İçeriğe atla
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar
Daralt
Marka Logo

efelsefe

  • Kurallar
    • Light
    • Cloudy
    • Dim
    • Dark
Yapma KafaY

Yapma Kafa

@Yapma Kafa
Takip etme Takip Et
Hakkında
İleti
56
Konu
13
Shares
0
Gruplar
1
Takipçiler
0
Takip Edilenler
0

İleti

Güncel En İyi Tartışmalı

  • Karşı Cinse Duyulan Açlık ,Sapıklık mı?
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Evet beyin tam bir dopamin endorfin bağımlısıdır. Önce küçük dozlarda bir gülüş ile başlar sonra yetmez daha fazlasını ister. Beynin olayları normalleştirme güdüsü yüzünden olur bu. Geri dönüşü yoktur. Sonra altın vuruşa kadar daha fazlasını ister.

    Milyarderlerin de durumu böyledir. 20 bin yıl yetecek parayı kazandıkları halde daha fazlasını isterler.

    Bu durum beynin dopamin salgısını üretme şekliyle ilgili. Kimi insan mesleğine aşıktır hiçbirşey kazanmasa da işini yaparak mutlu olur. Kimi çok para kazanarak kendini bu hormona bağımlı yapar. Kimi çok yemek yiyerek mutlu olur.

    İnsanların çoğu dopamin salgısını en kolay yol olan cinsel açlık ve ilgi arsızlığını tatmin ederek salgılatır.

    Bu öğrenilen bir yoldur. Pratikte bazı yöntemlerle değiştirilebilir.

    Madde bağımlılığının temelinde de bu yatar. Beyin dopamin salgısını ne ile eşleştirirse onu ister.

    Vazgeçmesi zordur. Bu konuda uzman destek ve güçlü irade gerekir.

    Aslında cinsellik en kolay öğrenilen dopamin salgılama yoludur. Ne tuhaftır ki islam ve ortadoğu dinleri bunu yasaklamayı seçmiştir.

    Psikoloji sapıklık nedir cinsel açlık

  • Mekke anlasmasi ile iran'a karsi Nato'nun bölgesel taseronlari mi hazirlaniyor?
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Yahudi kurnazlığı işte. Düşmanını kapıya bekçi yapar. Nazi tarikatllarını da yine düşmanlarına temizletiyor. Siyaseti iyi biliyorlar. Ustanın ustası olmuşlar

    Serbest Kürsü taşeron silahlı kuvvetler

  • Şikayet & Öneri & Talep
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Foruma üye olmadan arama motorunu kullanamıyoruz. Bu da ziyaretçi sayısını kısıtlar.

    Duyuru & Destek

  • Türklerin Asimilasyon Tarihi
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    göktürk alfabesinde x w harfleri yok. Sadece q harfinin sesi var. Öyleyse neden q sesini göktürkçe yerine ingilizceden alıyoruz?

    Tarih & Edebiyat türklerin asimilasyonu

  • Türklerin Asimilasyon Tarihi
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Evet, Türklerin yazı ve hukuk sisteminde iki büyük kırılma yaşandı ve ikisi de çok sert tartışıldı, buna "transliterasyon + asimilasyon" diyoruz.

    1. Dalga: Uygurca ve eski Türk inancından Arap alfabesi ve İslam'a geçiş

    Bu 10. yüzyılda Karahanlılarla başladı, Selçuklu ve Osmanlı ile kurumsallaştı.

    • Göktürk alfabesi zaten 8. yüzyıldan sonra Orta Asya'da terk edilmişti. Sonra Uygur alfabesi kullanıldı. İslamiyetle birlikte Arap alfabesi resmileşti.

    • Sadece harf değil, hukuk, eğitim, edebiyat, mimari de Arap-İslam dünyasıyla eklemlendi. Divan edebiyatı, medrese, fıkıh tamamen o çerçevede yürüdü.

    • Osmanlı yıkılana kadar yaklaşık 1000 yıl bu katman "bizim kültürümüz" olarak yaşandı ve savunuldu.

    1. Dalga: 1928 Latin Harf Devrimi + Batı hukuku

    Atatürk dönemi.

    • Harf devriminin gerekçesi okuryazarlığı artırmak ve matbaayı yaygınlaştırmaktı. Arap alfabesiyle Türkçe yazmak zordu, sesleri karşılamıyordu. 3-4 ayda Latin alfabesine geçildi.

    • Hukukta İsviçre Medeni Kanunu, İtalyan Ceza Kanunu, Alman Ticaret Kanunu örnek alındı. Kılık kıyafet, takvim, ölçülerde de Avrupa standardı geldi.

    • Ama aynı dönemde "Türkleştirme" de yapıldı: Dil Devrimi ile Arapça-Farsça kelimeler atıldı, Türk Tarih Tezi, Güneş Dil Teorisi, soyadı kanunu çıktı. Yani sadece kopya değil, "milli kimlik inşa etme" çabası da vardı.

    Her iki dönemde de aydınlar bir önceki sistemi "gerici" görüp yeni sistemi "kurtuluş" olarak savundu. Bugün de aynı şey oluyor. Osmanlı dönemini savunanlar ilk asimilasyonu kültür diyor, Cumhuriyet dönemini savunanlar ikinciyi kültür diyor.

    Aslında kültür dediğimiz şey donmuş bir şey değil. Göçebe bozkır kültürü + İslam medeniyeti + Cumhuriyet modernleşmesi üst üste bindi. Hepsi şu anki "Türk" tanımının içinde bir katman.

    Ancak alfabesini ve kültürünü olduğu gibi iki kez değiştirmek ciddi bir asimilasyon.

    Aynı şey kürtlere de yapıldı. Özünde farsça olan kürtçe dedikleri dili latinize ettiler. Aslında hiç olmadığı halde içerisine x , q , w harflerini eklemlediler.

    Aynısını şimdi Türkçeye de yapmaya çalışıyorlar. İngiliz asimilasyonunu tamamlamak için x, q, w harflerini Türkçeye ekliyorlar.

    Geçmişte buna arapçı dinciler alet edilmiş. Şimdiki asimilasyona da solcu laik aleviler alet ediliyor.

    Tarih & Edebiyat türklerin asimilasyonu

  • Forumlara Neden Yazıyorsunuz
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Fikir belirtmek için her konuda uzman olmak gerekmez. Her konuda bir görüş ,gözlem ,düşünce yada farkındalığınız olabilir. İllaki birinin uzman bilgisine ihtiyacınız varsa zaten uzmanına sorarsınız.

    Forumlara yada X twitter gibi uygulamalara insanlar neden yazarlar. Örneğin ekmek fırını çırağı foruma girip ekmek fırını dışında bir şey yazamaz mı?

    Yada birisi daha iyi bir düşünce ve net bir bilgi verdiğinde egosunu tatmin etmeye çalışan ukalanın teki mi oluyor?

    Siz neden forumlara yazıyorsunuz?

    Mesajlaşırken böyle duygulara kapılıyormusunuz?

    Tartışma forum

  • x/twitter çöplüğü
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    @kereste twittera zorla çağıran yok ki. Beğenmezsen yazma. 100 tane takipçi ile haftada 70 bin etkileşim alabilinen bir uygulamayı kıskanmış gibi bir halin var.

    Ayrıca kimse yahudileri onaylamak takdir etmek zorunda değil. Yahudilerin google uygulaması tüm dünyanın verilerini toplayıp çarpıtarak yayınlasın ve pazarlasın daha mı iyi.

    Yahudi markaları yalan ve kışkırtıcı içerikli reklamlarını hergün yayınlıyorlar sorun yok ama X de eleştirirsen sorun oluyor öyle mi?

    Bence ukalalık yapan kibir yapam sensin kereste teyze.

    Sosyoloji twitter çöplük

  • Osmanlı çingeneleri sevmezdi
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    @Sputnik sanırım balıkesirde yaşıyorsun.

    Evet solcular nerede marazi tipler var hemen bir mağduriyet uydurup desteklerler. Ama ikiyüzlü davranıp onları aralarına da almak istemezler.

    Örneğin bir solcu sahnede çingene edebiyatı yapar ama yaşadığı apartmanda olmasını istemez.

    Kürtler çingeneler taksiciler yankesiciler fahişeler feministler..bunların hepsi solcuların probaganda sermayesidir.

    Sokakta savunur gibi görünür. Hatta önüne yatar hakkını yedirtmem gibi rollenmelere girerler.

    Ama aynı sitede yaşamaz , çocuğunu aynı okula göndermez , aynı hastanede tedavi olmak istemez..falan filan..

    Buna solculuk denmez zaten.

    Onları toplumun renkleri olarak görürler ama arkasından da ayy ne çirkin renk diye alay ederek kendilerini tatmin ederler.

    Kısacası bir solcu için toplumda çingene kürt taksici feminist de olmalıdır çünkü onlara bakıp kendi lüksünü ve egosunu tatmin edebilmektedir.

    Solcu: "Ayrımcılık yapma" diye uyarır, ama aynı kişiyle aynı siteye taşınmaz, çocuğunu aynı sınıfa yazdırmaz.

    Burada eleştirdiğimiz şey aslında "ahlaki üstünlük iddiası". Yani "ben daha iyiyim, daha doğruyum" pozisyonu alıp, davranışta aynı şeyi yapmamak. Bu da insana daha çok batıyor çünkü beklentiyi yükseltiyor.

    Sosyolojide buna "NIMBY" deniyor: Not In My Back Yard. "Herkes için olsun ama benim bahçemde olmasın" mantığı. Sadece solda değil, dünyada her ideolojide görülebiliyor.

    Ama türkiye halkında solcular arasında yoğunlaşıyor.

    Tarih & Edebiyat osmanlı çingeneler

  • Doğu dinlerinin uygulamaları psikiyatrik rahatsızlıklara yol açıyor
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Kısaca psikoza nasıl girilir?

    1. Kaygı bozukluğu tek başına psikoz yapmaz ama zemini hazırlar

    Yoğun ve uzun süren kaygı, uyku yoksunluğu, aşırı stres ve yalnızlık beynin gerçeklik testini zorlaştırır. Beyin sürekli tehdit aradığında, belirsiz bilgiyi "tamamlamak" için hatalı çıkarımlar yapmaya başlar.

    Tıpkı karanlıkta korkan birinin her şekle bir anlam verip onu tehdit algılaması gibi. Hatta komşu evin damlayan musluk sesi bile bir işaret gibi algılanır. Yani beyin gerçeklikten çıkar bağını koparır.

    Ama çoğu durum geçicidir. Psikoz kalıcı ise rahatsızlıktır.

    1. "Yanlış kodlanmış inanç düşünce şeması"

    Bilişsel terapide buna şema diyoruz. Örneğin: "Kontrolü kaybedersem herkes beni yargılar", "Dünya tehlikeli bir yer", "Değersizsem sevilmem".

    Stres, üzüntü ya da "hemen iyi hissetmeliyim" baskısı olduğunda beyin hızlı çözüm ister. O anda en hazır şemaya başvurur. Eğer şema çarpıksa, beyin gerçekliği o şemaya uydurmaya çalışır.

    1. Psikoza gidiş genellikle tek faktörlü değildir

    Psikoz için genelde 3 şey bir araya gelir:

    • Yatkınlık: genetik, travma geçmişi, madde kullanımı
    • Tetikleyici: aşırı stres, yas, uykusuzluk, yoğun kaygı, panik atak
    • Koruyucu faktörlerin azalması: sosyal destek, uyku, baş etme becerileri

    Yani kaygı + hatalı inanç şeması + stres = beyin "bu mantıklı geliyor" deyip gerçeklikten kopan bir yoruma sarılabilir. Buna bazen psikotik kaygı, bazen de akut stres reaksiyonu deniyor.

    Mutlu olmaya çalışırken olması

    Bu da mümkün. Beyin "acıdan kaç" moduna girince, gerçekçi olmayan iyimser açıklamalar, yüceltme, veya "her şeyin bir anlamı var" gibi mutlak inançlara tutunabiliyor. Bu geçici bir savunma. Ama gerçeklikle bağı koparsa psikotik bir boyuta kayabilir.

    Önemli ayrım

    Herkeste kaygı ve çarpık düşünce var. Bu otomatik olarak psikoz demek değil. Psikoz dediğimizde halüsinasyon, sanrı, dağılmış düşünce gibi belirtiler ve işlev kaybı olur.

    Psikoloji

  • Laboratuvar Etinin Sırrı
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    @Sputnik evet gerçek yaşamda sadece glikoz selüloz keratin glikojen yemiyoruz. Bir bitki yada hayvan içeriğinde bilmediğimiz 1000+ madde daha alıyoruz.

    Bedenimiz bu şekilde milyonlarca yıldır şartlanmış.

    Evet yapay beslenme denenmiş ilk 6 ay sorun yok bazen 1 yıl. Ama sonra en belirgin olan kabızlık ve psikolojik sorunlar ortaya çıkıyor.

    "Zaman" burada en kritik faktör zaten.

    Kısa vadede 1-3 ay:
    Vücut "tamam protein, yağ, karbonhidrat geldi" deyip idare eder. Kan değerlerin düzgün çıkar. Lab eti + kapsül + vitamin = hayatta kalırsın.

    Uzun vadede 6 ay + 1 yıl + 5 yıl:
    İşte orada metabolizma ve bağırsak florası devreye giriyor.

    1. Metabolizma nasıl etkilenir?
      Gerçek et ve gerçek sebze milyonlarca yıldır aynı sinyalleri veriyor vücudumuza:
    • Karnosin, kreatin, taurin: Sadece ette var. Kas fonksiyonu, beyin, antioksidan için kullanılıyor. Lab ete eklemezsen yıllar içinde eksiklik birikebilir.

    • Fitokimyasallar: Brokolideki sülforafan, yaban mersinindeki antosiyanin... Bunlar kapsülde yok. Bunlar iltihap, kanser riski, yaşlanma ile ilgili.

    • Pişirme reaksiyonları: Et kızarınca oluşan 600 aroma molekülü sadece tat değil. Vücut bazılarını sinyal molekülü gibi kullanıyor.

    Eksik olunca vücut telafi etmeye çalışır ama "tamir" mekanizmaları yavaşlar.

    1. Bağırsak florası nasıl etkilenir?

    Bu daha önemli. Florandaki 100 trilyon bakteri senin yediğine göre şekilleniyor.

    • Kapsül + Lab et diyeti: Lif çeşitliliği az. Sadece 2-3 tip lif ekleyebiliyoruz. Flora fakirleşir. 3-4 tür bakteri baskın çıkar.

    • Sonuç: Gaz, şişkinlik, bağışıklık düşmesi, serotonin üretimi azalması. Çünkü serotoninimizin %90’ı bağırsakta üretiliyor.

    • Gerçek gıda: 30+ farklı sebze, meyve, tahıl, fermente gıda yiyen birinde 1000+ bakteri türü var. Çeşitlilik = dayanıklılık.

    Araştırmalar şunu gösteriyor: 6 ay sadece meal-replacement tozuyla beslenenlerde bağırsak çeşitliliği %30 düşüyor.

    Bu yüzden bilim insanları "yedek gıda" olarak görüyor kapsül+lab eti. Mars’a giderken 2 yıl idare eder. Ama Dünya’da ömür boyu ana diyet yapmak için daha 20-30 yıl Ar-Ge lazım.

    Bilim & Teknoloji bilim

  • İnternette Kaç Litre Su Harcıyorsunuz
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    @Sputnik said:

    Yapay zekanın enerji verimliliği son aylarda çok artmış.

    En yüksek su tüketimini öğrenme eğitim aşamasında harcıyorlar. 10 yıldır dünyanın tüm dillerini bilgilerini öğrendiler gibi.

    Benim verdiğim örnek öğrenme aşamasını geçmiş sistemin tükettiği su günlük ortalama 250 bin ton.

    Büyük olasılıkla yapay zeka öğrenimini tamamlayınca çoğu uygulamadan çekilecek. Çünkü başka konuda dediğim gibi yapay zeka boş vakti olan insanların eğlencesi amacıyla çıkarılmadı.

    Genel Alanlar internet su tüketimi yapay zeka su tüketimi

  • Din ve Ahlak Ayrı Şeylerdir
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    ahlak önce vardı, din sonra geldi ve onu sahiplenip siyasete çevirdi. Ve bu sahiplenme sürecinde "dinsiz = ahlaksız" damgasını vurmak da başlı başına ahlaksızlık oldu.

    Buna neden olan şey dinin kurumsallaşması. Aslında kurana göre kurumsal din şeytanın sağdan yaklaşmasıdır.

    Bu bakış açısının dayandığı 3 tane sağlam gözlem var ve tarih bunları doğruluyor:

    1. "Din yokken ahlak vardı" kısmı

    Evet. Yazıdan, tapınaktan, peygamberden binlerce yıl önce insanlar vardı.

    • Mağara resimleri, mezarlara bırakılan eşyalar → "ölüye saygı"
    • Avcı-toplayıcı kabilelerde paylaşım, yaşlıya bakma → "grup dayanışması"
    • Hammurabi Kanunları MÖ 1750, 10 Emir MÖ 1200 civarı → ahlaki kurallar yazılı hale gelmeden çok önce sözlü gelenek vardı.

    Evrim psikologları da bunu şöyle açıklıyor: Grup içinde işbirliği yapanlar hayatta kaldı. Yalan söylemeyen, çalmayan kabile büyüdü. Yani ahlakın kökü biyolojik + toplumsal.

    2. "Dindar olmak = otomatik ahlaklı olmak değil" kısmı

    Maalesef bu da doğru. Tarih de bugün de örnekleri çok.
    Din adına savaş, rüşvet, ikiyüzlülük, "bizden değil" diye ötekileştirme...
    Eğer din ahlakı garanti etseydi, tüm dindar toplumlar cennet gibi olurdu. Olmuyor. Çünkü insan faktörü giriyor.

    3. "Din siyasete dönüştü, ahlakı maske yaptı" kısmı

    Burası en kritik yer. Güç her zaman meşruiyet ister. Ve meşruiyetin en kolay yolu: "Tanrı böyle istedi" demek.
    Böylece krallar, rahipler, devletler:

    1. Kendi düzenlerini kutsallaştırdı
    2. Muhalefeti "dinsizlik, ahlaksızlık" diye yaftaladı
    3. Ahlakı kendi tekelindeki bir ürün gibi sattı

    Bu mekanizma sadece dinde değil, ideolojilerde, milliyetçilikte, hatta markalarda da var. "Biz iyiyiz, onlar kötü" ayrımı güç için çok kullanışlı.

    Peki "şeytanın tuzağı" mı?

    Tanıma bakarsak: Eğer şeytanın amacı insanları birbirine düşürmek, ikiyüzlülük yaymak, iyiliği tekelleştirmekse...
    O zaman din adı altında yapılan bu siyasetleşme, o tuzağa tam oturuyor. Çünkü özü "sevgi, adalet" olan bir şey, araca dönüşüp "böl, yönet"e hizmet ediyor.

    Ama burada 2 farklı "din"i ayırmak lazım:

    1. Kurucu fikir: "Zayıfı koru, adil ol, yalan söyleme"
    2. Kurumlaşmış hali: Hiyerarşi, siyaset, baskı, ticaret

    Birçok insan da tam bu yüzden "ben maneviyatlıyım ama kurumsal dine karşıyım" diyor.

    Varılan sonuç aslında çok eski bir isyan: "Ahlakı kimse tekelinde tutamaz."

    Tartışma din bilgisi ahlak i̇slam ahlakı koruyucu dualar

  • Çevrecilik mi Planlı Eskitme mi?
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Çevrecilik vs Planlı Eskitme

    Kısaca: biri "daha uzun kullan" diyor, diğeri "daha çabuk değiştir" diyor. Ve ikisi tam zıt kutuplarda.

    Biri dünyayı kurtarır diğeri şirketleri. Türkiye bunun neresinde?

    Gerçekten çevrecimiyiz yoksa bunu da şirketlerin reklam malzemesi olarak mı kullanıyorlar?

    1. Çevrecilik

    Amaç: Kaynakları koru, atığı azalt, doğaya zararı en aza indir.

    • Mantığı: Ürünleri tamir et, uzun ömürlü tasarla, geri dönüştür, ikinci el kullan

    • Örnekler: Modüler telefon, tamir hakkı yasaları, geri dönüştürülmüş malzeme, "az ama öz" tüketim

    • Kazanan: Sen uzun vadede ve gezegen

    • Dezavantajı: Şirketler için ilk satıştan sonra para kazanmak zorlaşır

    2. Planlı Eskitme / Planned Obsolescence

    Amaç: Ürünü bilerek sınırlı ömürlü yapıp seni tekrar almaya zorlamak.

    • Mantığı: 2-3 yıl sonra bozulacak pil, güncelleme almayan telefon, modası geçen kıyafet, tamiri imkansız tasarım

    • Örnekler: Değiştirilemeyen batarya, tek kullanımlık ürünler, her sene çıkan "yeni model"

    • Kazanan: Kısa vadede şirketin cirosu

    • Dezavantajı: Çöp dağları, kaynak israfı, cebinden sürekli para çıkması

    Peki neden hala planlı eskitme var?

    Çünkü ekonomi buna göre kuruldu. Şirketler büyüme hedefliyor. Eğer herkes 10 yıl telefon kullansa, satışlar çakılır. Bu yüzden "yeni özellik", "ince tasarım", "tamir ettirme" gibi yöntemlerle döngüyü hızlı tutuyorlar.

    Çevrecilik ise tam bunun freni. AB'de çıkan "Tamir Hakkı" yasası, Apple'ın pil değişim programı, giyimde "capsule wardrobe" akımı hep buna karşı.

    Sonuç

    Çevrecilik: Daha yavaş tüket, daha az çöp, daha az masraf
    Planlı eskitme: Daha hızlı tüket, daha çok çöp, daha çok masraf

    Sistem bu şekilde kendi kendini tüketiyor. Herşey para ve bankacılık üzerine kurulmuş.

    Hadi çevreci olalım dedikleri zaman bile "bu iş ne kadar ciro artırır" hesabı yapıyorlar

    50 yıl dayanabilen beyaz eşya yapılabiliyorken 8 yılda bir gazı termostatı anakartı eskiyen ürünleri üretiyorlar.

    A++++ enerji tasarrufu kandırmacası da cabası. Sadece tek program üzerinden ölçülen bir aldatmaca.

    Örneğin A+++ çamaşır makinası sadece eco programı için geçerli. Yada buzdolabının sadece standart şartlarında geçerli. Yada tv için sadece düşük arka ışık kısık ses şartlarında geçerli.

    Şirketlerin hiçbiri cirolarından taviz vermiyorsa ben niye dişimi fırçalarken suyu az tüketeyim. Neden bulaşığı daha az su ile durulayayım?

    Burada da yine planlı eskitmeye dayalı kazanç sistemi var. Ama öznesi insan. Yani seni eskitiyor. Daha fazla deterjan kalıntısı daha fazla hastalık demek. Ardından daha çok tedavi ve ilaç demek.

    Tartışma planlı eskitme çevrecilere önerilerim

  • Antik Diller Nasıl Çözümleniyor
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Kimsenin bilmediği bir antik dili çözmek dedektiflik gibi. Elinde alfabe yok, sözlük yok, konuşan kimse yok. Yine de 3 temel yöntemle kırılıyor:

    1. Bilingual metin bulmak - Rosetta Taşı yöntemi

    En büyük şans bu. Aynı metnin bilinen bir dille yan yana yazılmış hali.

    • Mısır hiyeroglifleri: Rosetta Taşı'nda aynı ferman Yunanca, Demotik ve hiyeroglif olarak vardı. Yunanca bilindiği için hiyeroglifler tek eşleşti.

    • Akadca: Behistun Yazıtı Farsça, Elamca ve Akadca 3 dilliydi.

    Bir kere eşleştirme yapınca harf sesleri ve kelimeler çıkmaya başlıyor.

    2. İç yapıyı ve bağlamı çözmek

    Bilingual yoksa arkeoloji ve dilbilim devreye giriyor.

    • Sıklık analizi: Hangi işaret en çok tekrar ediyor? Muhtemelen "e", "a" gibi yaygın harfler veya "ve", "kral" gibi kelimeler.

    • Bağlam: Mezar taşındaysa "ölüm", "tanrı", "yıl" kelimeleri geçiyordur. Saray kayıtlarıysa sayı, tahıl, asker kelimeleri çıkar.

    • Dil ailesi tahmini: Yazının bulunduğu yerin yakınında hangi diller konuşuluyordu? Hititçe çözülürken Hint-Avrupa dil ailesiyle benzerlik arandı.

    • Özel isimler: Kral adları, tanrı adları, şehir adları genelde diğer kültürlerde de geçer. Onları yakalayınca zincir başlıyor.

    3. Yazı sisteminin tipini anlamak

    Her yazı aynı çalışmıyor.

    • Alfabe: Her işaret bir ses. Fenike alfabesi gibi. Daha kolay.

    • Hecesel: Her işaret bir hece. Linear B böyleydi. "ka", "ti", "no" gibi.

    • Logografik: Her işaret bir kelime/nesne. Çince ve Mısır hiyeroglifinin bir kısmı. Bir de fonetik değerleri var.

    • Karışık: Sümerce gibi hem kelime hem hece.

    Örnek: Linear B 1953'te Michael Ventris tarafından çözüldü. Önce bunun Yunan saraylarının envanter listesi olduğunu anladı. "Tripod", "kılıç", "buğday" kelimeleri tekrar ediyordu. Sonra işaretleri Yunancaya uydurmayı denedi ve tuttu.

    Çözülemeyenler de var

    İndus Vadisi yazısı, Rongo-Rongo, Etrüskçenin bir kısmı hala tam çözülmedi. Çünkü örnek metin az, bilingual yok.

    Kısaca: Önce bir anahtar metin bul, sonra istatistik + bağlam + komşu dillerle boşlukları doldur.

    Yazıyı okuyabiliriz ama "gerçekte nasıl kulağa geliyordu" kısmı tahmin işi.

    Kral = dubal mı kral mı? Bunu anlamak için 4 yol kullanıyorlar:

    1. Komşu diller ve ödünç kelimeler

    Antik diller birbirinden kelime alır. Mısır'da geçen bir Asur kralının adını hem çivi yazısıyla hem de Mısır hiyeroglifiyle görüyoruz.

    Örnek: Asur kralı "Sargon" Mısır kayıtlarında "Sargunu" diye geçiyor. Oradan sesleri eşleştiriyorlar.

    Yunan tarihçiler Herodot gibi isimleri yazıya dökmüş. "Xerxes" diye yazdığı Pers kralını Persçede "Khshayarsha" diye okuduğumuzu biliyoruz.

    2. Yazının kendi iç mantığı

    • Hecesel yazılar: Linear B'de "pa-si-le-u" diye yazılan kelime var. Sonra Yunan dilinde "basileus" = kral olduğunu biliyoruz. Eşleşince sesler çıktı.

    • Alfabeler: Fenike alfabesi İbranice ve Arapçaya çok benziyor. Aynı harflerin bugünkü seslerini geriye doğru uyguluyorlar.

    • Rebus ve oyunlar: Mısırlılar bazen kelimeyi resimle anlatıyordu. "Baykuş" resmi = m sesi. Çocuk tekerlemesi gibi.

    3. Şiir, kafiye ve hece yapısı

    Eski metinlerde şiir varsa kafiye arıyorlar. 1. ve 3. satır kafiyeliyse son hecelerin benzer sesli olması lazım.

    Sanskrit ve Vedik metinlerde vurgu işaretleri var. Oradan tonlamayı çıkarıyorlar.

    4. Canlı gelenekler

    En sağlamı bu.

    • İbranice: 2000 yıldır sinagoglarda aynı şekilde okunuyor. Sesleri kaybolmadı.

    • Sanskrit: Hindistan'da hala aynı telaffuzla öğretiliyor.

    • Yunanca: Kilisede ve gelenekte sesler korundu.

    Koptça da Mısırca'nın son hali. Kıpti kilisesi hala ayinlerde Mısırca dua ediyor. O sayede hiyeroglifin son evresini seslendirebiliyoruz.

    Peki hiç bilemeyeceğimiz yerler?

    Evet var. "dubal" mı "kral" mı dediğimiz tam da bu

    • Ünlü harfler genelde kaybolur. Sami dillerinde sadece ünsüz yazılır: K-R-L yazarsın, bu kral da olabilir kerel de. Ünlüleri komşu dillerden tahmin ederiz.

    • Tonlama, vurgu, uzun-kısa ses farkları genelde gider.

    Bu yüzden bilim insanları şöyle yazar: lugal = "kral" Sümerce. Yıldız koyarlar çünkü %100 emin değiller. "Büyük ihtimalle böyle okunuyordu" derler.

    Kısaca: %100 kesin değil. En yakın komşu diller + ödünç kelimeler + gelenek birleşince en olası telaffuzu çıkarıyorlar.

    Mısırca "firavun" kelimesinin gerçekte "per-aa" yani "büyük ev" diye okunduğunu biliyoruz. Çünkü İbranice ve Yunanca kayıtlar öyle yazmış.

    Tarih & Edebiyat antik diller antik dil çözümleme

  • Göçebe Toplumların Vatan Kavramı Olur mu?
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Göçebe toplumların vatan kavramı olmaz bu konu ile ilgili çok tez yazıldı araştırma yapıldı. Zaten sonuçlar ortada doğal canlı deney olanağı bulunan nadir sosyal olgulardan biridir.

    Göçebe toplumlarda "vatan" kelimesi yerleşik toplumdaki gibi "sabit toprak parçası + sınır + devlet" üçlüsüyle tanımlanmıyor. Onun yerine başka bağlar öne çıkıyor:

    1. Mekana değil, insana bağlı aidiyet

    Göçebe için vatan çoğu zaman bozkırın, çölün kendisi değil; oba, uruğ, aşiret. Türklerde "il" ve "bodun" kavramı buna örnek. Toprak elden gitse bile "devlet" ve "millet" devam edebiliyor. Moğollarda Cengiz’in kurduğu düzen de topraktan çok soya ve töreye dayanıyordu.

    1. Hareketin kendisi kimlik

    Bedeviler için çöl, Çingeneler için yol, Yörükler için yaylak-kışlak döngüsü... Vatan sabit bir nokta değil, bir rota. Bu yüzden göçebe toplumlarda sınır çizme, tapu, toprak milliyetçiliği daha geç ve zayıf gelişiyor.

    1. Doğal deney kısımı tam da burası

    Yerleşik tarım toplumları 10.000 yıldır toprağa çakılı yaşarken, göçebeler aynı insan malzemesiyle tamamen farklı bir aidiyet modeli denemiş. Sonuçlar ortada:

    • Devlet kurma kapasitesi yüksek ama merkezi devlet ömrü kısa

    • Kültürel aktarım güçlü, dil/destan/töre topraksız da yaşıyor

    • Sınır ihlallerine karşı hassasiyet daha az, ama grup içi sadakat çok yüksek

    Son 200 yılda ulus-devlet fikri yayılınca çoğu göçebe toplum ya yerleşikleşmek zorunda kaldı ya da "vatansız" damgası yedi. Halbuki onların vatan tanımı yok değildi, sadece bizim haritadakiyle örtüşmüyordu.

    Genel Alanlar vatanseverlik göç problemi

  • Kadınları anlamak zor...
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Kadınları anlamak zor değil. Kadınlar anlaşılmak istemiyorlar.

    Sosyoloji kadın erkek zorbalığı özgürlük

  • İnternette Kaç Litre Su Harcıyorsunuz
    Yapma KafaY Yapma Kafa
    1. Normal Google araması*
      Bağımsız araştırmalara göre geleneksel bir Google araması yaklaşık 0.6 ml su kullanıyor.

    2. AI sorguları - ChatGPT, Gemini, Claude vs.
      Burada işler değişiyor çünkü su 2 yerden harcanıyor:

    3. Veri merkezinin soğutulması - "doğrudan su"

    4. Elektrik santrallerinin soğutulması - "dolaylı su"

    Şirketlerin kendi açıkladığı rakamlar - sadece doğrudan soğutma:

    • Google Gemini: medyan 1 metin sorgusu = 0.26 ml su ~ 5 damla

    • OpenAI / ChatGPT: ~0.32 ml

    Bağımsız araştırmalar - doğrudan + dolaylı toplam:

    • GPT-4o kısa sorgu: ~1.2 ml
    • Ortalama ChatGPT sorgusu: ~5.2 ml
    • Genel tahmin: basit metin ~10 ml, uzun paragraf ~20-25 ml
    • AI görsel üretimi: ~50 ml+ 1e9efe165152

    yani sorgu başı ∼10-50ml

    Neden bu kadar fark var?

    • Sadece veri merkezi mi sayılıyor, elektrik santrali de mi? Google 0.26ml derken sadece kendi soğutmasını sayıyor

    • Model ne kadar büyük? GPT-5 ∼25ml, GPT-4o ∼2.3ml

    • Sorgu ne kadar uzun? 3 kelimelik soru ile 2000 kelimelik rapor aynı değil

    Karşılaştırma için

    • TikTok'ta 1 dakika = 270 ml su
    • 1 saat sosyal medya = 430 ml su

    Yani tek bir Google araması 5 damla, basit bir ChatGPT sorusu 1 çay kaşığı, uzun AI cevabı 1 yudum su civarı.

    Ortalama hesabı siz yapın günlük 20 milyar sorgu × 15 ml su (0.015lt)

    En az Günlük 250 bin ton tatlı su. Bunlar sadece veri merkezlerinin soğutma suyu ölçüleri. Harcanan elektrik için tüketilen suyu bilmiyoruz.

    Genel Alanlar internet su tüketimi yapay zeka su tüketimi

  • Laboratuvar Etinin Sırrı
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Olayın can sıkıcı kısmı şu;

    Yeşil su ile mavi/gri su aynı şey değil çünkü.

    Aradaki fark

    1. Tarım - Yeşil Su

    Yağmur yağar → toprak emer → bitki kullanır → terleme ile atmosfere döner

    Burajda su aynı havzada kalır. Kaybettiğin şey "zaman" ve "miktar". Ama su yine tatlı su döngüsünde. Topraktan sızan kısmı da yeraltı suyunu besler.

    1. Fabrika / Yapay Et - Mavi + Gri Su

    Şebekeden su çeker → biyoreaktörde kullanır → CIP temizliği yapar → kimyasal + organik atıkla karışır → arıtma → kanalizasyon → deniz

    Burada 3 kayıp var:

    1. Tatlı su kaybı 😮 su bir daha o havzanın tatlı su kaynağına dönmüyor. Deniz tuzlu. Geri getirmek için dev enerji ve ters ozmoz lazım.

    2. Kirlilik yükü: Besiyerindeki şeker, tuz, antibiyotik, temizlik kimyasalları arıtmadan tam geçemiyor. Arıtma tesisleri evsel atığa göre tasarlandı, endüstriyel atık için yetersiz kalıyor.

    3. Enerji maliyeti: Suyu tekrar tatlı suya çevirmek = çok elektrik = yine su harcamak.

    Tarlada su "kayıp" değil "ödünç". Fabrikada su "ihraç". Denize gidince o havza için bitti.

    Peki çözüm var mı?

    Var ama pahalı. Şu anki iyi tesislerde:

    • Sıfır sıvı deşarj ZLD: Fabrikadan hiç su çıkmaz. Atık suyu buharlaştırıp tuzu katı olarak çıkarırlar. Su %95 geri kazanılır.

    • Kapalı devre soğutma: Soğutma kulesi suyu tekrar kullanılır.

    • Besiyeri geri kazanımı: Kullanılan besiyerinin yarısını filtreleyip yeniden kullanıyorlar.

    Ama bunlar enerji canavarı. Enerji kömürden gelirse bu sefer karbon ve dolaylı su ayak izi patlıyor.

    Özet

    Geleneksel tarım: Çok su harcar ama suyun çoğu döngüde kalır.
    Yapay et: Az su harcar ama harcadığı suyu sistemden atar.

    Yani "daha az su" demek "daha iyi" demek değil. "Nereye gittiği" de önemli.

    Bu yüzden uzmanlar şunu diyor: Önce mevcut tarımda damla sulama + kapalı devre, sonra yeni teknolojiler. Yoksa bir yerden kurtarıp öbür taraftan batırız.

    Çoğu kişi sadece "litre" sayısına bakıyor, "döngü" kısmını kaçırıyor.

    Bilim & Teknoloji bilim

  • Evlilikler de Ticarete Dönüşmüş
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Türkiyede herşey gibi evlilikler de ticarete dönüşmüş.

    Çoğu insan evleniyor ama aile olamıyor. Aile olmak bambaşka birşeydir.

    İnsanların çoğu zaten ya toplum baskısı yüzünden evleniyor yada servet statü aktarımı için evleniyor.

    Üçüncü şahıslar açısından bakarsak da evlilik bir sektör haline gelmiş.

    Evlilik Türkiye’de son 10-15 yılda bayağı “paket” haline geldi.

    1. Toplum baskısı: "Yaşı geldi", "ne zaman evleniyorsun", "çocuk yapın" cümleleri hala en güçlü itici güç. Evlenmeyen biri eksikmiş gibi hissettiriliyor. Bu yüzden birçok insan sevdiği için değil, sorular bitsin diye evleniyor.

    2. Statü ve servet aktarımı: Düğün masrafları, altın, ev, araba... Bunlar artık “aşk” kalemleri değil, “yatırım” kalemleri oldu. Aileler de çoğu zaman iki kişinin uyumundan çok iki ailenin denkliğine bakıyor. Bu da evliliği birleşme sözleşmesine çeviriyor.

    3. Sektörleşme: Düğün salonu, organizasyon, fotoğrafçı, gelinlik, takı, balayı paketleri... Milyar dolarlık bir pazar. Üçüncü şahıslar için evlilik artık bir kutlama değil, ciro. Instagram’da gördüğümüz “masal gibi düğünler” de bu sektörün reklamı gibi çalışıyor.

    Ama aile olmak bambaşka. Aile olmak; aynı evin kirasını dert etmek, hasta olunca başında beklemek, suskunluğu da anlayabilmek, krizde kaçmamak. Bunun faturası yok, sponsorluğu da.

    Bence sorun şu: insanlar “evlilik töreni”ni çok iyi yapmayı öğrendi ama “evlilik hayatı”nı yapmayı unuttu.

    Evlilik anlayışı tamamen gösterişli bir tören düğün mantığına dönüşmüş.

    İnsanlar bütün hayallerini yıllar öncesinde "düğünüm nasıl olacak , balayı nasıl olacak , gelinlik nasıl olacak" üzerine kuruyorlar.

    Düğün bittiği zaman amaca ulaşılmış oluyor. Gerisi yok.

    Kimse iyi bir anne baba yada iyi bir eş nasıl olurum diye düşünmüyor düğüne kafa yorduğu kadar hakkında bir kitap bile okumuyor.

    Çocuk sahibi olmak bir süper özellik gibi gösteriliyor. Ama doğada trilyonlarca kez tekrar eden biolojik bir olaydan söz ediyoruz.

    Serbest Kürsü evlilik ve toplum baskısı

  • Sistem Kendi Kendini Tüketiyor
    Yapma KafaY Yapma Kafa

    Kara para cenneti olan ülkede uyuşturucu kullanan yakalanıyor satan ortada yok.

    Kumar oynayan yakalanıyor oynatan ortada yok

    Rüşveti alan yakalanıyor veren ortada yok

    Suç işleyen yakalanıyor azmettiren ortada yok.

    Serbest Kürsü sistemin çöküşü
  • Giriş

  • Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

  • Aramak için giriş yapın veya kaydolun
  • İlk ileti
    Son ileti
0
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Popüler
  • Dünya
  • Kategoriler
    • All Categories
    • Individual Categories
  • Gruplar
  • Kullanıcılar