• Editör

    BİR SİHİR DOKUNDU DÜNYAMA
    Sıcak bir yaz günüydü. Mustafa, her zaman olduğu gibi odasındaki pencerenin önüne oturuyor. Sokaktaki oyun oynayan çocukları seyrediyordu. Onların arasında olmak için can atıyordu ama istese de gidemezdi. Zaten neredeyse hiç arkadaşı yoktu. En yakın arkadaşları anne ve babasıydı. Ailesi, Mustafa’yı mutlu edebilmek için ellerinden geleni yapıyorlardı fakat bir şeyin eksik olduğunu hissediyorlardı.
    Mustafa ve ailesi bir çıkmaz sokakta oturuyordu. Burada ahşap, tek katlı sıralı evler vardı. Her sokak arasında çocuklar için parklar, yetişkinler için dinlenme alanları vardı. Ece ve Alperen ile aynı sokakta oturuyordu. Onlar her gün parkta oyun oynuyorlardı. Okulda Ece ve Alperen’i hiç görmüyordu. Onlar başka okula gidiyor, Mustafa başka…
    Bir gün Ece ve Alperen oyun oynarken iç geçirerek onları izleyen Mustafa’yı fark etmişlerdi. Ece’nin aklına bir soru takıldı. Ece:
    ‘Neden bu çocuk bizimle oynamak yerine oradan bizi izliyor?’ dedi. Alperen:
    ‘Bilmiyorum ki.’ deyip, kestirip attı. Ama Ece bu durumu içten içe merak etmişti.
    Akşam eve gittiğinde Ece, babasına kafasındaki bu soruyu sormuştu.
    ‘Baba, karşı evde bir çocuk var. Alperen ile oyun oynarken sürekli bizi izliyor ama hiç dışarı çıkmıyor. Nedeninin ne olduğunu biliyor musun?’ dedi. Babası düşünceli bir halde Ece’ye dönerek:
    ‘Canım kızım, o çocuk dediğin kişi Mustafa’dır. Onun bazı sorunları var. Bu yüzden çok fazla arkadaşı yok’ Dedi.
    Ece duydukları karşısında Mustafa’nın sorununu çok merak etmiştir.
    Ece, Mustafa için bir şeyler yapmak istedi ama ne yapacağını bilemedi. Ertesi gün Alperen’i durumdan haberdar etmek için dışarı çıktı. Ece:
    ‘Alperen biliyor musun, Mustafa’nın işitme engeli olduğu için bizimle hiç oyun oynayamıyormuş. İşitme engeli olan kişiler hem duyamıyor hem de konuşamıyormuş. Babam öyle söyledi.’ dedi.
    Alperen bunu duyunca çok üzüldü. Dün, bu konu açılınca kestirip attığı için kendinden utandı. Tam bunları konuşurlarken Mustafa’nın pencereden kendilerini izlediğini gördüler. Ece ile Mustafa göz göze geldiği anda Ece, Mustafa’nın evine doğru yürümeye başladı. Alperen, Ece’nin ne yapmak istediğini anlamamış olmasına rağmen Ece’yi takip etti. Kısa bir süre sonra Mustafa’nın evinin önündeydiler. Ece biraz duraksayıp daha sonrasında zile basmıştı. Bir müddet sonra Neriman Hanım kapıyı açtı. Çocukları gören Neriman Hanım meraklı gözlerle onları içeri davet etmişti. Kısa bir sohbetin ardından Ece, Mustafa ile tanışmak istediklerini söylemiş ve annesi bu duruma çok sevindi. Oğlunu salona getirdi. Elleri ile garip hareketler yaptı ve aynı şekilde Mustafa’da, annesine tepki verdi. Sonrasında Mustafa’nın yüzünde bir gülümseyiş belirdi. Alperen ile Ece’nin kafası iyice karışmıştı. Bunu fark eden Neriman Hanım:
    -‘Çocuklar ben az önce Mustafa ile işaret dilinde konuştum. Biz iletişimimizi böyle sağlıyoruz ve Mustafa gibi çocuklarla iletişim bu şekilde kuruluyor.’ Dedi.
    Ece bunu duyunca çok heyecanlandı ve kendini tutamayıp Neriman Hanım’a dönerek:
    ‘Neriman teyze, bize de öğretir misin?’ dedi. Neriman Hanım bunu duyduğuna çok sevindi ve:
    ‘Tabi ki Ececim. Her gün bize gelin size dersler vereyim. Hem oğlumla da tanışmaya başlarsınız.’ Dedi.
    Ece ve Alperen bu duruma çok sevindiler. Mustafa’ya el sallayarak evden ayrıldılar. Uzun bir süredir konuşmayan Alperen:
    -‘Ece, ben senin kadar Mustafa ile ilgili bir şeyler düşünmemiştim. Ama şu an onun hakkında öğrendiğim şeyler için dün yaptığım umursamazlık için utanıyorum. ‘dedi. Ece, gülümseyerek:

    • ‘Hatanı erkenden fark etmen çok güzel. Mustafa bizimle daha çok mutlu olacak.’ Dedi ve evlerine dağıldılar. Ece, koşar adımlarla eve girdi. Heyecanla:
    • ‘Babacıımm nerelerdesin?’ diye seslendi. Babası Ece’nin yanına gelerek:
      -‘Efendim babacım, söyle bakalım nedir bu telaşın sebebi?’ dedi. Ece hemen atıldı:
    • ‘Baba, bugün Neriman teyzelere gittim Alperen ile. Mustafa ile arkadaş olabilmemiz için işaret dilini öğreteceğini söyledi. Bu yüzden çok mutluyum. Mustafa artık yalnız kalmayacak.’ Dedi. Babası duydukları karşısında çok mutlu oldu, aynı zamanda onunla gurur duydu.
      İki hafta sonra Ece’nin babası, işten eve dönerken dikkatini bir şey çekti. Ece ve Alperen her zamanki gibi aynı parkta oyun oynuyorlardı fakat yanlarında bu sefer Mustafa da vardı. Her birinin gözlerinin içi parlıyordu. Ecenin babası Faruk Bey, dayanamayıp çocukların yanına gitti. Babasını gören Ece:
      -‘Hoş geldin babacım. Bugün bize Mustafa da katıldı. Dur sizi tanıştırayım.’ dedi ve işaret dili yardımıyla Mustafa ile babasını tanıştırdı. Babası, Mustafa ile selamlaştıktan sonra Faruk bey:
      -‘Ece, güzel kızım ve Alperen evladım aferin size. Çabaladınız ve başardınız. Mustafa’nın yalnız kalmasına izin vermediniz. Onun yüzündeki gülümseyişlerin tek sebebi sizsiniz. Sizinle gurur duyuyorum.’ Dedi. Faruk Bey’in bu sözleri onları çok mutlu etti.
  • Moved from Sizin Köşeniz by  phi phi 

  • @bagimsizkoala

    Hayırlı olsun köşeniz.
    Artık siz de bir yazarsınız.

    Çok yazın kitap çıkaralım.

  • Editör

    @Mertaşkın Estağfurullah yazar filan. Çok çok başındayım ama var bir hayalimiz...


  • @bagimsizkoala

    Hayaller ruya gibidir.

    Geçmiş gibi.

    Dün gibi.

    Orada bana da yer var mı?


Benzer Konular

  • 5
  • 1
  • 3
  • 5
  • 24