• Kurucu

    Aydınlanmaya, Aydınlanmanın özellikle de politik boyutuna yönelik en sert eleştiri ise, muhafazakârlığın babası kabul edilen İngiliz filozofu Edmund Burke’den (1729-1797) gelir. Reflections on the Revolution in the France [Fransa’daki Devrim Üzerine Düşünceler] adlı temel eserinde, Burke bir yandan insanın duygusal ve ruhsal yaşamının evrenin genel düzeniyle uyum içinde olduğunu, toplum ve devletin, insanın yeteneklerinin eksiksizce geliştirilmesine imkân sağladığını, ortak çıkarlara hizmet ettiğini savunurken, bir yandan da Fransız Devrimi’nin kendi ülkesinde yaptığı etkiden hareketle, devrimin dayandığı teorik temellerin zayıflığını gözler önüne serme gayreti içinde olmuştur.

    Onun düşüncelerine, eserleriyle politik faaliyetlerine bir kuşkuculuğun, politik akılcılığa, yani bütün bir soyut ve rasyonel yapılar, idealler ve perspektifler alanına karşı derin bir üvensizliğin hâkim olduğu kabul edilir. Burke, politik hayatın kompleks, gizemli, hayati ve temel verileri olduğunu düşündüğü unsurların soyut, genel ve rasyonel kategorilerin perspektifinden planlanmasına, tahrif edilmesine veya eleştirilmesine şiddetle karşı çıkıyordu. O, sisteme ve soyutlamaya karşı çıkarken, somut ve belirli sorunları tedricen ve yasalara uygun bir tarzda çözmekten yana oldu. Bu yüzden onun düşünce sisteminin, biri özellikle Aydınlanmaya yönelik eleştirilerden oluşan negatif, diğeri de kendi muhafazakâr düşünüşünü ifade ettiği pozitif yön olmak üzere, iki ayrı boyutu olduğu söylenebilir.


Benzer Konular