İçeriğe atla

Genel Alanlar

463 Konu 3.4k İleti

Alt kategoriler


  • 42 399
    42 Konu
    399 İleti
    Yapma KafaY
    Gençlere girişimci ol diyorlar. Girişimcilik fırsat eşitliği varsa olur. Aksi halde yalandan teyyaredir. Gsm alanında girişimci olamazsın tekel var. Cam sanayisinde girişimci olamazsın tekel var. Market alanında girişimci olamazsın çifte standart var. Oto sanayide girişimci olamazsın distribütör tekeli var. Gençlere girişimci ol diyorlar. Geriye çiftçilik, inşaat işçiliği ve sanayi ustalığı kaldı. Köye gidip peynir üretsen kasabadaki market rafına giremezsin. 50 tane denetimden çifte standart yersin. İsmini vermeyeyim ama 2-3 büyük markada natamisin fazlası, aflatoksin, antibiyotik kalıntısı haberleri çıktı. Geri toplama: Eğer ürün "acil halk sağlığı riski" sınıfına girmiyorsa, piyasadan toplama zorunluluğu gelmiyor. Sadece "parti numarası" uyarısı yapılıyor. Şimdi 400 bin TL ceza büyük üretici için ne? Günde 50 ton peynir üreten bir fabrika için 1 saatlik ciro bile değil. O yüzden ceza caydırıcı olmuyor. Küçük üreticide ise 400 bin TL ceza direkt kepenk kapattırıyor. Aynı kanun, etkisi farklı. Bunlar tamamen adı konmamış kast sistemi ile ilgili. Metro bile avm'nin önüne gidiyor. Halkın değil kirli siyasetin çıkarına göre düzenleniyor.
  • 103 Konu
    537 İleti
    A
    Bazı tarihler yalnızca takvimde yer alan günlerden ibarettir. Bazıları ise insanın hayatını sessizce ikiye böler: öncesi ve sonrası. Buna Dört Ocak Teorisi demek mümkündür. Dört Ocak Teorisi, hayatımızdaki en önemli değişimlerin her zaman büyük olaylarla başlamadığı düşüncesine dayanır. Bazen sıradan görünen bir karşılaşma, kısa bir konuşma, verilen küçük bir karar ya da yalnızca birkaç saniyelik bir an, yıllar sonra bambaşka bir hayatın başlangıç noktası haline gelebilir. İşin ilginç tarafı, o an bunun farkında olmayışımızdır. Bir insan hayatımıza girer ve onun kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu bilemeyiz. Bir kapı kapanır ve bunun kayıp mı yoksa yeni bir yolun başlangıcı mı olduğunu anlayamayız. Bir karar veririz ve o kararın bizi yıllar sonra hangi noktaya taşıyacağını göremeyiz. Ancak zaman geçtikten sonra geriye baktığımızda bazı noktaları birbirine bağlayabiliriz. Dört Ocak Teorisi tam olarak burada başlar. Teoriye göre hayatımızda anlamını sonradan kazanan tarihler vardır. O gün yaşanan olay değişmez; fakat bizim o olaya yüklediğimiz anlam zaman içerisinde büyür. Bir zamanlar sıradan görünen bir gün, yıllar sonra bütün hikayenin başladığı yer olarak karşımıza çıkabilir. Bu yüzden Dört Ocak bir tarih olmaktan çok bir metafordur. Herkesin hayatında bir “Dört Ocak” olabilir. Bir insanla ilk kez karşılaştığınız gün. Hayatınızdan çıkmaya karar verdiğiniz an. Hiç beklemediğiniz bir haber aldığınız tarih. Kendiniz hakkında ilk kez farklı düşünmeye başladığınız gece. Ya da hiçbir şey olmadığını sandığınız halde, aslında her şeyin değişmeye başladığı o sıradan gün... Dört Ocak Teorisi bize şunu hatırlatır: Hayatımızı değiştiren anları, çoğu zaman onları yaşarken tanıyamayız. Çünkü bazı başlangıçlar başlangıç gibi görünmez. Bazı vedalar gerçekten son değildir. Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bizi başka bir insana dönüştürmek için gelir. Ve bazı tarihler vardır; üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, insan dönüp baktığında aynı şeyi düşünür: “Meğer her şey o gün başlamış.” İşte o gün, sizin Dört Ocağınızdır. Sevgiler.
  • 105 Konu
    694 İleti
    zodyakZ
    - MÖ 2500 - Mısırlılar: İlk onlar. Nil'den Kızıldeniz'e Wadi Hammamat çölünden gemileri söküp eşek sırtında taşıyıp tekrar birleştiriyorlar. *- MÖ 650: Mısır kayıtlarında taşkın zamanı ters akmaya başlayan nil nehrinden gemileri geçirmek için karadan çamur ve kızak üzerinde kaydırdılar. - MÖ 600 - Korint Yunanları: İlk mühendislik yolu yapanlar. Korint Kıstağı'na Diolkos adında taş raylı yolu yapıp gemileri kızak üstünde 6 km sürüklüyorlar. - MÖ 332 - İskender: Sur Kuşatması'nda Fenike'den getirdiği gemileri karadan yürütüp adayı arkadan kuşatıyor. Fatih'in taktiğinin birebir atası. - MS 800-1100 - Vikingler: Bu işi otoyola çevirenler. Hafif longship'lerini Baltık'tan Karadeniz'e inmek için Rusya'daki nehirler arasında her sene sırtlarında taşıyorlar. Bugün Rusya'da adı Volok'la biten her şehir onların çekme noktası. *- 1097 yılında 1.Haçlı seferinde iznik kuşatmasında gemiler karadan yürütülerek iznik gölüne indirilmiştir. - MS 1453 - Osmanlılar: Fatih, 60-70 kadırgayı Dolmabahçe'den Kasımpaşa'ya dağı aşırıp Haliç'e indiriyor ve zinciri işlevsiz bırakıyor. Mantık hep aynı: kütük + yağ + halat. Değişen sadece geminin ağırlığı ve taşıyan kişi sayısı.
  • 148 Konu
    1k İleti
    Yapma KafaY
    @Sputnik said: @pakize burada mısın? Pakizeyi Zalmai Kays aldı date çıktılar götürdü.
  • 10 Konu
    25 İleti
    zodyakZ
    Pierre Bourdieu'nün "La Misère du monde" / Dünyanın Sefaleti (1993) kitabı, Fransa'da 90'ların başında yaşanan toplumsal çöküşü insanların kendi ağzından anlatıyor. Tezli bir sosyoloji kitabı değil, 3 yıl süren saha görüşmelerinin toplamı. Neyi anlatıyor? Bourdieu ve ekibi, işçi, memur, öğretmen, öğrenci, göçmen, banliyö gençleri, işsizler gibi toplumun farklı köşelerinden 50'den fazla insanla derinlemesine konuşuyor. Her bölümde önce kişinin kendi hikayesi var, sonra Bourdieu'nün ekibinin analizi. Ana derdi şu: Yoksulluk sadece parasızlık değil. Kitapta 3 tür sefaletten bahseder: 1. Büyük sefalet: Evsizlik, işsizlik gibi herkesin gördüğü sefalet. 2. Küçük sefalet / Konum sefaleti: Kitabın asıl bulduğu şey bu. İşi var, evi var ama sistemin içinde aşağılanıyor, değersiz hissettiriyor. Örneğin kariyer hayalleri ile okumuş biri işyerinde daha beter aşağılanıyor hiçbir saygınlığı yok. Ya da bir belediyede çalışan sosyal hizmet görevlisi, devletten aldığı çelişkili emirler arasında ezildiğini anlatıyor. Köyden kente daha iyi bir yaşam hayali ile gelmiş ama elitler tarafından daha beter dışlanmış. 3. Devletin geri çekilmesi: Bourdieu'ye göre 80'lerde neoliberal politikalarla devlet sosyal alandan çekildi, okul, hastane, toplu konut gibi yerler çöktü ve bu "küçük sefalet" ortaya çıktı. Sağ el (maliye, ekonomi) sol eli (eğitim, sosyal hizmet) boğuyor diyor. Neden önemli? O döneme kadar sosyologlar istatistikle konuşuyordu. Bourdieu "insanları dinleyin" dedi. Kitap Fransa'da çok sattı, siyasetçileri bile sarstı. Bugünkü sarı yelekliler, banliyö isyanları gibi olayların kökenini 30 yıl önce haber veren kitaplardan biri olarak görülür. 600 sayfalık bir kitap.
  • Katilin Takipçi Sayısı 15 Kat Arttı

    kadın cinayetleri hipergami
    3
    1
    0 Oy
    3 İleti
    37 Bakış
    Yapma KafaY
    @Sputnik said: Psikopat tipleri seven ruh hastası kadınlarda var. Canlarına susamışlar. Kadınlar da var demek doğru değil. 15-25 yaş arası büyük çoğunluk böyle oluyor. 25 den sonra başına kçtü birşey gelmeyen şanslı kadınlar ancak ayakları yere basmaya başlıyor. Ama o saatten sonra da efendi erkekler onları tercih etmiyor. Geçmişi kirli kıza emek vermez akıllı erkek. Evlilikler bu yüzden azaldı. İyi de oluyor aslında. Bu tipler anne olamıyor.
  • Hangi Balıklar Yenmeli

    hangi balık yenir
    2
    0 Oy
    2 İleti
    22 Bakış
    Yapma KafaY
    Midye ıstakoz istiridye kalamar Onlar en kirli grup. Dip balığından bile beter. Niye? Mezgit dipte yatıyor dedik ya, bunlar dibi SÜZÜYOR. Filtre gibi. Midye, istiridye: Günde 20 litre suyu süzüyor, deterjan + ağır metal + mikrop hepsini etinde topluyor. O yüzden midye dolma en riskli sokak yiyeceği. Deniz yada havyz midyesi farketmez. Bildiğin zehir süzgeci.. Istakoz, yengeç, karides: Denizin çöpçüsü. Ölmüş balık, lağım ne varsa yiyor. Kadmiyum bunlarda zirve yapıyor. Yengeçin sarı ciğeri var ya, millet bayılıyor, işte zehrin ta kendisi. Kalamar, ahtapot: Biraz daha iyi, çünkü göç ediyor ama mürekkebi ve iç organında biriktiriyor. Temizlenince fena değil. Sıralama en kirliye göre: Midye > Yengeç / Istakoz > Karides > Kalamar > Ahtapot Marmara'dan çıkan midyeyi zaten Tarım Bakanlığı kapattı, toplanması yasak ama hala satılıyor. Kalamar da genelde Marmara'dan, tavada bembeyaz olan ithal kalamar daha temiz (Hindistan kalamarı).
  • Fıkra Köşesi

    fıkralar
    4
    0 Oy
    4 İleti
    109 Bakış
    phiP
    @yapma-kafa kereste ve kavak bizim kullanicilarimiz, geregi yok polemik yaratmaya.
  • Ütopyalılar

    ütopya halkı ütopyalılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    37 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • İnek Şaban Olmayın

    inek şaban şaban karakteri
    11
    0 Oy
    11 İleti
    133 Bakış
    zodyakZ
    @phi evet ama dünyada bir sürü de kişilik var. En azından üst seviye kişilikler alt seviyelerden daha iyidir. Özellikle türkiyedeki reklamlarda erkeklere şaban olmayı önemli bir şey gibi gösteriyorlar. "Bunu al kızlar sana dokunacak , bunu kullan kızlar peşine düşecek" gibi.. Bu şabanlık türk erkek tiplemesinde masum gibi algılanıyor. İdeal sempatik erkek gibi gösteriliyor. Halbuki tam tersi. Sempatik değil karakteri düşük kullanılmaya uygun birini temsil ediyor. Hababam sınıfı ve benzer diğer filmlerde bu kullanışlı karaktersiz yapısı açıkça vurgulanmasına karşın biz onu sadece komedi olarak görüyoruz. Bir erkek kızlara yaranmak için şaklaban olmak zorunda değil. Şabanlık centilmenlik değil tam tersi çıkarcı kişilik olduğundan kızlara şirin görünmeye çalışmasının ardında bir niyet beklenti de var. Türk toplumunda bu tipin karşılığı çok fazla ne yazık ki. Kızlara da önerim Kezban olmayın. Bunu da ayrı bir başlıkta incelemek gerek.
  • İş Kazalarında Ölen yada Sakat Kalanlar Neden Erkek?

    iş kazaları
    3
    0 Oy
    3 İleti
    84 Bakış
    zodyakZ
    Titanik faciasında erkeklerin yüzde 80 i ölmüş. Çünkü erkeklik taslayıp kadınlarla filikalara binmeyi reddetmişler. Günümüzdekiler "Erkek Adam" kışkırtmalarına daha çabuk kanıyorlar.
  • Dünyanın En Zengin Yüzde 1'i

    çevre koruması en zenginler
    3
    2 Oy
    3 İleti
    85 Bakış
    zodyakZ
    Küresel ısınma bahane Ucuz kaynak ve rant şahane Geçenlerde araba yarışını izlemek için onbinlerce milyoner yatları ile lüks araçları ile geldiler. Onbinlerde ton yakıt harcandı. Kimin umurunda.
  • Temizlerken Kirleniyoruz

    çamaşırsuyu tehlikelidir deterjan gereksizdir
    1
    1 Oy
    1 İleti
    41 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Yaman Dede Kimdir

    yaman dede sezen aksu yamanlar koleji
    1
    1 Oy
    1 İleti
    44 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Aktif ve Pasif Kelime Hazinesi Nedir?

    dilbilimi
    4
    1 Oy
    4 İleti
    103 Bakış
    D
    Dağarcıkta ne kadar çok sözcük, o kadar zengin kültür birikimi...
  • En iyi Hapis Cezası Nedir

    en iyi hapis cezası
    1
    1 Oy
    1 İleti
    65 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Türkiyede Sosyal Devlet Anlayışı

    sosyal devlet
    1
    0 Oy
    1 İleti
    42 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Geri Dönüşüm Logolu Ürünler

    doa kampanyası iade makinaları nerede
    1
    0 Oy
    1 İleti
    54 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Buğday Nasıl Bulundu

    buğdayın kökeni
    1
    0 Oy
    1 İleti
    62 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Too Big to Fail

    too big to fail
    2
    0 Oy
    2 İleti
    75 Bakış
    Yapma KafaY
    Böylece sistem yeteneksizleri görevde tutmaya devam ediyor yeniden aynı hataları yapıp batsınlar diye. Çünkü nasılsa devlet koruması var diyerek sorumsuzluk başlıyor. "Too big to fail" = "Yeteneksizliği ödüllendirme" sistemi Doğada işleyen mekanizma şuydu: Hata yap → Bedelini öde → Elen → Yerine daha iyisi gelsin "Too big to fail" bunu tersine çevirdi: Negatif seçilim Hata yap → Devlet/Banka kurtarır → Aynı koltukta kal → Aynı hatayı tekrar yap Neden devam ediyor? Sorumluluk yok Batırsan bile kovulmuyorsun. Çünkü "sen gidersen şirket batar" deniyor. Risk alan CEO, zararı topluma, kârı kendine yazıyor. Öğrenme yok Doğada 1 kere düşen hayvan bir daha o uçuruma yaklaşmaz. Burada 2001’de battın, 2008’de battın, 2020’de yine kurtarıldın. Ders alınmıyor. Rekabet donuyor Yenilikçi, yetenekli küçük şirket yukarı çıkamıyor. Çünkü yukarıdaki yerler "zombi" şirketlerle dolu. Devlet ve banka onları fişten çekmiyor. Thy den büyük olmana izin verilmiyor. İşbankası gibi imtiyazlı ilişkiler sana tanınmıyor. Şişecam hiçbir gelişim göstermese de cam sektöründe piyasa belirleyici olarak kalmasına izin veriliyor. Sonuç: Zombi Ekonomi Japonya’da 1990’lardan beri var bu. Batması gereken şirketler krediyle yaşatılıyor. Ne büyüyebiliyorlar ne ölebiliyorlar. Kaynakları tıkıyorlar. Türkiye’de de aynı: Borcunu ödeyemeyen ama "sistemik" diye yaşatılan şirketler. Banka "batırırsam benim kredim de gider" diye sürekli yapılandırıyor. İroni Sosyal Darwinizm "güçlüler kalsın" dedi. Uygulama: "Büyükler kalsın, güçlü olmasalar bile" Yani sistem bilinçli olarak hatayı tekrarlatıyor. Çünkü kısa vadede "şimdi batmasın" demek, uzun vadede "daha büyük batış" demek olduğunu kimse göze alamıyor.
  • Ayların Adları ve Gün Sayılarına Kim Karar Vermiş

    ayların kökeni ay adları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    46 Bakış
    Kimse yanıtlamadı
  • Emlak Fiyatları ve Gelir Dağılımı

    kensel dönüşüm plansız şehirler
    2
    0 Oy
    2 İleti
    70 Bakış
    Yapma KafaY
    Bakın avrupadan rasgele seçilmiş emlak ilanları. Bahçeli otoparklı..Türkiyede böyle yeri anca tatil köylerinde gösterirler. [image: Screenshot_20260828-091419_Firefox.jpg] [image: Screenshot_20260828-092031_Firefox.jpg] [image: Screenshot_20260828-092118_Firefox.jpg] [image: Screenshot_20260828-092225_Firefox.jpg] [image: Screenshot_20260828-092319_Firefox.jpg]
  • Madem Su Kıtlığı Var

    su kıtlığı
    2
    0 Oy
    2 İleti
    92 Bakış
    Yapma KafaY
    Uyduda aynı tv kanalının bir SD bir de HD yanınları niye var. Boşuna elektrik israfı olmuyor mu. Neymiş efendim türkiyede hala sd uydu alıcıları varmış. Değiştirsinler birader. Hd alıcılar servet değerinde değil ya. Özellikle trt her kanal için çift sinyal gönderiyor. Ne gerek var? Lafa gelince kamu spotlarında enerji tasarrufu diyorlar. İcraata gelince yok. "Çevreciyiz" diye reklam yapan kurumların en büyük israfın kendi yayınında olması ironik. Neden HD kampanyası başlatmıyorlar? Para kimseye dokunmasın SD'yi kapatırsak 70 yaşındaki amca "benim TV gitti" diye arayacak. Operatör müşteri hizmetleri kilitlenecek. RTÜK'e şikayet yağacak. Hiçbiri bu topa girmek istemiyor. "Zaten geçecekler" mantığı* "Zamanla herkes HD TV alır, SD kutular bozulur" diye bekliyorlar. Yani doğal seleksiyon Ama bu da 10 sene sürüyor. 10 yılda bu sd yayın için harcanan cihaz masrafı soğutma ve elektrik astarı yüzini geçti bile. Avrupa ne yaptı? Almanya, Fransa "31 Aralık 2020 itibariyle SD bitti" diye 1 sene önceden afiş astı. Millet mecbur 50 euroluk HD alıcı aldı. İlk 3 ay kıyamet koptu, sonra herkes unuttu. Türkiye'de de Türksat'ın elinde koz var aslında. Tek bir duyuru: "01.01.2028'den sonra 10758 V frekansındaki SD yayınlar kapanacaktır." O gün gelince %90'ı geçer. Lafa gelince enerji tasarrufu, yeşil mutabakat... yok şişe geri dönüşüm makinası... ama icraat yok. Çünkü kısa vadede kimse oy kaybetmek istemiyor. Lafı gelmişken şişe geridönüşüm makinalarının maliyeti yaptıkları geri dönüşümden daha pahalı görünüyor. O işte de bir iş var gibi.
  • Bu Kadar TV Kanalını Kim Finanse Ediyor

    tv kanalları
    4
    0 Oy
    4 İleti
    108 Bakış
    Yapma KafaY
    @TENTEN kanka ulusal tv gibi bir kanal bile parti üyelerinden geçiniyorsa diğerlerinin ne halt ettiği şaibeli. Büyük olasılıkla çamaşır makinesi görevi görüyorlardır.
  • Türkiyede Toplumsal Sözleşme Bozuldu mu

    toplumsal sözleşme
    10
    0 Oy
    10 İleti
    239 Bakış
    TENTENT
    @Yapma-Kafa said: @TENTEN said: ABD okul baskınlarını örnek almışız mesela. Abd 4x4 değil zaten. Ama türkiye daha kötü. Türkiye dünyadaki ne kadar negatif olay varsa aynısını uyguluyor. Maddi yada manevi bütün pislikleri rahatça alıp normalleştirebiliyor. Abdli milyarderler epstein ve diğer görünmez ortaklarının kara paraları vergi cennetlerine taşınmadan önce biryerlerde aklanıyor. Örneğin isviçre vergi cennetinde bir bankaya milyardolar yatırmadan önce o parayı çamaşır makinesi görevi gören ülkelerin borsa emlak sisteminde bir güzel aklamaları gerekiyor. İşte o ülke hangi ülke? Neden böyle yapıyorlar? Halktan mı çekiniyorlar? Yooo..halk umurlarında bile değil artık. Tamamen teslim alınmış bir insanlık var ellerinde ama çekindikleri şey ne o zaman? Neden aklama gereği duyuyor? Rakipleri. Evet rakiplerinden çekiniyorlar. Tek korkuları rakipleri tarafından avlanma korkusu. Bu korkuyu yenemezler çünkü karakterleri böyle. Bütün dünyada uygulanan seçim sistemi parası olana öncelik tanıyor. Parası olanda parasını katlayacak yasalar çıkartır. Parası olmayıpda meclise girmişse parası olanın temsilcisidir. Kanun denilen şeyleri bu seçilenler çıkartıyor. İhaleleride bunlar belirliyor. Çıkar dengesi içinde azınlığın hakkı oluyor. Çoğunluk geliri olmayanda köle.