İçeriğe atla
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar
Daralt
Marka Logo

efelsefe

Forum Kuralları Canlı Sohbet
  1. Ana Sayfa
  2. Din & İnanç
  3. İnanç İle Din Arasındaki Fark

İnanç İle Din Arasındaki Fark

Konu Zamanlandı Sabitlendi Kilitli Taşındı Din & İnanç
inanç nedirdin nedirdin ve inanç
6 İleti 3 Yayımlayıcılar 86 Bakış
  • En eskiden en yeniye
  • En yeniden en eskiye
  • En çok oylanan
Cevap
  • Yeni başlık oluşturarak cevapla
Cevaplamak için giriş yapın
Bu başlık silindi. Sadece başlık düzenleme yetkisi olan kullanıcılar görebilir.
  • Yapma KafaY Yapma Kafa
    Konu 122
    Yorum 336
    Reputasyon 38
    yazdı Son düzenleyen: Yapma Kafa
    #1

    İnanç kişiseldir din ise kurumsaldır. İnançta korkutmak yada korkmak yoktur ama dinler korkutmak temellidir. Bu ayırım açıkça gösteriyor ki dinler toplum mühendisliği için merkezi otorite tarafından kurulur ve yönlendirilir.

    Çünkü korkan insan kolay teslim olur ve kolay kontrol edilir. Dinler bir korku yönetimi gibidir. Tarihin ilk toplum mühendisliği yöntemidir.

    İnanç - kişisel, din - kurumsal tanımı tarihsel bir başlangıç:

    • İnanç: Bireyin iç dünyasında anlam arama biçimi. Deneyimsel, esnek, kişiye özel. Korku değil, daha çok güven, aidiyet, anlam ihtiyacı üzerine kurulu.

    • Din: İnancın kolektif hale gelip kural, ritüel, hiyerarşi ve metin kazanmış hali. Kurumsallaşınca doğal olarak bir düzenleme işlevi de kazanıyor.

    "din = korku yönetimi / toplum mühendisliği" tezine iki farklı açıdan bakılıyor:

    1. Bu tezi destekleyen bakış:
    Tarihte merkezi devletler, kabileleri bir arada tutmak, vergi toplamak, savaşa göndermek için dini kullanmış. Korku (cehennem, günah, dışlanma) itaatı ucuzlaştırır. Bu yüzden dinler en eski sosyal kontrol mekanizmalarından biri olarak görülür.

    2. Diğer bakış:
    Din sadece korku değil, aynı zamanda toplumun hayatta kalma teknolojisiydi. Yazı yokken hukuku, takvimi, yardımlaşmayı, ahlakı taşıyan sistemdi. Korku kadar umut, affedilme, cennet vaadi, cemaat dayanışması da var. Yoksa sadece korkuyla binlerce yıl sürdürülemezdi, insanlar bırakırdı.

    Yani ayrım şöyle oturtuluyor genelde:

    İnanç = Neden varım sorusu
    Din = Birlikte nasıl yaşayacağız sorusu

    Bu açıdan bakarsak din aslında tanrının emri değil bir kültür ve toplu yaşam şeklidir.

    Aslında ateistler inanca değil dine karşıdır. Din üzerinden yapılan zorbalığa karşıdır. Asıl karşı çıkılacak nokta dinin tekelleşip de bir toplum mühendisliğine dönüşmesi olmalıdır.

    Bugün aynı refleks dinlerin dışında mezheplere de yansımıştır. Alevilik de bir toplum mühendisliği şeklinde ortaya çıkmıştır.

    Aynı düşünce kapitalizmde de vardır. Moda, feminizm ve reklamlar da kapitalizm dininin birer mezhebi gibidir.

    Temelde hepsi aynı amaç için kullanılır.

    D 1 Cevap Son cevap
    0
    • Yapma KafaY Yapma Kafa

      İnanç kişiseldir din ise kurumsaldır. İnançta korkutmak yada korkmak yoktur ama dinler korkutmak temellidir. Bu ayırım açıkça gösteriyor ki dinler toplum mühendisliği için merkezi otorite tarafından kurulur ve yönlendirilir.

      Çünkü korkan insan kolay teslim olur ve kolay kontrol edilir. Dinler bir korku yönetimi gibidir. Tarihin ilk toplum mühendisliği yöntemidir.

      İnanç - kişisel, din - kurumsal tanımı tarihsel bir başlangıç:

      • İnanç: Bireyin iç dünyasında anlam arama biçimi. Deneyimsel, esnek, kişiye özel. Korku değil, daha çok güven, aidiyet, anlam ihtiyacı üzerine kurulu.

      • Din: İnancın kolektif hale gelip kural, ritüel, hiyerarşi ve metin kazanmış hali. Kurumsallaşınca doğal olarak bir düzenleme işlevi de kazanıyor.

      "din = korku yönetimi / toplum mühendisliği" tezine iki farklı açıdan bakılıyor:

      1. Bu tezi destekleyen bakış:
      Tarihte merkezi devletler, kabileleri bir arada tutmak, vergi toplamak, savaşa göndermek için dini kullanmış. Korku (cehennem, günah, dışlanma) itaatı ucuzlaştırır. Bu yüzden dinler en eski sosyal kontrol mekanizmalarından biri olarak görülür.

      2. Diğer bakış:
      Din sadece korku değil, aynı zamanda toplumun hayatta kalma teknolojisiydi. Yazı yokken hukuku, takvimi, yardımlaşmayı, ahlakı taşıyan sistemdi. Korku kadar umut, affedilme, cennet vaadi, cemaat dayanışması da var. Yoksa sadece korkuyla binlerce yıl sürdürülemezdi, insanlar bırakırdı.

      Yani ayrım şöyle oturtuluyor genelde:

      İnanç = Neden varım sorusu
      Din = Birlikte nasıl yaşayacağız sorusu

      Bu açıdan bakarsak din aslında tanrının emri değil bir kültür ve toplu yaşam şeklidir.

      Aslında ateistler inanca değil dine karşıdır. Din üzerinden yapılan zorbalığa karşıdır. Asıl karşı çıkılacak nokta dinin tekelleşip de bir toplum mühendisliğine dönüşmesi olmalıdır.

      Bugün aynı refleks dinlerin dışında mezheplere de yansımıştır. Alevilik de bir toplum mühendisliği şeklinde ortaya çıkmıştır.

      Aynı düşünce kapitalizmde de vardır. Moda, feminizm ve reklamlar da kapitalizm dininin birer mezhebi gibidir.

      Temelde hepsi aynı amaç için kullanılır.

      D DemoKratos
      Konu 31
      Yorum 1668
      Reputasyon 241
      yazdı Son düzenleyen: DemoKratos
      #2

      @Yapma-Kafa said:

      Aslında ateistler inanca değil dine karşıdır.

      İşte bu son derece doğru ve bunun bu şekilde, yani doğru anlaşılması son derece önemli. Ateizmi ateistler bile bilmiyor ve anlamıyorlar. Ateizm inanca filan karşı değildir. Bunu kanıtlamak çok da basittir. Çünkü inanca karşı olmak olası değildir. Neden?

      Çünkü bugün yağmur yağacağına inanabilir yanınıza yağmurluk alabilirsiniz veya yağmur filan yağmaz diye inanıp almaya da bilirsiniz. Bundan daha apaçık kanıt olmaz.

      Ateizm ametal yani metal olmayan gibi teist olmayan demektir. Teist nedir? Tanrının olduğu ve insanlara yükümlülükler yüklediği iddiası. Ateist bunu reddeder. İnanç demek tanrı demek değildir. Tanrı varlık sorununa verilmiş yanıtlardan sadece birisi ve en basit olanı. Ateizmin buna odaklanması söz konusu bile değil.

      1 Cevap Son cevap
      0
      • SamurayS Samuray
        Konu 19
        Yorum 33
        Reputasyon 2
        yazdı Son düzenleyen:
        #3

        @yapma-kafa
        Burada kavramları tanımlayıp sonra o tanımlardan istediğin sonucu çıkarmışsın. “İnanç kişiseldir, din kurumsaldır” denklemi kurulunca sanki otomatik olarak “öyleyse dinler toplum mühendisliği için merkezi otoriteler tarafından kuruldu” sonucu çıkıyormuş gibi davranıyorsun. Oysa bu bir kanıt değil, yorum.

        Dinlerin korku unsurunu kullanmış olması başka şey, dinlerin sırf insanları korkutup yönetmek amacıyla merkezi otoriteler tarafından icat edilmiş olması başka şey. İkincisini göstermek için tarihsel kanıt gerekir. “Cehennem var, o halde korku yönetimi” demek tarihsel açıklama değil, peşin hüküm.

        Üstelik dinleri sadece iktidarın sopası olarak görmek de fazlasıyla sığ. Tarih boyunca iktidara karşı çıkan, zulme direnen, yoksulu savunan ve mevcut otoriteyle çatışan dini hareketler de oldu. Demek ki dinin tek işlevini “itaat üretmek” diye açıklayamıyorsun.

        Daha da önemlisi, “Alevilik de toplum mühendisliği şeklinde ortaya çıkmıştır” cümlesi havada kalıyor. Aleviliğin tarihsel oluşumunu tek cümleyle birilerinin yaptığı toplum mühendisliğine indirgemek, açıklama yapmak değil, karmaşık bir tarihi etikete sıkıştırmaktır.

        Sonra kapitalizmi, modayı, feminizmi ve reklamları “kapitalizm dininin mezhepleri” diye aynı torbaya atıyorsun. Bu benzetme edebi olarak güzel olabilir ama analitik olarak her şeyi birbirine benzeterek hiçbir şeyi açıklamama tehlikesi taşıyor.

        Asıl sorun bence burada: Bir kavramı “din” diye genişlettikçe, sonunda hoşlanmadığın her toplumsal yapıyı dinin bir mezhebi ilan edebilirsin. Böyle bir tanımın yanlışlanma ihtimali kalmaz.

        Din eleştirilebilir, hatta dinin iktidar tarafından araçsallaştırılması çok ciddi biçimde eleştirilebilir. Ama eleştiri yapmak başka, sonucu baştan belirleyip tarihi o sonuca göre dizmek başka.

        Kısacası “din = korku ve toplum mühendisliği” demek dini açıklamıyor; sadece dinin içinden seçtiğin bir özelliği bütün dinlerin tamamına genelliyor. Bu da eleştiri olmaktan çıkıp başka türden bir dogmaya dönüşüyor.

        1 Cevap Son cevap
        0
        • Yapma KafaY Yapma Kafa
          Konu 122
          Yorum 336
          Reputasyon 38
          yazdı Son düzenleyen: Yapma Kafa
          #4

          @samuray öyleyse cennet cehennemi ispat edip öyle yanıtlasaydın. Yada melekleri hurileri ispatlayıp öyle karşı çıksaydın.

          Tarih boyunca dinler merkezi otoritenin emrinde olmuştur. Çatışma olarak gördüklerin sadece rakip dinler ideolojiler arasında olmuştur.

          Mazlumun hakkını savunan ideolojiler yada yönetim şekilleri olması durumu değiştirmez. Yani onların sorgulanamaz ve tanrı destekli olduğunu kanıtlamaz.

          Bir dinin düşmanı olman için karşısına rakip bir din yada yönetim ideolojisi ile çıkman gerekir. Çünkü savaşlar direnişler boykotlar yönetimlere karşı yapılır.

          İnanç ile yada inançsızlık ile savaşılmaz. Bunlar tamamen kişinin iç dünyasıdır. İnancın kurumsallaşması dinleri yada ideolojileri yaratır ki bu sorgulanamaz anlamına gelmez. Hiçbiri bir tanrıyı bile ispat edemediği gibi bir tanrdan da destek aldığı görülmemiştir.

          1 Cevap Son cevap
          0
          • SamurayS Samuray
            Konu 19
            Yorum 33
            Reputasyon 2
            yazdı Son düzenleyen:
            #5

            @yapma-kafa
            “Cennet, cehennem ve melekleri ispat et” demen aslında tartışmayı başka yere çekiyor. Bir inancın metafizik iddialarının bilimsel olarak kanıtlanamamış olması, o inancın tarih boyunca toplumlarda nasıl bir kurum haline geldiği sorusunu cevaplamaz. Bunlar iki ayrı mesele.

            Ama senin asıl iddian çok daha büyük: “Tarih boyunca dinler merkezi otoritenin emrinde olmuştur.” İşte bunu ispatlaman gerekiyor. “Dinler iktidarlar tarafından kullanıldı” başka bir şey, “dinler merkezi otoriteler tarafından kuruldu ve onların emrindeydi” bambaşka bir iddia.

            Üstelik “dinler sorgulanamaz” diyorsun ama zaten tarih boyunca dinlerin içinden çıkan mezhepler, reform hareketleri, yorum farklılıkları ve otoriteye karşı çıkan dini hareketler bunun tam tersini gösteriyor. Bir şeyin kutsal kabul edilmesi, bütün mensuplarının onu aynı şekilde yorumladığı veya hiçbir otoriteye karşı çıkmadığı anlamına gelmez.

            Daha da önemlisi, “İnanç kişiseldir, o yüzden inançla savaşılmaz” diyorsun. Buna katılmamak zor. Fakat aynı mantığı din konusunda da uygulamak zorundasın. Bir insanın inancı ile o inancın kurumsal yapısını birbirinden ayırabiliyorsan, o kurumların tarih boyunca birbirinden tamamen farklı roller üstlenebildiğini de kabul etmek zorundasın.

            “Tanrı ispatlanmadı, dolayısıyla din toplum mühendisliğidir” sonucu ise mantıksal olarak çıkmıyor. Tanrı'nın varlığının kanıtlanıp kanıtlanmaması başka bir soru; dinlerin nasıl ortaya çıktığı, nasıl yayıldığı ve iktidarla nasıl ilişki kurduğu başka bir soru.

            Kısacası sen de eleştirdiğin şeyi yapıyorsun: Önce sonucu belirliyorsun, sonra tarihi o sonuca kanıt toplamaya çalışıyorsun.

            Tanrı'nın varlığını kanıtlayamamak, dinlerin merkezi otoriteler tarafından icat edildiğini kanıtlamaz. Aynı şekilde dinlerin iktidar tarafından kullanılmış olması da onların iktidar tarafından icat edildiğini kanıtlamaz.

            İddian büyükse, kanıtın da büyük olmak zorunda. “Bence böyle” ile tarihsel gerçek arasında ciddi bir mesafe var.

            1 Cevap Son cevap
            0
            • Yapma KafaY Yapma Kafa
              Konu 122
              Yorum 336
              Reputasyon 38
              yazdı Son düzenleyen:
              #6

              @samuray konumuz din zaten. Korku ile beslenen bir yönetim şeklinden söz ediyoruz. Eğer korkular somut olsaydı adına din denmezdi.

              Örnek; mikrop trafik kazası iş kazası yükseklik korkusu gibi olaylar da somut korkularımızın arasındadır. Ama bunlar somut verilerle açıklanabildiği için günümüzde dini etkisini kaybetmiştir.

              Bunlarla toplum mühendisliği yapmak artık zorlaşmıştır.

              Ancak günümüzde algı yönetimi ve manipülasyon ile yeni korkular üretilerek toplum mühendisliği yapılıyor.

              1 Cevap Son cevap
              1

              Merhaba! Bu konuşmayla ilgileniyor gibisin, ancak henüz bir hesabın yok.

              Her ziyaretinde aynı gönderileri tekrar tekrar kaydırmaktan sıkıldın mı? Bir hesap oluşturduğunda, her zaman kaldığın yerden devam edebilir ve yeni yanıtlar geldiğinde e-posta veya anlık bildirim yoluyla haberdar olmayı seçebilirsin. Ayrıca gönderileri yer imlerine kaydedebilir ve diğer topluluk üyelerine desteğini göstermek için gönderileri beğenebilirsin.

              Senin katkınla bu gönderi daha da iyi olabilir 💗

              Kayıt Ol Giriş
              Cevap
              • Yeni başlık oluşturarak cevapla
              Cevaplamak için giriş yapın
              • En eskiden en yeniye
              • En yeniden en eskiye
              • En çok oylanan


              efelsefe.com Logo
              © 2021- efelsefe.com
              İzinler Kurallar
              • Giriş

              • Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

              • Aramak için giriş yapın veya kaydolun
              • İlk ileti
                Son ileti
              0
              • Anasayfa
              • Güncel
              • Popüler
              • Dünya
              • Kategoriler
                • All Categories
                • Individual Categories
              • Gruplar
              • Kullanıcılar