• Çokça laf söylenmiş bir kavram ama uygulamada hep sınıfta kalmış.

    Neden?

    İnsanların hareketlerini yönlendiren iki etken vardır korku ve menfaat.

    Saygı da bu iki etkenden kaynaklanıyor mu?

    Neden saygı duyarız?

    Örnek vermek gerekirse muhalif birinin eleştirisini halka saygısızlık diyerek susturan bir TV sunucusu iktidarın açıkça küfürleri için sessiz kalabiliyor yada fikrine saygı duyabiliyor.

    Siyaset haricinde din ve ticarette de aynı davranış şeklini çokça görebiliyoruz.


  • @kâfir-imam saygi menfaatten yada korkudan kaynaklanir elbette.

    aksi ise gercekten aldigi terbiyedendir 🙂


  • Saygının kökeninde korku olduğunu düşünmüyorum; korkudan kaynaklı bir edim özgür iradeye dayanmaz ve adına da saygı denemez. -irade özgür mü- tartışmasını konu dışı tutuyorum. Öz saygı kişinin kendine saygısını ifade eder ki kişi kendinden korkmaz.


  • @nejdet-evren ama bu öğretilen bir şeydir. Kimse bana saygı duyma demez. Herkesin beklediği hatta zorladığı birşeydir. Kişisel saygı da burada ortaya çıkıyor. Örneğin kendisine saygısı olan birinin amirine haklı sebeple isyan etmesi normaldir ama karşı taraf için saygısızlıktır. İşte bu handikap saygınlığı vasıf olmaktan çıkarıyor.

    Örneğin iltica başvurı formunda şu soru vardır "devlet tarafından birini öldürmeye zorlandınız mı" "devlet tarafından suç işlemeye zorlandınız mı ve bunu yerine getirdiniz mi"

    Bu soru devlete saygısızlık ama kişinin kendisine saygıdır diyemi yorumlanır.

    Yada saygılar arası hiyerarşi olur mu?

    Bazı şahısların saygınlığı feda edilebilir ama itibardan tasarruf olmaz diyebilirmi?

    İyi köle kötü köle nasıl ayrılır. Kötü köle kendine saygısı olan köle mi

    İyi köle ise kendine saygısı olmayan ama efendisine itaat eden köle mi?

    Bize öğretilen saygı hangisidir?


  • @kâfir-imam ,
    ../.
    Devlet ile birey arasında bir çelişki doğduğunda her daim devlet haklı çıkar; ancak konusu suç teşkil eden bir emir dinlenmez ve emri yerine getiren de sorumluluktan kaçamaz. Bunlar sorumluluk biçimleri olup saygıyı öteler.
    ../
    Saygılar arasında hiyerarşi düşünülemez; kişiseldir ve ölçü konulamaz.
    ../.
    Saygınlık geda edilecekse bu tamamen o kişinin edimi ile mümkündür; aksi takdirde hiçbir saygınlık bir diğerinin edimiyle feda edilemezdir.
    ../.
    İyilik-kötülük olguları saygı ile yan yana gelemeyen olgulardır. Hepsinde var olan normatif doku her birini diğerinden ayırt eder; Kime göre diye sorulacak soru ile yyanıtlar da değişmeye başlayacaktır.
    ../
    Öğretilerden kurtulma mümkün değil, ancak ezber bozmak adına düşünüp , taşınıp eleştirerek ve kendince varacağın yargılar ile kişi öğretilerden sıryılabilir ki yapması gereken de budur.


  • @nejdet-evren

    Devlet - birey arasındaki konularda öncelik devlete aitse saygıda hiyerarşi olduğunu gösterir.

    Devlet bir gurubun yaşam hakkını engellemeyi isteyemez. Çifte standar koyamaz.

    Saygınlık memur ,- amir ,işçi - patron , zengin - fakir ayrımı ile oluşur. Bu öğretilen bir kavramdır ve korku temellidir.

    Bunun en açık örneğini hukuk safsatasında açıkça görmekteyiz. Haklar tamamen güçlünün menfaati için düzenlenmiştir. Hatta çelişme halinde güçlünün tarafı korunmaktadır.

    Güya halkın üstünde güç yoktur sözü arkasına sıralanmış kanunlardır. Devlet halkı için bir gurubu feda edebilir mi? Siz o guruba dahil olmayı istermisiniz.


  • @kâfir-imam
    ,
    .../.
    Öncelik devlete ait demedim; güçlü olan kazanır, bu durum saygıda öncelik sayılamaz.
    ../.
    Saygınlığın memur, amir işçi, yoksul, zenginlikle de ilgisini kuramadım; zira bunların hepsi neredeyse kapitalizmle eş zamanlı olgular; dünya nüfusunun neredeyse yüzde sekseni köylerde yaşıyor ; an itibariyle kendi topraklarında proleterleştirildikleri söylense de henüz prolerleşmeyen önemli bir nüfus var ve balta girmemiş ormanlarda uygarlıktan uzak kabilelerin yaşadığı biliniyor; onlarda saygı yok mu?
    ../
    Devlet bir tüzel kişi olarak tabiyetindeki vatandaşları korumakla yükümlüdür; bu bir ödevdir, yetki değil...sorun onun bir yetkiye dönüşmesinde yaşanıyor...


  • @nejdet-evren korkuyla bağlantısı var. Zira güçlü olan güçsüz olanı her daim saygısızlıkla itham edebiliyor. Bu yüzden saygı bir erdem değildir. Çünkü baskıyla öğretilir, saygı kalabalıklarda ortaya çıkar yani hiyerarşinin olduğu yerde. Dünyada 100 kişi dağınık yaşasaydı saygı diye birşey olmazdı. Onlar bir araya gelip ortak kaynakları kullanmaya başladıklarında saygı diye bir kavram öğrenilmiş.

    Kalabalıklar arttıkça da saygının tanımı değişmiş . Amca dede anne baba seviyesinden din devlet ulus seviyesine tanımlanmış.

    Saygı erdem değil sadece öğrenilmiş bir davranıştır.


  • @kâfir-imam
    ../.
    Saygı bir itham değildir; bahşedilmez...”gölge etme başka ihsan istemem” diyebilen bir düşünce saygındır ve bir ötekinden gücünü almaz; kendi gücüne dayanır sadece...İşte, gerçek saygı budur; korkudan muaf ve korkuya karşı..


  • @nejdet-evren dünya düzdür diyemediği için yargılanıp idam edilen birinin saygınlığını unutmuşsun. Ve hatta onun gibi yüzbinlercesinin.

    Gölge etme başka ihsan istemem diyenin derdi insanların dürüst olmamasıdır. Ama o gün kimseye öğretemediği şeyin bugün de olmadığı gerçeği ile karşı karşıyayız.


  • Saygı çok gelişkin çok fazla yönleri olan bir kavram. Basitçe analiz edilemez.

    Bir karıncaya bile saygı duyabilirsiniz, ben duyuyorum örneğin.


  • @kâfir-imam
    ../.
    ne Bronu'yu ne de Galileo'yu kimsenin unutması ya da yok sayması mümkün değil!
    ../.
    korkuya dayalı edim olsa olsa teslimiyettir ve saygı ile ifade edilemez.
    ../.
    dürüstlüğü kimse tekeline almamalı derim...


Benzer Konular

  • 1
  • 7
  • 7
  • 1
  • 27