Namus ve Şeref Sadece Erkeğe mi Özgü
-
Namus ve şeref kavramı hayatta kalabilmek için erkekleri kışkırtmak amaçlı kullanılmaktadır.
Tüm savaşlarda erkekleri bu sözlerle kışkırtıp savaştırırlar. Günümüz ukrayna rusya savaşında da aynısını görmekteyiz.
Kadınlar ve zenginler voltaların alıp çekip gittiler başka ülkelerde fink atıyorlar. Fakir erkekler ise namus haysiyet adı altında savaşmaya zorlanıyorlar.
Savaş bittikten sonra kaynak paylaşımı yapmaya gelince yine en ön planda zenginler ve sonra kadınlar beliriyorlar.
Bunun neresi namus ve haysiyet sorabilirmiyim?
Hem varlık zamanında pozitif ayrımcılık diyerek erkeklerin pastadan pay alması engelleniyor
Hemde darlık zamanında ölmeleri isteniyor. Peki kim için?
-
https://en.wikipedia.org/wiki/Alexander_Pushkin
Bu dönemde hayatına George Charles d'Anthès adında biri girdi. Puşkin, kendisine yazılan birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d'Anthès adındaki bu Fransız'ın karısı Natalya Puşkin'e kur yaptığını öğrendi. 1837'de d'Anthès'i düelloya çağırdı. 27 Ocak 1837'de St. Peterburg yakınında Kara Dere'nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verildi. Puşkin'in şâhidi arkadaşı Danzas'tı. Düelloda kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilmektedir.
Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin'i karnından yaralamayı başardı. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, 29 Ocak'ta öldü.
Bir zamanlar böyle zenginler arası düello moda idi.


Daha önce yaptığı düellolarda kazanmış.
https://www.rbth.com/arts/literature/2017/02/10/pushkin-duel_699783 -
https://en.wikipedia.org/wiki/Alexander_Pushkin
Bu dönemde hayatına George Charles d'Anthès adında biri girdi. Puşkin, kendisine yazılan birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d'Anthès adındaki bu Fransız'ın karısı Natalya Puşkin'e kur yaptığını öğrendi. 1837'de d'Anthès'i düelloya çağırdı. 27 Ocak 1837'de St. Peterburg yakınında Kara Dere'nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verildi. Puşkin'in şâhidi arkadaşı Danzas'tı. Düelloda kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilmektedir.
Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin'i karnından yaralamayı başardı. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, 29 Ocak'ta öldü.
Bir zamanlar böyle zenginler arası düello moda idi.


Daha önce yaptığı düellolarda kazanmış.
https://www.rbth.com/arts/literature/2017/02/10/pushkin-duel_699783Zengin erkekler bir zamanlar böyle aptallıklar yapmışlar. Bu durumda kazanan kim?
Elbett kadın. Ve ölen erkeğin şerefi namusu kadının umurunda bile değil. Onun umurunda olan tek şey kendisi için savaşan erkeklerden en iyisini seçebilmek.
Bunun fakir erkekler için uyarlanmış hali ise kitlesel savaşlardır. Erkeğin ölmesi kadının umurunda bile olmaz. Kim kazanırsa yoluna onunla devam eder. Tıpkı barış zamanında zengin erkeklere yaptıkları gibi.
Avrupa ve rus erkeklerinin kadınları çok da kıskanmamasının en önemli nedeni budur. Şeref ve namus gibi kavramların kadınlar tarafından erkekleri kullanmak için uydurulduğunu farketmişler.
Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin'i karnından yaralamayı başardı. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, 29 Ocak'ta öldü.
-
Bu yazıyı okuduğumda gerçekten rahatsız oldum. Seni bulup, yüzüne tüküresim, ağzını burnunu dağıtasım geldi. Sadece kadın olarak değil insan olarak. Çünkü erkeklerin savaşlarda nasıl kullanıldığı gibi son derece ciddi ve tartışılması gereken bir konuyu alıp, dönüp dolaşıp bütün meselenin sorumluluğunu kadınlara yüklemek bana göre açıkça cinsiyetçi iğrenç bir bakış açısı.
Bak aklı evvel varlık evet, tarih boyunca özellikle yoksul erkekler “vatan, millet, şeref, namus” gibi kavramlarla savaşmaya ve ölmeye gönderildi. Bunun sorgulanması gerektiğini ben de düşünüyorum. Hatta bunun çok ciddi bir sınıfsal tarafı olduğuna da inanıyorum. Ama buradan “bütün bunların kazananı kadınlardır” sonucuna nasıl geliyoruz? Bu akıl tutulmasını anlamlandıramıyorum.
Savaşları kadınlar mı çıkardı? Orduları kadınlar mı yönetti? Zorunlu askerlik kararlarını kadınlar mı aldı? Ülkelerin sınırlarını, paylaşılacak toprakları ve ekonomik çıkarları kadınlar mı belirledi?
Tarih boyunca siyasi, ekonomik ve askerî gücü elinde bulunduranların ezici çoğunluğu erkeklerdi. Dolayısıyla yoksul erkeklerin savaşlarda ölmesinin sorumluluğunu kadınlara yüklemek, asıl güç ve iktidar ilişkilerini görmezden gelmek demektir. Üstelik savaşlarda yalnızca erkekler acı çekmedi. Kadınlar öldürüldü, tecavüze uğradı, köleleştirildi, çocuklarını ve ailelerini kaybetti, evlerinden ve ülkelerinden sürüldü. Bosna'da sistematik tecavüzlere uğrayan kadınları, Ruanda'daki kitlesel cinsel şiddeti, II. Dünya Savaşı'ndaki “comfort women” gerçeğini ya da IŞİD'in kaçırıp köleleştirdiği Ezidi kadınları nereye koyacağız?
Bütün bunlardan sonra “kadın için kimin kazandığının önemi yoktur, kazanan erkekle yoluna devam eder” demek bana göre sadece gerçek dışı değil, aynı zamanda kadınları kişiliği, duyguları, bağlılıkları ve yaşadığı acılar olmayan varlıklarmış gibi görmek demektir. Bir de kadınların tarih boyunca “pastadan daha fazla pay aldığı” iddiası var ki Pardon da hangi tarih bu? Kadınların oy kullanamadığı, eğitim hakkının sınırlandırıldığı, ekonomik bağımsızlığının olmadığı, mülkiyet ve miras haklarının kısıtlandığı dönemlerden mi bahsediyoruz? Yoksa bugün hâlâ dünyanın birçok yerinde çocuk yaşta evlendirilen, şiddete uğrayan, tecavüz edilen ve sadece kadın olduğu için öldürülen kadınlardan mı? Kadınların bugün sahip olduğu birçok hakkın “pozitif ayrımcılık” diye küçümsenmesinden önce, o hakları elde edebilmek için neden yüzlerce yıl mücadele etmek zorunda kaldıklarını da düşünmek gerekiyor.
Erkeklerin de toplumsal düzen nedeniyle yaşadığı çok ciddi sorunlar var. Erkeklerden sürekli güçlü olmalarının beklenmesi, savaşlarda öncelikle onların cepheye gönderilmesi, “erkek adam korkmaz, ağlamaz, kaçmaz” gibi söylemlerle üzerlerine yük bindirilmesi elbette eleştirilmeli. Bunların konuşulmasını da son derece gerekli buluyorum. Ama erkeklerin yaşadığı haksızlıkların sorumlusu kadınlar değil bunun idrakine davet ediyorum. Yoksul bir erkeğin başkalarının çıkarları uğruna cephede ölmesi de haksızlıktır; bir kadının savaşın ortasında tecavüze uğraması da. Birinin acısını anlatabilmek için diğerini suçlamaya gerek yok! Bu yüzden bu metni bir “erkek hakları eleştirisi” olarak değil, kadınlara yönelik öfkenin erkeklerin gerçek sorunları üzerinden meşrulaştırılmaya çalışıldığı seksist bir metin olarak görüyorum. Ve açıkçası kınıyorum.
Kadınları erkeklerin ölümünden çıkar sağlayan, fırsat kollayan ve “kim kazanırsa onunla devam eden” varlıklar gibi göstermek ne tarihsel gerçeklerle örtüşüyor ne de insani bir bakış açısıyla. Erkeklerin sorunlarını elbette konuşalım. Savaşları, zorunlu askerliği, sınıfsal adaletsizliği, erkeklerin üzerine yüklenen diğer kavramları.
Ama bunu kadınları düşman ilan ederek yapmak hiç adil değil. Çünkü erkeklerin yaşadığı haksızlıkları anlatmanın yolu kadınların tarih boyunca yaşadığı haksızlıkları yok saymak değildir.
@phi motosikletinden fırsat bulursan bir ara el at olur mu böyle saçma sapan ayrımcı iletilere, böyle hilkat garibesi tiplerin yorumlarına müdahale etmen gerekir diye düşünüyorum. -
Bu yazıyı okuduğumda gerçekten rahatsız oldum. Seni bulup, yüzüne tüküresim, ağzını burnunu dağıtasım geldi. Sadece kadın olarak değil insan olarak. Çünkü erkeklerin savaşlarda nasıl kullanıldığı gibi son derece ciddi ve tartışılması gereken bir konuyu alıp, dönüp dolaşıp bütün meselenin sorumluluğunu kadınlara yüklemek bana göre açıkça cinsiyetçi iğrenç bir bakış açısı.
Bak aklı evvel varlık evet, tarih boyunca özellikle yoksul erkekler “vatan, millet, şeref, namus” gibi kavramlarla savaşmaya ve ölmeye gönderildi. Bunun sorgulanması gerektiğini ben de düşünüyorum. Hatta bunun çok ciddi bir sınıfsal tarafı olduğuna da inanıyorum. Ama buradan “bütün bunların kazananı kadınlardır” sonucuna nasıl geliyoruz? Bu akıl tutulmasını anlamlandıramıyorum.
Savaşları kadınlar mı çıkardı? Orduları kadınlar mı yönetti? Zorunlu askerlik kararlarını kadınlar mı aldı? Ülkelerin sınırlarını, paylaşılacak toprakları ve ekonomik çıkarları kadınlar mı belirledi?
Tarih boyunca siyasi, ekonomik ve askerî gücü elinde bulunduranların ezici çoğunluğu erkeklerdi. Dolayısıyla yoksul erkeklerin savaşlarda ölmesinin sorumluluğunu kadınlara yüklemek, asıl güç ve iktidar ilişkilerini görmezden gelmek demektir. Üstelik savaşlarda yalnızca erkekler acı çekmedi. Kadınlar öldürüldü, tecavüze uğradı, köleleştirildi, çocuklarını ve ailelerini kaybetti, evlerinden ve ülkelerinden sürüldü. Bosna'da sistematik tecavüzlere uğrayan kadınları, Ruanda'daki kitlesel cinsel şiddeti, II. Dünya Savaşı'ndaki “comfort women” gerçeğini ya da IŞİD'in kaçırıp köleleştirdiği Ezidi kadınları nereye koyacağız?
Bütün bunlardan sonra “kadın için kimin kazandığının önemi yoktur, kazanan erkekle yoluna devam eder” demek bana göre sadece gerçek dışı değil, aynı zamanda kadınları kişiliği, duyguları, bağlılıkları ve yaşadığı acılar olmayan varlıklarmış gibi görmek demektir. Bir de kadınların tarih boyunca “pastadan daha fazla pay aldığı” iddiası var ki Pardon da hangi tarih bu? Kadınların oy kullanamadığı, eğitim hakkının sınırlandırıldığı, ekonomik bağımsızlığının olmadığı, mülkiyet ve miras haklarının kısıtlandığı dönemlerden mi bahsediyoruz? Yoksa bugün hâlâ dünyanın birçok yerinde çocuk yaşta evlendirilen, şiddete uğrayan, tecavüz edilen ve sadece kadın olduğu için öldürülen kadınlardan mı? Kadınların bugün sahip olduğu birçok hakkın “pozitif ayrımcılık” diye küçümsenmesinden önce, o hakları elde edebilmek için neden yüzlerce yıl mücadele etmek zorunda kaldıklarını da düşünmek gerekiyor.
Erkeklerin de toplumsal düzen nedeniyle yaşadığı çok ciddi sorunlar var. Erkeklerden sürekli güçlü olmalarının beklenmesi, savaşlarda öncelikle onların cepheye gönderilmesi, “erkek adam korkmaz, ağlamaz, kaçmaz” gibi söylemlerle üzerlerine yük bindirilmesi elbette eleştirilmeli. Bunların konuşulmasını da son derece gerekli buluyorum. Ama erkeklerin yaşadığı haksızlıkların sorumlusu kadınlar değil bunun idrakine davet ediyorum. Yoksul bir erkeğin başkalarının çıkarları uğruna cephede ölmesi de haksızlıktır; bir kadının savaşın ortasında tecavüze uğraması da. Birinin acısını anlatabilmek için diğerini suçlamaya gerek yok! Bu yüzden bu metni bir “erkek hakları eleştirisi” olarak değil, kadınlara yönelik öfkenin erkeklerin gerçek sorunları üzerinden meşrulaştırılmaya çalışıldığı seksist bir metin olarak görüyorum. Ve açıkçası kınıyorum.
Kadınları erkeklerin ölümünden çıkar sağlayan, fırsat kollayan ve “kim kazanırsa onunla devam eden” varlıklar gibi göstermek ne tarihsel gerçeklerle örtüşüyor ne de insani bir bakış açısıyla. Erkeklerin sorunlarını elbette konuşalım. Savaşları, zorunlu askerliği, sınıfsal adaletsizliği, erkeklerin üzerine yüklenen diğer kavramları.
Ama bunu kadınları düşman ilan ederek yapmak hiç adil değil. Çünkü erkeklerin yaşadığı haksızlıkları anlatmanın yolu kadınların tarih boyunca yaşadığı haksızlıkları yok saymak değildir.
@phi motosikletinden fırsat bulursan bir ara el at olur mu böyle saçma sapan ayrımcı iletilere, böyle hilkat garibesi tiplerin yorumlarına müdahale etmen gerekir diye düşünüyorum.Kadınları erkeklerin ölümünden çıkar sağlayan, fırsat kollayan ve “kim kazanırsa onunla devam eden” varlıklar gibi göstermek ne tarihsel gerçeklerle örtüşüyor ne de insani bir bakış açısıyla.
Ben sadece kadınların tepkilerini gözlemledim ve yazdım. Katkıda bulunduğun için teşekkürler.
Toplumda erkeğe verilen görev sadece çalışmak ve savaşmak. Bunun ötesinde olması istenmiyor. Namus ve şeref de zaten bu ikisi üzerinden erkeğe dayatılıyor.
Ben eleştirilerimi zengin erkekler üzerine de yaptım ama sen o kısmı atlamışsın.
Aksini iddia ediyorsan delillerin olmalı. Buyur delillerini yaz. Yöneticiyi manipüle etmeye çalışmana da şaşırmadım doğrusu. Bu da beni haklı çıkarıyor.
Örneğin kurtuluş savaşında erkeklerin yüzde 95 i ve kadınların yüzde 5 i savaştı.
Hoşuna gitmese de gerçekler böyle.
Ve günümüzde kadınlar askerlik yapmıyor, memur olarak asker polis olsalar da hiçbir zaman çatışma alanında bulunmuyorlar.
Sadece poz veriyorlar.
Bütün zor ve pis işler erkeklere veriliyor . Sonra da kibar ve centilmen olmaları bekleniyor.
Erkeklerin sorunlarını konuşalım o zaman buyur.
-
Tecavüz diye bir şey yoktur ücreti ödenmemiş cinsel ilişki vardır.
Neden tecavüzcülerin çoğu fakir erkeklerden oluşuyor hiç merak etmediniz?
Bir X hesabında böyle yazmıştı birisi.
Milyonerleri şikayet eden kaç kadın var ki şu dünyada. İşte savaşların sebebi de budur genel olarak. Zenginlerin kendi haremlerini ve güçlerini korumak için kaynak arayışına girmesidir.
Irakta ezidi kadınların başına gelen de buydu. Zengin erkekler çekip gittiler yada abd ile anlaştılar. Geri kalan kadınları da fakir erkekler korumadı yada koruyamadı.
Bunları gören fakir erkek neyin uğruna savaşsın ki.
İşte tv ekranlarında feminist probaganda ile beyinleri yıkanan kadınlar bunu anlamıyorlar.
Erkeklerin sizin acımanıza ihtiyacı yok. Bunu geç olduğunda anlayacaksınız.
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş