• Kırâet, ağız ile okumak demekdir. Kendi kulakları işitecek kadar sesli okumağa, (hafî okumak) denir. Yanında olan kimselerin de işitecekleri kadar sesli okumağa, (cehrî) ya’nî yüksek sesle okumak denir. [Elmalılı Hamdi tefsîrinde diyor ki, (Mizmârdan, ya’nî ses çıkaran âletden, teypden, hoparlörden çıkan sese okumak denmez, zırlamak denir).


  • Evet hoparlörle ezan okumanın yanlış olduğu görüşü bir türlü diyanette yer bulamadı. Halbuki bu görüş çok yaygındır ve temel bir görüştür. Üstelik sesi sonuna kadar açmayı marifet sanıyorlar. Büyük camilerin yanında ezan başladı mı konuştuğun birine laf anlatmak olanaksız oluyor. Gürültüden ne dediğinin anlaşılması imkansız.

    Ülke basit tek kutuplu görüş sabitlemesinden çıkma kapasitesinde hiç değil. Biz böyle gördük babamızdan eski tas eski hamam anlayışı değiştirilmeye yanaşılmıyor. Dededen görme de çok önemli değil illa babadan görme. Yani ama geçmişin kökenleri bu kadar kısa değil ki?

    Öte yandan konfor ise saniyesinde benimseniyor. Kafa yorulacaksa ise hiç o semte uğranılmıyor.


  • Ne kadar bagirdikca kendi putlarına o kadar şirin gözükeceklerini düşünüyorlar sanıyordum ama öyle değilmiş. Birincisi kendi inanan kitlesini tezahürata getirip cebi doldurmak ve ikincisi de düşman gördükleri taraftan intikam almakmış.


Benzer Konular