• Kurucu

    Bentham’ın bütün görüşlerine temel oluşturan bireyci etik anlayışı, oldukça yalın ama bir o kadar da temel bir öncülden yola çıkar: En yüksek iyi hazdır. O söz konusu öncülü, insan doğasıyla ilgili bir hakikat, insanın psikolojik yapısına dair bir gerçeği diye ortaya koyar. Başka bir deyişle, onun yararcı etik teorisinin temelinde, olgu bildiren bir öğreti olarak psikolojik hazcılık bulunmaktadır: “Doğa insanı iki hükmedici efendinin yönetimine vermiştir: Acı ve haz. Ne yapacağımızı belirlemek kadar, ne yapmamamız gerektiğine işaret etmek de sadece onlara düşer. Onlar bizi yaptığımız her şeyde, bütün söylediklerimiz ve düşündüklerimizde yönetmektedir. Onlara tabiiyetimizden kurtulma yönündeki tüm çabamız bunu kanıtlamaya ve teyit etmeye yarar.”

    Etik alanında yönteminin gözlemden meydana geldiğini, “fizik için deney ne ise, etik için de gözlemin o olduğunu” söyleyen Bentham’a göre, insanın birtakım arzulara sahip olduğu ve bu arzuları tatmin etmek için çaba harcadığı psikolojik bir hakikattir. O da tıpkı Epiküros gibi, insan doğasının hazza yönelip acıdan kaçacak şekilde kurulmuş olduğunu, bunun psikolojik bir zorunluluğu ifade ettiğini öne sürer. O hazla, dar teknik anlamı içinde arzu edilir bedensel duyumu, hoş fiziki hareketi anlar. Bununla birlikte, hazla anlatmak istediği şeyi biraz daha açıklığa kavuşturabilmek için de bir hazlar listesi hazırlar: Tat alma, işitme, koku alma, dokunma ve görme duyumlarıyla cinsellikten, sağlık ve hastalıktan, yeniliklerle iç daralmasından kaynaklanan haz ve acılar; zenginliğin getirdiği haz; yetenekli olmanın yarattığı keyif ile yeteneksizliğin yol açtığı sıkıntı; dostluğun verdiği, aşk ve nefreti de içeren haz ve acı; ünlü olmanın, iktidarda bulunmanın doğurduğu haz; dini görevleri yerine getirmenin verdiği manevi doyum ile Tanrı korkusunun yol açtığı acı; duygudaşlığın doğurduğu haz ile kötücüllüğün neden olduğu acı; bellekten, hayal gücünden, bekleme ile çağrışımdan kaynaklanan hazlar.


Benzer Konular