• Kurucu

    Berkeley düşünce tarihinin, hiç kuşku yok ki en büyük idealistidir. İkili anlamda idealist bir filozoftur; buna göre o, modern idealizmin kurucusu olarak, zihinden bağımsız bir gerçekliğin olamayacağını, gerçekliğin zihne tabi olduğunu öne sürer. İkinci olarak maddenin var olmadığını, gerçekten var olanın ide olduğunu söylemesi anlamında da idealist bir filozoftur. Sadece Hobbes’un materyalizmine değil, fakat Kartezyen ve Lockeçu düalizme de karşı çıkan Berkeley, materyalizme esas itibariyle kuşkuculuğa ve ateizme yol açtığı gerekçesiyle saldırmıştır.

    Berkeley’in idealizmi, kendi mizacı yanında, 17. yüzyılın bilimsel devrimine eşlik eden bilimsel materyalizmin bir sonucu olmak durumundadır. Berkeley, modern bilim ve ona eşlik eden mekanik felsefe veya bilimsel materyalizmin, sanıldığı gibi deizme değil, fakat Hobbes’ta açıklıkla ortaya çıktığı üzere, bizi ateizme götürdüğüne kanaat getirmişti. Göklerde kusursuzca açığa çıkan ilahi düzen ve Tanrısal plan vurgu yapan Newton’dan farklı olarak, modern bilimin bir bilimsel materyalizme yani evrenin son çözümlemede maddeden veya hareket halindeki algılanamaz madde parçacıklardan meydana geldiği görüşüne yol açtığını savunuyordu. Maddi dünya, fiziki evren, Tanrının varoluşunun delili olmak bir yana, gerçekten var olan yegâne varlık alanı olup, başka hiçbir şeyin varoluşuna gerek ve imkân bırakmaz. Öyleyse, Berkeley’e göre Materyalizm, kaçınılmaz olarak ateizmi, yalnız ve yalnızca maddenin varolup, Tanrının hiçbir şekilde varolmadığı görüşünü doğurur. Felsefeyle, teorik ilgi ve kaygılardan ziyade pratik kaygılarla meşgul olan ve hayatının ikinci yarısını toplumsal bozukluk ve kötülükleri ortadan kaldıracak reform ya da misyonerlik çalışmalarıyla geçiren Berkeley’e göre, ateizmin kaçınılmaz sonucu, önce nihilizm, sonra da anarşi ve kargaşa olmak durumundadır. Bu nedenle, onun ilk ve en büyük hedefi materyalizm olmuştur.


Benzer Konular