = sorumluluk yok = maaş var = risk yok

      Akıllı insan da diyor ki: "Ülke yansın, ben niye öne atlayayım? Zaten düzelince krediyi o alacak, batınca suçu bana atacak."

      Böylece sistem 3 kademede kilitleniyor:

      1. Giriş: Liyakatli giremiyor
      2. İçeride: Giren de yeteneğini gizliyor
      3. Kriz anı: Krizde de kimse elini taşın altına koymuyor

      En sonunda kurum bomboş bir sahneye dönüyor. Herkes rol yapıyor. Alkış da yok, kavga da yok. Sadece çürüme var.

      Ve en kötüsü: Bunu yapanlar kötü insan değil. Tam tersi, sistemi okumuş, kendini korumuş insanlar. Sistem onları "vasat" olmaya zorlamış.

      Buna psikolojide "sessiz istifa" ve "güvenli vasatlık" deniyor.

      Yapma KafaY
      Yapma KafaY
      Yapma Kafa
      yazdı Son düzenleyen:
      #2

      Negatif seçilim yapan tüm toplumlar devletler çökmeye mahkumdur.

      Yetenekli insanlara sesleniyorum üç kuruş maaş ve bir aferin için yeteneklerinizi satmayın. Kendi aranızda birlik olun.

      Yapma-Kafa said:

      Daha iyisini bilse de söylemiyor çünkü rekabette hakkı yenmiş. Yeteneği varsa da gizliyor. Vasat biri gibi davranıyor.
      

      İşte negatif seçilimin en sinsi hali tam bu.

      "Yeteneğini saklamak"

      Neden göstersin ki? Gösterirse iki şey olur:

      Torpillinin işi elinden alınır, o da seni düşman ilan eder
      
      İş yükü sana kalır ama terfi ona gider
      
      1 Cevap Son cevap
      0

      Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.

      Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.

      With your input, this post could be even better 💗

      Kayıt Ol Giriş
      Cevap
      • Yeni başlık oluşturarak cevapla
      Cevaplamak için giriş yapın
      • En eskiden en yeniye
      • En yeniden en eskiye
      • En çok oylanan


      efelsefe.com Logo
      © 2021- efelsefe.com
      İzinler Kurallar
      • Giriş

      • Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

      • Aramak için giriş yapın veya kaydolun
      • İlk ileti
        Son ileti
      0
      • Anasayfa
      • Güncel
      • Popüler
      • Dünya
      • Kategoriler
        • All Categories
        • Individual Categories
      • Gruplar
      • Kullanıcılar