İçeriğe atla

Tartışma

1.2k Konu 16.3k İleti

Alt kategoriler


  • Herkesin bir kürsüsü olmalı.

    408 7k
    408 Konu
    7k İleti
    nejdet evrenN
    ÇERÇEVENİN ÇERÇEVESİ-4 IV. Sonuç Olarak; Çerçeve Yasa olarak tanımlanan yasa Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 467 Evet oyu ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Ve 7595 Sayılı Yasa olarak 18.08.2026 gün ve 33344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir çoğunlukla kabul edilmesi hem anlamlı hem de çok değerlidir. Zira temsili demokrasilerde parlamenterler seçmenlerini/yurttaşları temsil ederler. Bu düzeydeki kabul oyu aslında yurttaşların büyük bir çoğunluğunun iradesinin parlamentoya yansıması olarak okunabilir. Gencecik insanların ölümünü durduran her girişim, geride gözü-yaşlı yakınlarını bırakmayan her hayatta kalış ve bunun ekonomik boyutu düşünüldüğünde demokrasinin inşası için cesurca atılmış önemli bir adım olarak görmek gerekir. Klasik Yunanca’da “demos/halk” ve “kratos/otorite” sözcüklerinin birleşimi ile ve haklın kendi kendisini yönetmesini ifade eden demokrasi Yunan Şehir-Devletlerinde doğrudan demokrasiye yakın bir şekilde uygulanmaya başlanmış – ki, Atina Demokrasisi olarak adlandırılmaktadır – dah sonralarda Fransız İhtilali ile birlikte güçler ayrılığına dayalı temsili demokrasilere evrilmiştir. Demokrasinin sadece seçimlere bağlı yönetme, yönetilme biçimi olarak daraltılması içinin boşaltılmasından başka bir anlam ifade etmeyecektir. Yurttaşları eşit olmayan, hak ve özgürlüklerden yoksun bir topluluk, ülke her neyse demokrasi ile yönetilebilinir mi? Uzunca yıllar içinde 1215 tarihli kralın yetkilerini kısıtlayan Magna Carta, 1789 Fransız İhtilali’nde eşitlik, kardeşlik ve özgürlük şiarları ile biçimlenen İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, 1948 yılında imzalanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 1950 yılında imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tüm bunlar Cumhuriyet ve Demokrasinin ayrılmaz unsurları olarak hak ve özgülükten, eşit yurttaşlıktan bağsız bir cumhuriyet ve demokrasi olamayacağını gösteren evrensel normlar olarak yerli yerinde durmaktadırlar. Bu nedenledir ki demokratik toplumlarda seçilmişler her-zaman inisiyatif alan kişiler durumundadırlar. 7595 Sayılı Kanun ” Takip, Koordinasyon ve Uygulama” başlığını taşıyan 7. Maddesinde yasanın takip, koordinasyon ve uygulanmasını yine aynı maddede tanımladığı Kurul’u görevlendirerek yetkili kılmıştır. Kurul’un yapısı incelendiğinde seçilmişler değil hepsinin atanmış kişilerden oluştuğu görülmektedir. Ayrıca Kurul’un görevlendireceği ve kuracağı alt komisyonlar da doğal olarak atanmış kişilerden oluşacak demektir. Yasa 7. Maddesinde ayrıca “..Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu ...” kurulmasına karar vermiş ve Meclis İzleme Komisyonunu sadece izleme ile tavsiyede bulunma yetkisi ile donatmıştır. .Hal böyle olunca yukarıda açıklanan demokratik bir yöntem izlenmediği, yasanın demokratik sayılmayan bir yöntemle yasanın uygulanmasını sağlamaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Süreç içerisinde Kurul’daki atanmışların her an değiştirilmesi de mümkün olabilecektir. Yasa 10/2 Maddesinde “ Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.” hükmüne yer vermiştir. Giriş bölümünde açıklandığı üzere normatif düzenlemeler emredici hükümler içerirler; yap ya da yapma derler...Yasanın yap dediğini yapmak ya da yapma dediğini yapmamak suç sayılmaz; tam tersine yap dediğini yapmamak ya da yapma dediğini yapmak suç sayılır ve bunun da bir yaptırımı vardır. Dolayısı ile yasanın açık hükümle emredici normlarının uygulanması sırasında uygulayıcıları sorumsuz tutması yasanın amacına, özüne ve ruhuna aykırıdır; mesela koşulları oluştuğu halde erteleme kararı vermeyen yargıç bu yasa kapsamında hüküm tesis ettiğinden dolayı yasaya açıkça aykırı karar vermiş olsa bile sorumlu olmayacaktır; bu durum karşılıklı güven ortamını zedelemektedir. Tüm bunlar ve önceki yazılarda açıklananlar ışığında yasanın içinde var olan açıkları, Anayasa ile olan uyumsuzlukları, iç çelişkileri dikkate alındığında aceleyle kaleme alındığı, sözcüklerin özenle seçilmedikleri ve evrensel kabul gören hukuk ilkelerini göz-ardı ettiğini göstermektedir. Oysa ki çerçeve yasanın hazırlanmasında daha çok özen gösterilmesi gerekirdi. Ayrıca; I. Anayasa’nın 90/5 Maddesi “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır. “ hükmüne yer vermiştir. Yukarıda sayılan çok uluslu sözleşmeler usulüne uygun kabul edilmiş ve iç hukukta yasa düzeyinde hüküm ifade ederlerken AİHM ve AYM kararlarının uygulanmaması; II. İHD gözlem raporlarına göre 1989-1998 yıllarında 1754, 1999-2010 yıllarında 1964 ve toplamda 3718 faili meçhul siyasi cinayetin, kimi kaynaklara göre ise 17.000 faili meçhul cinayetin çok-çok uzun yıllar geçmiş olmasına karşın aydınlatılmamış olması, yine İHD raporlarında belirtilen azımsanmayacak sayıda işkence, kötü muamele, Anayasa’da güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yapılan haksız müdahaleler ve Cumartesi Anneleri olarak bilinen çocuklarının akıbetlerinin ortaya çıkarılmasına dair insancıl taleplerine karşın 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten haklarında davalar açılması; III. 2016 yılında “Bu suça ortak olmayacağım” diye barış sürecinin işletilmesinden yana imza atan ve Barış Akademisyenleri olarak bilinen 2212 akademisyenin meslekten KHK ile ihracı ve 2019 yılında AYM’nin bu sözleri ifade özgürlüğü olarak değerlendirip suç sayılamayacağına dair hükmüne rağmen barış akademisyenlerin göreve iade edilmemeleri ve çeşitli soruşturma ve kovuşturma altında bulunmaları; IV. Bianet’in verilerine göre 2024 yılında 756, 2025 yılında 598, 2026 yılında 170 toplamda 1524 kadın cinayetinin bir şekilde önlenememesi; V. TÜİK verilerine göre 2023 yılı gelir dağılımında ilk %20 lik dilimin % 1.8 oranında artış ile ülkesel gelirin % 49,8 ini, son % 20 lik dilimin % 0,1 gerileyerek % 5,9 nu aldığı ve kesimler arasındaki ekonomik farkın uçurumsal boyutlarda olduğu; VI. Ekolojik kırım, gübre ve yakıt fiyatlarındaki artışla köylünün toprağına yabancılaşarak proleterleşmesi, enflasyondaki artış ile orta gelirli ve küçük esnafın durumu, üniversite öğrencilerinin karşı karşıya oldukları sorunlar, istihdam/işsizlik, emeklilerin içler acısı durumu, ilkokul çocuklarının yaşadığı yetersiz beslenme; bunların hepsi yasanın başlığında yer alan “ dayanışma” ve “ Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kapsamında olan olgular ve realitedirler. Dolayısı ile çerçeve yasasının bunları da içine alacak çerçevenin çerçevesi olması gerekmez miydi? Demokratik bir yöntem izlenecek ise; çerçeve yasasının çerçevenin çerçevesi derinliğini oluşturup Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulacak adı ne olursa olsun bir çok komisyon aracılığını, yetkisini tanımlayıp, yapacağı çalışmaların usul ve şeklini, süresini belirleyerek komisyonlarca yapılacak önerilerin Meclis gündemine ivedilikle alınıp yasalaştırılması yöntemi seçilmeliydi. Tüm müphemliğine, noksanlıklarına, çelişkilerine rağmen yasanın demokratik toplumun inşasında ilk adım olması umudunu saklı-sıcak tutmak gerekir. Ağustos 2026/Akarca
  • 144 Konu
    2k İleti
    A
    Cover - 90'lar )
  • 85 Konu
    2k İleti
    efesE
    @phi hocam hoşbulduk
  • Yandaş Medyanın Yapay Zeka Düşmanlığı

    yapay zeka düşman mı yapay zeka dost mu
    2
    0 Oy
    2 İleti
    15 Bakış
    Yapma KafaY
    Burada çok net bir ayrım yapmak gerek. Teknoloji karşıtlığının temelinde 2 neden yatıyor. Birisi masumiyet varoluşsal kaynaklı. Diğeri ise çıkar ve kontrol kaybı korkusu. 1. Masum olan: Doğallık refleksi Bu kişi teknolojiye değil, teknolojinin getirdiği dolaylı yaşama karşı. Ekrana bakmak, doğaya bakmaktan daha az gerçek geliyor ona. Algoritmanın önerdiği müzik, radyoda denk gelen müzik kadar özgür hissettirmiyor. Her teknoloji bir kolaylık verirken bir kası da köreltiyor. Harita uygulaması yön bulma kasını, hazır bilgi ezber kasını. Özgürlüğün kısıtlanması dediğimiz tam da bu. Kendi kendine yetebilme alanının daralması. Bu grup ikna edilebilir, çünkü düşmanlık değil, nostalji bu. 2. Masum olmayan: Kontrol kaybı korkusu Asıl gürültüyü çıkaran ikinci grup. Rant, kışkırtma, aracılık üzerine kurulu her sistem teknoloji karşısında savunmasız kalır. Çünkü teknoloji aracıyı ortadan kaldırır. Bilgi satan, bilginin bedava olmasına düşmandır. Korku satan, insanın kendi kendine doğrulama yapabilmesine düşmandır. Erişim satan, erişimin demokratikleşmesine düşmandır. O yüzden "teknoloji insanı bozuyor, aileyi bitiriyor, toplumu çürütüyor" söylemi çoğu zaman ahlaki bir kaygı değil, bir pazar payı savunmasıdır. Kendi tekelini korumak için teknolojiyi şeytanlaştırmak en eski yöntem. Birincisiyle konuşulur, ikincisiyle mücadele edilir. İkisini karıştırmamak gerekiyor.
  • Türkiye İsrail İlişkileri

    israil savaşı türkiye israil savaşı
    2
    0 Oy
    2 İleti
    18 Bakış
    TENTENT
    @Yapma-Kafa said: Türkiyenin derdi filistin değil. İsraille çatıştığı nokta tamamen para konusu. İsrail yıllardır bakü ceyhan boru hattını bypass edecek yeni bir boru hattı anlaşması üzerinde çalışıyor. Akdeniz boru hattı. Yani İsrail üzerinden ortadoğu petrollerinin akdenize indirilmesi. Ve deniz altından da güney kıbrıs girit gibi adalara çıkartılıp abd ve avrupaya pazarlanması projesi. Bu durumda ne oluyor? Hürmüz tamamen devredışı kalacak. İranın geliri ve önemi azalacak. Aynı zamanda bakü ceyhan boru hattı da önemini yitirecek. Çünkü akdeniz projesi ile tanker başına maliyet en az 200 bin dolar düşüyor. Sigorta risk maliyetleri de düşüyor. İşte Türkiye bu yüzden ortadoğu politikasında israil düşmanı ve iran dostu oldu. İsrail savaşırsa bu nedenle Türkiye ile savaşır. Akdenize olan kıyı şeridini genişletmesi onun petrol istasyonu olma konusunu daha da güçlendirir. Filistin de bu durumdan yararlanıp kendi payını almaya çalışıyor. İran husileri kullanarak bu projeyi baltalamaya çalışıyor. Türkiye libya ile deniz yetki anlaşması yapıp israile çelme takma peşinde. Türkiye de bu işten pay kapmak istiyor. Yani akdenize en uzun kıyı şeridine sahip ülke benim ve bana da bu hattın gelirinden pay verin demek istiyor. Abd 2022 yılında israille olan bu projesini dondurduğunu açıkladı. Büyük olasılıkla türkiyedeki madenleri yağmalama karşılığında böyle bir geriçekilme hamlesi yaptı. Ama israil durmuyor ve abd de sonunda bu projeyi yeniden raftan indirecek çünkü kendi işine de yarıyor. Özetle din yada insanlık dramı adı altında güçlü bir ekonomik savaş var. Kamuoyuna bu şekilde yansıtılıyor. Bu yahudiler 100 yılda bir karışıklık çıkartıp başka ülkeye kaçıyorlar. ABD yi gözden çıkardılarsa yeni sığınacak ülke olarak hangi ülkeleri seçtiler? Azerbaycan, Hindistan, Yunanistan ile nedense araları çok iyi. Hindistan dışındakilerde gelişme potansiyeli yok. Çinliler ile japonlara karışamıyorlar. Melezleri sırıtıyor.
  • Namus ve Şeref Sadece Erkeğe mi Özgü

    namus kavramı
    22
    0 Oy
    22 İleti
    185 Bakış
    Yapma KafaY
    Biolojinin dayattığı eğilimler insanlar tarafından kural haline getirilmiş ve kültürler oluşmuş. Erkek savaşmak zorunda çünkü kadın ürüyor. Avcı toplayıcı dönemde de erkek yeni toplama alanları bulmak zorunda. Yerleşik hayata geçişte ise yeni tarım alanları bulmak zorunda. Sanayi devrinde ise yeni hammadde kaynakları bulmak zorunda. Çünkü sayı kalabalıklaşıyor. Erkek her zaman üretim temelli ve kadın da tüketim temelli olmuş. Bunu tam tersine çevirsek de savaşlar bitmeyecek. Çünkü kaynak arayışı devam edecek. Ancak bu durumda kadından da savaşması istenecek. Savaş neden bitmez? Savaşın motoru cinsiyet değil, kıtlık ve genişleme. Toprak, su, enerji, pazar daralınca bir grup diğerinin payına göz dikiyor. Bunu kim yaparsa yapsın çatışma çıkıyor. Roma'yı kadınlar değil lejyonlar genişletti ama Kartaca'yı yıkan kararları verenler de erkekti. Kaynak bittiği anda sistem "genişle ya da öl" diyor. Rolleri ters çevirirsek ne olur?* O zaman sistem kadından da "genişlet ve koru" ister. Tarihte bunun örnekleri var zaten. Moğol kadınları kervanları korudu. Viking kadınları yeni topraklara yerleşti. Modern ordularda kadın pilot, komutan, piyade var. Yani savaşmak bir cinsiyet işi değil, "kaynak için risk alan kişi" işi. Kim o role sokulursa o savaşır. Roller değişince Neden doku çözülüyor gibi hissediliyor? Çünkü kültür hızlı değişebiliyor ama bioloji değişmiyor. Kültür = Beklentiler + Ödüller + Cezalar sistemi Yüzyıllarca "erkek korur ve genişletir, kadın besler ve devam ettir" diye kodladık. İnsanlar buna göre kimlik kurdu. Statü, saygı, evlilik, eğitim hepsi bunun üstüne oturdu. Sen bir tarafı alıp diğer tarafa koyduğunda, "peki benim rolüm neydi?" sorusu çıkıyor. Kimlik boşluğu olunca da anomi başlıyor. Risk ve ödül dengesi bozuluyor Erkek 2.plana itilince "ben neden risk alayım, neden üreteyim" diyor. Kadına erkek rolü verilince de "ben hem üreyim hem savaşayım hem de hala her şeyi çekip çevireyim" yükü biniyor. İki taraf da yoruluyor ve sistemin verdiği eski ödüller artık işe yaramıyor. Evlilik oranı düşüyor, doğum düşüyor, topluluk bağı zayıflıyor. Buna "çözülme" diyoruz. Biyoloji değişmiyor Kültür 20 yılda değişebilir ama biyolojik maliyetler aynı kalır. Üreme maliyeti hala kadında, kas gücü ve üretim farkı hala erkekte. Rolü zorla ters çevirince sürtünme çıkıyor. Bu sürtünme de "kültür bozuluyor" diye okunuyor. Kadının yönetimde olmamasının sebebi de bu biolojik dayatmanın bir sonucudur. Kürtaj konusu bunun en açık örneğidir. Sebep olur ama sorumluluğu başkasına yükler. Sorundaki payını kabul etmek istemiyor.
  • Ülkesini kaybettiğinden haberi olmayan halk

    haberi yokmilletin
    5
    3 Oy
    5 İleti
    308 Bakış
    Yapma KafaY
    Herşey ama herşey AKP nin gözleri önünde oldu. Ta İstanbul belediye başkanlığından günümüze kadar yapılan yolsuzluklar , satılan fabrikalar yollar köprüler arsalar, yapılan operasyonlar , cinayetler...hepsi akp nin gözleri önünde ve onayı ile gerçekleşti. Şimdi ise eski yol arkadaşlarını bile satışa çıkarıp "ben sorumlu değilim" demeye getiriyor. Hesap vermeme derdine düştü. Bir günah keçisi bulup olayları üzerine yıkmaya çalışıyor. Halk ise müstehakını görüyor.
  • Seçime Doğru 2027

    2027 seçim seçime doğru
    1
    1 Oy
    1 İleti
    17 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • TRT Özel Televizyon Gibi Oldu

    trt
    1
    0 Oy
    1 İleti
    18 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • ABD İran Savaşı Petrol Fiyatlarını Ne Kadar Etkiler

    petrol krizi benzin zamları
    4
    0 Oy
    4 İleti
    76 Bakış
    Yapma KafaY
    Güncel şartlarda petrol fiyatlarının düşmesi gerekir çünkü elektrikli ve hibrit araçlar akaryakıt tüketimini azaltmıştır. Aynı zamanda güneş ve rüzgar enerjisi de petrole olan bağlılığı azaltıyor. Bu savaş bahanesi ile petrol fiyatları arttıkça başta ABD ve rusya iyi para kazanıyor. Dünyanın sadece yüzde 18 lik petrol rezervini barındıran iran üzerinden kopan yaygara ile manipülasyon yapılıyor.
  • Nerede O Eski Kadınlar

    kadın ve erkek
    3
    0 Oy
    3 İleti
    35 Bakış
    D
    Cinsiyet, ırk, statü, inanç, milliyet ayrımı söz konusu olmaksızın tüm insanlık kalite sorunu ile yüz yüze. Kalite neden düşer? Enflasyon nedeniyle. Yani paranın değerininin çok olması yüzünden düşmesi gibidir. Bu kadar insan bu yeryüzüne fazla. Diğer hiçbir türe yaşam alanı bırakmayacak derecede aşırı yayıldık. Balta girmemiş orman artık bir efsane, motorlu testere girmemiş orman bırakmadık. Bu insan türünün doğadan esaslı bir sille yemesinin zamanı yaklaşıyor. Bu şekilde gitmez. Gezegenin alarm sirenleri çalıyor.
  • Pazarlık Partileri Meydanlarda

    seçim seçim çalışmaları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    15 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Sessiz Boykot Yapın Madem

    boykot nasıl yapılır
    8
    2 Oy
    8 İleti
    260 Bakış
    Yapma KafaY
    Ben ürünleri boykot ederken ırkına dinine bakmıyorum. Tek odaklandığım şey aşırı reklam yapan markaları almamak. Çünkü aşırı reklam ürünlerin maliyetini 2 ye katlıyor neredeyse. 50 tl ye satılması gereken bir ürün reklamlar sayesinde 100 tl ye mal oluyor. Aldığınız ürünün çoğusu reklam parası olunca daha iyi kaliteli hizmet almış olmuyorsunuz. Reklamlar haksız rekabete neden olup fiyatları yükseltiyor. Buna gerek yok. Madem reklama ayıracak o kadar çok paraları var bunu indirim olarak ürüne yansıtsınlar. Zaten reklamlara bakıyorum üç beş tane holdingin ürünleri arka arkaya gösterime giriyor.
  • Donbas neden stratejik

    rus emperyalizmi ukrayna savasi ukrayna rusya savasi savas
    486
    0 Oy
    486 İleti
    45k Bakış
    D
    Sadece Putin haydutuna değil Trump şaşkınına da direniyorlar. Kahramanlık, onur, asalet 21. yüzyılda yok oldu artık sanmıştık. Olmamış. Hâla var. Ukrayna'da bu kavramlar hâla yaşıyor. Tek yaşadıkları yer de orası. Başka kalmadı.
  • Türk Kadınındaki Eşcinsellik Eğilimi

    türk kadını
    1
    0 Oy
    1 İleti
    33 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Avrupadaki Gizli Yahudi Düşmanlığı

    yahudi soykırımı nazi
    1
    0 Oy
    1 İleti
    27 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Yapay Zeka İnsanın Anlayamayacağı Bir Keşif Yaptığında Ne Olacak?

    keşif yapay zeka
    23
    0 Oy
    23 İleti
    513 Bakış
    S
    @TENTEN said: Yapay zekanın açlık,cinsellik, ölüm korkusu gibi dürtüleri yoktur. Algoritmaya eklenti yapılırsa o gerçekleşir. Ben vardır demedim zaten. Söylemek istediğini daha net söylesen iyi olurdu. Daha açıklayıcı olmalısın.
  • Devletin Yaşam Döngüsü

    devlette devamlılık devletçilik devletin affetme yetki
    1
    0 Oy
    1 İleti
    24 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • İnsanlık İyi Birşey mi?

    insanlık nedir insanlık bir virüs mü
    1
    0 Oy
    1 İleti
    29 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Devlete Tapan Toplumlar

    devlete tapan toplumlar devletçilik
    1
    0 Oy
    1 İleti
    37 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • TRT Evlilik Reklamlarına Başladı

    evlilik azalan nüfus
    2
    1 Oy
    2 İleti
    48 Bakış
    TENTENT
    "Allah rızkın verir " deyip bol bol çocuk yapıyorlar. Anne ve babalarımız hata yapıp bizim başımızı derde soktular. Doğmadan önce bize soramıyorlar bu boktan dünyaya gelmek istiyormusun diye. Aynı hatayı bizimde yapmamızı istiyorlar.
  • AKCHP Buluşması Bugün Törenle Yapıldı

    akchp
    7
    0 Oy
    7 İleti
    290 Bakış
    Yapma KafaY
    Chp nin işbirlikçiliği bugüne özel bir konu değil ta 1980 darbesine kadar uzanır. Taktik hep aynıdır. Arka kapıdan iş çevirirler. Yüzüne başka söylerler. Kapitalist faşistlerin önüne atarlar. Ölünce de yas tutmayı kimseye kaptırmazlar. Bakınız güncel olarak kaşif kozinoğlu ölümü konusunda aynı tavrı sergiliyorlar. Bakınız hapse atılan bütün stk ve parti başkanları konusunda da aynı tavrı sergiliyorlar. Geçmişte uğur mumcu konusunda da aynısını yaptılar. Bunlarla olmaz.
  • Türkiyede Kürt Sorunu Varsa Laz Sorunu da Vardır

    kürt sorunu laz sorunu mütayit sorunu
    6
    0 Oy
    6 İleti
    127 Bakış
    Yapma KafaY
    Köprü ve otoyollar da özelleştrilmiş. Kim yaptı kürtler mi? Madenleri kim sattı sahilleri kim sattı? Kürtler mi? Bu ülkede işler ne zaman zora girse bir kürt sorunu atıyorlar ortaya alın oyalanın diye. Kürt sorunu varsa laz ve balkan göçmeni sorunu da var. Kürt sorunu varsa laz ve kafkas göçmeni sorunu da vardır. Hem de çok daha fazlasıyla var.