• Kurucu

    Okurken o kadar cok hosuma gitti ki paylasmak istedim;

    bu konu o kadar derindir ki; üzerine ciltlerce kitap, makale ve eleştiri yazılabilir. bilindiği üzere ak partili birini bırakın ikna etmeyi, makul ölçüde siyaset tartışmak bile çok zordur. çünkü siyaset tartışmak, felsefe tartışmaktır. düşünmeyen, sorgulamayan bir insanla sağlıklı bir felsefi tartışma sürecine girilemez! henüz devlet ve iktidar arasındaki farkı dahi bilmeyen bir insanla ne "sağ-sol ideolojiler" ne de "devletin işlevi" konuşulabilir. eline bir kez olsun kitap alıp okumamış, coğrafya ve tarih bilmeyen, tüm sosyalliği kendi arkadaş çevresinde yaptığı dedikodulardan ibaret olan 40 milyonluk bir insan yığını düşünün! bu insanları ikna etmeye çalışmak, ağrı dağı'nı ikna etmeye çalışmaktan daha meşakkatlidir. bu sebeple, işbu entry; yalnız ve yalnızca muhalifler için yazılmıştır. hiçbir surette ak partilileri ikna amacı gütmemektedir! bu uzun entry'de, akp seçmeninin türkiye cumhuriyeti tarihi boyunca geçirdiği evrimsel süreç detaylıca anlatılmış olup, tamamen şahsi düşüncelerimden ibarettir. verilen tarihlerdeki olası ufak sapmalar için şimdiden özür dilerim.

    bana göre bir insanın politik düşüncesi 14-24 yaş aralığında şekillenir ve 30'lu yaşlara doğru yatağını bulur. muhatabım tamamen ak parti'nin kemik seçmen kitlesidir. uçlarda gezen ve "aşırı" olarak nitelendirebileceğimiz, "elimize palaları alır sokağa ineriz" diyen kitle, akp seçmenin açıkçası %2'sini ancak oluşturur. bir kez daha söylüyorum, sözüm "kemik seçmen kitlesi" içindir! şimdi, doğum tarihlerine göre akp seçmenini 4 ayrı başlıkta inceleyeceğim. okuyanlardan unutmamalarını rica ederim ki: bu 4 ayrı seçmen tiplemesi, tamamen günümüz akp seçmeninin tarihsel evrimini anlatır ve muhalif kesime dair hiçbir şey söylemez:

    ---1923-1945 arası doğan, 75 yaş üstü akp'liler---
    ---1945-1967 arası doğan, 55-75 yaş arası akp'liler---
    ---1967-1980 arası doğan, 40-55 yaş arası akp'liler---
    ---1980-2000'ler arası doğan 20-40 yaş arası akp'liler---

    --- 1923-1945 ---
    bu dönemde doğan akp seçmeni, en yaşlı seçmendir. akp'nin "dindar" seçmenleri olarak anılsalar da aslında kazın ayağı öyle değildir! çünkü bu insanlar, gençlik yıllarında tamamen orta yolcu düşüncelere sahiptirler. "ekmek vereni ve kendilerinden olanı" yücelten bu kitle, ölüm korkusuyla 65'inden sonra kendini dine vermiş yaşlılar bütünüdür. ak saçlarına, sakallarına aldırmayın! alayı çiftçi kökenlidir ve adnan menderes'i taparcasına sevmektedirler! ancak bu sevginin dindarlıkla hiçbir alakası yoktur. tamamen orta yolcu bir tavırdır. demokrat parti, 1950-1956 yılları arasında, bu kesimin babalarına eşsiz bir servet vadetmiş ve çoğu vaadinde başarılı olmuştur. bu başarının bedeli ise marshall planı'ndan nemalanmak isteyen menderes iktidarının ülkeyi kore savaşı'na sokmasıdır. çiftçi babalarına verilen ekmeği öyle bir yüceltirler ki; menderes'i, "yüce bir alim" olarak anarlar! akp iktidarı, son 20 yılda bu saçmalığı milyonlarca seçmenine yedirmiştir. arkadaşlar, menderes'in karıştığı yolsuzlukları, edepsizlikleri bir anlatsam, bugün deniz baykal'ın istifasına sadece gülersiniz! aynı kesim, demokrat parti'nin ardılı olan adalet partisi'ne yıllarca oy vermiş ve süleyman demirel'e yıllarca "baba" demişlerdir. o kadar rezil, o kadar komiktir ki: bugün aynı süleyman demirel'e "bilmem kaçıncı dereceden mason" diyorlar. bakın aktroll'lerin dedelerini anlatıyorum size!

    çok köklü bir kitledir bu kesim! menderes'ten bahsedelim biraz. kendisi, sırf asıldığı için kıymete binmiş ve sağ iktidarların ağzında politik bir malzeme haline gelmiştir. asılması çok büyük bir utançtır. fakat gelin, size menderes'in neden asıldığını da anlatayım. sorun tamamen 1924 anayasası'dır! bu anayasa, bir savaş anayasasıdır ve demokratik bir anayasa değildir! iktidardaki partiye inanılmaz haklar tanıyan ve her muhalif düşünceyi "vatan hainliği" ile eşdeğer tutan, demokrasi karşıtı bir anayasadır! ancak, yeni kurulmuş bir devlet için böyle bir anayasanın gerekli olduğunu söylemek isterim! kurucu iktidar chp; gerçekten de tek parti iktidarı olduğu dönemde halka tepeden bakmış ve halkı, "eğitilmesi gereken cahil insanlar topluluğu" olarak görmüştür. ve ne yazık ki haklıdır! osmanlı imparatorluğu, anadolu'ya gerçekten de hiçbir yatırım yapmamıştır. halk o kadar cahildir ki bu cehaleti merak edenler için şuraya bırakıyorum: (bkz: atatürk sayesinde anadolu'nun 8 bin yıl ilerlemesi). balkanlar kökenli askeri ve eğitimli bir zümrenin kurduğu cumhuriyetin; bu eğitimsiz insanlarca suistimal edilmemesi ve demokrasinin kötüye kullanılmaması adına hazırlanan 1924 anayasası, ilerleyen yıllarda maalesef ki yetersiz kalmıştır.

    lakin burada korkunç bir ikilem var! sorun; chp'nin 1924 anayasası dahilinde, halka karşı gösterdiği ezici tutumu eleştirirken, menderes'in aynı tutumunu görmezden gelen iki yüzlü insanların varlığıdır! zira menderes hükümeti de aynı şekilde 1924 anayasasını kötüye kullanmış ve suistimal etmiştir! hatta öyle bir suistimal etmiştir ki, 1956 yılı itibariyle başlayan tarımsal kuraklığının sebebini; kendi kemik seçmenini kaybetmemek adına gayrimüslimlere yorarak, büyükşehirlerde 6-7 eylül olayları'na sebep olmuştur. adnan menderes, dindarlıkla pek de alakası olmayan, düz bir "orta yolcu"dur! fakat kendisinin "halktan" olduğuna, halkı doğrudan inandıran nadir politikacılardandır! türkiye cumhuriyeti tarihindeki en büyük hatalardan biri, cuntanın 27 mayıs ihtilali'nden sonra menderes'i asması olmuştur. menderes bu saatten sonra adeta bir "halk kahramanı"na evrilmiştir! bu infazın yegane sebebi ise ne yazık ki; cuntanın haklı gerekçelerle talep ettiği anayasa değişikliğidir! 1961 anayasası, yalnızca %61 oyla kabul edilmiştir. kalan %39'lık kesime bir göz dağı vermek niyetiyle maalesef ki menderes ve beraberinde 2 kişinin asılmasına hüküm verilmiştir. şayet bu hüküm verilmeseydi bugün adnan menderes'e ne siyasal islam'cılar ne de aktroller sahip çıkardı, ne yazık değil mi? zaten bu kesime dikkatlice bakarsanız, alparslan türkeş hakkında yorumsuz kaldıklarını görürsünüz. zira, menderes'in idamında parmağı olduğunu düşündüklerinden pek de sempati duymazlar türkeş'e. her zaman örnek verdiğim gibi, ahmet kaya'nın deyimiyle; oportunizm'e bulaşmış tipik bir orta yolcu'dur bu kitle...
    --- 1923-1945 ---

    --- 1945-1967 ---
    bu dönemde doğan akp seçmeni, bir üstteki seçmen kitlesinin çocuklarıdır. babalarından miras aldıkları "orta yolcu" mizacı benimsemişlerdir. merak edenler için söylüyorum: "çıkar telefonunu göster" diyen kesim, işte bu kesimdir. en tehlikeli ve en sabit fikirli akp seçmen kitlesidir. bu kitlenin ebeveynleri; cumhuriyet tarihinin ilk çocukları olduklarından, sahip oldukları "orta yolcu" ideoloji, bir ölçüde anlayışla karşılanabilir. bu yüzden, 75 yaş üstü bir akp seçmenine en fazla acılı acılı gülersiniz. lakin, "tüp kuyrukları, yağ kuyrukları" diye ağlayan 50-60 yaşlarındaki seçmenlerden iğrenirsiniz. çünkü bu insanlar, demokrasi terbiyesi gördükleri halde, babalarının orta yolcu ideolojisini devam ettirmektedirler. bu kimseler çıkarcı, kolaycı ve menfaatçidir. tüm rezilliklerini de "sağcılık ve dindarlık" kisvesi altında aklamaya çalışırlar. oysa ne sağ ideolojiden ne de siyasal islam'dan haberleri yoktur!

    dikkat, bu insanlar 1967-1980 arasındaki sağ sol çatışması'nda aktif rol oynamamıştır! sağ-sol dönemi hakkında atıp tutsalar ve kendilerini merkez sağ'da konumlandırsalar dahi, aslında o dönemin en apolitik kitlesiydiler. ne dönem solcuları gibi işçi-sendika eylemlerinde yer aldılar, ne de ülkücü kesime destek verdiler. hatta bu kesim için mustafa pehlivanoğlu, en az mahir çayan kadar terörist idi! hani soruyorsunuz ya "1982 anayasası'na evet oyu veren %92'lik kesim kimdir" diye. işte yarısı bu kesimdir! bugün 80 cuntasına "vatan haini, amerikan köpeği" diyen bu insanlar; bir sağdan bir soldan astık diyen kenan evren'in kuyruğunda o dönemde "paşam paşam" diye gezinirdi. burada kenan evren'i tartışmayacağım, ancak ilgili akp seçmeninin dönekliğinin 50 senedir devam ettiğini bilmeniz açısından bunlar önemli detaylar! şimdi sorsanız kenan evren için; "yargılanamadan geberdi" diyorlar. erdal eren'in annesi söylese bu lafı anlarım! yahut karşıt görüşlüm fikri arıkan'ın babası bağırsın; "hakkımızı helal etmiyoruz" diye! onu da anlarım! ancak bir zahmet, akp'liler kenan evren'e "geberdi gitti" demesin! insanın zoruna gidiyor! bugünkü siyasal islam'ın temellerini atan kenan evren'e akp'liler sövmesin, sövemesin! zira sövdükçe türk solu'nun da, gerçek ülkücülerin de kanına dokunuyor!

    20'li, 30'lu yaşlarda olan sözlük yazarlarına soruyorum: hanginiz dayınızdan, amcanızdan; "sağ-sol döneminde şöyle yaptık, böyle ettik" minvalinde hikayeler duymadı bugüne kadar? duydunuz değil mi? ancak akp'liler konuştuğunda dikkat edin. hem de çok dikkat edin! çünkü yalan söylüyorlar! "sağcı" sağcılığını, "solcu" solculuğunu kolay kolay belirtemezdi o yıllarda! belirtmeye korkardı! bu adamlar yalnızca son 20 senedir "sağ-sol döneminde sağcıydık, şöyle yaptık, böyle ettik" diye anlatabiliyorlar. hiçbir şey yapmadılar arkadaşlar! apolitik ve orta yolcu insanlardı bunlar! etliye sütlüye hiçbir zaman karışmadılar! yalnızca akp döneminde, ellerinde pankartlarla arsızca "demokrasi sevdalısı" kesilebiliyorlar! "tankların önünde şöyle durduk, egzozuna böyle çorap tıkadık" diyebiliyorlar! döneklik tarihinde, bundan öte bir meziyet yoktur nezdimde!

    peki bu insanlar neydi? alayı, tıpkı babaları gibi süleyman demirel destekçisiydi. ecevit ne zaman "ortanın solu" dese, demirel "ortanın solu moskova'nın yolu" diyerek bunları gaza getirirdi. ancak sanmayın ki bu insanlar sağ ideolojiyi benimsemiş kimselerdi! onlar yalnızca, babalarından miras aldıkları "adnan menderes sevdası"nın yerini süleyman demirel ile doldurmuş insan yığınlarıydı! ve demirel ne derse desin haklıydı onların gözünde! bugün recep tayyip erdoğan'a "bu kadar da dönüş olmaz" diyorsunuz ya hani! işte o erdoğan, dönüş konusunda süleyman demirel'in eline su bile dökemezdi! öyle bir seçmen kitlesinden söz ediyorum! bu kitle; gençlik yıllarında 1973 arap israil savaşı'na denk gelmiş ve 1973 petrol krizi'ne bizzat tanık olmuştur. aralık ayında, ankara'nın ortasında soğuktan bir tarafları donmuştur bu insanların! sırf bu yüzden, dönemin yağ ve gaz kuyruklarından bahsederler! ancak kalkıp da "ülkemize ambargo uygulandı" demezler! ve arsızca, utanmadan bugün "yabancılar ülkemize ambargo uyguluyor, devletimize destek olalım" diye çığırtkanlıkta bulunurlar! zeytin dalı harekatı'nı yere göğe sığdıramayan bu insanlar, kıbrıs barış harekatı sanki hiç yaşanmamış gibi 70'lerdeki chp iktidarına küfredecek kadar da riyakardırlar! bugün, hala utanmadan bu söylemlerle akp'ye oy bekleyenler, soruyorum size; neredeydiniz? ambargonun en alası 70'lerde yapılırken, her gün memlekette 50 kişi faili meçhul cinayetlerle öldürülürken siz neredeydiniz? johnson mektubu'nu, haşhaş sorunu'nu, 1973 yom kippur savaşı'nı, kanlı 1 mayıs'ı, maraş katliamı'nı; yaşayıp da bilip de unutan itikadınıza lanet olsun! bülent ecevit'in bir fotoğrafını alıntılayıp altına "kıbrıs'ı kurtaran ecevit değil erbakan'dır" yazan sizler, erbakan milli selamet partisi'ni kurduğunda %10 oy verdiniz! şimdi göklere çıkaramıyorsunuz erbakan'ı! gerçekten merak ediyorum, hiç mi utanmıyorsunuz? 1974'te memleket savaştayken, nice ambargonun ortasında bir kez olsun; "devlet farklı şey, iktidar farklı şey" dediniz mi? demediniz! çünkü babalarınız gibi siz de faydacı ve döneksiniz! kendi deyiminizle, haininin dik alasısınız! bakın, aktrollerin babalarını anlatıyorum size...
    --- 1945-1967 ---

    --- 1967-1980 ---
    bu dönemde doğan akp seçmen kitlesi ne sağ-sol dönemine, ne de ambargolara dair bir şeyler bilir. "kenan evren'in çocukları" diye bir tabir duydunuz mu? ağzımı bozmak istemem fakat "kenan evren'in piç çocukları" da denirdi 90'lı yıllarda. 12 eylül 1980 askeri darbesi'nin ekmeğini yiyen ve geçen 40 sene içinde giderek güçlenen siyasal islamcı partilerin, cemaatlerin ve tarikatların genel adıdır bu! 80 darbesi hakkında celal şengör'ünden tutun da soner yalçın'ına kadar herkes bir şeyler söyler. kimisi our boys have done it, kimisi "türkiye cumhuriyeti için sonun başlangıcı", kimisi de "iyi ki oldu" der. ben hiçbir şey söylemeyeceğim. zira bu darbe sebebiyle yaralanan, acı çeken; tarafsız bir gözlem yapamayacağım o kadar çok insan var ki! ağzımdan bir laf çıksa, diğer laf öksüz kalır! gelin ben size, bir "dondurma" örneği üzerinden 1967-1980 arası doğan akp seçmenini anlatayım:

    hani bazen dondurma almak istersiniz de sorarsınız ya anne babanıza; "dondurmanız neyli olsun" diye. "sade ya da fıstıklı" demezlerse, madden şanslı ebeveynlere sahipsiniz demektir. sigmund freud ne güzel söyler: "gerçek mutluluk, çocukluk arzularının yerine getirilmesidir" diye! birçoğunuzun anne-babası limonlu, frambuazlı, karamelli dondurma yemedi arkadaşlar! mahallerine gelmedi, köylerine gelmedi, hayatlarında duymadılar bile! onlar yalnızca sade ve fıstıklı dondurmayı bildiler çocukluklarında. ve alamadılar! muz, dondurma, çikolata benzeri ürünler birer lükstü 1967-1980 arası doğan insanlar için. "peki babalarından, dedelerinden de mi duymadılar" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. maalesef duyamadılar! 1980'in eli sopalı iktidarı öyle bir indi ki insanların kafasına, hayatlarının hiçbir döneminde "biz neden frambuazlı dondurma yiyemiyoruz", "biz neden parmesan peynirini bilmiyoruz" diye sormadılar. 61 anayasasının kaymağını yiyen eski nesiller bu soruyu sorardı. türkiye cumhuriyeti'nin en özgürlükçü ve demokratik anayasası olan 61 anayasası, "bu anayasa bize bol geldi" benzeri söylemlerle yerini 82 anayasasına bıraktığında; memleket insanın mizacı değişti adeta! milyonlarca insan adım adım sindirildi ve apolitikleşti. eski tüfek'ler yorgun demokrat'lara, ülkücüler ise orta yolculara dönüştü geçen zamanla. toplum bireyselleşti. bireysellik, arabesk kültürü'nü yarattı ve bu kültür her fırsatta iktidarlarca pohpohlandı.

    bu sebeple, en acınası akp seçmen kitlesidir aslında bu kesim! yetiştikleri ortam itibariyle büyük çoğunluğu ne doğru dürüst tarih, ne coğrafya ne de felsefe bilir. sorgulamayan, soru sormasını bilmeyen bir insan yığınıdır adeta, ne yazık! gençlik yıllarında tanık oldukları çalkantılı iktidarların ardından akp'ye adeta bir kurtarıcı gözüyle bakmaları bu yüzdendir. ikna edilmesi en zor ikinci akp seçmen kitlesidir! bu insanlara akp'nin 2001-2009 yılları arasındaki ekonomik atılımında kemal derviş'in rolünden bahsedemezsiniz, çünkü anlamazlar. "eskiden biri birine anayasa kitapçığı fırlatırdı, dolar yirmi katına çıkardı" diyen akpliler var ya, işte onlar bu kesimdir! 90'ların sonunda ilk defa discount market'ler türkiye pazarına giriş yaptığında; bundan bile akp'ye pay çıkarırlar. zira artık çikolata, dondurma ve muz birer lüks değildir! bu insanların gözünde memleketin fabrikaları mı satılmış, pkk ile masaya mı oturulmuş, yüzlerce kurum mu özelleştirilmiş, tsk'nın içi mi boşaltılmış; hiçbir önemi yoktur! akp kurtarıcıdır ve devlettir! bu insanlar akp'yi eleştiremez, çünkü eleştirme kültürleri yoktur. işte kenan evren'i bu yüzden sevmeyiz! celal şengör'lerin göremediği, görmek istemediği, anlayamadığı şey işte budur! 12 eylül 1980 askeri darbesi memleketi bir anarşi batağından kurtarıp bir cehalet bataklığına mahkum etmiştir. o cehalet bataklığı bugünün eleştirmekten ve sorgulamaktan aciz milyonlarıdır!

    bu insanlar ne yazık ki kenan evren'in piç çocuklarının eline kalmış ve biat kültürünü en derinlerine kadar benimsemişlerdir. bu insanlara müslüm gündüz'den bahsedemezsiniz. konca kuriş'ten bahsedemezsiniz. susurluk kazası'ndan bahsedemezsiniz. adalet bakanının mumsöndü oynuyorlar edepsizliğinden bahsedemezsiniz! her şeye bir bahaneleri vardır. teröristle masaya oturup kozmik odayı peşkeş çeken alçaklardan bahsedemezsiniz! onların gözünde tüm bu olanlar bir stratejidir. ceplerine bile dokunsanız kar etmez! boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur olayı koca bir hikaye! "başka adam mı var sanki" diyerek gider yeniden ve yeniden akp'ye oy verirler. işte kenan evren'i bu yüzden sevmeyiz! peki içlerinde gerçekten dindar olanları yok mudur? vardır elbet! ancak oranları %8'i dahi geçmez! şimdi herkes adeta bir islamcı kesilmiş! "1980'den önce neredeydiniz" diye sorarlar adama! başörtüsü yasağının kaldırılması 20 senelik bir bahanedir! bu yüzden karşınızda 40 yaşlarında bir akp'li gördüğünüzde arkanıza bile dönüp bakmadan kaçın! münakaşa dahi etmeyin! çünkü ikna edemezsiniz. biat eden hiç kimseyi özgürlüğe ikna edemezsiniz! 70'lerde vurup dövüşürdük belki ama kimsenin tahammülü yoktu cehalete! cahil insanı ikna edemezsiniz! işte kenan evren'i bu yüzden sevmeyiz...
    --- 1967-1980 ---

    --- 1980-2000 ---
    gelelim aktollere!
    1980-2000 arası doğan insanlar memlekette nispeten iyi bir eğitim almış kimselerdir. y kuşağı da derler! internetle tanışmış ve sosyal-politik olayları takip eden, bilgiye sınırsız erişim imkanını ellerinde bulunduran bir nesil! düşünün, 1960 senesinde bir genç, "komünizm nedir" diye bir araştırmaya girişiyor. bin bir çabayla lenin'in devlet ve devrim kitabını buluyor. okuyor ve hiçbir şey anlamıyor. akabinde marx ve engels ile tanışıyor. az buçuk bir şeyler kapıyor. mao'yu inceliyor sonra, kendinden bir şeyler buluyor. ölçüp tartıyor ve silah kuşanıp tkp/ml'ye kaydını yaptırıyor. öldürüyor yahut ölüyor. veya sinan cemgil'i düşünün! odtü'de mimarlık okurken nurhak dağları'nda cenazesi kaldırılıyor! nice şarkılar yazılıyor ardından! bilginin bin bir zorlukla elde edildiği o yılları düşünün! isteyerek yahut istemeyerek, şu veya bu sebeple memlekette bir şeyleri değiştirmek isteyen, sağcı-solcu fark etmeksizin nice insanın kahramanlık destanlarını bir düşünün! değişim uğruna göze aldıkları dar ağaçlarını düşünün. bir köşe başında kan sızarak kaşından geberen delikanlıların hikayelerini düşünün bir! delikanlım iyi bak yıldızlara! siz siz olun, bir düşünün...

    işte kenan evren'in çocuklarının elinde büyüyen insanlar hiçbir surette böyle bir zaruretin pençesine düşmediler! şimdi sorun kendinize: bireyselleşen ve apolitikleşen toplumlar, çocuklarını nasıl yetiştirir? kahramanlık destanlarıyla mı? bu yüzden; günümüz y kuşağı çocukları temelde iyi bir eğitim almış, bilgiye aç ve imkan sahibi ancak ne yazık ki elindeki bilgiyle ne yapacağını bilmeyen kimselerdir! bir mücadeleye feda edecek ömürleri-zamanları yoktur! bu sebeple, ya depresif ya da umursamazdırlar! tıpkı dedeleri gibi orta yolcudurlar sözün özü! fakat cahil de değillerdir! "eğitim ve orta yolcu mizaç"; insanı öyle bir kendisine çevirir ki, şaşar kalırsınız! kendisine dönen insan karamsarlaşır, çünkü insan özünde karamsar ve yetersiz bir mahlukattır! bunun idraki; kişiyi daha bir yalnızlaştırır kalabalıklarda! gülüşü komik olmayan, ağlayışı yalancı, iki yüzlü bir canlıya dönüştürür adamı!

    bu yüzden 1980-2000 arası doğan akplilerin sahip olduğu riyakar tutuma ne yazık ki aynı dönemde doğan muhalif çocuklar da sahiptir! söz gelimi, x kişisinden nefret ediyor olabilirsiniz. ancak eğriye "eğri", doğruya "doğru" diyebilmek büyük meziyettir! oysa y kuşağı birini ya yüceltir ya da yerin dibine sokar! ve ne yazık ki bunu yaparken linç kültüründen beslenir! entry'mi buraya kadar okuduysanız şayet, naçizane bir tavsiye: black mirror'ün hated in the nation bölümünü izleyin derim! şimdi size 1980-2000 yılları arası doğan akplileri anlatmak için çok güzel ama tehlikeli bir örnek vereceğim. mustafa kemal atatürk bir diktatör müdür? "evet, iktidarının bir zamanında diktatörlük yapmıştır" dersem, muhalif y kuşağının bana vereceği tepki "aktroll" olacaktır. "hayır bir diktatör değildir" dersem, aynı kuşağına akplilerinin bana vereceği tepki "sen diktatör kime denir bilmiyorsun" olacaktır. aslında burada; muhalifler de akpliler de "diktatör" ifadesinin tanımını biliyordur! yasama, yürütme ve yargı'dan ikisini elinde tutan insana diktatör denir, nokta! lakin "diktatör" sözcüğü bu insanların kafasında adolf hitler, benito mussolini, joseph stalin gibi isimlerle yer ettiğinden; atatürk'e yapılan "diktatör" yakıştırmasını bir hakaret kabul ederler! bu yüzden aktroller alkış tutar, muhalifler sövüp sayar! iki taraf da diktatör sözcüğünün asıl anlamını bilir, lakin duygusal hareket ederler! zira; linç ve arabesk kültüründen beslenen insanların mizacında, duygusallıktan uzak bir tutum sergilemek yoktur! kenan evren'in çocukları olan anne-babaları tarafından bu tutumla yetiştirilmişlerdir ve bu ahmak itikatlarında ısrarla devam etmekten alamazlar kendilerini! peki bu durumda; neden muhalif y kuşağını yüceltirken, akpli y kuşağını yerin dibine sokuyoruz?

    çünkü şahit olduğu bunca edepsizliğin, yolsuzluğun, soygunun ve soysuzluğun ortasında; eğitimli bir y kuşağı bireyinin akp'yi desteklemesi yalnızca iki sebeple açıklanabilir: ya maddi çıkarları uğruna bilerek yapıyordur, ya da bilişim çağında kafasını kuma gömecek kadar ahmaktır! oysa bunca rezilliğin ortasında; bir insanın akp'ye muhalif olması yalnızca tek sebeple açıklanabilir: ne olursa olsun, demek ki yanlış olan bir şeyleri görüyor ve biat etmiyordur! ben hayatım boyunca; iki yüzlülüğü aptallığa, orta yolculuğu biatçılığa tercih ettim! bu yüzden; "mustafa kemal atatürk, iktidarının bir zamanında diktatörlük yapmıştır, fakat onun diktatörlüğü başım gözüm üstünedir" dediğimde bana kızan y kuşağı, alkış tutan akpli y kuşağına yeğdir her zaman! zira en azından gözleri kör, kulakları sağır değil! elindeki bilgiyi kullanamasa da biatçı değil! iki yüzlü olsa da ahmak değil! en iyi ihtimalle, belki de düşünüyorlardır ki: sen her doğruyu her yerde söylersen, akp çığırtkanlığı yapmış olursun! onlar da bizi affetsin, ne diyeyim! bilsinler ki: kenan evren'in çocuğu olmayan her insan, doğru bildiğini özgürce söylemekle mükelleftir! gerçek muhaliflik budur! biz doğru bildiğimizi, bir takım ahlaksız yobazların ifadesiyle "rakı masalarında" değil, en ayık hallerimizle haykırabildiğimiz için destansılaştı hikayelerimiz! bugün sakarya meydan muharebesi gazilerine "rakı masasında vatan kurtarıldı, memleketi iki ayyaş yönetti" diyenler; 1923-1945 arası doğan menderes sevdalısı dedelerinin aydın'da, çanakkale'de, elazığ'da kurdukları şarap sofralarını unutmasınlar! kimisi rakı masasında kurtuluş savaşı günlerini yad eder; kimisi şarap sofrasında memetçiği kore'ye savaşa gönderir! aktroller, size buradan ekmek çıkmazdı ya! 40 senedir kenan evren'in apolitikleştirdiği milyonlar sağ olsun...

    2008'de kamu görevine atanmış, şimdilerde akpli; eski bir tarikat mensubunu hayal edin! onu hiç kimse suçlayamaz! fethullah'ın dershanelerine mi gitmiş, "e zaten herkes gitmişti o dönem"! ali tatar'ın intiharına alkış tutanlarla kol kola mı gezmiş, "e kandırılmışız"! siz değil miydiniz "muhterem fethullah gülen hocaefendi hazretleri" dediğinizde, "ulan herifi peygamber yaptınız" diyerek tepki gösterenlere "çarpılacaksın" cevabını veren? siz değil miydiniz kanser hastası gencecik bir kızın (bkz: dilek özçelik) eline para tutuşturanlara, "ben de aklıma gelse dağa çıkardım" diyenlere alkış tutan? şimdi utanmadan; karşılaştığınız her muhalife "pkk-fetö ile işbirliği yapıyorsunuz" dediğinizde, sükunet bekliyorsunuz karşı taraftan! "türk solu şöyle yaptı, türk solu böyle etti" diye diye millete doğu perinçek'ten, ertuğrul kürkçü'den örnek veren edepsizler! kimin hain, kimin avrasyacı, kimin dönek olduğunu biz iyi biliyoruz, merak etmeyin! bu köhne söylemlerle yalnızca y kuşağının bilgili fakat avare delikanlılarını uyutursunuz! bir defa olsun hatanızı kabul edin! "o dönemin şartları öyle gerektiriyordu" diyerek cumhuriyet'in 20 senesini çalan kitle; işte bu 1980-2000 arası doğan akp seçmen kitlesidir! bilgili olup da kafasını kuma gömmeyi seçen bu kitle, en iğrenilesi akp kitlesidir! 20'li yaşlarında, başörtülü ve muhalif bir genç kadın gördüğünüzde yüreğiniz gururla kabarıyor da; aynı yaşlarda, başı açık bir muhalif genç bir kadın gördüğünüzde bunu normalleştiriyorsanız; müsebbibi yine bu iğrenç kitledir! isteyerek yahut istemeyerek; bu memleketi en nadide güzelliklerine kadar böldüğünüz, kız mıdır kadın mıdır bilemem diyen rezil zihniyetinizi yaygınlaştırdığınız, ne idüğü belirsiz milyonlarca yabancıyı memlekete doldurarak ülkenin sosyokültürel yapısını değiştirdiğiniz ve bizi biz yapan en güzel değerlerimizi ayaklar altına aldığınız için sizi asla unutmayacağız. geçmişte sizden çok daha kötüsünü yapan dedelerinizi, cehaletlerine verip unutacağız belki ama; bilgi çağında bizi karanlığa mahkum eden sizleri unutmayacağız.
    --- 1980-2000 ---

    ve sen muhalif!
    buraya kadar okuduysan eğer, anlamışsındır neden "yalnız ve yalnızca muhalifler için yazdım" dediğimi! zira başka hiç kimse okumayacak. hiç kimse anlamayacak! az buçuk anlayanlar da; ya katılacak, ya da küfürler savuracak dizelerime! varsın savursunlar! sen doğru bildiğine inanmaktan asla geri durmayasın! söylemekten geri durursun belki fakat, inanmaktan geri durmayasın! durursan ki yazıktır sana! yazıktır muhalifim diyen ağzına, gözlerine! gerekirse nice şiirler yazasın, dört yanım puşt zulası dizelerinle! sana son birkaç cümle kuracağım ey muhalif! yitirmeyesin umudunu! gün gelir, senin de hikayeni şöyle anlatırlar belki: vurun ulan vurun, ben kolay ölmem! ocakta küllenmiş közüm, karnımda sözüm var haldan bilene! babam gözlerini verdi urfa önünde! üç de kardaşını! üç nazlı selvi! ömüne doymamış üç dağ parçası! burçlardan, tepelerden, minarelerden; kirve-hısım dağların çocukları! fransız kuşatmasına karşı koyanda...

    (eksi sozluk, yazar: yosun amca)


  • Ömür törpüsüdür bunlar, alayı ile konuşmayı kestim. Sinir bozmaktan başka bir halta yaramazlar. Bir kişi alttan alta bile olsa aktrollük yaptı mı bir daha onu muhatap almamayı ilke edindim. Saçma sapan inadı ile kafa beyin ütüleyecek. Başka bir kârı olmayacak, hiç uğraşmam.

    Bunlara bu aptalca sarıldıkları bir bela açsın ki olmayan akıl başa gelmez ama hiç olmazsa layık olduklarını bulsunlar dilerim. Başka da ne diyeyim.

    Sabah gastesini okumuş karşıma geçiyor. Sabah gastesini yere bile sermem be! Bundan okuduğunu bana anlatıyor. O da başlığında gördüğünü! Haberin içeriğini inceleyecek zeka olsa? Yok!

    Bunları kendi hallerine bırakıp hiç sinirini bozmalarına izin vermeyeceksin. Ben artık öyle yapıyorum. Selam bile vermiyorum bunlara artık.


Benzer Konular

  • 3
  • 10
  • 2
  • 12
  • 47