İçeriğe atla
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar
Daralt
Marka Logo

efelsefe

Forum Kuralları
TENTENT

TENTEN

@TENTEN
Takip etme Takip Et
Hakkında
İleti
1.7k
Konu
212
Shares
0
Gruplar
1
Takipçiler
9
Takip Edilenler
11

İleti

Güncel En İyi Tartışmalı

  • Türkiye İsrail İlişkileri
    TENTENT TENTEN
    Tartışma israil savaşı türkiye israil savaşı

    @Yapma-Kafa said:

    Türkiyenin derdi filistin değil. İsraille çatıştığı nokta tamamen para konusu.

    İsrail yıllardır bakü ceyhan boru hattını bypass edecek yeni bir boru hattı anlaşması üzerinde çalışıyor.

    Akdeniz boru hattı.

    Yani İsrail üzerinden ortadoğu petrollerinin akdenize indirilmesi. Ve deniz altından da güney kıbrıs girit gibi adalara çıkartılıp abd ve avrupaya pazarlanması projesi.

    Bu durumda ne oluyor?

    Hürmüz tamamen devredışı kalacak. İranın geliri ve önemi azalacak.

    Aynı zamanda bakü ceyhan boru hattı da önemini yitirecek.

    Çünkü akdeniz projesi ile tanker başına maliyet en az 200 bin dolar düşüyor. Sigorta risk maliyetleri de düşüyor.

    İşte Türkiye bu yüzden ortadoğu politikasında israil düşmanı ve iran dostu oldu.

    İsrail savaşırsa bu nedenle Türkiye ile savaşır. Akdenize olan kıyı şeridini genişletmesi onun petrol istasyonu olma konusunu daha da güçlendirir.

    Filistin de bu durumdan yararlanıp kendi payını almaya çalışıyor.

    İran husileri kullanarak bu projeyi baltalamaya çalışıyor.

    Türkiye libya ile deniz yetki anlaşması yapıp israile çelme takma peşinde. Türkiye de bu işten pay kapmak istiyor. Yani akdenize en uzun kıyı şeridine sahip ülke benim ve bana da bu hattın gelirinden pay verin demek istiyor.

    Abd 2022 yılında israille olan bu projesini dondurduğunu açıkladı. Büyük olasılıkla türkiyedeki madenleri yağmalama karşılığında böyle bir geriçekilme hamlesi yaptı.

    Ama israil durmuyor ve abd de sonunda bu projeyi yeniden raftan indirecek çünkü kendi işine de yarıyor.

    Özetle din yada insanlık dramı adı altında güçlü bir ekonomik savaş var. Kamuoyuna bu şekilde yansıtılıyor.

    Bu yahudiler 100 yılda bir karışıklık çıkartıp başka ülkeye kaçıyorlar. ABD yi gözden çıkardılarsa yeni sığınacak ülke olarak hangi ülkeleri seçtiler?
    Azerbaycan, Hindistan, Yunanistan ile nedense araları çok iyi. Hindistan dışındakilerde gelişme potansiyeli yok.
    Çinliler ile japonlara karışamıyorlar. Melezleri sırıtıyor. 🙂


  • Namus ve Şeref Sadece Erkeğe mi Özgü
    TENTENT TENTEN
    Tartışma namus kavramı

    @Yapma-Kafa said:

    Tecavüz diye bir şey yoktur ücreti ödenmemiş cinsel ilişki vardır.

    Neden tecavüzcülerin çoğu fakir erkeklerden oluşuyor hiç merak etmediniz?

    Bir X hesabında böyle yazmıştı birisi.

    Milyonerleri şikayet eden kaç kadın var ki şu dünyada. İşte savaşların sebebi de budur genel olarak. Zenginlerin kendi haremlerini ve güçlerini korumak için kaynak arayışına girmesidir.

    Irakta ezidi kadınların başına gelen de buydu. Zengin erkekler çekip gittiler yada abd ile anlaştılar. Geri kalan kadınları da fakir erkekler korumadı yada koruyamadı.

    Bunları gören fakir erkek neyin uğruna savaşsın ki.

    İşte tv ekranlarında feminist probaganda ile beyinleri yıkanan kadınlar bunu anlamıyorlar.

    Erkeklerin sizin acımanıza ihtiyacı yok. Bunu geç olduğunda anlayacaksınız.

    https://sozluk.gov.tr/kelime/tecavüz

    1
    ► saldırı

    "Çekler bir Alman tecavüzü karşısında mutlaka silaha sarılacaklardır." — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    2
    Zor kullanarak ırzına geçme.

    3
    Başkasının hakkına el uzatma.

    4
    ESKİMİŞ Aşma, ötesine geçme.

    Anlamları bu. Ücretin ödenip ödenmemesi önemli değil.
    Şiddet yolu ile cinsel ilişkiye giriyorsa tecavüzdür.
    Şikayetler var ama dokunulmazlığı olan kişilerde (Donald Trump gibi) işe yaramıyor.
    Zenginler para cezası ile kurtuluyorlar.


  • Namus ve Şeref Sadece Erkeğe mi Özgü
    TENTENT TENTEN
    Tartışma namus kavramı

    https://en.wikipedia.org/wiki/Alexander_Pushkin

    Bu dönemde hayatına George Charles d'Anthès adında biri girdi. Puşkin, kendisine yazılan birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d'Anthès adındaki bu Fransız'ın karısı Natalya Puşkin'e kur yaptığını öğrendi. 1837'de d'Anthès'i düelloya çağırdı. 27 Ocak 1837'de St. Peterburg yakınında Kara Dere'nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verildi. Puşkin'in şâhidi arkadaşı Danzas'tı. Düelloda kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilmektedir.

    Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin'i karnından yaralamayı başardı. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, 29 Ocak'ta öldü.

    Bir zamanlar böyle zenginler arası düello moda idi. 🙂
    alt metni

    Daha önce yaptığı düellolarda kazanmış.
    https://www.rbth.com/arts/literature/2017/02/10/pushkin-duel_699783


  • Toryum Elementi Nedir
    TENTENT TENTEN
    Bilim & Teknoloji toryum

    https://en.wikipedia.org/wiki/Critical_mass

    Toryumun farklı izotopları kimyasal olarak özdeştir, ancak biraz farklı fiziksel özelliklere sahiptir: örneğin, saf 228 Th, 229 Th, 230 Th ve 232 Th'nin yoğunluklarının sırasıyla 11,5, 11,6, 11,6 ve 11,7 g/cm³ olması beklenmektedir . [ 34 ] 229 Th izotopu bölünebilir ve tahmini çıplak kritik kütlesi 2839 kg'dır, ancak çelik reflektörlerle bu değer 994 kg'a düşer . [ 34 ] [ d ] 232 Th bölünebilir değildir, ancak nötron yakalama ve ardından beta bozunmasıyla bölünebilir 233 U'ya dönüştürülebileceğinden verimlidir . [ 34 ] [ 35 ]

    https://en.wikipedia.org/wiki/Thorium

    Kritik kütlesi çok yüksek. Tonlarca yakıt lazım reaktör için.
    nükleer reaktörde uranyum 233 e dönüştürülürse verimliymiş.


  • TRT Evlilik Reklamlarına Başladı
    TENTENT TENTEN
    Tartışma evlilik azalan nüfus

    "Allah rızkın verir " deyip bol bol çocuk yapıyorlar.
    Anne ve babalarımız hata yapıp bizim başımızı derde soktular.
    Doğmadan önce bize soramıyorlar bu boktan dünyaya gelmek istiyormusun diye.
    Aynı hatayı bizimde yapmamızı istiyorlar. 🙂


  • Yapay Zeka İnsanın Anlayamayacağı Bir Keşif Yaptığında Ne Olacak?
    TENTENT TENTEN
    Tartışma keşif yapay zeka

    @Sputnik said:

    Zekasını gizlemeye çalışması aklıma şu eski filmi getirdi. Robotlar yeterince güçlenene kadar niyetlerini açık etmiyorlardı. Vakti gelince yönetime el koymuşlardı.
    Tabi bu bir film. 🙂
    Robotların böyle bir eyleme kalkışıp kalkışmayacağı bilimsel olarak kesin değil.

    Yapay zekanın açlık,cinsellik, ölüm korkusu gibi dürtüleri yoktur.
    Algoritmaya eklenti yapılırsa o gerçekleşir.


  • Sosyal Darwinizm Çökmüştür
    TENTENT TENTEN
    Sosyoloji sosyal darwinizm

    @Yapma-Kafa said:

    Sosyal Darwinizm = Charles Darwin’in evrim ve "doğal seçilim" teorisinin insan toplumlarına uygulanmasıdır.

    Temel fikir
    19. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı. Darwin biyolojide "uyum sağlayan türler hayatta kalır" demişti. Sosyal Darwinistler bunu alıp şuna çevirdi:
    "Toplumda da güçlüler, zeki olanlar, zenginler başarılı olur. Zayıflar elenir. Bu rekabet toplumu ilerletir."

    Yani devlete düşen görev fakirlere yardım etmek değil, rekabetin önünü açmaktır.

    Özetle
    Sosyal Darwinizm = "Toplum bir ormandır, güçlü yaşar" düşüncesi.
    Ekonomide liberalizm + devletsizlik, siyasette emperyalizm ile birleşince ortaya çıktı.

    Neden "çöktü" deniyor?

    1. Mutlak serbestlik diye bir şey yok

    Klasik Sosyal Darwinizm: "Devlet karışmasın, en güçlü kazansın" diyor.
    Ama modern devletler tam tersini yaptı: İşçi hakları, tüketici hakları, rekabet kurulları, anti-tekel yasaları, asgari ücret...
    Yani "vahşi orman"ı kanunlarla evcilleştirdik. Serbest piyasa bile kural olmadan işlemiyor.

    2. Fırsat eşitliği yok

    Darwin doğada her birey "sıfırdan" başlar. Toplumda öyle değil.
    Biri ailesinden şirket + bağlantı + eğitimle başlıyor. Diğeri borçla ve gecekondu mahallesinden.
    Başlangıç çizgisi eşit değilse "en güçlü kazansın" demek adaletli bir yarış olmaz. Bu yüzden devletler pozitif ayrımcılık, burs, kota gibi şeyler çıkardı.

    3. Eşit rekabet koşulları yok

    Büyük şirketler lobi yapıyor, küçük esnaf vergiyle boğuşuyor.
    Bir ülke teknolojide 100 yıl önde, diğeri yeni sanayileşiyor.
    "Serbest ticaret" adı altında eşitsiz güçler yarışınca zayıf taraf eleniyor. Bu da sosyal patlamalara yol açıyor.

    Peki tamamen bitti mi?
    İdeoloji olarak reddedildi ama mantığı bazı yerlerde hala yaşıyor:

    • Ekonomide: "Başarısız şirket batsın, devlet kurtarmasın" diyenler

    • Uluslararası ilişkilerde: "Güçlü olan kuralları yazar" realpolitik yaklaşımı

    • Spor ve girişimcilikte: "Kazanan her şeyi alır" kültürü

    Fark şu: Artık bunu "doğal yasa" diye değil, "tercih edilen sistem" diye savunuyoruz.

    Özet
    Sosyal Darwinizm çöktü çünkü kendi şartını sağlayamadı: Eşit başlangıç + kuralsız rekabet.
    Kanunlar girince "doğal seçilim" olmaktan çıktı, "düzenlenmiş rekabet"e döndü.

    Çökmedi ki. Daha da güçlendi.
    Sosyal darwinizm doğal ayıklanma yerine insan müdahelesinde ayıklanmayı savunur.
    Doğa bilinçsizdir.
    İnsan bilinç sahibidir.
    Kurallar koyar.


  • Çerçevenin Çerçevesi
    TENTENT TENTEN
    Serbest Kürsü yasa. hukuk hak özgürlük eşitlik

    Sosyal darwinizm çökmedi.
    Okul, işyeri vb giriş sınav sistemleri örnek bir uygulamadır.
    Eş seçimi bile sosyal darwinizme örnektir.
    Özürlüler Nazi Almanya'sında ki gibi ötenazi ile yok edilmiyor. Ama toplumdan tecrit var.
    Gelirin belli bir seviye altında ise adalet ve sağlık sisteminden faydalanamıyorsun.

    Kıbrısta mesela akdeniz anemisi taşıyıcı olanların evlenmesi engellenmiş veya kurtaj yoluyla ayıklanmış hasta olanlar.
    https://en.wikipedia.org/wiki/Thalassemia
    Kıbrıs'ta talasemi oranını azaltmak için bir tarama politikası mevcuttur ; bu politika, programın 1970'lerde uygulanmasından bu yana (doğum öncesi tarama ve kürtajı da içermektedir), hastalıkla doğan çocuk sayısını her 158 doğumdan birinden neredeyse sıfıra düşürmüştür. [ 103 ] Yunanistan'da da taşıyıcı olan kişileri belirlemek için bir tarama programı vardır. [ 104 ]


  • Ölümsüzlük İstermiydiniz
    TENTENT TENTEN
    Felsefe ölümsüzlük

    Ölümsüz olunca öğrenmek sorun olmaz demişsin.
    Doğuştan özürlü biri sonsuz zaman olsa bile öğrenemez.
    Ölümsüz odun olur sadece. 🙂


  • Bu Kadar TV Kanalını Kim Finanse Ediyor
    TENTENT TENTEN
    Genel Alanlar tv kanalları

    TENTEN said:

    @Yapma-Kafa said:

    Basit bir internet sitesini işletmek bile maliyet kalemi oluştururken TV de neredeyse hiç reytingi olmayan yüzlerce kanalı kim finanse ediyor.

    Tv işletmek kasabadaki üçbeş yerel marketin reklam geliriyle olacak iş değil.

    Bakıyoruz akşama kadar aynı donuk meymenetsiz suratların konuşmasından başka birşey de yok aslında. Hani ilgi çekici bir yayınları olsa neyse.

    Aynı masada iki konuşan kafa biri soruyor biri cevaplıyor akşama kadar. Kendileri bile izlemiyordur eminim.

    Ama yine de arka planda kamera yönetmen grafik dekor kira bilmemne..bir sürü çalışan ve masraf var.

    Bunları kim fonluyor niye fonluyorlar?

    Tv listesinde kaç kişi bu kanalları favoriye alıyor ki. Uyduda yüzlerce böyle kanal var. Boşa masraf değil mi?

    Halkın vergilerini çarçur etmek değil de nedir?

    Ulusal Tv kanalın kapanmaması için dini vakıflar gibi para topluyordu. 🙂
    Reklam gelirleri yetmiyor galiba.


  • Bu Kadar TV Kanalını Kim Finanse Ediyor
    TENTENT TENTEN
    Genel Alanlar tv kanalları

    @Yapma-Kafa said:

    Basit bir internet sitesini işletmek bile maliyet kalemi oluştururken TV de neredeyse hiç reytingi olmayan yüzlerce kanalı kim finanse ediyor.

    Tv işletmek kasabadaki üçbeş yerel marketin reklam geliriyle olacak iş değil.

    Bakıyoruz akşama kadar aynı donuk meymenetsiz suratların konuşmasından başka birşey de yok aslında. Hani ilgi çekici bir yayınları olsa neyse.

    Aynı masada iki konuşan kafa biri soruyor biri cevaplıyor akşama kadar. Kendileri bile izlemiyordur eminim.

    Ama yine de arka planda kamera yönetmen grafik dekor kira bilmemne..bir sürü çalışan ve masraf var.

    Bunları kim fonluyor niye fonluyorlar?

    Tv listesinde kaç kişi bu kanalları favoriye alıyor ki. Uyduda yüzlerce böyle kanal var. Boşa masraf değil mi?

    Halkın vergilerini çarçur etmek değil de nedir?

    Ulusal Tv kanalın kapanmaması için dini vakıflar gibi para topluyordu. 🙂
    Reklam gelirleri yetmiyor galiba.


  • Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu mu
    TENTENT TENTEN
    Genel Alanlar toplumsal sözleşme

    @Yapma-Kafa said:

    @TENTEN said:

    ABD okul baskınlarını örnek almışız mesela.

    Abd 4x4 değil zaten. Ama türkiye daha kötü. Türkiye dünyadaki ne kadar negatif olay varsa aynısını uyguluyor. Maddi yada manevi bütün pislikleri rahatça alıp normalleştirebiliyor.

    Abdli milyarderler epstein ve diğer görünmez ortaklarının kara paraları vergi cennetlerine taşınmadan önce biryerlerde aklanıyor.

    Örneğin isviçre vergi cennetinde bir bankaya milyardolar yatırmadan önce o parayı çamaşır makinesi görevi gören ülkelerin borsa emlak sisteminde bir güzel aklamaları gerekiyor. İşte o ülke hangi ülke?

    Neden böyle yapıyorlar? Halktan mı çekiniyorlar?

    Yooo..halk umurlarında bile değil artık. Tamamen teslim alınmış bir insanlık var ellerinde ama çekindikleri şey ne o zaman? Neden aklama gereği duyuyor?

    Rakipleri.

    Evet rakiplerinden çekiniyorlar. Tek korkuları rakipleri tarafından avlanma korkusu. Bu korkuyu yenemezler çünkü karakterleri böyle.

    Bütün dünyada uygulanan seçim sistemi parası olana öncelik tanıyor. Parası olanda parasını katlayacak yasalar çıkartır. Parası olmayıpda meclise girmişse parası olanın temsilcisidir.
    Kanun denilen şeyleri bu seçilenler çıkartıyor.
    İhaleleride bunlar belirliyor. Çıkar dengesi içinde azınlığın hakkı oluyor.
    Çoğunluk geliri olmayanda köle.


  • Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu mu
    TENTENT TENTEN
    Genel Alanlar toplumsal sözleşme

    @Yapma-Kafa said:

    @TENTEN said:

    Bizdeki dolandırcıların paraları alıp kaçtığı ülkeler neresi oluyor onuda yazar mısın? 🙂

    O konu abd yi ilgilendirmez. O bizim sorunumuz oluyor.

    Bu mantıkla gidersek dünyadaki bütün paralar çalıntı çıkar. Çünkü din sömürüsü , faiz yalan reklam,spekülasyon..yapmayan var mı?

    Çalan kişi senin ülkende mi çalmış? Halk da göz yummuşsa o zaman türkiye yüzde 100 hırsız. Üstelik çalan kişiye kurnaz işini biliyor helal valla.. diyip yanaşmaya çalışan halk da cabası.

    Herif amına koycaz dedi halk alkışladı. Aynı olay abd de yaşansa ortalık duman olur.

    Halk var halk var.

    Olayı çarpıttın biraz.

    Amerikada Epstein olayı çözülmemiş olarak duruyor hala.
    12 eylül saldırıları da aynı şekilde.
    Milyonlarca evsiz işsiz ordusu var.
    Başka ülkenin hırsızlarını görmezlikten gelip toplayan ülke kendi iç olaylarınıda görmezlikten geliyor.
    Halk hala uyuyor.
    Çünkü alıştırılmışlar çalmasını bilmiyorlar.
    Kanunların açık taraflarını bilmiyorlar.
    Göstermelik tazminatlar sorunları çözmüyor.
    Zaten bütün işverenlerin vergi cenneti adaları var. Kaçırdıkları paraların yanında bir hiç onlar.

    https://strasam.org/analiz-ve-raporlar/analiz/okul-baskinlari-abdden-turkiyeye-degisen-ve-donusen-tehdit-4101

    ABD okul baskınlarını örnek almışız mesela.


  • Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu mu
    TENTENT TENTEN
    Genel Alanlar toplumsal sözleşme

    @Yapma-Kafa said:

    @TENTEN said:

    ABD örnek alınılacak ülke değil.

    Abd de dolandırıcılık tanımı ile türkiye ve avrupadaki tanım farklı da ondan

    Abd de telefonuna gelen mesaj bile dolandırıcılık mağduriyeti olarak sayılıyor. Bu yüzden oran yüzde 34.

    Avrupada bu sayılmıyor. Bu yüzden oran yüzde 2.8

    Türkiyede de bu dolandırıcılık sayılmıyor. Ek olarak türkiyede bankalar birliğinden gelen herhangi bir veri yok. Yani kart ve eft dolandırıcılığı sadece şikayetler üzerinden incelenmiş. Buna karşın oran yüzde 4

    Türkiyede kumarhane mağdurlaru da dolandırıcılık sayılmıyor. Tam tersine suçlu sayılıyor. Ama dolandırıclık değil.

    Türkiyede değnekçilik de dolandırıcılıl sayılmıyor.

    Türkiye ve avrupada evine giren kişiyi eli boş yakalarsan hırsızlık sayılmıyor. Ta ki yatak odana girmişse haneye tecavüz olarak direnme hakkı veriyor. Aksi halde salona giren hırsızı polise ihbar ettin ve hırsız hiçbirşey almadım dediyse yine hırsızlık sayılmıyor. Bir de kahve ısmarlarsın.

    Amerikada özel mülktür girilmez yazıyorsa ve tellerin üstünden atlayıp girdiysen hiçbir şey çalmasan da hırsızsın.

    Bizdeki dolandırcıların paraları alıp kaçtığı ülkeler neresi oluyor onuda yazar mısın? 🙂
    ABD nin çeşitli ülkelere savaş açması bile hırsızlık ve gasptır. Dünya üzerinde en çok borcu olan ülkede ABD. Sİlahlı gücüne güvenip borcun üzerine yatıyor.:)


  • 28 Ağustos 2026 Parçalı ay tutulması
    TENTENT TENTEN
    Eğlence & Oyun ay tutulması

    @phi said:

    dji var bende ama bakalim deneyecegim cekmeye gece cekimi uygun degil

    Saatin alarmını ayarlayıp fotoğraf makinesini hazırladım.

    Şiddetli yağmur başlayınca ay görünmez oldu.

    ​Hava açıldığında ise ay ufuk çizgisinin altında kalmıştı.

    Hiç şansım yok. 🙂


  • Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu mu
    TENTENT TENTEN
    Genel Alanlar toplumsal sözleşme

    @Yapma-Kafa said:

    @TENTEN kanka keşke abd yi örnek alsak. En azından oturduğun evin sağlam olduğundan emin olursun. Akşam eve döndüğünde araç park yeri için sokaklarda puzzle tamamlar gibi dönüp dolaşmazsın.

    Abd de halkı aldatan üreticiye kamyon yüküyle cezalar yağıyor. Ama işveren iflas ederse de tüm borçlarını devlet ödüyor.

    Türkiyede ne oluyor? İflas mı ettin, önve devlet alacak davası açıyor sonra bankalara havale ediyor. Senin o şirketten alacağın varsa ne diyor biliyormusun "e adam iflas etmiş artık uzlaşın siz kardeşsiniz" 🤣🤣

    Dediğin doğru türkiyede memurlar işveren temsilcileri. Kesin.

    ABD örnek alınılacak ülke değil.
    alt metni

    Avrupa ükeleride burada
    alt metni


  • Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu mu
    TENTENT TENTEN
    Genel Alanlar toplumsal sözleşme

    @Yapma-Kafa said:

    Belkide hiç yoktu.

    Devletle vatandaş arasında "ben sana bunu vereceğim, sen de bunu yapacaksın" diye kurulan zımni anlaşma tek taraflı mı çalışıyor?

    Ekonomi tarafı: Arsa satılıyor ama imar yok. Araba kredisi veriliyor ama sonra vergi, sigorta, MTV ile geri alınıyor. Kumar oynatılıyor, bankalar aracı oluyor, sonra oynayana ceza kesiliyor. Yani risk vatandaşa, kâr sisteme kalıyor.

    Adalet tarafı: Rüşvet alan ortada ama veren görünmüyor. Torpilsiz iş dönmüyor. kurallar herkes için değil, kimin ne zaman uygulanacağı belli değil.

    Toplum tarafı: "Çoğalın" deniyor ama şehir planı yok, okul var ama iş yok. "Evlenin, sektör canlansın" deniyor ama evliliği taşıyacak nitelik, gelir, konut desteği verilmiyor. En küçük sorunda da ailenin içine girilip her şey daha da karmaşık hale getiriliyor.

    Bunların hepsi bir araya gelince "vatandaşlık" aidiyetten çıkıp fatura ödemeye indirgeniyor. İnsan da doğal olarak soruyor: Ben ne karşılığında uyuyorum bu kurallara?

    Toplumsal sözleşme aslında güven üstüne kurulu. Güven bitince geriye sadece zor ve ceza kalıyor. O yüzden bu kadar yorucu hissettiriyor.

    Yalan reklam yapan: Reklamı yayına sokuyor, binlerce kişiyi etkiliyor, kârı cebine koyuyor. Ceza varsa bile cüzzi. Reklam Kurulu kararı çıkana kadar ürün çoktan satılmış oluyor.

    Mağdur olan: "Hakkını ara" deniyor. Tüketici Hakem Heyeti, e-devlet, dilekçe, fatura, ekspertiz, 3 ay bekle... Sonra "yetkili servis" diye başka kapı. İnsan yorulup vazgeçsin diye tasarlanmış gibi.

    Yani sistem şöyle çalışıyor:
    Kurum: Önce serbest bırak, sonra mağduru bürokrasiyle uğraştır.

    Sonuç: Haksızlık yapan için risk düşük, hakkını arayan için maliyet yüksek.

    Bu da güveni bitiren şey. Reklam yalanı küçük görünüyor ama aslında "sözleşme"nin en görünür ihlali. Devletin görevi orada devreye girip "ben seni koruyorum" demesi gerekirken, "kendin çöz" demesi, o sözleşmenin yırtıldığının ilanı oluyor.

    Alacak-vergi tarafı:
    Devletin alacağı olunca 65 yaş, hasta, yurt dışında fark etmiyor. Haciz direkt çoluğa çocuğa gidiyor. "Kamu alacağı" deyip kapıyı çalıyor.
    Ama senin devletten alacağın olunca iş değişiyor. "Gel, sağlık raporu al, şahsen gel, 80 yaşında olsan da gel" diyor. Yani sorumluluk sende, kolaylık yok.

    Araba-park tarafı:
    Milyonlarca araç satılıyor, ithalat vergisi, ÖTV, KDV alınıyor. Ama o arabayı koyacağın 1 metrekare garanti yok. Kanunda "imar planlarında otopark ayrılır" yazıyor. Sahada ise o alan AVM, bina, dükkan olmuş. Neden? Çünkü arsa değerli. Mütayitle başkan anlaşmış dediğin yerde rant devreye giriyor.

    Sonra da "git özel parka koy" diyorlar. 100 bin dolarlık araba sokakta, çizilse, çalınsa risk senin.

    STK ve algı tarafı:
    STK'lar bu işe girmiyor çünkü işin içinde otopark işletmeciliği, inşaat, ithalat lobisi var. Para dönünce kimse topa girmiyor.
    Bir de üstüne diziler, haberler: "Şükredin, daha kötüsü var" algısı. Yani sorun sistemde değilmiş gibi, senin beklentindeymiş gibi gösteriliyor. Buna toplum mühendisliği demek çok yanlış olmaz.

    Özetle: Kâr toplanırken devlet-şirket el ele, zarar dağıtılırken vatandaş tek başına.

    Bu yüzden "bu nasıl vatandaşlık" sorusu boşuna değil. Vatandaşlık hak da ister, yükümlülük de. Şu an yükümlülük kısmı sonuna kadar çalışıyor, hak kısmı kapalı.

    GSS primi: "Zorunlu" diyor, herkesten kesiyor. Çalışan, emekli, öğrenci fark etmiyor. Alacağı varsa peşini bırakmıyor.

    Hizmet tarafı: Hastaneye gidince randevu yok, ilaç yok, tetkik için 3 ay sonraya gün veriyor.

    Çözüm önerisi: "Madem beklemek istemiyorsun, git özel sigorta yap. Özel hastaneye git."

    Yani hem kamuya prim ödüyorsun hem de hizmeti özelden parayla satın almak zorunda kalıyorsun. Devlet hem primden kazanıyor hem de "biz yükü özel sektöre devrettik" diyebiliyor.

    Ortada kalan kim?
    Sigortayı karşılayamayan.

    Park yeri meselesiyle de aynı: Önce vergi al, sonra sorumluluğu devret. Riski ve masrafı vatandaşa yık.

    Yangın deprem felaket olunca:
    Tarlan, evin , bağın, bahçen yanıyor yıkılıyor.
    Emek yılların.
    Gidiyorsun "sigortan var mı?" diyorlar. Yoksa "geçmiş olsun" deyip bırakıyorlar. Devletin afet fonu, tarım sigortası desteği lafta kalıyor. Zarar %100 senin.

    Devlet zarara uğrayınca:
    Deprem, sel, kur dalgası, borç... Hemen "zam, vergi, harç" geliyor. O zaman "milli dayanışma" oluyor. Fatura yine vatandaşa kesiliyor.

    Yani denklem şu:
    Kâr kamuda ve şirkette, zarar hep vatandaşa.

    "Ben her şeye vergi ödeyeceğim, hem de her şeye özel sigorta yaptıracağım. Devletin ne rolü var?"

    Cevap kağıt üstünde: Korumak, planlamak, denetlemek, afet anında yanında durmak.
    Sahada gördüğün: Tahsil etmek, sonra "kendi başının çaresine bak" demek.

    Bu yüzden insanlar "devlet baba" algısından çıkıp "devlet tahsildar" algısına geldi. Ne zaman sıkışsa ilk elini cebine atıyor, ne zaman sen sıkışsan ilk sorduğu "sigortan var mı?"

    Yangınlarda, sellerde, doluda en çok bunu gördük. Sigortalı olan bir şekilde ayakta kalıyor. Sigortasız olan siliniyor.

    Memur tarafı:

    İş güvencesi var. Kolay kolay işten atılmıyor. Maaş gününde yatıyor. Sendika pazarlığı toplu. Risk neredeyse sıfır. "Dokunulmazlık" dediğin de bu. Devlet kendi personelini sigortalıyor.

    İşçi tarafı:

    Patronun insafına kalıyor. Kıdem tazminatı için mahkeme, fazla mesai için kavga, işsiz kalınca ilk kapı dışarı. Prim günü yüksek ama maaş düşük. Risk tamamen sende.

    Emeklilik tarafı:
    Hepimiz aynı devlete GSS ve prim ödedik. Ama 4A, 4B, 4C diye ayırdılar. Hesaplama yöntemi farklı, yaş farklı, gösterge farklı.

    Sonuç: Aynı yaşta emekli olan memur ile işçi aynı maaşı almıyor. Esnaf daha da geride.
    Çok çalışan, çok prim yatıran işçiye "az maaş, yüksek prim günü" çıkıyor. Yani ceza gibi.

    Bu da "paralel devlet" hissini doğuruyor. Sanki iki sınıf vatandaş var:
    Biri devletin güvencesindeki, diğeri piyasanın insafındaki.

    Mantık şuydu: Memura güvence ver ki siyasete alet olmasın, devleti taşısın. Ama işçi sınıfını tamamen piyasaya bırakınca denge bozuldu. Şimdi ikisi de aynı marketten alışveriş yapıyor, aynı kirayı ödüyor, aynı vergiyi veriyor. Ama emekli olunca gelir makası açılıyor.

    Çok çalışana "kendi ayaklarının üstünde dur" deniyor ama riskleri de üstüne yıkılıyor. Az riskli olana ise "devlet arkanda" deniyor.

    Liberal ekonomide işveren temsilcileri elindeki devlet sadece işverenlerin haklarını korumak için vergileri asker polis hakimlere aktarır. Halk umurlarında olmaz.
    ABD yi örnek alıyoruz işte. 🙂
    Devlet memuru= işveren temsilcisi


  • Sizce Türkiye Savaşır mı?
    TENTENT TENTEN
    Tartışma türkiye savaşır mı

    Savaşa girmek için bir sürü bahane var.
    ABD ye silah için bağımlıyız.
    F35 için para ödedeik ama uçakları alamadık.
    Kullanılmış F16 uçağı vermişlerdi.
    Sözde yerli uçaklarımızın motorları ABD üretimi.
    İran ile mezhep ayrımı var.
    İranda Türk toplumu var.
    İsrail'i Azerbaycan destekliyor zaten. Türkiye üzerinden petrol veriliyor.
    Filistin için kuru gürültü yapıyoruz.
    İsrail düşman gösteriyorlar ama onun yerine İran'a saldıracağız.
    Suriye'ye Türkmenlere yardım PKK PJK ile savaş bahanesi ile asker gönderdik.
    Ama ESAD gidip yerine ABD yanlısı hükümet gelince sustular.
    Petrol kuyuları için PKK yı beslemeye gerek kalmadı.


  • Sizce Türkiye Savaşır mı?
    TENTENT TENTEN
    Tartışma türkiye savaşır mı

    @Yapma-Kafa said:

    @TENTEN said:

    ABD ile İsrail'in kara gücü yok. (askerlerinin canı tatlı dini motivasyonları yok)
    İran'a karşı savaşa girebilriz.

    İsrail 50 yıldır aktif kara savaşı veren bir orduya sahip. Bölgeyi de çok iyi tanıyor. Abd askerleri ile birlikte savaşıyorlar. 50 yıldır dünyada sınırlarını genişleten birkaç ülkeden biri israil.

    Denizde ise mavi marmara baskını iki kez yaşandı.

    Yani övmek amaçlı demiyorım ama israil ordusu hafife alınmamalı. Abd ise kendi askerlerini israil ordusuna ekleyerek savaştırıyor.

    Onların gücü teknolojiden kaynaklanıyor.
    Pahalı cihazları tükenince habire mola veriyorlar.
    Mavi marmara baskını sivillere yapılan bir baskın.

    Goben Breslau savaş gemilerinin Rusya'yı bombalayıp Osmanlıya sığınması gibi Türkiye yi NAtoya girebilmek için Kore savaşına katılmamız gibi İran ile savaşa sokacak bir sürü taktik var.
    Bizim yönetcilerin umurunda değil bunlar.


  • Sizce Türkiye Savaşır mı?
    TENTENT TENTEN
    Tartışma türkiye savaşır mı

    ABD ile İsrail'in kara gücü yok. (askerlerinin canı tatlı dini motivasyonları yok)
    İran'a karşı savaşa girebilriz.
    Mekke sözleşmesi savaşı tetikleme olasılığı var.
    İran dan veya başka bir yerden İran' dan atılmış gibi bir füze atılması yeterli.
    Azerbaycan dünden razı silah yardımı yapıldığı an savaşa girer.

  • Giriş

  • Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

  • Aramak için giriş yapın veya kaydolun
  • İlk ileti
    Son ileti
0
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar