• Kurucu

    Platon, siyaset felsefesine geçtiğinde, bir adım daha ileri giderek birey ile devlet, insan ruhu ile politik otorite arasında bir benzerlik kurar. Buna göre, insan ruhuyla devlet arasında tam bir koşutluk bulunduğunu, bireyle devlet arasında hiçbir ayrılık ya da kopukluk bulunmadığını öne süren Platon daha doğrusu, temel gerçekliğin insan ruhu olduğu, bütün toplumsal fenomenlerin onun ürünlerine tekabül ettiği, sosyal-politik her şeyin bu temel gerçekliğin görünüşü veya tezahürü olduğunu ifade eder. Sözgelimi devlet, onun bakış açısıyla, bir taş ya da kayadan değil, doğrudan doğruya devletin hükümran olduğu topraklarda ikamet eden bireylerin karakterlerinden çıkar; gerçekten de insanın yarattığı bütün kurumlar, onun ruhunun, manevi varlığının dışavurumu olup, yine örneğin hukuk onun düşüncesinin bir parçasını meydana getirirken, adalet onun psikolojik uyumunun dışsal ifadesi olmak durumundadır.

    Adaleti işte bu şekilde anlayıp onu önce bireyde araştıran Platon, bir yandan mevcut düzenden umudunu tamamen kestiğini, varolan Yunan toplumunun bütünüyle kaotik ve akıldışı; iştihanın taleplerine uygun yaşayan, değersiz amaçların peşine düşmüş insanların düzeni olup çıktığını, burada çeşitli bozuklukları gidermek veya düzeltmek amacıyla yapılmış yasaların etkisizleştirildiğini veya hükümsüzleştirildiğini, yapılacak her türlü reformun her şeyin olduğu gibi olmasından çıkar sağlayanlar tarafından engelleneceğini ve dolayısıyla, uzun yılların amaçsız ve değersiz faaliyetinin biriktirdiği bütün tortuları silip süpürecek radikal bir değişimden başka bir yol bulunmadığını belirtmeye özen gösterir.


  • Platon zaten direk Demokritos ile çatışır. Platon'a göre madde atomlardan mı neden oluşuyor bundan bize ne. Neden oluşuyorsa oluşuyor, biz bununla değil toplumu nasıl yöneteceğimizle ilgilenmeliyiz.

    Toplumu ise madde atomlardan meydana geliyor demekle filan yönetemeyiz. Hepimiz her şey atomlardan oluşuyorsak hepimiz eşitiz demektir ve bu tehlikelidir. İnsanlara ölümlü olduklarını, bu dünyanın geçici olduğunu, esas yaşamın ideler âleminde olduğunu sürekli empoze edeceksin ki savaş ve öl dediğinde savaşacak, ölecekler.

    Zaten Platon sert askeri disiplini ile tanınan Sparta'nın bilgesiydi ve Demokritos ise nispeten özgürlükçü olan Atina'nın bilgesiydi. Platon elinden gelse Demokritos'tan geriye insanlara hiç bir söz ve fikir kalmamasını sağlamak istediğini söylemiştir. Aralarındaki rekabet çok çetin idi. Demokritos'un Platon hakkında bir şey dediğini duymadım.

    Yalnız Platon Sparta'nın bilgesi derken Sparta'da yaşamadı, o da Atina'da yaşadı ama Sparta bir ara Atina'da yönetimi ele almıştı. Sparta'nın bilgesi demek görüşleri en çok Sparta'da yankı buldu anlamında. Demokritos ise Atina'da sürekli bulunmadı. Aralarında da 40 yaşa yakın fark var ve Demokritos daha yaşlı. O yüzden Demokritos Platon hakkında bir şey dememiş olması normal.

    Fakat Demokritos Atina'da bulunduğu kısa sürede çok büyük bir ün kazandı. Onu halk çok sevdi. Onu yargılandığı mahkemeden beraat etmesini sağlayarak coşku içinde çıkaran Atina halkı idi. Bu itibar hiç azalmadı, sürekli arttı. Fakat Demokritos bu coşkulu itibara rağmen Abdera'ya döndü.

    Fakat Platon sürekli siyasetin içindeydi, Demokritos ise öyle bir kaygı gütmedi. Onunki gibi bir ikna gücü hiç kimsede yoktu ama o bu yeteneğini siyasette kullanmadı. Demokritos'un ikna edemeyeceği hiç kimsenin olmadığı söylenir. Platon hariç tabii. Platon ona son derece karşıydı ve onun izlerini silmek istiyordu. Hiç görüştüklerini sanmıyorum. Demokritos Abdera'da yaşlandı ve öldü.


  • Ben tabii Demokritos hayranıyım. Onun çok güçlü hitabeti ve ikna yeteneğine rağmen siyasete karışmaması ve varoluş hakkındaki derin fikirleri bende büyük saygı uyandırıyor.

    Hani paralel evrenler olsa da zamanlar her evrende farklı olsa Demokritos'u bizzat tanıdığım bir evrende var olmak isterdim. Hiç eski çağ nostaljim yoktur. Asla geçmişe dönmek istemem. Demokritos ileri bir çağa gelsin isterdim.

    Bence ne kadar geçmiş, o kadar karanlık ve ne kadar gelecek, o kadar aydınlıktır. Demokritos için ilk çağda yaşamış olmak bir talihsizlik olsa gerek. Fakat insanlık için bir şans belki de.


Benzer Konular

  • 1
  • 1
  • 1
  • 2
  • 2