İçeriğe atla
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar
Daralt
Marka Logo

efelsefe

Forum Kuralları Canlı Sohbet
  1. Ana Sayfa
  2. Felsefe
  3. Felsefe Tarihi
  4. Sofistler ve Septisizm

Sofistler ve Septisizm

Konu Zamanlandı Sabitlendi Kilitli Taşındı Felsefe Tarihi
sofistlerseptisizmfelsefefelsefe tarihi
1 İleti 1 Yayımlayıcılar 192 Bakış
  • En eskiden en yeniye
  • En yeniden en eskiye
  • En çok oylanan
Cevap
  • Yeni başlık oluşturarak cevapla
Cevaplamak için giriş yapın
Bu başlık silindi. Sadece başlık düzenleme yetkisi olan kullanıcılar görebilir.
  • tarihinde yazdı Son düzenleyen:
    #1
    phiP phi
    Çevrimdışı
    Konu 635
    Yorum 2290
    Reputasyon 751

    Sofistlerin paylaştıkları bir diğer ortak özellik de Septisizm, kesin ve mutlak bilgi imkânına duyulan bir güvensizlik olmuştur, denilebilir. Eğer, Platon’un Theaetetos’ta gösterdiği ve Protagoras’ın kendisinin de kabul ettiği gibi, varolanlar sürekli bir akış içindeyse, duyum da hareket halindeki nesnenin duyunun hareketiyle karşılaşmasının bir sonucu olup kişiden kişiye değişiyorsa ve hangi görünüş ya da algının doğru olduğuna karar verecek nesnel bir standarttan, görünüşleri kendisiyle yargılayacağımız nesnel bir gerçeklik var değilse, genel geçer bilgiden söz etmek hiçbir zaman mümkün olmaz.

    Buna göre, varlık problemine karşı mutlak bir kayıtsızlık sergileyip, tüm dikkatini insan üzerinde yoğunlaştıran Sofistler, bununla birlikte insanın bilgisini ele alırken, aklın analizini Sokrates’le öğrencilerine bırakıp, kendilerini duyusal bilgiyle sınırlamışlardır. Onlar, rasyonel bilgi üzerinde değil fakat ampirik bilgi ve deneyimin verileri üzerinde durmuş ve gerçekliği bu bakış açısıyla yargılamışlardır. Varlığın nesnel ve genel geçer bilgisine erişmenin imkânsız olduğunu, bilgi söz konusu olduğunda sadece kuşku duyan bir zihne sahip olunabileceğini öne süren Sofistler söz konusu Septisizmi üç ayrı şekilde ele almıştır:

    (i) İnsanların, algının zihnin dışındaki nesnelerini değil de sadece fenomenleri, zihinlerindeki ideleri bilebileceklerini, bu yüzden zihnin dışındaki herhangi bir şeyle ilgili olarak kesin bir önerme kurmanın pek bir anlamı olmadığını söyleyen fenomenalizm;

    (ii) bilginin yegâne kaynağının deneyim, özellikle duyu-deneyi olduğunu dile getiren ampirisizm;

    (iii) hakikatin bağımsız bir varoluşu olmadığını fakat bireye, kişinin kendisini içinde bulduğu bireysel duruma bağlı olduğunu öne süren rölativizm.

    Söz uçar, yazı kalır. ✌(◕‿-)✌

    1 Cevap Son cevap
    0

    Merhaba! Bu konuşmayla ilgileniyor gibisin, ancak henüz bir hesabın yok.

    Her ziyaretinde aynı gönderileri tekrar tekrar kaydırmaktan sıkıldın mı? Bir hesap oluşturduğunda, her zaman kaldığın yerden devam edebilir ve yeni yanıtlar geldiğinde e-posta veya anlık bildirim yoluyla haberdar olmayı seçebilirsin. Ayrıca gönderileri yer imlerine kaydedebilir ve diğer topluluk üyelerine desteğini göstermek için gönderileri beğenebilirsin.

    Senin katkınla bu gönderi daha da iyi olabilir 💗

    Kayıt Ol Giriş
    Cevap
    • Yeni başlık oluşturarak cevapla
    Cevaplamak için giriş yapın
    • En eskiden en yeniye
    • En yeniden en eskiye
    • En çok oylanan


    efelsefe.com Logo
    © 2021- efelsefe.com
    İzinler Kurallar
    • Giriş

    • Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

    • Aramak için giriş yapın veya kaydolun
    • İlk ileti
      Son ileti
    0
    • Anasayfa
    • Güncel
    • Popüler
    • Dünya
    • Kategoriler
      • All Categories
      • Individual Categories
    • Gruplar
    • Kullanıcılar