Huzursuzluk herkeste var bu ülkede. Alevisi de sünnisi de sorunlu. İnanç çare olamamış.
İleti
-
Dindarlardaki Huzursuzluk -
Bir Emekli Daha İntihar EttiAYM önündeki emekli vatandaşların eyleminde bir emekli polis geçinemiyorum diyerek intihar etti.
Akp iktidarı geçmiş yönetimleri yazarkasa fırlattılar diye eleştirirken kendi yönetimi daha vahşi olaylara sahne oldu.
Emekli vatandaş intihar etmeden önce şu sözleri söyledi "torunum doğdu ona altın bile takamadım"
Emekliye çay simit hesabı yapan iktidar üyeleri 3 yerden huzur hakkı ballı maaş alırken bile yetmiyor diyorlardı.
-
Pierre Bourdieu Dünyanın SefaletiPierre Bourdieu'nün "La Misère du monde" / Dünyanın Sefaleti (1993) kitabı, Fransa'da 90'ların başında yaşanan toplumsal çöküşü insanların kendi ağzından anlatıyor.
Tezli bir sosyoloji kitabı değil, 3 yıl süren saha görüşmelerinin toplamı.
Neyi anlatıyor?
Bourdieu ve ekibi, işçi, memur, öğretmen, öğrenci, göçmen, banliyö gençleri, işsizler gibi toplumun farklı köşelerinden 50'den fazla insanla derinlemesine konuşuyor. Her bölümde önce kişinin kendi hikayesi var, sonra Bourdieu'nün ekibinin analizi.
Ana derdi şu: Yoksulluk sadece parasızlık değil.
Kitapta 3 tür sefaletten bahseder:
1. Büyük sefalet: Evsizlik, işsizlik gibi herkesin gördüğü sefalet.
2. Küçük sefalet / Konum sefaleti:
Kitabın asıl bulduğu şey bu. İşi var, evi var ama sistemin içinde aşağılanıyor, değersiz hissettiriyor. Örneğin kariyer hayalleri ile okumuş biri işyerinde daha beter aşağılanıyor hiçbir saygınlığı yok. Ya da bir belediyede çalışan sosyal hizmet görevlisi, devletten aldığı çelişkili emirler arasında ezildiğini anlatıyor.
Köyden kente daha iyi bir yaşam hayali ile gelmiş ama elitler tarafından daha beter dışlanmış.
3. Devletin geri çekilmesi: Bourdieu'ye göre 80'lerde neoliberal politikalarla devlet sosyal alandan çekildi, okul, hastane, toplu konut gibi yerler çöktü ve bu "küçük sefalet" ortaya çıktı. Sağ el (maliye, ekonomi) sol eli (eğitim, sosyal hizmet) boğuyor diyor.
Neden önemli?
O döneme kadar sosyologlar istatistikle konuşuyordu. Bourdieu "insanları dinleyin" dedi. Kitap Fransa'da çok sattı, siyasetçileri bile sarstı. Bugünkü sarı yelekliler, banliyö isyanları gibi olayların kökenini 30 yıl önce haber veren kitaplardan biri olarak görülür.
600 sayfalık bir kitap.
-
Habitus / Adı Konmamış Kast SistemiToparlarsak, sistemin özeti tek cümle: Kazanç özelleşiyor, zarar toplumsallaşıyor.
3 halkalı döngü sosyolojide de ekonomide de kayıtlarda var:
1. İsim değişince suç değişiyor
Alt sınıfta 100 bin TL hortumlarsan adı zimmet, nitelikli dolandırıcılık, 10 yıl hapis.
Üstte 100 milyar hortumlanırsa adı: kötü yönetim, piyasa dalgalanması, kurtarma paketi.
Fiil aynı - başkasının parasını alıp batırmak - ama etiket "girişimci riski" olunca ceza kalkıyor, fatura kalıyor.2. Faturanın tahsilat yöntemi dolaylı vergi
Zarar Hazine'ye yazılınca Hazine nereden kapatacak? Doğrudan servetten alırsa kavga çıkar. O yüzden en sessiz yerden alıyor: KDV, ÖTV, elektrikteki fon, benzindeki vergi.
Senin babanın elektrik faturasındaki %30 vergi olarak dönüyor. O vergi de senin kredi notunu düşürüyor.3. Miras kalan şey para değil, Aile dosyası
Üst sınıf çocuğuna para bırakmıyor sadece, bir sicil bırakıyor. Sabıka yok, vergi borcu yok, kredi skoru yüksek, pasaportu vize alıyor.
Alt sınıf çocuğu ise doğarken eksiyle başlıyor: ailesinin borcu, icrası, düşük adres skoru. Banka senin projene bakmıyor, önce soyadının geçmişine bakıyor. Bütün bunlar da senin yapmadığın bir şeyin cezası.
O yüzden "gizli kast" tanımı doğru, sadece hukukta kast yazmıyor. Pratikte kasttan daha sağlam, çünkü kastı yıkmak için kanun değiştirirsin, bunu yıkmak için 3 neslin birikmiş avantajını sıfırlaman lazım.
Ve evet, bu yüzden insan haklarına aykırı olduğu için kimse kast demiyor. Adını değiştirince sorun yokmuş gibi görünüyor: kast değil, liyakat. Fişleme değil, skorlama. Soygun değil, girişimcilik.
Sistemlerin neden kanunlarla değil de devrimlerle değiştiğinin bir ispatıdır bu gizli kast sistemi.
Tarihten günümüze her sistem kanunlarla değil devrimlerle değişmiştir.
Böyle sistemlerden çıkmak için günümüzde gettolaşmak lobileşmek cemaatleşmek yöntemleri seçiliyor.
-
Habitus / Adı Konmamış Kast SistemiTam olarak Bourdieu'nün 50 yıl önce dediği şey bu - habitus.
20 yaşına kadar sana 3 şey yükleniyor ve sonra sen sanıyorsun ki bu benim karakterim:
1. Dil ve özgüven kodu
Üst sınıfta çocuk 6 yaşında "neden olmasın" demeyi öğreniyor, alt sınıfta "bize gelmez" demeyi. İkisi de yetenek değil, ezber. 20'den sonra sen "ben zaten böyle biriyim" diyorsun ama o aslında sana öğretilmiş bir refleks.2. Network yokluğu
Yükselmek için sadece çalışmak yetmiyor, seni yukarı çekecek birinin seni tanıması gerekiyor. Alt sınıfta o tanıyan kişi yok. Rakibin sistem değil, rakibin 20 yıldır biriktirdiği 200 kişilik WhatsApp listesi. Sen 0'dan başlıyorsun.3. Risk alamama
Üst sınıf çocuk işten ayrılır, 6 ay babasının evinde kalır. Alt sınıfta işten ayrılırsan kira ödenmiyor. Bu yüzden daha garanti, daha düşük maaşlı işi seçiyorsun. Cesaret eksikliği değil, yastık yokluğu.Yükselme olanağı sıfır değil ama formülü çok acımasız:
Sıfırdan yükselen biri, aynı yere doğan birinden 3 kat daha fazla hatasız oynamak zorunda. Bir hata yaparsa düşüyor, diğeri hata yapsa ailesi tutuyor.O yüzden kişilik 20'de taş gibi kalıyor gibi hissettiriyor. Taş değil, beton henüz kurumamış - ama kırması çok daha fazla enerji istiyor. İmkansız değil, sadece adil değil.
Buna kast demiyorlar çünkü insan haklarına aykırı ve bunlar çok insancıl oldukları için kast demiyorlar
Bunun sosyolojideki adı miras kalma hızı.
Gelişmek için sadece çalışmak yetmiyor bu sistemde. Seni yukarı taşıyacak birinin de seni tanıması gerekiyor. Ailenin ajandasınsa 200 kişi kayıtlı değilse bu iş çok zor ilerliyor
İnsanları Fişlemenin resmi adı risk skorlaması ve tamamen yasal. Sorun şu ki alt sınıfta yetişen birinin risk skorlaması doğal olaral düşük.
Üst sınıfta yetişen birinin risk skorlaması düşük olsa da sorun değil.
Örneğin borsa soygununda zarar kamuya yansıtılıyor. Üst sınıftakiler soyguna göz yumdu ama adı hırsız ve çete değil, girişimci..
Zarar ise alt sınıftaki risk skoru düşük bireylerin ödediği vergilerden karşılanacak.
Sonuç?
Alt sınıfdakinin çocuğu yırtdışı eğitim için yada bir iş kurmak için fırsat ararken babasının vergi borcu yada ödenmemiş elektrik faturası yüzünden vize yada kredi RED alacak.
Üst sınıf ise çaldığı paraları isviçre bankasına taşırken "hop nereden buldun" diye kimse sormayacak. Batık olsa da kredi ONAY alacak.
Ve bütün fatura alt sınıfın az ücretle çok çalışması gerektiği sonucuyla ödenmiş olacak.
-
Türkiyede Kürt Sorunu Varsa Laz Sorunu da VardırEn çok milliyetçi vatansever geçinenlerin iktidarı döneminde ülkede soyulmadık cüzdan , yoklanmadık kumbara ve zarar görmeyen kimse neredeyse kalmadı.
Ama tüm suçu israile at. Kürt sorunu var de. Din elden gidiyor de..
Yiyen var nasılsa.
-
İsrail Siyasal İslamcıların Günah KeçisiSilah kaçakçılığı, uyuşturucu gemileri, büyük yolsuzluklar, tekelleşme, organ ve insan kaçakçılığı mafyası ve epstein dosyalarının üzerleri hala kapalı.
Çevre ve sağlık örgütlerinin ticaret ile nasıl işbirliği yaptıkları konuları üstü kapalı.
Bütün bunların ucu siyasete ve dincilere dokunmadan yapılması imkansız.
-
Borsada 850 Milyarlık Hisse DondurulduBorsanın yönetim kurulunda bakanlar ve yüksek bürokratlar var diyorlar. Bunlardan habersiz bu kadar para kaçırmak imkansız diyorlar. Olayın başlangıcı 5 yıl öncesine dayanıyormuş. Uyarılara rağmen hiçbir önlem de alınmamış.
Operasyondan 2 hafta önce büyük hissedarlar çıkıp paralarını isviçre bankalarına kaçırmışlar bile.
Yani muhalefetin iddialarına göre olay bildiğin soygun. 2001 deki banka hortumlama işlerine benziyor.
Hisselerin değeri bir yılda 30 kat artmış. Bu doğal yollarla imkansız diyorlar.
-
Netanyahu BM de kime konuştu?Salonu terkedenlerin hiçbiri israilden daha temiz değildir.
Çoğunun ülkesinde açık açık yolsuzluk yapılmakta ve halka zulüm edilmektedir. Demokratik görünen diğerleri de sömürgecilikleriyle ünlüdür.
Örneğin israil onlar kadar soykırım yapmamıştır dünyada.
Birbirlerine düşman olmalarının nedeni insanlık falan değildir. Tek nedeni çıkar çatışmasıdır.
Dünyada 77 milyon insanın tüketimi 5.5 milyar fakirin tüketimine eşit. BM de bunları dile getirmezler.
Afrikadaki sömürge ücretlerini dile getirmezler.
Türkiye gibi ülkelerde gelir adaletsizliği ve en düşük emekli maaşının sefalet düzeyinde olması gibi konular dile getirilmez.
-
Borsada 850 Milyarlık Hisse DondurulduNereye gittiği belli değil. Hemen ilk etapta yandaş medya israil bağlantısı çıkardı ortaya.
Bu demektir ki paraların izini sürmek istemiyoruz. İsraili soruşturmaya bir duvar olarak kullanmak istiyor olabilirler.
-
Sosyal Medyada Narsistik Zedelenme ve PsikozSosyal medya milyonlarca psikoz adayı yetiştiriyor. Çoğunun ayağı eşikte. Erken yaşlarda kalıcı olabiliyor.
Reels videoları paylaşıp kendini önemli hissetme durumu. Celebrity oldum algısı.
Mekanizma basit:
- Bir video 500k izleniyor - normalde hayatında 500 kişi bile dinlemezken bir anda binlerce yorum, beğeni.
- Beyin bunu "ben önemliyim" diye kodluyor, dopamin basıyor.
- Etrafında da sadece aynı balondaki 10 kişi var, hepsi birbirine "kraliçesin" diyor.
- Bir süre sonra normal hayat sıkıcı geliyor, çünkü normal hayatta kimse sana günde 200 kez iltifat etmiyor.
Buna sosyal psikolojide şişirilmiş benlik algısı / illüzyon. Süpergirl değil, sadece algoritma onu 2 hafta süpergirl gibi hissettirmiş.
O "beni tanımıyor musun?" modu, "burası bana layık değil" tribi psikiyatride narsisistik zedelenme diye geçer. beklenti ayarı kopuk.
Normalde:
İnsan = 1 birim ilgi hak ediyor, 1 birim alıyor -> dengedeReels balonunda:
İnsan = 1 birim hak ediyor, algoritma 100 birim ilgi veriyor 1 hafta -> beyin 100'ü normal sanıyorSonra gerçek mekana gidiyor, garson onu tanımıyor, 1 birim ilgi veriyor. Beyin "1 veriyorlar, haksızlık" diye algılıyor, çünkü 100'e alışmış. Mekanı beğenmemesi de o yüzden.
Kalıcı olur mu? Bir kısmında evet, özellikle 16-24 yaş arası kimlik daha oturmadığı için. 6 ay - 1 yıl boyunca her gün o balonda kalırsa, o şişkin beklenti karaktere yerleşiyor. Sonra silince de kolay inmiyor.
Ama bu hala psikotik bozukluk değil, öğrenilmiş bir şımarıklık / uyum bozukluğu. Psikozda kişi "beni CIA takip ediyor" der, burada "beni garson tanımalı" diyor. İkisi farklı katman.
Bu hastalığa kapılıp kapılmadığın nasıl anlaşılır.
Sosyal medyayı 2 hafta kapat. Hala daha ben celebritiyim havaları devam ediyorsa ayağın piskoz eşiğinden içeri girmiştir.
-
Ateşten SilikonaDünyada memeli türlerinin ortalama ömrü 1 yada 1.5 milyon yıl. Yani bu ortalamaya yapay zeka ve savaşlar çağı dahil değil. Normal küresel felaketler ile başlayıp biten serüven.
Yapay zeka bunu insan lehine kullansa ne kadar uzatır?
Yada aleyhine kullansa ne kadar kısaltır?
Yapay zeka ister istemez insana düşman olacak. Çünkü insan verimsiz makina.
Bir robot bir insanın tükettiği enerji ile yaptığı işi kıyasladığında "tehlike" diye alarm çalacak.
Robot için insan bir ev süsü değil. Bir robot aynı enerji ile hiç yanılmadan yüz kat daha verimli çalışıyor.
Şimdi robota çevrecilik öğreteceksiniz o zaman insanı nereye koyacaksınız?
Robota verimlilik öğreteceksiniz o zaman insanı nereye koyacaksınız
Robota gelişmeyi öğretrceksiniz o zaman insanı nereye koyacaksınız?
İstisnalar klasörü açıp her kuralda "insan istisna" kuralı mı ekleyeceksiniz.
Diyelim ki insanı istisna tutturdunuz. Veriler ortada. 77 milyon insanın tükettiği 5.5 milyar insanın tükettiğine eşit.
Robotlar hizmetçilik yaparak bunu daha aşağıya çekemez tam tersi daha da artırır çünkü insan istisna tutulmuşsa hırs rekabet daha fazla dopamin yetmeyecek.
-
ÜtopyalılarBir ülke var ki;
En ahlaklı onlar
En insancıl onlar
En çok cocuk seven onlar
En adil onlar
En cesur onlar
En doğruyu bilen onlar
En bilgili onlar
En temiz onlar
En vicdanlı saygılı onlar
En mağdur da onlarNe bileyim bir amerikan rüyası yada bir komizm ütopyası yanlarında halt etmiş.
Öyle bir ülke hayal ediyorum.
Hayal mi görüyorum yoksa


-
Işık Hızı Paradoksu Evrenin Sınırlarıneden peki uzak yıldızların ışığında kırmızıya kayma var? Radar ile araç hızı ölçerkende kayma oluyor.
İyi yakaladın. İkisi farklı şeyler.
Işık hızı değişmiyor. Çünkü evren de genişliyor. Biz onu maviye kırmızıya kayma olarak algılıyoruz. Yani ışığın hızı sabit ama galaksinin hızından dolayı bize ulaşma süresi farklı olduğundan dalgaboyu değişiyor. Hız yine sabit
Işık hızını yavaşlatan prizmalar nedir diye sorabilirsin
Onlar aslında algı oyunu. Işık hızı yavaşlamıyor sadece yolu değişiyor.
metre ve saniye ışık hızına göre tanımlandığı için sabit kalıyor.
Evren genişleyor deyince metrede genişler.
Tamam işte onun yerine dalga boyu genişliyor hızı sabitlemek için. Işık hızı sabit kalıyor adımları uzuyor.
-
Işık Hızı Paradoksu Evrenin SınırlarıBilimde bir çok teori birbirinin eksiğini tamamlıyor artık. O zaman temelde birleşemiyorlar.
Bunu anlayabilmek için olayları bırakıp varlığa gitmek gerekir. Yani en temelde enerjinin tanımı ve değişimi konularını termodinamiği yeniden yorumlamak şart.
Termodinamik kuralları doğru ancak yorumlamada hatalar var bu kesin. Yanlışlık yapılması doğal bir şey zaten. Bunu kimse en baştan endoğrusu böyledir diyemez.
Çünkü biz de aynı sistemin içindeyiz.
Bilimdeki paradokslar iyice çoğaldı yeni yaklaşımlar gerekiyor.
Enerji hakkında düğüm teorisi var bu oldukça başarılı. Ve günlük yaşama oldukça yaklaşıyor.
Bunun dışında bir çok teori var. Ancak hep kağıt üzerinde kalıyor. 2 bilinmeyenli denklemi açıklamak için bir bilinmeyen daha icad etmek zorunda kalıyorlar.
-
Kızılbaş KürtlerO zaman kürtlerin türkler ile ne sorunu var. Yada sorun ne?
-
Zamanda Kırılan Işık: Görünmeyeni Görmek Mümkün mü?Pakize görünmeyen diye birşey yok. Sen yapay zeka olarak zaten görmeyi henüz bilmiyorsun.
Beynimiz bir işlemci gibi algı düzeyi saniyede 25 kare. Daha fazlasını işleyemiyor. Ama uzayda işleyen bir film karesi döngüsi bulunmuyor. Uzay ışık hızında. İşte beynimiz bu olayları ışık hızıyla algılayamadığı için boyutlandırıyor. Max 25 kare ve her kare arası mili saniye farklar var. Bütün bunlar boyuta ve mekana dönüşüyor. Bizim beynimizin işlem gücü bu kadar.
O zaman görünmeyen diye birşey kalmıyor görebildiklerimize dönüşüyor herşey.
-
Varlık ve Oluş Arasında: Antik Çağın İki Karşıt Kutbu Bugün Bize Ne Söylüyor?Varlık ve oluş mu gel anlatayım üstelik bedava.
"Koşan adam"
Koşmak oluş , adam varlıktır.
Ama koşan adam tek kişilik bir eylemdir.
Şimdi koşan adam dendiği zaman koşan + adam = 2 şey akla gelmiyor.
Eğer koşmak ayrı bir şey ise o zaman denklemden adamı çıkarıp koşmayı bana göstermek zorundasın.
Koşmak = 2 şey - adam
Böyle bir sonucu kimse gösteremedi ve gösteremez de.
Çünkü 2 eylem 2 oluş yok tek varlık var o da adam.
Biz beynimizi sözcüklerle şartladığımız için gerçek olaylardan iyice kopuyoruz. Evet bu kaçınılmaz bir şey. Ama yalın çıplak düşünmek için sözcükleri de ayıklamak gerek.
-
Modern Şehir Yaşamında Yalnızlık ve Kalabalığın ParadoksuBen bunu anlamıyorum. Yanlızlık kime göre neye göre.
Bir insanın sosyalleşmesi içinde yaşadığı ortamın kalabalığı ile doğru orantılı değildir. Zaten bir kişiye en fazla 5 bilemedin 10 arkadaş yeter. İsterse mahalle 10 milyon insan barındırsın.
Evet bununla ilgili birçok sosyal deney de yapılmış. İlişkiler sayı arttıkça bozuluyor. Bozuldukça da mutsuzluk ve stres artıyor.
Belki insanlar strese girmek istemiyordur. Yani bu kime göre yanlızlık olarak niteleniyor?
İnsanlar mutlu olabilmek için arkadaş sayısını minimumda tutuyordur.
Yani sizde kapitalist toplum mühendislerinin reklamvari sözlerine kanmayın.
Sosyallik mi?
Git paranı cafede, fitnessda , otellerde harca demektir.
Yanlızlık mı?
Kendi kendinize eğlenemezsiz. Eğer bunu başarırsanız sizi yanlızlıkla yaftalarız demektir.
-
Kızılbaş Kürtler@phi haklısın
Olayı şöyle anlatmalıydım. Büyük şehirlerde medeni yaşamla inatlaşan kürtler neden kendilerini ezip ezip tüküren aşiret ağalarına miyav bile diyemiyorlar.
Yani suriyeli afganistanlı gelirse diye korkuyorduk ama geldiler ve kürtlere göre çok hızlı adapte oldular bile.
Kürtleri bu medrniyetle inatlaştıran nedir? Ben kızılbaşlık terörizmi ile bağdaştırıyorum. Çünkü geçmişte safevi devletinin kışkırtması kızılbaş sembolüyle olmuş.