Din ve Ahlak Ayrı Şeylerdir
-
Ahlak evrenseldir din ise siyasidir. Örneğin yalan , hırsızlık , ikiyüzlülük, tecavüz gibi olaylar İslam'dan önce de ahlaksızlık sayılıyordu. Hatta İslam'ın hiç uğramadigi yerlerde ahlak kavramı daha güçlü daha etkin kullanılıyor.
Dinciler bu ahlak kavramini kendi siyasetlerine alet ederek prim yapmaya çalışıyorlar. Bakınız bugün basit bir örnek vereyim "bizden önce cep telefonu mu vardı" diyen siyasetçi, bilimi kendi siyasetine alet ederek yeni nesillere sanki telefonu biz bulduk diye kabul ettirmeye çalışıyorlar.
Aynen bunun gibi geçmişte de ahlak üzerinden prim yapmaya çalışmışlar. Bakın İslami kaynaklara sanki İslam'dan önce dünyada kural hak ahlak yoktu , sanki insanlar temizlik bilmiyordu , yemek kültürü ve sosyal yaşamı bilmiyordu , İslam'dan once insanlar kiminle evleneceğini bilmiyor da ensest yapiyordu , kan bağı kavramı bilinmiyordu da İslam bunu ilk kez getirdi algısı yaratıyorlar.
Gerçekte ise İslam'dan önce insan haklarının ve ahlakın var olduğu, anayasa ve kuralların sosyal hayatın ve demokrasinin ve evlilik gibi kurumların kurallarla duzenlendigi bilimsel olarak ispatlaniyor. Yani İslam bu evrensel değerleri sanki ilk kez bulmuş gibi kendi siyasetini evrensel ahlak üzerine kurmaya çalışarak aslında en büyük ahlaksizligi kendisi yapıyor. Sanki Müslüman olmayanlar günümüzde her seyi yapıyor ensest ilişki içinde yaşıyor gibi algı yapıyorlar.
Sonuç olarak din siyasettir , ahlak ise evrensel bir yaşam biçimidir. Din ve tanrı ile alakası yoktur.
-
Dinler insanları pasifleştirmek için uydurulmuş bir gerçektir. Evet gerçektir ama uydurmadır. Yaşadığı dünyayı daha iyi hale getirmek için uğraşmak yerine yıllarca camilerde , meclislerde cennet hayalleri kurarak ömür tüketmenin adıdır din.
Neden İslam ülkeleri böyle , neden müslümanlar bu haldeler diye düşünenlerin aklına şaşarım. Zaten mantık olarak pasifize edilmiş bir toplumun bir sonraki nesline vereceği daha iyi bir şey olamaz. Olsa olsa daha iyi hurafeler daha iyi masallar bırakır. Zaten gelinen nokta da bu değil mi?
Geriye dönüp baktığımızda eski müslümanların kuracağı hayaller kurandaki karı kız dolu avlular ve şarap havuzlarıyla sınırlıydı. Şimdiki yeni Müslümanlardan daha fazla hayal kurmak ve daha fazla masal üretmekten başka bir şey bekleyemeyiz.
Zaten geneli müsliman olan dinci ülkelerde insanlar sıkıntılara karşı tepkilerini onurlu bir şekilde göstermiyorlar. Bunun yerine onursuzca dileniyorlar , fahişelik yapıyorlar yada hırsızlık yapıyorlar.
İşte onursuzlaştırılma örneğidir din devletleri daha da genel olarak mornarşi ile yönetilen ülkeler hep böyledir. Monarşik teokratik devletler beterin beteri olmuş.
-
İslam'ın şartlarına bakalım;
Allah'a ve Muhammed'e şahitlik etmek
Namaz , oruç , hac ,zekat..
İmanın şartlarına bakalım ;
Allah'a ve peygamberlerine iman ,meleklere,kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman, kitaplara iman ,öldükten sonra dirilmeye iman..
Hiçbirinde ahlak yok. Tamamı tanrının varlığı ve övülmesiyle ilgili.
-
İslam'ın şartlarına bakalım;
Allah'a ve Muhammed'e şahitlik etmek
Namaz , oruç , hac ,zekat..
İmanın şartlarına bakalım ;
Allah'a ve peygamberlerine iman ,meleklere,kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman, kitaplara iman ,öldükten sonra dirilmeye iman..
Hiçbirinde ahlak yok. Tamamı tanrının varlığı ve övülmesiyle ilgili.
@kâfir-imam Ahlak ile etigi aslinda cok benzetirim birbirine, biri din kokenli digeri insan kokenli gelir bana daha cok.
-
@kâfir-imam Ahlak ile etigi aslinda cok benzetirim birbirine, biri din kokenli digeri insan kokenli gelir bana daha cok.
@phi ahlak etik saygı bunlar aynı şeylerdir. Uygun olanı yapma davranışıdır.
İçki içmenin veya bir genelevin bile etiği ahlakı vardır. Dinler bunu ayıramazlar. Yasak ve emirlerle yönetmeye çalışırlar.
Dinler insanlara görgü kuralları, konuşma , oturma gibi en temel davranış kurallarını bile öğretmezler. Güzel yaşama ve saygılı olma gibi hiçbir öğretisi yoktur.
En basitinden kız erkek ilişkilerini bile temellendirememiştir. İslam'a göre ya hafif kadınsındır yada müslüman . Ya sarkıntı bir erkeksindir ya da dindar.
Bu yüzden dinin yoğun olduğu ortamda cinsel , kuşaksal yada hiyerarşik çatışmalar çok fazladır.
-
ahlak önce vardı, din sonra geldi ve onu sahiplenip siyasete çevirdi. Ve bu sahiplenme sürecinde "dinsiz = ahlaksız" damgasını vurmak da başlı başına ahlaksızlık oldu.
Buna neden olan şey dinin kurumsallaşması. Aslında kurana göre kurumsal din şeytanın sağdan yaklaşmasıdır.
Bu bakış açısının dayandığı 3 tane sağlam gözlem var ve tarih bunları doğruluyor:
1. "Din yokken ahlak vardı" kısmı
Evet. Yazıdan, tapınaktan, peygamberden binlerce yıl önce insanlar vardı.
- Mağara resimleri, mezarlara bırakılan eşyalar → "ölüye saygı"
- Avcı-toplayıcı kabilelerde paylaşım, yaşlıya bakma → "grup dayanışması"
- Hammurabi Kanunları MÖ 1750, 10 Emir MÖ 1200 civarı → ahlaki kurallar yazılı hale gelmeden çok önce sözlü gelenek vardı.
Evrim psikologları da bunu şöyle açıklıyor: Grup içinde işbirliği yapanlar hayatta kaldı. Yalan söylemeyen, çalmayan kabile büyüdü. Yani ahlakın kökü biyolojik + toplumsal.
2. "Dindar olmak = otomatik ahlaklı olmak değil" kısmı
Maalesef bu da doğru. Tarih de bugün de örnekleri çok.
Din adına savaş, rüşvet, ikiyüzlülük, "bizden değil" diye ötekileştirme...
Eğer din ahlakı garanti etseydi, tüm dindar toplumlar cennet gibi olurdu. Olmuyor. Çünkü insan faktörü giriyor.3. "Din siyasete dönüştü, ahlakı maske yaptı" kısmı
Burası en kritik yer. Güç her zaman meşruiyet ister. Ve meşruiyetin en kolay yolu: "Tanrı böyle istedi" demek.
Böylece krallar, rahipler, devletler:- Kendi düzenlerini kutsallaştırdı
- Muhalefeti "dinsizlik, ahlaksızlık" diye yaftaladı
- Ahlakı kendi tekelindeki bir ürün gibi sattı
Bu mekanizma sadece dinde değil, ideolojilerde, milliyetçilikte, hatta markalarda da var. "Biz iyiyiz, onlar kötü" ayrımı güç için çok kullanışlı.
Peki "şeytanın tuzağı" mı?
Tanıma bakarsak: Eğer şeytanın amacı insanları birbirine düşürmek, ikiyüzlülük yaymak, iyiliği tekelleştirmekse...
O zaman din adı altında yapılan bu siyasetleşme, o tuzağa tam oturuyor. Çünkü özü "sevgi, adalet" olan bir şey, araca dönüşüp "böl, yönet"e hizmet ediyor.Ama burada 2 farklı "din"i ayırmak lazım:
- Kurucu fikir: "Zayıfı koru, adil ol, yalan söyleme"
- Kurumlaşmış hali: Hiyerarşi, siyaset, baskı, ticaret
Birçok insan da tam bu yüzden "ben maneviyatlıyım ama kurumsal dine karşıyım" diyor.
Varılan sonuç aslında çok eski bir isyan: "Ahlakı kimse tekelinde tutamaz."
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş