Haber kaynaklarına ufak ufak düşmeye başlayan ölümcül bir salgından söz edilir olmuştu. Çin’in Guangdong Eyaletine bağlı Foshan Şehrinde görüldüğü bildiriliyordu. Uzak bir diyar ve nasıl olsa denetim altına alınması mümkün diye düşünülüyordu; lakin Foshan Şehrinin o zamanalar resmi rakamlarına göre 9 milyondan fazla insanı barındıran sanayii ve ticaret merkezlerinden biri olduğu göz ardı ediliyordu. Teknolojinin ilerlemesi insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi mikro-organizmaların da daha hızlı yayılmalarını sağlıyordu. Ulaşım teknolojisinin geldiği aşama itibariyle yerinde duramayan insan için muhteşem olanak sağlamış ve insanlar oradan oraya gidip gelip, sürekli yer değiştirmeye başlamışlardı. Denetim altında olduğu söylenen ve daha sonra DSÖ tarafından SARS/Covid-2 olarak tanımlanan virüs bu ulaşım temposuna ayak uydurmakta geri kalmamış ve kısa bir sürede neredeyse tüm gezegene yayılmıştı. Değişik bölgelerden gelen iç-karartıcı haberler ve ardından önlem amaçlı sokağa çıkma yasakları neredeyse tüm dünyayı pandemi denilen karantina yasaları kapsamında ev-hapsine mahkum etmişti. Hijyen sağlayan maddelerin satışı rekorlar peşinde koşuyordu. Temel hak ve özgürlüklerin elde edilebilmeleri için on bin yıllık mücadele adeta çöpe gitmiş, idari tasarruflarla bu ev-hapsi herkesçe benimsenmişti. “Liberal Virüs” ün gezegenin neredeyse tümüne egemen olduğu bir zaman diliminde onlarca yıl aşındırdığı zeminlerin sorumluları ortalıkta görülmezlerken, kendi yarattıkları ve önüne geçemedikleri Covid-2 mikrobunu ortak düşman ilan etmiş ve ona karşı savaş açtıklarını açıklamışlardı. Virüsün yayılma hızı ve etkileri arttıkça gezegene panik havası egemen olmuş, panzehirini bulabilmek için bilim-insanları kolları sıvamışlardı. Çok uluslu ilaç şirketlerinin başı çekmesi zaten yaşanan bir gerçekti. “Liberal Virüs”ün egemen olduğu ekonomik-politik sistemlerde ülkenin gelişmişlik durumunu ifade eden GSMH/GSYİH/Ulusal Gelişmişlik Durumu/Gayri safi milli hasıla/Gayri Safi Yurt İçi Hasıla denilen ölçek üretim üzerinden değil de tüketim üzerinden yapılan bir endekse göre biçimlendirilmişti; ülke içindeki bir köyde pazara endeksli olmayan ne kadar üretim olursa olsun bu GSMH kapsamında değerlendirilmez va fakat ne kadar trafik kazası olur, bunun için ne kadar harcama yapılır, temiz su ne kadar sanayii artığı ile kirletilir ve bunun temizlenmesi için ne kadar para harcanır vs ne kadar tuvalat kağıdı kullanılırsa GSMH içinde değerlendirilerek kalkınma düzeyi buna göre belirlenir ölçeği kabul edilmekteydi. Kısacası ne ürettiğin değil ne tükettiğine göre kurulan bir ölçek; çarpık, zira üretmediğini nasıl tüketirsin? Bu ölçeklere göre pandemi sürecinde sağlık giderleri için ayrılan pay, tüketime harcanan değer artmış ve bu aynı zamanda ülkelerin kalkınma düzeyini de arttırmış oluyordu?!…Üretim artmamış olsa bile…Çok uluslu şirketler derhal kolları sıvamış pandemi sürecini kendi lehlerine çevirmenin yollarını aramakta gecikmemişlerdi…Teknoloji bir ışık günü kadar uzağa taşınacak kadar ilerlemiş olduğu bu zaman diliminde bu covid-2 denilen mikro organizmaya karşı birşeyler yapmalı, güven tazelemeliydi; aşı serumu çalışmalarına başlandığı haberlerde işitiliyor olmuştu. BioNTech, Sinovac aşılarının geliştirildiği söyleniyordu. Tıp dünyasında bir aşının test edilmesi süresi, kobaydan insana geçilme süreci oldukça uzun zamanları gerektiren süreçler olmasına rağmen covid-2 virüsü karşısında bilim dünyası zamana sıkıştırılmış, adeta çaresiz kalmıştı…Aşıların uygulanabilirlik süreçleri empas ediler doğrudan insan bedeni üzerinde uygulamaya konulması gerekmekteydi. Fareler kobay olmaktan belki uygarlaşma tarihinde ilke kez bu süreçten azade oluyorlardı ve onlar bunun farkında bile değillerdi…Hiç bir kişinin bu sürece itiraz edecek ne bir gücü ne de bir karşı donanımı bulunmamaktaydı; aşılar insanlar üzerinde test edilmeye başlandı…Yan etkileri ileride gözetlenecek ve buna dair yaşanılacak olumsuzluklar olursa ona dair yeni çözümler geliştirilecekti…”Liberal Virüs” kana bir kez karıştıktan sonra onu kandan arındırmak için belki de binlerce yıl geçmesi gerektiğini insan hala bilmiyor gibiydi. “Liberal Virüs” kana karışmış, kendini yenilemiş ve daha çok saldırgan olmuştu…Uygulanan aşılar ve alınan tedbirler sonucunda virüsün denetim altına alındığı bildirilerek normal hayata dönülmesi uygun görülmüştü; kara kış geride kalmış olmasına karşın artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacağını göstermekteydi…
İleti
-
Uyuz Oldum -
Uyuz OldumUYUZ OLDUM/...M.../Nejdet Evren
Çok öncelerde değil çağdaş bir zaman diliminde insan yarattığı teknoloji sayesinde bir ışık günü uzağa dokunmayı, görmeyi ve duymayı başarmıştı. Samanyolu Galaksisi adını verdiği uzay/zamanında sıkışıp kalmanın sancısını yaşıyordu; Galaksi ötesinde olup biteni merak ediyor, etrafında fır döndüğü Güneş adını verdiği yıldızın beyaz cüceye dönüşmesi durumunda bir kaçış arayışını sürdürmekten gerdi durmuyordu. Bu gün aslında önceki gündü ve döngü halkalaşarak ileri doğru akıyordu. Uzay zamanında, evrenin ucu bucağı ölçümlenmemiş genişliğinde madde günsüz, aysız ve yılsız olarak vardı ve bunların hiçbirine gereksinim duymazdı. Güneşin ışınlarıyla hayat bulmuş ve etrafında döndükçe farklı mevsimleri, geceyi gündüzü ayırt etmiş olan insan bunu gözlemlemiş, değerlendirmiş ve sonuçlar çıkararak ölçülebilir birimler yaratmıştı. Güneş etrafındaki döngü günlere, haftalara, aylar ve yıllara bölünerek yaratılan bütünlüklü zaman dilimlerinden yararlanmak yine insanın kavrayışlarından sadece biriydi. Bu durumu mistik bir iteatizm/teslimiyet olarak görmek te mümkün. Önce makro dünyaların keşfine başlamış ve bunda bir hayli yol almıştı. Ne ki, mikro dünyaların keşfine çok sonraları başlayabilmiş ancak çok fazla mesafe kat edememişti. Mikro dünyalar da aslında makro dünyalardan taşınarak gezegene ulaşmış canlının hayat kaynağı olmuştu. Basınç, nem,ısı gibi bir çok etkenle tepkimeye girerek moleküler yapıya evrilen mikro dünyalar canlının biyo-kimyasal yapı-taşları olarak işlev görmüş ve adeta mucizevi canlı yapılara dönüşmüşlerdir. Ancak mikro dünyalar kendilerine özel ayırdıkları yeri hep korumuş ve bir kısmı canlı için yararlı sonuçlar doğururken bir kısmı da yıkıcı, yok edici özelliğini korumuştur. Tifüs, veba, sarıhumma, kolera, hiv, deli dana, sars ( covid-19 ) gibi şekillere bürünerek insan yaşamını alt-üst etmeyi başarmışlardır. İnsan makro dünyada bir ışık günü uzaklığa ulaştığı için ne kadar başarılı ise mikro dünyalara yenik düştüğü kadar da başarısız sayılmalıdır. Belki de en büyük açmaz mikro dünyanın makro dünya ile örtüşmeyecek kararsızlık içermesi sayılabilir. Kuantum fiziği ile bu çelişki kısmen aşılmış olsa da aradaki fark kapanmamış, bilinen evrenin bilinen maddenin ölçeksel değeri yüzde onları geçememiştir. Bilinmeyenin oransal büyüklüğü araştırma arzusunu körüklemeyi sürdürmektedir.
“Uyuz oldum” diye bir tabir vardır halk arasında dillendirilen; bunu yaşamadan gerçekte ne olduğunu anlamak zor olan bir söylem...Sarcoptes scabiei olarak tanımlanan uyuz paraziti asırlar öncesinden var olan ve halen de varlığını sürdüren bir mikro-organizma...Doğrusu bu mikro-organizmanın varlığını sürdürmek için gösterdiği çaba alkışlamayı hak eder cinsten bir çaba sayılmalıdır; zira bilinçli bir türün kendisine karşı açtığı yok-etme savaşımına karşı hala varlığını sürdürüyor olması bu alkışı hak-ettiğini göstermektedir.
-
Faşizm Halktan BeslenirDiyalektik tarihi materyalizm sınıflar arası çelişkiler üzerine inşa edilmiştir. -materyalizm bilimsel felsefenin temelidir- Kapitalizmin şafağında faşizm henüz boy göstermediğinden buna dair/faşizme dair tanım yapmaktan uzaktadır. Faşizm, kapitalizmin son yüz-yılda emperyalist güçlerin başvurdukları şiddetin yenilenmiş biçimidir. Kapitalist merkezde en belirgin şekilde ortaya çıkmasının nedeni de içsel çelişkisinden kaynaklanmasıdır. Kapitalist emperyalist yayılmacılık faşizm olmadan gerçekleşemez. Faşizmi salt devlet/güç/iktidar ile sınırlı görmemek gerekir; faşizm, çıkarlar uğruna tüm gerçekliğin reddi ve sindirilmesi için gerekli tüm enerjinin harcanmasını ifade eder; karşısında hiç bir güç tanımaz. Temelde insan iradesini egemenliği altına alma, kimliksizleştirip insanı tabi kılmaya ve böylece egemen sınıf lehine çevirmeye yönelir. Faşizm bir ideoloji değildir; zira faşizm ile insan, hak ve adaletin yan yana geldiği hiç görülmüş müdür? Demek ki faşizmin olduğu yerde hak, hukuk, adalet olamaz. İdeolojisi olmayan bir sapmanın toplumsal ve demokratik dönüşümlere lokomotif olmasını beklemek ise acizliktir; kısacası faşizan yöntemler ile demokratik çözümler üretilemez...
-
İçsel Sesiniz Var Mı?İçsel ses olarak tanımlanan sürecin genel geçer açıklaması kişinin kendi ile yaptığı sessiz konuşma ve düşünme sürecidir. Konuşan, düşünen tüm bireylerde belki de sesli konuşmadan daha çok gerçekleştirdikleri bir aktivite olup bunun yitimine dair örnekler bildirilmiş ise de hiç olmadığı vakası pek olası görünmemektedir
-
Zigot/e-dergi ön-hazırlık -
GecemVe dün gibi
umudum saklı, sıcak
lakin,
endişeliyim
gün gibi görünür gözüme
herşey tepe-takla
yoksa kırılan ben miyim? -
Zigot/e-dergi ön-hazırlık@kunfeyekunkizi ,
çok teşekkür ediyorum kunfeyekunkizi; varlığınız umudumu canlı tutan olgulardandı; bu bile yeter aslında...
../.
makalemi" insanokur.org" da yayımlamayı düşünüyorum. -
Zigot/e-dergi ön-hazırlıkbütün yazılanları okuyamadığım için aranızdaki çekişmenin nedenlerini, içeriklerini bilmiyorum; bunu bir mazeret olarak da söylemiyorum. ne ki, felsefe formunda tartışmaların düzeyini birikim belirlemektedir. söz ve düşüncelerin algılanma biçimi de hakeza bu durum ile yakından ilgilidir; eleştiriyi hakaret olarak algılamayı doğru bulmuyorum ve lakin açık küçük düşürmeye yönelik söylemleri de eleştiri olarak göremiyorum.
../.
çekirgenin sıçrayışı tamamlanmış oluyor ve e-dergi hayali burada bitiyor...her ne olursa olsun emeği geçen her arkadaşıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum... -
Zigot/e-dergi ön-hazırlık@kereste , ne oldu bilmiyorum, ancak hakaret ve kişilik haklarına saldırı kabul edilemez. katkıların çok değerliydi, üzüldüm. sitenin uyulması gereken kuralları belli ve uymayan gider, sen değil...
-
Her insan eşit bir şekilde var olma hakkı olabilir mi? Sizce nasıl?@Efruhte ,
“Mesala yalan söylememek, zina yapmamak, sadakatli olmak, hırsızlık yapmamak, rüşvet alıp vermemek “
diye evrensel olduğunu iddia ettiğiniz etik olgulardan söz etmişsiniz; lakin bunların eşitliği nasıl temin edeceklerini açıklamamışsınız; ancak bunlar hakkında da birkaç söz söylemek icap edebilir; şöyle ki; “doğru söyleyeni 9.köyden kovmuşlar” şeklinde bir ana/ata sözü vardır, aca bu söz yalan söylemeyi mi öğütlüyor!? On-bin-yıllık ceza yargısında sanığın yalan söyleme hakkı kabul edilmiştir; masumiyet karinesinin bir gereğidir. Üstelik kendine yalan söyleyen tek canlı türü de insandır. Zina yapmamak, sadakatli olmak aslında aynı şeylerdir ve eşlerin ya da yoldaşların samimiyetini ifade eder, lakin her ikisinin de örnekleri sayılamayacak kadar çok ve yaptırımı da vicdanla sınırlandırılamaz. Hırsızlık acaba nedir, düşünür diyor ki “hiç bir şey yoktan var olmaz” ve “ her zenginlik bir yoksullaşmanın karşılığında oluşur” acaba sömürüye dayalı mülkiyet bir hırsızlık olmasın mı? Rüşvet, sistemin yönetişimsel hastalığıdır çözümü de etik değil rüşvete gerek bırakmayacak düzenleme/yönetim şeklini yaratmakla mümkündür. -
Her insan eşit bir şekilde var olma hakkı olabilir mi? Sizce nasıl?varsayalım ki en temel hak olan "yaşama hakkında eşitlik" bir şekilde bozuldu ya da hiç olmadı, bunu hangi "ahlak/etik" anlayışı temelden çözebilecek güçtedir? ya da bunun formülüne sahip midir? "kişisel etik", "toplumsal kabul görmüş genel etik" bunlardan hangisinin devreye girmesi gerekecek ve üstelik yere, zamana, topluma ve sınıfa dair değişkenlik gösteren hangi etik anlayışı eşitliği sağlayacak?
-
Zigot/e-dergi ön-hazırlıkharika, altta yıl:1, sayı:1 diye yazarsak...bir de sayfa düzeni nasıl yapılabilir?
-
Zigot/e-dergi ön-hazırlık@phi , kolay gelsin, dergiye bir kapak formatı yapılabilir mi? sunum, index ve içeriği ben hazırlayabilirim.
-
Zigot/e-dergi ön-hazırlık@kereste , teşekkür ederim, zaman kısıtlamamız yok zaten; bitirdiğinizde üç kişilik bir e-dergi başlangıcı yaparız. emeğinize sağlık...
-
Zigot/e-dergi ön-hazırlık@kunfeyekunkizi, öncelikle kolay gelsin, dilerim yeni ve taşındığınız mekanda daha mutlu olursunuz. iyiyim, sizler de her daim sağlıklı ve iyi olun dileğimle...söylediğiniz gibi phi destek verirse çok sevindirici olacak; değilse de yolumuza devam edeceğiz; biliyor musunuz geçen gün ne düşünmüştüm: "umut" insanın vazgeçemeyeceği bir hazinedir, umudun yok olduğu yerde hayatın anlamı kalmaz...uzun soluklu bu yürüyüşte siz umudumu yenilediniz; çok teşekkür ediyorum. başlık konusundaki beğeninize sevindim. ancak kereste henüz bu konuda geri-bildirimde bulunmadı; onun da söyleyecekleri olmalı...benim yazım hazır. kıymetli gördüğünüz şairden selam gönderiyorum, sağolun, varolun...
-
Her insan eşit bir şekilde var olma hakkı olabilir mi? Sizce nasıl?mesela "yaşama hakkı" söz konusu olduğunda bir insandan diğerine bu hak değişebilir mi? ya da eşit olmayan "yaşama hakkı"ndan söz edilebilir mi? eşitsiz yaşanılan sosyal-politik düzlemleri insan yaratmıştır ve fakat bu ebedi bir dengesizlik olarak kabul edilemez; bu dengesziliği insanın insan tarafından sömürüsü temelinde gerçekleştiren insanın ters-yüz edebilmesi gerekmez mi? en temel haktan yola çıkarak diğer hakları da sıralayabiliriz...eşitlik olmadan özgürlük hayalden ibarettir...
-
İnsanlar hayvan (mı)?evrim sürecinde tüm canlıların kökeni ortak atalara dayanır; insanlaşan canlı diğer canlıları egemenliği altına almayı başarabldiği için üstünlük duygusuna yenik düşerek kategörize edip diğer tüm canlıları kendinden aşağıda görmeye başlamıştır; bu bakış onun üstün olduğu şeklindeki sadece inancıdır, gerçek değildir tabi...diğer tüm canlılar türünü devam etttirmek şeklinde edimlerde bulunurken insan kendi hem-cinsini dahi yok edebilmekte bunda tereddüt dahi etmemektedir; bu bağlamda değerlendirecek olursak etik olarak diğer canlılardan daha alt-kategoride yer alması gerekecek; hem-cinsinin ırzına geçen canlı var mıdır?
-
Zigot/e-dergi ön-hazırlık@kereste hayır çatışmaz, bilakis ötrüşeceklerdir; lakin her iki olgu tamamen farklı toplumsal-politik olgular...
.../..
bu arada ben makaleyi son aşamasına getirmiş bulunuyorum. tabi ki tüm katılımcıların tamamlamasını bekleyeceğiz. phi'nin aktarım şekli ve dergi şablonu konusunda desteği olmayacak gibi; bu nedenle yazdıklarımızı paylaşıma nasıl sunmalıyız?kanımca bu başlık altında olmayacak; yeni bir başlık açmalıyız diye düşünüyorum. örneğin: "e-dergi/inadına bir girişim/başlangıç" olabilir, ya da sizin önerileriniz varsa değerlendirip ortaklaştığımız şekli ile paylaşırız...
şimdiden katılımınız ve emeğiniz için yürekten teşekkür ediyorum...
-
Zigot/e-dergi ön-hazırlık@kunfeyekunkizi merhaba, ben de yarısında sayılırım. emeğinize sağlık, lakin söyleminizde bir veda havası var gibi; dilerim ben yanılıyorumdur!
-
GecemBİR GÜVERCİN
Beyaz bir güvercin havalandı,
kanatları derya-deniz geniş
içinde cümle aleme yer var
sığmadı/sığdırılamadı
dört-duvara, prangalara, tel-örgülere,
kondu bir ağacın dalına ve
meydan okudu iş-makinelerine...Beyaz bir güvercin havalandı,
direncin yükü omuzlarında,
öykünmeden, ah-etmeden, kendince
barışın dedi, helalleşin dedi
utancınız varsa eğer yüzleşin dedi
sözünü esirgemedi hiç,
eksilmeyen tebessümleri gibi...zaman-sız-ı
03.05.2025