İçeriğe atla
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar
Daralt
Marka Logo

efelsefe

  • Kurallar
    • Light
    • Cloudy
    • Dim
    • Dark
  1. Ana Sayfa
  2. Genel Alanlar
  3. Tarih & Edebiyat
  4. Uyuz Oldum

Uyuz Oldum

Konu Zamanlandı Sabitlendi Kilitli Taşındı Tarih & Edebiyat
uyuzekzemakurdeşenmantar
2 İleti 1 Yayımlayıcılar 22 Bakış 1 Watching
  • En eskiden en yeniye
  • En yeniden en eskiye
  • En çok oylanan
Cevap
  • Yeni başlık oluşturarak cevapla
Cevaplamak için giriş yapın
Bu başlık silindi. Sadece başlık düzenleme yetkisi olan kullanıcılar görebilir.
  • nejdet evrenN Çevrimdışı
    nejdet evrenN Çevrimdışı
    nejdet evren
    yazdı Son düzenleyen:
    #1

    UYUZ OLDUM/...M.../Nejdet Evren

    Çok öncelerde değil çağdaş bir zaman diliminde insan yarattığı teknoloji sayesinde bir ışık günü uzağa dokunmayı, görmeyi ve duymayı başarmıştı. Samanyolu Galaksisi adını verdiği uzay/zamanında sıkışıp kalmanın sancısını yaşıyordu; Galaksi ötesinde olup biteni merak ediyor, etrafında fır döndüğü Güneş adını verdiği yıldızın beyaz cüceye dönüşmesi durumunda bir kaçış arayışını sürdürmekten gerdi durmuyordu. Bu gün aslında önceki gündü ve döngü halkalaşarak ileri doğru akıyordu. Uzay zamanında, evrenin ucu bucağı ölçümlenmemiş genişliğinde madde günsüz, aysız ve yılsız olarak vardı ve bunların hiçbirine gereksinim duymazdı. Güneşin ışınlarıyla hayat bulmuş ve etrafında döndükçe farklı mevsimleri, geceyi gündüzü ayırt etmiş olan insan bunu gözlemlemiş, değerlendirmiş ve sonuçlar çıkararak ölçülebilir birimler yaratmıştı. Güneş etrafındaki döngü günlere, haftalara, aylar ve yıllara bölünerek yaratılan bütünlüklü zaman dilimlerinden yararlanmak yine insanın kavrayışlarından sadece biriydi. Bu durumu mistik bir iteatizm/teslimiyet olarak görmek te mümkün. Önce makro dünyaların keşfine başlamış ve bunda bir hayli yol almıştı. Ne ki, mikro dünyaların keşfine çok sonraları başlayabilmiş ancak çok fazla mesafe kat edememişti. Mikro dünyalar da aslında makro dünyalardan taşınarak gezegene ulaşmış canlının hayat kaynağı olmuştu. Basınç, nem,ısı gibi bir çok etkenle tepkimeye girerek moleküler yapıya evrilen mikro dünyalar canlının biyo-kimyasal yapı-taşları olarak işlev görmüş ve adeta mucizevi canlı yapılara dönüşmüşlerdir. Ancak mikro dünyalar kendilerine özel ayırdıkları yeri hep korumuş ve bir kısmı canlı için yararlı sonuçlar doğururken bir kısmı da yıkıcı, yok edici özelliğini korumuştur. Tifüs, veba, sarıhumma, kolera, hiv, deli dana, sars ( covid-19 ) gibi şekillere bürünerek insan yaşamını alt-üst etmeyi başarmışlardır. İnsan makro dünyada bir ışık günü uzaklığa ulaştığı için ne kadar başarılı ise mikro dünyalara yenik düştüğü kadar da başarısız sayılmalıdır. Belki de en büyük açmaz mikro dünyanın makro dünya ile örtüşmeyecek kararsızlık içermesi sayılabilir. Kuantum fiziği ile bu çelişki kısmen aşılmış olsa da aradaki fark kapanmamış, bilinen evrenin bilinen maddenin ölçeksel değeri yüzde onları geçememiştir. Bilinmeyenin oransal büyüklüğü araştırma arzusunu körüklemeyi sürdürmektedir.

    “Uyuz oldum” diye bir tabir vardır halk arasında dillendirilen; bunu yaşamadan gerçekte ne olduğunu anlamak zor olan bir söylem...Sarcoptes scabiei olarak tanımlanan uyuz paraziti asırlar öncesinden var olan ve halen de varlığını sürdüren bir mikro-organizma...Doğrusu bu mikro-organizmanın varlığını sürdürmek için gösterdiği çaba alkışlamayı hak eder cinsten bir çaba sayılmalıdır; zira bilinçli bir türün kendisine karşı açtığı yok-etme savaşımına karşı hala varlığını sürdürüyor olması bu alkışı hak-ettiğini göstermektedir.

    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan toplumlar, kökten acizdir...

    1 Cevap Son cevap
    0
    • nejdet evrenN Çevrimdışı
      nejdet evrenN Çevrimdışı
      nejdet evren
      yazdı Son düzenleyen:
      #2

      Haber kaynaklarına ufak ufak düşmeye başlayan ölümcül bir salgından söz edilir olmuştu. Çin’in Guangdong Eyaletine bağlı Foshan Şehrinde görüldüğü bildiriliyordu. Uzak bir diyar ve nasıl olsa denetim altına alınması mümkün diye düşünülüyordu; lakin Foshan Şehrinin o zamanalar resmi rakamlarına göre 9 milyondan fazla insanı barındıran sanayii ve ticaret merkezlerinden biri olduğu göz ardı ediliyordu. Teknolojinin ilerlemesi insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi mikro-organizmaların da daha hızlı yayılmalarını sağlıyordu. Ulaşım teknolojisinin geldiği aşama itibariyle yerinde duramayan insan için muhteşem olanak sağlamış ve insanlar oradan oraya gidip gelip, sürekli yer değiştirmeye başlamışlardı. Denetim altında olduğu söylenen ve daha sonra DSÖ tarafından SARS/Covid-2 olarak tanımlanan virüs bu ulaşım temposuna ayak uydurmakta geri kalmamış ve kısa bir sürede neredeyse tüm gezegene yayılmıştı. Değişik bölgelerden gelen iç-karartıcı haberler ve ardından önlem amaçlı sokağa çıkma yasakları neredeyse tüm dünyayı pandemi denilen karantina yasaları kapsamında ev-hapsine mahkum etmişti. Hijyen sağlayan maddelerin satışı rekorlar peşinde koşuyordu. Temel hak ve özgürlüklerin elde edilebilmeleri için on bin yıllık mücadele adeta çöpe gitmiş, idari tasarruflarla bu ev-hapsi herkesçe benimsenmişti. “Liberal Virüs” ün gezegenin neredeyse tümüne egemen olduğu bir zaman diliminde onlarca yıl aşındırdığı zeminlerin sorumluları ortalıkta görülmezlerken, kendi yarattıkları ve önüne geçemedikleri Covid-2 mikrobunu ortak düşman ilan etmiş ve ona karşı savaş açtıklarını açıklamışlardı. Virüsün yayılma hızı ve etkileri arttıkça gezegene panik havası egemen olmuş, panzehirini bulabilmek için bilim-insanları kolları sıvamışlardı. Çok uluslu ilaç şirketlerinin başı çekmesi zaten yaşanan bir gerçekti. “Liberal Virüs”ün egemen olduğu ekonomik-politik sistemlerde ülkenin gelişmişlik durumunu ifade eden GSMH/GSYİH/Ulusal Gelişmişlik Durumu/Gayri safi milli hasıla/Gayri Safi Yurt İçi Hasıla denilen ölçek üretim üzerinden değil de tüketim üzerinden yapılan bir endekse göre biçimlendirilmişti; ülke içindeki bir köyde pazara endeksli olmayan ne kadar üretim olursa olsun bu GSMH kapsamında değerlendirilmez va fakat ne kadar trafik kazası olur, bunun için ne kadar harcama yapılır, temiz su ne kadar sanayii artığı ile kirletilir ve bunun temizlenmesi için ne kadar para harcanır vs ne kadar tuvalat kağıdı kullanılırsa GSMH içinde değerlendirilerek kalkınma düzeyi buna göre belirlenir ölçeği kabul edilmekteydi. Kısacası ne ürettiğin değil ne tükettiğine göre kurulan bir ölçek; çarpık, zira üretmediğini nasıl tüketirsin? Bu ölçeklere göre pandemi sürecinde sağlık giderleri için ayrılan pay, tüketime harcanan değer artmış ve bu aynı zamanda ülkelerin kalkınma düzeyini de arttırmış oluyordu?!…Üretim artmamış olsa bile…Çok uluslu şirketler derhal kolları sıvamış pandemi sürecini kendi lehlerine çevirmenin yollarını aramakta gecikmemişlerdi…Teknoloji bir ışık günü kadar uzağa taşınacak kadar ilerlemiş olduğu bu zaman diliminde bu covid-2 denilen mikro organizmaya karşı birşeyler yapmalı, güven tazelemeliydi; aşı serumu çalışmalarına başlandığı haberlerde işitiliyor olmuştu. BioNTech, Sinovac aşılarının geliştirildiği söyleniyordu. Tıp dünyasında bir aşının test edilmesi süresi, kobaydan insana geçilme süreci oldukça uzun zamanları gerektiren süreçler olmasına rağmen covid-2 virüsü karşısında bilim dünyası zamana sıkıştırılmış, adeta çaresiz kalmıştı…Aşıların uygulanabilirlik süreçleri empas ediler doğrudan insan bedeni üzerinde uygulamaya konulması gerekmekteydi. Fareler kobay olmaktan belki uygarlaşma tarihinde ilke kez bu süreçten azade oluyorlardı ve onlar bunun farkında bile değillerdi…Hiç bir kişinin bu sürece itiraz edecek ne bir gücü ne de bir karşı donanımı bulunmamaktaydı; aşılar insanlar üzerinde test edilmeye başlandı…Yan etkileri ileride gözetlenecek ve buna dair yaşanılacak olumsuzluklar olursa ona dair yeni çözümler geliştirilecekti…”Liberal Virüs” kana bir kez karıştıktan sonra onu kandan arındırmak için belki de binlerce yıl geçmesi gerektiğini insan hala bilmiyor gibiydi. “Liberal Virüs” kana karışmış, kendini yenilemiş ve daha çok saldırgan olmuştu…Uygulanan aşılar ve alınan tedbirler sonucunda virüsün denetim altına alındığı bildirilerek normal hayata dönülmesi uygun görülmüştü; kara kış geride kalmış olmasına karşın artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacağını göstermekteydi…

      kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan toplumlar, kökten acizdir...

      1 Cevap Son cevap
      0

      Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.

      Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.

      With your input, this post could be even better 💗

      Kayıt Ol Giriş
      Cevap
      • Yeni başlık oluşturarak cevapla
      Cevaplamak için giriş yapın
      • En eskiden en yeniye
      • En yeniden en eskiye
      • En çok oylanan


      © 2021- efelsefe.com
      İzinler Kurallar
      • Giriş

      • Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

      • Aramak için giriş yapın veya kaydolun
      • İlk ileti
        Son ileti
      0
      • Anasayfa
      • Güncel
      • Popüler
      • Dünya
      • Kategoriler
        • All Categories
        • Individual Categories
      • Gruplar
      • Kullanıcılar