• Kurucu

    Çin dinlerinden Konfüçyanizm ile Taoizm’in bir din veya felsefe ya da dünya görüşü ve ahlak temeli gibi farklı çerçevelerde tanımlanması mümkündür. Bu bağlamda Konfüçyanizm Çin geleneklerine ve Çin ulusal bilincini diri tutmaya dönük öğretileri savunurken Taoizm insan ile tabiat arasındaki doğal ilişki üzerinde kurgulamalarda bulunmuştur. Bir Japon dini olan Şintoizm ise Japon millî dini ve Japon geleneklerinin teolojik zeminini ifade etmektedir. Ancak bu dini/felsefi geleneklerin modern çağın materyalist ve seküler ideolojileri karşısında gerilediği ortaya çıkmıştır. Budizm’in Tibet, Çin ve Japonya’da yaygınlaşması ise ortak kültürel zemin üzerinde gelişen bir dinsel yapıyı ifade etmektedir.

    Konfüçyanizm belirgin bir tanrı anlayışı ve ölüm sonrası hayata ilişkin herhangi bir öğretisi olmaması nedeniyle bir din değildir. Öte yandan Konfüçyan gelenek Çin sosyal ilişkileri ve ahlaki düşüncenin oluşmasında önemli bir etken olmuştur. Nitekim ilah ve bir kurtuluş vizyonu olmaksızın Konfüçyanizm din gibi önemli bir rol oynamıştır. Konfüçyanizm’in kurucusu Kong Qiu (K’ung Ch’iu; Latinize edilmiş ismiyle K’ung Fu-tzu) MÖ 552’de küçük bir eyalet olan Lu’da doğmuş ve MÖ 479’da ölmüştür. Konfüçyus Çin’de resmî bir eğitim sisteminin geliştiği dönemde soyluların çocuklarının öğretmeniydi. Konfüçyus kendisini takip eden küçük bir taraftar grubuyla bölgeden bölgeye göç etmiştir. Bu taraftar grubundan pek çokları daha sonar önemli devlet görevlileri olmuştur. Konfüçyus yaşadığı dönemde meşhur bir isim olmamıştır. Hatta zaman zaman kendisini başarısız bir vaiz olarak bile değerlendirmiştir.

    Konfüçyus daima kudretli bir idareciye danışman olmanın özlemini çekmiş ve böylesi bir idarecinin kendisinin doğru tavsiyeleriyle donanmış olarak ideal bir dünyayı tesis edeceğine inanmıştır. Konfüçyus’a göre cennetin ve ölümden sonraki yaşamın anlaşılması insani kapasitesinin üzerindedir. Bu nedenle kişi bu tür inançlar yerine bu dünyada sergilediği doğru davranışları üzerine yoğunlaşması gerektiğini savunmuştur. Bazı öğrencileri tarafından kaleme alınan en erken kayıtlarda Konfüçyus’un güçlü dinsel öğretileri dile getirmediği, daha çok kişinin ebeveynine, öğretmenlerine ve büyüklerine nasıl davranacağına ilişkin davranış ve sosyal saygı kurallarını öne çıkardığını göstermektedir. Aynı zamanda Konfüçyus öğrencilerine karşılaştıkları diğer insanların kültürel normlarına saygı göstermelerini ve herkesten birşeyler öğrenmesini tavsiye etmiştir. Konfüçyus’un öğretileri daha sonra otoriteryen politik filozoflar tarafından katı kurallara dönüştürülmüş ve Çin tarihinin önemli bir dönemi için Konfüçyanizm otoritenin değişmez hiyerarşisi ve sorgulanmayan itaat doktrinin gelişmesine temel olmuştur.

    Ömrünü Çin klasiklerini talim etmeye ve geliştirdiği sosyal öğreti ışığında Çin toplumunda baş gösteren huzursuzluğu ve kargaşayı sona erdirerek tekrar huzuru sağlayacak bir yönetim tesis etmeye adayan Konfüçyus, insanların ahlaki karakterini üst düzeye çıkarmaları gerektiği üzerinde ısrar etmiştir. Ahlaki olgunluğa vurgu yapan Konfüçyus bu olgunluğun yönetici-yönetilen, baba-oğul, karı-koca, büyük kardeş-küçük kardeş ve arkadaş-arkadaş arasında kurulacak münasip sosyal ilişkilerle mümkün olacağını savunmuştur.

    Konfüçyus’e göre kişinin içinde yaşadığı ülke aslında onun dünyaya geldiği ailesinin bir uzantısıdır. Ülkenin idarecisi ailenin reisi olan baba, yetkililer ebeveyn, halk da ailenin çocukları gibidir. Ailenin üç temel sorumluluğu vardır:

    Soyun devamını sağlamak,
    ailenin refah ve mutluluğunu temin etmek,
    toplumda ailenin olumlu bir intibaının olmasını sağlamak.
    Konfüçyus atalara mutlak itaat gösterilmesi ve genç nesillerin göksel iradeye uygun olarak yetiştirilmesi gerektiğini öğretmiştir.

    Konfüçyus’un düşünceleri onun ölümünden sonra dikkat çekerek meşhur olmuştur. Pek çok Çinli filozof ve düşünür Konfüçyus’un öğretilerini analiz etmişler ve bu öğretilere insanın doğası ve ahlakilik hakkındaki kendi düşüncelerini de eklemişlerdir. Esas olarak ise Konfüçyus’un yeniden yorumlanan düşünceleri başta politik idare ve hükümet olmak üzere pek çok sosyal uygulamanın kaynağı olmuştur.

  • Moved from Din & İnanç by  phi phi 

Benzer Konular