• Editör

    Öz şefkat, başkalarına gösterdiğimiz insaniyeti kendimize de göstermektir ve başkalarına göstereceğimiz şefkatin de temelini oluşturur. Öz şefkatli farkındalık kitabında, Christopher K. Germer öz şefkati "Şefkat, yüreğin bir başkasının ıstırabına titreyerek yanıt vermesi ve bu ıstırabın hafiflemesini istemedir. Istırap çekerken kendimize yardım etmek istediğimizde deneyimlediğimiz duygu ise öz şefkattir." diye tanımlamıştır.

    Günümüzde yeni yeni aşina olduğumuz ve dikkatimize giren öz şefkat, temelde kendine iyi davranmak, insanların ortak hallerinin olduğunu bilmek ve mindfulness bileşenlerine sahiptir.

    Naçizane öz şefkat tarifi;

    • Bir tatlı kaşığı nezaket
    • Bir tutam egzersiz
    • Aldığı kadar sevgi
    • Aldığı kadar anlayış
    • Bir su bardağı sana iyi gelen bir şey

  • @bagimsizkoala

    Tam olarak empatiyi anlatmışsınız.

    Ben psikolojiyi bir ruh bilim olmaktan kurtarmak ve biyolojik temellerine eğilmek yanlısıyımdır. Hep böyle bir eğilimim olmuştur. Soyut ruhsal hislerden bahsetmek yeterli olmuyor. Örneğin bilinçaltını tortuların biriktiği bir havuzla metaforlaştırıp soyut bir atamaya götürmektense nöron ağ yapıları ile açıklamak daha mantıklı geliyor.

    Fakat tabii nöron ağları da soyut atamalar kadar karmaşık neredeyse. Gen haritalamada başarıya ulaştık, fakat nöron ağları haritalandırması şu an için henüz başlangıç düzeyinde. Sinir ağlarını yapay zekaya uygulasak bile henüz insan zekasını alt edecek bir makine yapmak hâla bir hayal.

    Her neyse konuya döndüğümüzde empatinin nedeni ayna nöronlar. Bu nöronlar karşıdaki duyguları beyin içinde simüle etme konusunda uzmanlaşıyorlar. Bu sayede acı çeken birini görünce içimize bir sızı çöküyor. Üzülen arkadaşımıza üzülüyoruz. Sevinç de yansıyor.

    Sanatın ayna nöronlar sayesinde geliştiği söylenir ve tabii ki doğru. Sanatsal olarak yaratılmış kişilerin duygularını anlayarak onları gerçek kişiler gibi düşünürüz. Hatta bazılarımız onlarla konuşur. Film izlerken "arkanda, arkana bak" diye bütün heyecanı ile bağıran görmüşümdür. Çok gülmüştüm ama işte yansıma bu.

    Ötesinde ayna nöronlarla insan olduğumuz kesin bir gerçek. Çünkü en yakın tür şempanzelere göre fazlaca ayna nörona sahip olduğumuz belirlendi. Tabii hiç ayna nöron bulunmayan türler de var.

    İşin tatsız yönü, psikopat katillerin beyinlerinin ayna nöron fakiri olduğu belirlendi. Bazılarında şempanze kadar bile yok. İşin rahatsız edici yönü, bu kişinin bana ayna nöron verme tanrım, istemiyorum gerek yok diyerek dünyaya gelmemiş olması!


  • Beyin nöron ağları haritalama araştırmalarında kobay fareleri kullanılıyor. Bir fareye yeni bir şey öğretiliyor ve sonra beyni açılıp nöronlar mikroskop altına alınıyor. Öğrenmenin ağ bağlantılarında ne değişikliğe yol açtığı anlaşılmaya çalışılıyor.

    Bazen nedir bu farelerin bu insanlardan çektiği diyorum. Yani o kadar çok hayvan öldürüyoruz ki, yeryüzünde görülmüş en kıyımcı tür çok çok açık ara biziz. Parantez içinde bu konuda en büyük rakibimizin sivrisinek olduğu söyleniyor. Hatta küresel ısınma ile kuzeye yayılan sivrisineklerin sıtmayı daha geniş kitlelere yaymalarından korkuluyor. Şu anda ekvator civarı ülkelerde sıtma önemli bir ölüm nedeni.

    Peki maddesel kökenleri araştırmayı bırakıp ruhla tanrıyla mı açıklayıp geçip gitsek?

    Artık bunu yapamayız. Bu iş yapay beyin nasıl yapılır anlayana kadar gidecek. İnsan kobaylar da kullanılacak zaman gelecek. İnsanlığın en büyük ereği bu. Gerçek bir tanrı yaratmak! Sanal tanrılar kesmiyor.


Benzer Konular