TENTEN said:
Basit bir internet sitesini işletmek bile maliyet kalemi oluştururken TV de neredeyse hiç reytingi olmayan yüzlerce kanalı kim finanse ediyor.
Tv işletmek kasabadaki üçbeş yerel marketin reklam geliriyle olacak iş değil.
Bakıyoruz akşama kadar aynı donuk meymenetsiz suratların konuşmasından başka birşey de yok aslında. Hani ilgi çekici bir yayınları olsa neyse.
Aynı masada iki konuşan kafa biri soruyor biri cevaplıyor akşama kadar. Kendileri bile izlemiyordur eminim.
Ama yine de arka planda kamera yönetmen grafik dekor kira bilmemne..bir sürü çalışan ve masraf var.
Bunları kim fonluyor niye fonluyorlar?
Tv listesinde kaç kişi bu kanalları favoriye alıyor ki. Uyduda yüzlerce böyle kanal var. Boşa masraf değil mi?
Halkın vergilerini çarçur etmek değil de nedir?
Ulusal Tv kanalın kapanmaması için dini vakıflar gibi para topluyordu.
Reklam gelirleri yetmiyor galiba.
İleti
-
Bu Kadar TV Kanalını Kim Finanse Ediyor -
Bu Kadar TV Kanalını Kim Finanse EdiyorBasit bir internet sitesini işletmek bile maliyet kalemi oluştururken TV de neredeyse hiç reytingi olmayan yüzlerce kanalı kim finanse ediyor.
Tv işletmek kasabadaki üçbeş yerel marketin reklam geliriyle olacak iş değil.
Bakıyoruz akşama kadar aynı donuk meymenetsiz suratların konuşmasından başka birşey de yok aslında. Hani ilgi çekici bir yayınları olsa neyse.
Aynı masada iki konuşan kafa biri soruyor biri cevaplıyor akşama kadar. Kendileri bile izlemiyordur eminim.
Ama yine de arka planda kamera yönetmen grafik dekor kira bilmemne..bir sürü çalışan ve masraf var.
Bunları kim fonluyor niye fonluyorlar?
Tv listesinde kaç kişi bu kanalları favoriye alıyor ki. Uyduda yüzlerce böyle kanal var. Boşa masraf değil mi?
Halkın vergilerini çarçur etmek değil de nedir?
Ulusal Tv kanalın kapanmaması için dini vakıflar gibi para topluyordu.

Reklam gelirleri yetmiyor galiba. -
Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu muABD okul baskınlarını örnek almışız mesela.
Abd 4x4 değil zaten. Ama türkiye daha kötü. Türkiye dünyadaki ne kadar negatif olay varsa aynısını uyguluyor. Maddi yada manevi bütün pislikleri rahatça alıp normalleştirebiliyor.
Abdli milyarderler epstein ve diğer görünmez ortaklarının kara paraları vergi cennetlerine taşınmadan önce biryerlerde aklanıyor.
Örneğin isviçre vergi cennetinde bir bankaya milyardolar yatırmadan önce o parayı çamaşır makinesi görevi gören ülkelerin borsa emlak sisteminde bir güzel aklamaları gerekiyor. İşte o ülke hangi ülke?
Neden böyle yapıyorlar? Halktan mı çekiniyorlar?
Yooo..halk umurlarında bile değil artık. Tamamen teslim alınmış bir insanlık var ellerinde ama çekindikleri şey ne o zaman? Neden aklama gereği duyuyor?
Rakipleri.
Evet rakiplerinden çekiniyorlar. Tek korkuları rakipleri tarafından avlanma korkusu. Bu korkuyu yenemezler çünkü karakterleri böyle.
Bütün dünyada uygulanan seçim sistemi parası olana öncelik tanıyor. Parası olanda parasını katlayacak yasalar çıkartır. Parası olmayıpda meclise girmişse parası olanın temsilcisidir.
Kanun denilen şeyleri bu seçilenler çıkartıyor.
İhaleleride bunlar belirliyor. Çıkar dengesi içinde azınlığın hakkı oluyor.
Çoğunluk geliri olmayanda köle. -
Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu muBizdeki dolandırcıların paraları alıp kaçtığı ülkeler neresi oluyor onuda yazar mısın?

O konu abd yi ilgilendirmez. O bizim sorunumuz oluyor.
Bu mantıkla gidersek dünyadaki bütün paralar çalıntı çıkar. Çünkü din sömürüsü , faiz yalan reklam,spekülasyon..yapmayan var mı?
Çalan kişi senin ülkende mi çalmış? Halk da göz yummuşsa o zaman türkiye yüzde 100 hırsız. Üstelik çalan kişiye kurnaz işini biliyor helal valla.. diyip yanaşmaya çalışan halk da cabası.
Herif amına koycaz dedi halk alkışladı. Aynı olay abd de yaşansa ortalık duman olur.
Halk var halk var.
Olayı çarpıttın biraz.
Amerikada Epstein olayı çözülmemiş olarak duruyor hala.
12 eylül saldırıları da aynı şekilde.
Milyonlarca evsiz işsiz ordusu var.
Başka ülkenin hırsızlarını görmezlikten gelip toplayan ülke kendi iç olaylarınıda görmezlikten geliyor.
Halk hala uyuyor.
Çünkü alıştırılmışlar çalmasını bilmiyorlar.
Kanunların açık taraflarını bilmiyorlar.
Göstermelik tazminatlar sorunları çözmüyor.
Zaten bütün işverenlerin vergi cenneti adaları var. Kaçırdıkları paraların yanında bir hiç onlar.ABD okul baskınlarını örnek almışız mesela.
-
Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu muABD örnek alınılacak ülke değil.
Abd de dolandırıcılık tanımı ile türkiye ve avrupadaki tanım farklı da ondan
Abd de telefonuna gelen mesaj bile dolandırıcılık mağduriyeti olarak sayılıyor. Bu yüzden oran yüzde 34.
Avrupada bu sayılmıyor. Bu yüzden oran yüzde 2.8
Türkiyede de bu dolandırıcılık sayılmıyor. Ek olarak türkiyede bankalar birliğinden gelen herhangi bir veri yok. Yani kart ve eft dolandırıcılığı sadece şikayetler üzerinden incelenmiş. Buna karşın oran yüzde 4
Türkiyede kumarhane mağdurlaru da dolandırıcılık sayılmıyor. Tam tersine suçlu sayılıyor. Ama dolandırıclık değil.
Türkiyede değnekçilik de dolandırıcılıl sayılmıyor.
Türkiye ve avrupada evine giren kişiyi eli boş yakalarsan hırsızlık sayılmıyor. Ta ki yatak odana girmişse haneye tecavüz olarak direnme hakkı veriyor. Aksi halde salona giren hırsızı polise ihbar ettin ve hırsız hiçbirşey almadım dediyse yine hırsızlık sayılmıyor. Bir de kahve ısmarlarsın.
Amerikada özel mülktür girilmez yazıyorsa ve tellerin üstünden atlayıp girdiysen hiçbir şey çalmasan da hırsızsın.
Bizdeki dolandırcıların paraları alıp kaçtığı ülkeler neresi oluyor onuda yazar mısın?

ABD nin çeşitli ülkelere savaş açması bile hırsızlık ve gasptır. Dünya üzerinde en çok borcu olan ülkede ABD. Sİlahlı gücüne güvenip borcun üzerine yatıyor.:) -
28 Ağustos 2026 Parçalı ay tutulması -
Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu mu@TENTEN kanka keşke abd yi örnek alsak. En azından oturduğun evin sağlam olduğundan emin olursun. Akşam eve döndüğünde araç park yeri için sokaklarda puzzle tamamlar gibi dönüp dolaşmazsın.
Abd de halkı aldatan üreticiye kamyon yüküyle cezalar yağıyor. Ama işveren iflas ederse de tüm borçlarını devlet ödüyor.
Türkiyede ne oluyor? İflas mı ettin, önve devlet alacak davası açıyor sonra bankalara havale ediyor. Senin o şirketten alacağın varsa ne diyor biliyormusun "e adam iflas etmiş artık uzlaşın siz kardeşsiniz"


Dediğin doğru türkiyede memurlar işveren temsilcileri. Kesin.
ABD örnek alınılacak ülke değil.

Avrupa ükeleride burada

-
Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu muBelkide hiç yoktu.
Devletle vatandaş arasında "ben sana bunu vereceğim, sen de bunu yapacaksın" diye kurulan zımni anlaşma tek taraflı mı çalışıyor?
Ekonomi tarafı: Arsa satılıyor ama imar yok. Araba kredisi veriliyor ama sonra vergi, sigorta, MTV ile geri alınıyor. Kumar oynatılıyor, bankalar aracı oluyor, sonra oynayana ceza kesiliyor. Yani risk vatandaşa, kâr sisteme kalıyor.
Adalet tarafı: Rüşvet alan ortada ama veren görünmüyor. Torpilsiz iş dönmüyor. kurallar herkes için değil, kimin ne zaman uygulanacağı belli değil.
Toplum tarafı: "Çoğalın" deniyor ama şehir planı yok, okul var ama iş yok. "Evlenin, sektör canlansın" deniyor ama evliliği taşıyacak nitelik, gelir, konut desteği verilmiyor. En küçük sorunda da ailenin içine girilip her şey daha da karmaşık hale getiriliyor.
Bunların hepsi bir araya gelince "vatandaşlık" aidiyetten çıkıp fatura ödemeye indirgeniyor. İnsan da doğal olarak soruyor: Ben ne karşılığında uyuyorum bu kurallara?
Toplumsal sözleşme aslında güven üstüne kurulu. Güven bitince geriye sadece zor ve ceza kalıyor. O yüzden bu kadar yorucu hissettiriyor.
Yalan reklam yapan: Reklamı yayına sokuyor, binlerce kişiyi etkiliyor, kârı cebine koyuyor. Ceza varsa bile cüzzi. Reklam Kurulu kararı çıkana kadar ürün çoktan satılmış oluyor.
Mağdur olan: "Hakkını ara" deniyor. Tüketici Hakem Heyeti, e-devlet, dilekçe, fatura, ekspertiz, 3 ay bekle... Sonra "yetkili servis" diye başka kapı. İnsan yorulup vazgeçsin diye tasarlanmış gibi.
Yani sistem şöyle çalışıyor:
Kurum: Önce serbest bırak, sonra mağduru bürokrasiyle uğraştır.Sonuç: Haksızlık yapan için risk düşük, hakkını arayan için maliyet yüksek.
Bu da güveni bitiren şey. Reklam yalanı küçük görünüyor ama aslında "sözleşme"nin en görünür ihlali. Devletin görevi orada devreye girip "ben seni koruyorum" demesi gerekirken, "kendin çöz" demesi, o sözleşmenin yırtıldığının ilanı oluyor.
Alacak-vergi tarafı:
Devletin alacağı olunca 65 yaş, hasta, yurt dışında fark etmiyor. Haciz direkt çoluğa çocuğa gidiyor. "Kamu alacağı" deyip kapıyı çalıyor.
Ama senin devletten alacağın olunca iş değişiyor. "Gel, sağlık raporu al, şahsen gel, 80 yaşında olsan da gel" diyor. Yani sorumluluk sende, kolaylık yok.Araba-park tarafı:
Milyonlarca araç satılıyor, ithalat vergisi, ÖTV, KDV alınıyor. Ama o arabayı koyacağın 1 metrekare garanti yok. Kanunda "imar planlarında otopark ayrılır" yazıyor. Sahada ise o alan AVM, bina, dükkan olmuş. Neden? Çünkü arsa değerli. Mütayitle başkan anlaşmış dediğin yerde rant devreye giriyor.Sonra da "git özel parka koy" diyorlar. 100 bin dolarlık araba sokakta, çizilse, çalınsa risk senin.
STK ve algı tarafı:
STK'lar bu işe girmiyor çünkü işin içinde otopark işletmeciliği, inşaat, ithalat lobisi var. Para dönünce kimse topa girmiyor.
Bir de üstüne diziler, haberler: "Şükredin, daha kötüsü var" algısı. Yani sorun sistemde değilmiş gibi, senin beklentindeymiş gibi gösteriliyor. Buna toplum mühendisliği demek çok yanlış olmaz.Özetle: Kâr toplanırken devlet-şirket el ele, zarar dağıtılırken vatandaş tek başına.
Bu yüzden "bu nasıl vatandaşlık" sorusu boşuna değil. Vatandaşlık hak da ister, yükümlülük de. Şu an yükümlülük kısmı sonuna kadar çalışıyor, hak kısmı kapalı.
GSS primi: "Zorunlu" diyor, herkesten kesiyor. Çalışan, emekli, öğrenci fark etmiyor. Alacağı varsa peşini bırakmıyor.
Hizmet tarafı: Hastaneye gidince randevu yok, ilaç yok, tetkik için 3 ay sonraya gün veriyor.
Çözüm önerisi: "Madem beklemek istemiyorsun, git özel sigorta yap. Özel hastaneye git."
Yani hem kamuya prim ödüyorsun hem de hizmeti özelden parayla satın almak zorunda kalıyorsun. Devlet hem primden kazanıyor hem de "biz yükü özel sektöre devrettik" diyebiliyor.
Ortada kalan kim?
Sigortayı karşılayamayan.Park yeri meselesiyle de aynı: Önce vergi al, sonra sorumluluğu devret. Riski ve masrafı vatandaşa yık.
Yangın deprem felaket olunca:
Tarlan, evin , bağın, bahçen yanıyor yıkılıyor.
Emek yılların.
Gidiyorsun "sigortan var mı?" diyorlar. Yoksa "geçmiş olsun" deyip bırakıyorlar. Devletin afet fonu, tarım sigortası desteği lafta kalıyor. Zarar %100 senin.Devlet zarara uğrayınca:
Deprem, sel, kur dalgası, borç... Hemen "zam, vergi, harç" geliyor. O zaman "milli dayanışma" oluyor. Fatura yine vatandaşa kesiliyor.Yani denklem şu:
Kâr kamuda ve şirkette, zarar hep vatandaşa."Ben her şeye vergi ödeyeceğim, hem de her şeye özel sigorta yaptıracağım. Devletin ne rolü var?"
Cevap kağıt üstünde: Korumak, planlamak, denetlemek, afet anında yanında durmak.
Sahada gördüğün: Tahsil etmek, sonra "kendi başının çaresine bak" demek.Bu yüzden insanlar "devlet baba" algısından çıkıp "devlet tahsildar" algısına geldi. Ne zaman sıkışsa ilk elini cebine atıyor, ne zaman sen sıkışsan ilk sorduğu "sigortan var mı?"
Yangınlarda, sellerde, doluda en çok bunu gördük. Sigortalı olan bir şekilde ayakta kalıyor. Sigortasız olan siliniyor.
Memur tarafı:
İş güvencesi var. Kolay kolay işten atılmıyor. Maaş gününde yatıyor. Sendika pazarlığı toplu. Risk neredeyse sıfır. "Dokunulmazlık" dediğin de bu. Devlet kendi personelini sigortalıyor.
İşçi tarafı:
Patronun insafına kalıyor. Kıdem tazminatı için mahkeme, fazla mesai için kavga, işsiz kalınca ilk kapı dışarı. Prim günü yüksek ama maaş düşük. Risk tamamen sende.
Emeklilik tarafı:
Hepimiz aynı devlete GSS ve prim ödedik. Ama 4A, 4B, 4C diye ayırdılar. Hesaplama yöntemi farklı, yaş farklı, gösterge farklı.Sonuç: Aynı yaşta emekli olan memur ile işçi aynı maaşı almıyor. Esnaf daha da geride.
Çok çalışan, çok prim yatıran işçiye "az maaş, yüksek prim günü" çıkıyor. Yani ceza gibi.Bu da "paralel devlet" hissini doğuruyor. Sanki iki sınıf vatandaş var:
Biri devletin güvencesindeki, diğeri piyasanın insafındaki.Mantık şuydu: Memura güvence ver ki siyasete alet olmasın, devleti taşısın. Ama işçi sınıfını tamamen piyasaya bırakınca denge bozuldu. Şimdi ikisi de aynı marketten alışveriş yapıyor, aynı kirayı ödüyor, aynı vergiyi veriyor. Ama emekli olunca gelir makası açılıyor.
Çok çalışana "kendi ayaklarının üstünde dur" deniyor ama riskleri de üstüne yıkılıyor. Az riskli olana ise "devlet arkanda" deniyor.
Liberal ekonomide işveren temsilcileri elindeki devlet sadece işverenlerin haklarını korumak için vergileri asker polis hakimlere aktarır. Halk umurlarında olmaz.
ABD yi örnek alıyoruz işte.
Devlet memuru= işveren temsilcisi -
Sizce Türkiye Savaşır mı?Savaşa girmek için bir sürü bahane var.
ABD ye silah için bağımlıyız.
F35 için para ödedeik ama uçakları alamadık.
Kullanılmış F16 uçağı vermişlerdi.
Sözde yerli uçaklarımızın motorları ABD üretimi.
İran ile mezhep ayrımı var.
İranda Türk toplumu var.
İsrail'i Azerbaycan destekliyor zaten. Türkiye üzerinden petrol veriliyor.
Filistin için kuru gürültü yapıyoruz.
İsrail düşman gösteriyorlar ama onun yerine İran'a saldıracağız.
Suriye'ye Türkmenlere yardım PKK PJK ile savaş bahanesi ile asker gönderdik.
Ama ESAD gidip yerine ABD yanlısı hükümet gelince sustular.
Petrol kuyuları için PKK yı beslemeye gerek kalmadı. -
Sizce Türkiye Savaşır mı?ABD ile İsrail'in kara gücü yok. (askerlerinin canı tatlı dini motivasyonları yok)
İran'a karşı savaşa girebilriz.İsrail 50 yıldır aktif kara savaşı veren bir orduya sahip. Bölgeyi de çok iyi tanıyor. Abd askerleri ile birlikte savaşıyorlar. 50 yıldır dünyada sınırlarını genişleten birkaç ülkeden biri israil.
Denizde ise mavi marmara baskını iki kez yaşandı.
Yani övmek amaçlı demiyorım ama israil ordusu hafife alınmamalı. Abd ise kendi askerlerini israil ordusuna ekleyerek savaştırıyor.
Onların gücü teknolojiden kaynaklanıyor.
Pahalı cihazları tükenince habire mola veriyorlar.
Mavi marmara baskını sivillere yapılan bir baskın.Goben Breslau savaş gemilerinin Rusya'yı bombalayıp Osmanlıya sığınması gibi Türkiye yi NAtoya girebilmek için Kore savaşına katılmamız gibi İran ile savaşa sokacak bir sürü taktik var.
Bizim yönetcilerin umurunda değil bunlar. -
Sizce Türkiye Savaşır mı?ABD ile İsrail'in kara gücü yok. (askerlerinin canı tatlı dini motivasyonları yok)
İran'a karşı savaşa girebilriz.
Mekke sözleşmesi savaşı tetikleme olasılığı var.
İran dan veya başka bir yerden İran' dan atılmış gibi bir füze atılması yeterli.
Azerbaycan dünden razı silah yardımı yapıldığı an savaşa girer. -
28 Ağustos 2026 Parçalı ay tutulması -
28 Ağustos 2026 Parçalı ay tutulmasıhttps://www.timeanddate.com/eclipse/in/turkey/istanbul?iso=20260828

Seyretmek isteyen 28 Ağustos 2026 cuma günü sabah namazına kalksın.

-
Düşük Frekanslı Ses ve EtkikeriKendimi test ettim şimdi 200 hz bile duymuyorum artık.
Birde binarual sesler varmış. Hafızayı geliştiriyormuş sözde.
Bunu gerçekliği varmı?
90 lı yıllarda Melik Duyar tvlerde kitaplarında söylüyordu.

Kitabını aldığıma pişman oldum zaten.
-
Torr Browser Eski Şöhretini Kaybetti mi?adresinden ip adresini kontrol et. gerçek ip adresin ile aynı ise ayarlarda hatan vardır.
Yapay zekaya konum soruyorum çoğunlukla iran diyor bazen hollanda tayvan çıkıyor. Ip de sorun yok ama yutub sunucuları bölgesel ayarlı galiba. Torr da abd ayarlıyorum iran çıkıyor. Orada sorun var.
Bir de torr eksiği olarak gps konumuna müdahale etmiyor. Örneğin orbotta google haritaları işaretleyip giriyorum yine tam konumuma ulaşabiliyor. Büyük olasılıkla yutub gibi uygulamalar gps den konumu öğreniyor. Ip ile uyuşmayınca ret veriyor.
Cep telefonlarında gps olduğunu unutmuştum.
Konumu ayarlardan kapatıp dene birde.
Birde google hesabından youtube geçmişini kapatıp temizle.
Tarayıcıları gmail hesabın ile açma. Boş olsun. Hesap ayarlarından arama geçmişi kaydını kapat.
Aklıma birşey gelmiyor. -
ABD İran Savaşı Petrol Fiyatlarını Ne Kadar EtkilerKaynaklara göre dünya petrolünün yüzde 18 -22 civarı iran yada ortadoğu kızıldeniz civarındaymış.
Geri kalan yüzde 80 i diğer bölgelerde. Yakın zamanda bildiğimiz Venezüella petrolü dünyanın en kalitelisi ve en büyük rezervi yüzde 28 ile birinci sırada.
Öyle ise sadece kızıldenizden gemi geçemiyor diye petrol krizi çıkması ne kadar anlamlı.
Yüzde 80 diğer bölgelerdeki petrol ne güne duruyor.
Diğer bölgelerdeki petroller ABD kontrolu altında olduğu için fiyatını arttıracak.
Rusyada kendi petrol fiyatın artmasını ister zaten. Geriye birşey kalmadı.
-
Signal Mesajlaşma Nasıl?Hepsi şifre onayı için telefon numarası istiyor artık.
Devletler oradan bulur herşeyi.
-
Asker ve İşçi Yemekleri HakkındaAskerlik yapanlar hep yemeklerden şikayet ederler. Benim zamanımda da böyleydi.
Ama şuan nasıl bilmiyorum. Dünya standartlarında eğitimdeki bir askerin günlük kalori ihtiyacı 4000 Cal dir. Bunun içinde enaz 200 gr protein olmak zorundadır.
Aksi halde vücüt 1 ay sonra çökmeye başlar çünkü karbonhidrat hızlı enerji verir ama eğitimle yıpranan vücudu tamir etmez.
Kısaca: Kaloriyi karbon hidrat ile doldurursan aç kalmazsın ama askerlik boyunca performansın ve toparlanman çöker.
Askerde işin %70’i kas yıpranması ve uyku eksikliği. Protein olmayınca vücut tamir edemiyor.
- Ne olur? Vücutta sırayla bunlar başlar
1-2 hafta Enerji var ama sürekli açlık. Karb hızlı yakılır, 2 saat sonra bitkinlik. Antrenmandan sonra kas ağrısı 3-4 gün geçmez
3-4 hafta Kas kaybı başlar. Aynı kiloyu taşırken daha çok yorulursun. Yaralanma riski artar: sakatlık, burkulma, stres kırığı
1-2 ay Bağışıklık düşer. Koğuşta 1 kişi grip olunca herkes olur. Yara iyileşmesi yavaşlar. Saç dökülmesi, tırnak kırılması
Uzun dönem Güç kaybı, motivasyon düşüşü, konsantrasyon bozukluğu. Vücut kası yakıp enerjiye çevirmeye başlar. "Asker halsizliği" dediğimiz şey
- Neden sadece karbonhidrat yetmiyor?
TSK menüsünde hedef %15 protein, %57 karb. Hidrat %28 yağ.
Karbonhidrat = yakıt. Koşu, tatbikat için anlık enerji verir.
Protein = tamir ve yapı. Kas, tendon, hormon, bağışıklık sistemi proteinden yapılır.
Eğer 4000 kaloriyi hep ekmek, pilav, makarna ile tamamlarsan:
-
Kas yapamazsın: Acemi eğitiminde kas yıkılıyor. Protein yoksa vücut kendi kasını parçalar. Sonuç: zayıf ama yorgun asker.
-
Toparlanma yok: Bugün 20km yürüdün. Proteinle yarın toparlarsın. Karb.Hid. ile toparlanamazsın. 3. gün bacaklar bitik.
-
Bağışıklık çöker: Antikorların %90’ı protein. Kapalı koğuş + stres + az protein = hastalık.
-
Yağ oranı artar: Fazla karb depolanır. Zayıflamak yerine yağlanırsın ama güçsüz olursun.
-
TSK’da minimum ne lazım?
Sporcu asker için genel kural: kg başına 1.6 - 2.2g protein/gün
70kg bir asker için: 110 - 150g protein/gün ≈ 440-600 kcal
TSK’nın 4000 kcal menüsünde %15 protein = 150g protein yapar. Tam hedef bu.
Protein kaynakları: et, tavuk, balık, yumurta, süt, yoğurt, kuru baklagil, peynir.
Eğer sadece ekmek + pilav + makarna yersen günde 60-70g proteinde kalırsın. Yarısı eksik.
Savaşan operasyonel asker için bu ihtiyaç 6000 Kal/güne kadar çıkıyor.
Kalori = Arabanın benzini. Protein = Motorun yağı ve yedek parçası.
Benzini fulleyip yağ koymazsan motor 1 hafta sonra kitler.
Acemide 1-2 hafta idare edersin ama 1 ay sonunda aynı eğitimi yapan protein alan arkadaşından çok daha çabuk yorulur ve sakatlanırsın.
Kağıt üstünde herşey mükemmel gösteriliyor ama gerçekte bu şartlar sağlanıyor mu.
Gelen erzak iç edilip askere 2500 Kal ile idare ey mi deniliyor.
Benim zamanımda çılan yemekler çok da iç açıcı değildi
Şimdiki durum ne bilmiyorum.Günlük 4000 Cal için ideal menü ne olabilir;
4000 kcal / ∼150g protein hedefli 1 günlük örnek asker menüsü
1. TSK Tarzı - 3 Ana + 2 Ara Öğün = ∼4000 kcal
Kahvaltı 07:00 4 dilim ekmek, 2 yumurta, 100g beyaz peynir, 10 zeytin, 1 bardak süt, 1 tatlı kaşığı pekmez, çay 900 kcal 45g protein
Ara Öğün 10:30 1 muz + 1 elma + 1 avuç fıstık 40g + 1 ayran 400 kcal 12g protein
Öğle 12:30 2 kepçe pilav, 1 kepçe kuru fasulye, 120g tavuk/tas kebap, salata, 1 dilim ekmek, 1 bardak yoğurt, su 1200 kcal 55g protein
Ara Öğün 16:00 2 dilim kek veya 1 enerji bar + 1 bardak süt + 1 portakal 350 kcal 10g protein
Akşam 18:30 2 kepçe makarna + kıymalı sos, 1 tabak mercimek çorbası, 2 dilim ekmek, salata, 1 kase yoğurt 1000 kcal 35g protein
Gece 21:00 1 bardak süt + 3-4 ceviz 150 kcal 6g protein
TOPLAM ~4000 kcal ~163g protein
Bu menüdeki mantık: Her öğünde protein + karb birlikte. Böylece kas yıkılmıyor.
2. Örnek
Kahvaltı 5 yumurta omlet, 4 dilim tam buğday ekmek, 100g lor peynir, zeytin, domates, 1 bardak süt 950 kcal 55g protein
Ara Öğün 1 ölçek whey protein + 1 muz + 30g badem 350 kcal 30g ptotein
Öğle 200g tavuk göğüs ızgara, 300g haşlama pilav, 1 tabak bulgur pilavı, yoğurt, salata 1150 kcal 65g protein
Antrenman Sonrası 1 ölçek whey + 2 dilim ekmek + bal 300 kcal 25g protein
Akşam 200g kıyma 10% yağlı, 250g makarna, 1 tabak kuru baklagil, salata 1100 kcal 55g protein
Gece 1 kase yoğurt + 1 yemek kaşığı bal + 20g ceviz 200 kcal 8g protein
TOPLAM ~4050 kcal ~238g protein
4000 kcal'a ulaşmanın 4 kilit kuralı
-
Karb. Hidratu bol tut: Her öğünde 2 kepçe pilav/makarna/bulgur. 1 kepçe = 200 kcal
-
Proteini her öğüne yay: Kahvaltıda yumurta-peynir, öğlede et-baklagil, akşamda et-yoğurt
-
Sağlıklı yağ ekle: Zeytinyağı, ceviz, badem, fıstık. 1 avuç = 200 kcal
-
Sıvı kaloriyi unutma: Süt, ayran, meyve suyu. 1 bardak süt = 120 kcal
pratik tüyolar
-
Tabakta sıra: Önce proteinli şeyi ye - et, yumurta, kuru fasulye. Sonra pilav-ekmek
-
Yoğurt ve süt altın değerinde: Hem protein hem sıvı. Günde 2-3 bardak hedefle
-
Ekmek düşmanı olma: 1 dilim = 70 kcal. Enerji için lazım ama sadece ekmekle doldurma
-
Su + elektrolit: 4000 kcal yersen 4-5L su içmen lazım
Bu gibi bir menüyle hem enerji depolu gezersin hem de erimezsin, aksine güçlenirsin.
Ama fabrikada bile işçi menüleri bu kaliteye ulaşamıyor. Yemeğe karıştırılmış 40gr et ile günü geçiştiriyorlar.
Sonra üstün performan bekliyorlar. Yemin ediyorum ev kedisi kadar beslenemiyoruz.
Bodybuilding yapanlar mesela aynı kas grubunu her gün çalıştırmıyorlar. En az bir gün ara vermek zorundalar. Askerde aynı sporu her gün yaptırıyorlar.

-
Yıllardır Aynı Rüyayı Gördüğünüz Oldu mu?Skydiving rüyam vardı artık görmüyorum.

-
Torr Browser Eski Şöhretini Kaybetti mi?Firefox zaten artık diğer tarayıcılardan pek farkı kalmadı. Reklam engelleyicisi dışında.
Ama torr browser da son bir yıldır yeterli gizliliği sağlayamıyor.
Daha dün bir tane film izlemek için yutuba girdim karşıma "yükleyici bu yayını ülkenizde desteklemiyor" yazısı çıktı.
Torr'a bağlandım yine aynı yazı çıktı sadece ABD için izleme hakkı tanımış.
Orbot çıkışını ABD yaptım, ayarları abd ingilizcesine ayarladım, çıkışı meek me azure yaptım. Yine aynı yazı çıktı. Üstelik yazı bulunduğum ülkenin diliyle çıkıyor. Yani çıkış noktası falan hepsi hikaye kaldı.
En sonunda yutubda başka bir yükleyici buldum oradan izledim.
Bu ne biçim iştir arkadaş. Torr browser sadece acemi işine dönüşmüş galiba.
Ha iyi yönleri de var. Porno sansürü konusunda 10 numara yani google dan yamdex den 100 kat daha iyi.
Google gibi ticari düşinmüyor şimdilik. Asla aramalarda çıkmıyor. Sadece adresi yazarsanız bulursunuz. Yani google gibi kumar fuhuş reklam yönlendirmesi çıkmadı karşıma.
www.iplocation.net adresinden ip adresini kontrol et. gerçek ip adresin ile aynı ise ayarlarda hatan vardır.