İçeriğe atla

World

Topics from outside of this forum. Views and opinions represented here may not reflect those of this forum and its members.

A world of content at your fingertips…

Think of this as your global discovery feed. It brings together interesting discussions from across the web and other communities, all in one place.

While you can browse what's trending now, the best way to use this feed is to make it your own. By creating an account, you can follow specific creators and topics to filter out the noise and see only what matters to you.

Ready to dive in? Create an account to start following others, get notified when people reply to you, and save your favorite finds.

Kayıt Ol Giriş
  • K

    Yuva

    Hangi ağacı gagaladıysa hüsrana uğramıştı, çünkü bir türlü delmeyi becerememişti. Halbuki bir an önce yumurtasını yerleştirecek bir yere ihtiyacı vardı. Ya kendisi beceriksizdi ya da yanlış yerlerde yuva deliği açmaya uğraşıyordu.

    Halihazırda delinmiş ve yumurtlamak için uygun boş bir yer de bulamamıştı. Bulduklarının ise hepsinin sahibi vardı ve onlara yaklaştığı vakit kendisine saldırmışlardı.

    Umutsuz bir şekilde havada dolanırken gözüne acayip bir şey ilişti. Bir kenarda yerde duruyordu ve yuvarlak biçimdeydi. Etrafında kocaman yaprakları vardı. Meraklandı ve yakından bakmaya karar verdi.

    Bu yuvarlak şey, bir bahçenin kenarında ve kocaman yaprakların altında duran bir kabaktı. Bir hayli büyümüştü, çünkü bahçe sahibinin gözünden kaçmıştı. O da bu kabağı kendi haline bırakmıştı.

    Kuş yaklaştı...biraz daha yaklaştı. Bir gaga attı, bir daha gagaladı. Gagaladıkça umutlanmaya başladı, çünkü bu acayip şeyi delebiliyordu. Nihayet içine kadar delmeyi başarmıştı. Her ne kadar ağaçlara benzemiyorsa da yumurtasını pekala bunun içine bırakabilirdi.

    Mutluydu ve gelecekten umutluydu; nihayet kendine ait bir yuva sahibi olmuştu. Belki bir dahaki sefere ağacın birinde delik açmayı başaracaktı.

    Kelimeler: kabak, kuş, ağaç


    Tünel Evin kapısını açtı, dışarı çıktıktan sonra kapıyı yavaşça kapatıp kilitledi ve ardından sağ tarafa doğru yöneldi. Biraz yürüdükten sonra yolun karşısına geçti, durdu, başını yukarıya kaldırdı. Akşam güneşi bulutların arasında kâh kayboluyordu kâh yeniden görünüyordu. Görkemliydi; kusursuz bir daire görünümde geceyi alabildiğince aydınlatıyordu. Gökyüzü parçalı bulutluydu ve bir haftadan beri süren şiddetli yağmur dinmişti. Gecenin bu saatinde kasabadaki arabaların ve insanların kulakları tırmalayan sesleri kesilmişti. Mağazalar kapanmış, gün boyu oradan oraya koşuşan insanlar nihayet evlerine çekilmişti. Yeniden yola koyuldu, durmadan yürüyordu. Sokak lambası olmamasına rağmen hava aydınlıktı. Bir süre sonra kasabanın sınırına varmıştı bile. Kasabanın bitiminde çam ve palamut ağaçlarından oluşan ormanlık bir alan başlıyordu. Ana yol ormanın tam ortasından geçiyordu ancak aynı zamanda ormanda yaşayan hayvanlar için büyük bir tehlike arz ediyordu. Hayvanseverler ve kasabanın ahalisi uzun bir süreden beri karşı çıkmasına rağmen belediye, masraflı olmasın diye yolu doğrudan ormanın içinden geçirtmişti. O gündür bu gündür yüzlerce hayvan arabaların altında ezilmişti. Bu meseleyi çözmeye azimliydi. Hayvanların ölmesine seyirci kalmaya niyeti yoktu. Bir şeyler yapmalıydı ki altı aydan beri her gece buraya geliyor ve titizlikle sabaha kadar çalışıyordu. Son bir haftadır yoğun yağışlar nedeniyle gelememişti. Geçen sene belediyeden yardım istemişti, hatta güzel bir proje hazırlamıştı. Belediye projeyi onayladı fakat eleman tahsis edemeyeğini bildirdi. Malzeme yardımı yapılması karşılığında kendisi gönüllü olarak çalışacağını söyledi. Tüm güvenlik önlemlerini almıştı, haftalarca tünelin planını enine boyuna hesaplamıştı. Nede olsa yılların inşaat mühendisiydi. İşinde uzmandı ve iki sene evvel emekliye ayrılmıştı. Yanında getirdiği kazmayı ve küreği biraz temizledi; tünelin bitmesine az kalmıştı. Muhtemelen bir ay içinde yolun karşısına varacaktı ve hayvanlar rahat bir nefes alacaktı. Kelimeler: tünel, orman, kasaba
  • kunfeyekunkiziK

    Doğum üzerine…
    Gündemimiz bu aralar "normal doğum" olunca bir anne olarak bir iki kelam etmek isterim.
    Sezaryen ve vajinal yolla olmak üzere iki tür doğum vardır. Bahsi geçen “normal doğum” ise anne ve bebeğin doğum sürecinden sağlıklı olarak çıkması ve sağlıkla evlerine taburcu olması anlamına gelmektedir. Her doğum eylemi annenin ve bebeğin özeli, sağlık durumu göz önünde bulundurularak planlanmaktadır. Buradan hareketle en doğru doğum kadının kendisini en güvende, en güçlü hissettiği doğumdur.
    Bu sebeple dikkat çekilmesi gereken noktanın doğum üzerinden değil yaşam üzerinden olması ve konuşulması şüphesiz daha doğru olacaktır.
    Mesela kadının seçme hakkı kutsaldır…
    Eğitim, sağlık diğer bir deyişle yaşam hakkı kutsaldır…
    Çocuğun güvenliği kutsaldır…
    Öğretmenin emeği kutsaldır…
    Gençlerimizin sesi kutsaldır…
    Kadınlarımızın bedeni yerine gelecek üzerine sorumluluk alınmalı, yargı dağıtmak yerine anlayışlı olmak denenmelidir zira biz kadınlar zaten doğuruyoruz…
    Peki siz yaşatabiliyor musunuz? Bu sorunun cevabı daha elzem ve gerçekçidir.


    Düzeltme... "Ben yokum bu işte," olacaktı.
  • G

    Burası biraz benim dünyam gibi bisey olcak..
    Baslıgi baska nereye acabilirim bilemedim bos bulduğum yere actim .)
    Veee


    Bu şarkıda beni çeken bi'şey var
  • S

    Corsi Blok Testi (Corsi Block-Tapping Test), görsel-uzaysal kısa süreli çalışma belleğini (visual-spatial working memory) değerlendirmek için kullanılan, nöropsikoloji ve bilişsel psikoloji alanında yaygın bir testtir. 1970'lerde Philip Corsi tarafından geliştirilen bu test, bireyin uzaysal bilgileri geçici olarak saklama ve işleme yeteneğini ölçer. Özellikle dikkat, hafıza ve uzaysal algı gibi bilişsel süreçlerin incelenmesinde kullanılır ve klinik ortamlarda, örneğin beyin hasarı, demans, Alzheimer hastalığı veya diğer nörolojik durumların değerlendirilmesinde önemli bir araçtır.

    Testin Yapısı ve Uygulanışı

    Corsi Blok Testi, genellikle düz bir yüzey üzerinde yerleştirilmiş 9 adet kareden oluşan bir tahta veya ekran kullanılarak uygulanır. Bu kareler (bloklar), rastgele bir düzende yerleştirilmiştir ve katılımcıdan belirli bir sırayla bu bloklara dokunulmasını taklit etmesi istenir. Test şu şekilde ilerler:

    1. Gösterim Aşaması: Testi uygulayan kişi, önceden belirlenmiş bir sırayla bloklara dokunur (örneğin, önce 1. blok, sonra 3. blok, sonra 5. blok gibi). Bu sıra, genellikle 2 blokla başlar ve kademeli olarak artar.
    2. Tekrarlama Aşaması: Katılımcı, uygulayıcının dokunduğu sırayı aynı şekilde tekrar etmeye çalışır. Örneğin, uygulayıcı 3 bloğa dokunduysa, katılımcı da aynı sırayla bu 3 bloğa dokunmalıdır.
    3. Zorluk Artışı: Her başarılı denemeden sonra sıradaki blok sayısı bir artırılır (örneğin, 3 bloktan 4 bloğa). Katılımcı bir seviyede iki kez hata yaparsa test genellikle sona erer.
    4. Skorlama: Katılımcının doğru bir şekilde tekrarlayabildiği en uzun blok dizisi, "Corsi Span" olarak adlandırılır. Sağlıklı yetişkinlerde bu skor genellikle 5-6 blok civarındadır, ancak bireysel farklılıklar olabilir.

    Testin Çeşitleri

    • İleri Corsi Testi: Katılımcı, bloklara dokunma sırasını uygulayıcının gösterdiği şekilde, yani ileri yönde tekrarlar.
    • Geri Corsi Testi: Katılımcı, sırayı tersten tekrarlamalıdır (örneğin, uygulayıcı 1-3-5 sırasını gösterirse, katılımcı 5-3-1 sırasını yapar). Bu, çalışma belleğinin daha karmaşık bir yönünü ölçer ve genellikle daha zordur.
    • Dijital Versiyonlar: Günümüzde test, bilgisayar veya tablet tabanlı ortamlarda da uygulanabilmektedir. Bu versiyonlar, tepki sürelerini ve hata türlerini daha hassas bir şekilde analiz etme imkanı sunar.

    Kullanım Alanları

    Corsi Blok Testi, bilişsel yeteneklerin çeşitli yönlerini incelemek için kullanılır:

    • Klinik Değerlendirme: Beyin hasarı, travmatik beyin yaralanmaları, nörodejeneratif hastalıklar (örneğin, Alzheimer, Parkinson) veya epilepsi gibi durumlarda görsel-uzaysal belleğin durumunu değerlendirir.
    • Gelişimsel Araştırmalar: Çocuklarda ve yaşlılarda uzaysal bellek gelişimini veya yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi incelemek için kullanılır.
    • Nöropsikolojik Araştırmalar: Bellek, dikkat ve yürütme işlevleri (executive functions) arasındaki ilişkileri anlamak için akademik çalışmalarda sıkça tercih edilir.
    • Eğitim ve Rehabilitasyon: Öğrenme güçlüğü çeken bireylerde veya bilişsel rehabilitasyon süreçlerinde uzaysal becerilerin geliştirilmesi için bir ölçüt olarak kullanılabilir.

    Testin Avantajları ve Sınırlamaları

    Avantajları:

    • Dil becerilerinden bağımsız olması, testi farklı kültürlerden ve yaş gruplarından bireylerde kullanılabilir hale getirir.
    • Görsel-uzaysal belleği izole bir şekilde ölçmesi, diğer bilişsel testlerden ayrışmasını sağlar.
    • Basit ve hızlı bir şekilde uygulanabilir.

    Sınırlamaları:

    • Test, yalnızca görsel-uzaysal belleği ölçer; diğer bellek türleri (örneğin, sözel bellek) hakkında bilgi vermez.
    • Performans, dikkat eksikliği, motor beceriler veya kaygı gibi faktörlerden etkilenebilir.
    • Standart bir tahta yerine dijital versiyonlar kullanıldığında, sonuçlar cihazın arayüzüne bağlı olarak biraz farklılık gösterebilir.

    Bilimsel Bulgular

    Araştırmalar, sağlıklı yetişkinlerde Corsi Span’ın genellikle 5-6 blok olduğunu gösterir. Ancak bu, yaşa, eğitime ve bilişsel kapasiteye bağlı olarak değişebilir. Örneğin:

    • Çocuklarda ve yaşlılarda span genellikle daha düşüktür.
    • Beyin hasarı olan hastalarda, özellikle sağ hemisfer hasarlarında, performans belirgin şekilde düşebilir, çünkü görsel-uzaysal işleme genellikle sağ beyinle ilişkilidir.
    • Test, prefrontal korteks ve parietal korteks gibi beyin bölgelerinin işlevselliğini dolaylı olarak yansıtır.

    Sonuç

    Corsi Blok Testi, görsel-uzaysal kısa süreli belleği ölçmek için güvenilir ve yaygın bir araçtır. Basit yapısı sayesinde hem klinik hem de araştırma ortamlarında sıkça kullanılır. Test, bireyin uzaysal bilgiyi nasıl işlediğini ve sakladığını anlamak için önemli ipuçları sunar. Ancak, sonuçların yorumlanmasında dikkat, motivasyon ve motor beceriler gibi diğer faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekir. Test, nöropsikolojik değerlendirmelerde genellikle diğer bilişsel testlerle birlikte kullanılarak daha kapsamlı bir tablo elde edilmesine katkı sağlar.

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Corsi_blok_testi


    @TENTEN Şu bağlantı açılmıyor mu? https://brainscale.net/
  • K

    Bu mevzuda çok söylenir ve yazılır ancak ben şimdilik buraya iliştirmekle yetiniyorum. 979 haftadan beri süren bir eylem ki çoğumuzun umrunda bile değil muhtemelen.

    https://www.birgun.net/haber/cumartesi-anneleri-galatasaray-meydanindan-seslendi-umudu-buyutecegiz-494613


    Güncelleyelim, hatta her Cumartesi güncellenmesi gerek. Çocuğunu, yakınlarını gözaltında kaybeden annelerin feryadı bir türlü dindirilmiyor. Failler bir türlü ortaya çıkarılmıyor, adalet bir türlü sağlanmıyor. Dipnot: Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın 1980-2000 arasındaki rakamlarla oluşturduğu verilere göre Türkiye'de 20 yıl içinde 757 kişi gözaltında kayboldu. Aynı aileden kaybolanların yer aldığı veri tabanına göre ise en fazla kayıp 1994 yılında oldu.
  • ?

    Düşüncenin de kanıtı istenir. İşte felsefe bu noktada başlar. Aynı kaynaktan çıkan İki düşüncenin birbirini de doğrulaması gerekir. Bunun tersine masal denir.

    Masallar da düşünce ürünüdür ancak felsefe ile masalı ayıran şey felsefenin kanıt sunabilmesidir.

    Keloğlan felsefesi yoktur ama masal anlatma bir felsefe olabilir. Masalcılık felsefesine göre la Fontaine hayvanları konuşturmıştur. Burada akla "niye" , "niçin" sorusu gelir. Eğer bu soruya bir cevap verilebiliyorsa o zaman felsefenin konusu olmaya adaydır diyebiliriz.

    Ancak la Fontaine konuşan tilkisi ile konuşan kargası bir inanç haline dönüştüğünde saçmalık olur. Çünkü tilki ile karga neden konuşur sorusu cevapsız kalır.

    Mitoloji de böyle masallarla doludur. Bir süre sonra değişen toplumun gereksinimlerinden uzaklaşan her şey saçmalık olarak mitoloji çöplüğünde yer almaktadır.


    Felsefe, istisnasız aklınıza gelen her şey hakkında düşünmektir, yani gri hücreleri çalıştırmaktır; bir bakıma beyin jimnastiği diyebiliriz. Kanıt göstermek/getirmek zorunda değildir, ki tekrarlanabilir, gözlemlenebilir, ölçülebilir ve yanlışlanabilir veriler/kanıtlar sunulduğunda bilimin ilgi alanına girer. Bilimin dışında kalanlar masaldan veya metafizikten öteye gidemez.
  • K

    Bilgi güçtür, diye çok yerinde bir özlü söz vardır. İslam hakkında ahkâm kesenler bazı verileri nedense hep hasıraltı etmeye uğraşırlar veya görmezden gelirler. Muhammed´i öve öve bitiremezler. Bu nedenle bunlarla karşılaşırsanız bilinmesi gereken bazı gerçekler var...

    İslam ile ilgili bilgilerin temeli Muhammed´in ölümünden en azından 100-150 sene sonra yazılan kaynaklara dayanır. Yani İslam´ın şekillenmesi bir bakıma 9./10. yüzyılda başlar.

    Bilmeyenler olabilir: Yine İslam kaynaklarına göre Muhammed, 8 Haziran 632 yılında Medine´de vefat etmiştir.

    Biyoĝrafiler:

    1. Es-Siret'ün-Nebeviyye (Muhammedin hayatı) : Ibn-Hišām (ölüm tarihi: 834), Ibn-Isḥāq´ın yazılarından esinlenir. Ki bu yazıların tümü kayıp.
    2. Kitāb al-maġāzī (Muhammedin savaşları): Al-Wāqidī ( ölüm tarihi: 822)
    3. Ṭabaqāt: Ibn-Saʿd (ölüm tarihi: 845)
    4. Annales, Ta’rīh: Al-Ṭabarī (ölüm tarihi: 922)

    İslam dünyasında genel kabul görmüş hadis yazarları:

    1. Al- Buḫārī, (ölüm tarihi: 870)
    2. Abū Muslim, (ölüm tarihi: 875)
    3. Abū Dawūd (al-Siǧistānī), (ölüm tarihi: 888)
    4. Al-Tirmiḏī, (ölüm tarihi: 892)
    5. Al-Nasā’i, (ölüm tarihi: 915)
    6. Ibn Māǧa, (ölüm tarihi: 886)

    Hasılı bu veriler bize şunu söylüyor: İslam´ın ilk devri bir hayli karanlıktır, çünkü elimizdeki bilgiler olayların yaşandıĝı iddia edilen tarihlerden çok sonraları kayıt altına alınmıştır. Kayıt altına alanların hiçbiri Muhammed´i görmemiş ve onun zamanında yaşamamıştır. Haliyle bu yazıtlardaki bilgilerin doĝruluk payı bir hayli güvensizlik barındırıyor, çünkü bunları İslam´dan baĝımsız olarak teyit edecek kaynaklar yok denecek kadar az.


    Güncelleyelim... Muhammed´in soy ağacı tee Adem´e kadar gidiyormuş. Ben demiyorum, Muhammed´in sözde biyoğrafisini yazan Ibn-Isḥāq iddia ediyor, ki kitabın orijinalı kayıptır. Bu zata göre liste 48 kişiden oluşuyor (sayfa no. 71). İsimlerini de tek tek sıralamışlar. Şimdi bu kişiler, atıyorum adam başı 100 sene ömrü olsa, toplamda 4800 sene eder. Hadi biraz kıyak yapalım, iki katını yazsak bile 10000 sene etmez. Anlayacağınız boş beleş atıp tutmuşlar ve utanmadan milleti enayi yerine koymuşlar. Zaten zaman ayırıp bu siyeri okumak isterseniz, baştan sona masal olduğunu daha ilk başlarda hemen anlarsınız. Olayları o kadar çok detaylı yazmışlar ve o kadar çok abartmışlar ki, gerçek olmaları imkansız. https://derintevhid.com/wp-content/uploads/2022/12/Ibn-Ishak-Siyer.pdf
  • K

    Ritüeller, çoğunlukla hep aynı biçimde cereyan eden ve belirli durumlarda uygulanan eylemlerdir. Mesela her akşam diş fırçalamak veya gördüğümüzde samimi olduğumuz kişilere sarılmak, gibi. Her dinin de birçok vesileler için uyguladığı sabit ritüelleri vardır. Bu törensel eylemlerin genelde özel sembolik anlamları olduğu gibi, dindarlar açısından önemli bir yer teşkil ederler. Hatta dinlerin olmazsa olmazlarındandır da diyebiliriz.

    Zamanım elverdikçe çeşitli dinlerdeki sürekli tekrarlanan ritüelleri, ăyinleri ve törenleri aktarmaya çalışacağım. İslam´daki ritüeller benim açımdan şimdilik ikinci plandadır, çünkü buraya uğrayanların ezici çoğunluğun bu dindeki dinsel ritüellerden haberdar olduğunu varsayıyorum.

    Devam edecek...


    Güncelleme zamanı yine geldi... Yakında Kurban Bayramı var, yani yakında yine kuru bir inanç uğruna milyonlarca hayvanın hayatına mal olacak ve her sene tekrarlanan bir Müslüman ritüeli var. Bu kanlı ritüelin temeli İbrahim adında birisinin bir rüya görmesi sonucunda oğlu İsmail´i tanrıya kurban olarak sunmak istemesi hikayesine dayanır. O esnada bir hayvan kurban olarak gönderilir ve İsmail katledilmekten kurtulur. Baba İbrahim oğul katili olmaktan kurtulsa da hayvan katili olur. Hikaye bu kadar. İşin hazin tarafı ise şu: Hayvanların katledilmesine "Bayram" adını vermişler. Sanki çok ulvi bir şey yapılıyor.
  • kunfeyekunkiziK

    Evetttt başlıyorum 🙂

    Mum kadar ışığı olmayanı güneş yerine koyduk. Bu da bizim ayıbımız olsun 🙂


    Bu söz tam bana göre yazılmış bence No manita no dırdır geziyorum fıldır fıldır
  • kunfeyekunkiziK

    İlkbahar geldi...
    Gökyüzü retroda bile umut fısıldıyor.
    Venüs ve Merkür retrosu içe dön, kalbini dinle derken bir yandan da Mars-Venüs üçgeniyle hala tutkudan, harekete geçişten bahsediyor.
    Venüs-Satürn-KAD kavuşumu kaderi dokuyor, Merkür de kalpten geleni fısıldıyor...
    Yeni başlangıçlar,
    Derin farkındalıklar
    Ve
    Seni bekleyen güzellikler bu mevsimde saklı.
    Gökyüzü senin yanında...
    Işığını açığa çıkarma zamanı...

    Not: Tesadüfler de buna dahil sanırım 🙂
    Sevgiyle, şifa ile kabul ediyorum 🙂

    Kaynak: Astrolog Elif BOZKURTER


  • kunfeyekunkiziK

    Günümüzde sadece yaşlılarda değil genç yaşta erkeklerde de görülebilen Huzursuz Erkek Sendromu (Irritable Male Syndrome - IMS), erkeklerde hormonal değişiklikler, stres ve kimyasal dengesizliklerle ilişkilendirilen bir durumdur. Yaygın bir ifadeyle, yetişkin erkeklerde testosteronun azalmasının ardından ortaya çıkan sinirlilik, huysuzluk ve depresyonun davranışsal bir halidir.
    Genel semptomları;

    • Sinirlilik ve tahammülsüzlük: Küçük olaylara büyük tepkiler verme.
    • Depresif ruh hali: Mutsuzluk, huzursuzluk ve keyifsizlik.
    • Yorgunluk ve halsizlik: Sürekli bitkin hissetme, enerji düşüklüğü.
    • Özgüven eksikliği: Kendine güvenin azalması, başarısızlık hissi.

    Tavsiyeler:
    1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri
    Egzersiz yapın: Düzenli fiziksel aktivite, stres seviyelerini azaltabilir ve endorfin üretimini artırabilir.

    Sağlıklı beslenin: Dengeli bir diyet, hormonları düzenlemeye ve enerji seviyelerini yükseltmeye yardımcı olabilir.

    Uyku düzeni oluşturun: Yeterli uyku almak, ruh hali dalgalanmalarını dengelemekte kritik öneme sahiptir.

    2. Stres Yönetimi Teknikleri
    Meditasyon veya yoga: Zihinsel rahatlamayı teşvik ederek öfke ve kaygıyı azaltabilir.

    Nefes egzersizleri: Stresi hızlıca azaltmak için kontrol edilen nefes teknikleri kullanılabilir.

    3. Psikolojik Destek
    Terapist veya danışmanla görüşün: Profesyonel yardım, IMS belirtilerini tanımlamaya ve başa çıkma stratejileri geliştirmeye yardımcı olabilir.

    Duygularınızı paylaşın: Güvendiğiniz birine içtenlikle konuşmak rahatlamayı sağlayabilir.

    4. Tıbbi Destek
    Hormon testi yaptırın: Testosteron seviyelerinin düzenlenmesine ihtiyaç varsa, doktorunuz tedavi önerebilir.

    Multivitamin veya mineral takviyeleri: Bazı eksiklikler belirtileri hafifletebilir.

    Bu yöntemlerin kombinasyonuyla, IMS'nin etkileri önemli ölçüde azaltılabilir. Sizin için en uygun olan yaklaşımları belirlemek, uzun vadeli bir rahatlama sağlar.


  • kunfeyekunkiziK

    Imposter Sendromu, 1978 yılında Psikolog Pauline Clance ve Suzanne Imes tarafından tanımlanan, kişinin kendi yeteneklerini, başarılarını veya zekâsını değersizleştirdiği ve başkalarının algılarını yanlış yönlendirdiğine inanmasıyla karakterize edilen bir fenomen olarak literatüre geçmiştir. Özellikle başarı düzeyi yüksek bireylerde, iş hayatında ve akademik alanlarda yaygın biçimde gözlemlenmiştir.

    Bu sendrom, bireyin öznel değerlendirmelerinde bir "yetersizlik hissi" veya "kendini kandırma" ile bağlantılıdır. Bu kişiler, başarılarının şansa, çevresel faktörlere veya başka insanlara bağlanması gerektiğine inanır ve içten içe başarısız olduklarının bir gün ortaya çıkmasından korkarlar. Çoğu zaman bu durum, dışsal ve içsel motivasyon arasındaki çelişkilerle ilişkilendirilir.

    Literatürdeki Bağlam ve Bulgular
    Clance Impostor Phenomenon Scale (CIPS) gibi araçlarla yapılan çalışmalarda, imposter sendromunun bireylerin öz güven düzeylerini, iş performansını ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belgelenmiştir.

    Psikolojik kaynaklarda, bu durumun yaygın bir şekilde perfeksiyonizm ve sosyal karşılaştırma süreçleriyle ilintili olduğu vurgulanmaktadır.

    Nörobiyolojik açıdan, bu sendromun bireylerde stres ve kaygıyı artırdığı, kortizol seviyelerini yükselttiği belirtilmiştir.

    Çözüm Yolları
    Araştırmalar, bilişsel davranışçı terapi (CBT) tekniklerinin ve mindfulness uygulamalarının, imposter sendromunun etkilerini azaltmada etkili olduğunu göstermektedir. Akademik destek programları ve mentorluk ilişkileri de bireylerin bu sendromla başa çıkmalarına yardımcı olabilir.


  • phiP

    En zeki ogrenciler tıp ve muhendislige gidiyorlar.

    Ikinci derece mezunlar ise is idaresi ve iktisat gibi bolumlere giderek birinci derece mezunlarin yoneticisi oluyorlar.

    Ucuncu derece mezunlar ise siyasetci olarak, birinci ve ikinci derece mezunlari yonetiyorlar.

    Fakat egitimde tamamen basarisiz olanlar ise ordu ve emniyete katilarak siyaset ve iktisada tahakkum ederek, onleri mevkilerinden indirerek gerekirse olduruyorlar.

    Gercekten dehset vereni ise asla hic bir okula gitmeyenler din adami oluyorlar ve herkesin kendisine itaat etmelerini sagliyorlar.


    @phi Banane ya kullanacağım tabi hem sen işe başladığında ilk istediğin görev tanımın olmuyor mu? Bunu da onun gibi düşün Baş papaz, Şeyh başka hangi title var?
  • kunfeyekunkiziK

    Doğubeyazıt (Eski) / Doğubayazıt (güncel)
    Horon vurmak (eski) / Horon tepmek (güncel)
    Çiğ börek (eski) / çi börek (güncel)
    Yeşilzeytin (eski) / yeşil zeytin (güncel)
    Unvan (eski) / Ünvan (güncel)

    ☆☆☆ BEBEK KATİLİ (eski) / KURUCU ÖRGÜT LİDERİ (güncel)

    Algiya bakin...
    Yazıklar olsun.

    NOT: İronidir...


    O kendisini biliyor tabi adminim, değişik bir büyükbaş olabilir sanırım.
  • kunfeyekunkiziK

    ‘’Hayat bir sarkaç gibidir. Sağdan sola, soldan sağa salınır. Istıraptan can sıkıntısına ve can sıkıntısından ıstıraba doğru salınır.”

    Kötümser felsefenin gurusu olan Arthur Schopenhauer’in bu kült sözleri üzerine temellendirilen varoluşun mutsuzluk söylemi, Stoacı, Spinozacı ve Epikürcü gibi, mutluluğu ve yaşam sevincini temel almış olan mutluluk felsefelerine rağmen kendisinden sonra gelen ünlü düşünürleri etkisi altına almıştır.

    Schopenhauer'in sarkacı, filozof Arthur Schopenhauer'in hayatın doğasına dair yaptığı bir metafordur aslında. Ona göre, yaşam bir sarkaç gibi iki uç arasında gidip gelir: bir uçta sıkıntı, diğer uçta ise ızdırap vardır. Mutluluk ise, bu iki uç arasında hareket ederken yaşanan kısa anlardan ibarettir. Diğer bir deyişle, Schopenhauer, insanların bir hedefe ulaşmak için çaba sarf ettiğini, ancak hedefe ulaştıktan sonra sıkıntıya kapıldığını belirtir. Bu döngü, daha iyisini arama isteğiyle devam eder. Hayatın anlamı, bu mücadele anlarında ve sarkacın tam ortasındaki küçük mutluluk anlarını yakalamakta gizlidir aslında...

    Schopenhauer’e göre ıstırap ile can sıkıntısı arasında gidip gelen insan bu gizemli güçlerin bilinçsiz oyuncağı olarak yaşamaya çalışmaktadır. Hiçliğin ıstırabı ile varlığın boşluğunun can sıkıntısı ile baş etmek pek mümkün değil şüphesiz.

    Tüm bu mümkünsüzlüğe rağmen sorunun çözümünü en sevdiklerimden Nietzsche vermiştir belki de:

    "Yeni değerlerle hayatını özgürleştirdikten sonra onu olduğu gibi kabul edeceksin. Mutluluk, mutsuzluk, ıstırap , can sıkıntısı ve sevinç birbirlerinden ayrılamayan metafizik güçler olduğuna göre , sana kalan, düşünsel evrimini yaptıktan sonra hayatını, kaderini sevmen olacak."

    Sevgiyle...


  • kunfeyekunkiziK

    Toryum reaktörleri, geleneksel uranyum bazlı reaktörlere kıyasla daha güvenli, çevre dostu ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Toryum, doğada bol miktarda bulunan bir elementtir ve özellikle Türkiye gibi toryum rezervleri açısından zengin ülkeler için büyük bir potansiyel taşıdığı ileri sürülmektedir.

    Daha az radyoaktif atık, silah yapımına uygun olmaması, enerji üretiminde daha yüksek bir verimlilik sunması ve yakıt olarak daha uzun süre dayanması, baz özelliği sayesinde zincirleme reaksiyonları kontrol altında tutarak kazaları önleyebilmesi gibi maddeler toryum reaktörlerinin avantajları olarak sıralanabilir.

    Ülkemiz, dünya toryum rezervlerinin yaklaşık %13'üne sahiptir ve 344.000 ton toryum rezerviyle dünya sıralamasında üçüncü sıradadır. 2030 yılına kadar yerli bir toryum reaktörü geliştirmek ve bu teknolojiyi ticarileştirmek hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Ülkemizin toryum teknolojisini tam anlamıyla kullanabilmesi için bilimsel altyapı ve uzun vadeli stratejilere ihtiyaç duyduğu aşikar.

    Çin'in toryum reaktöründe ilk adımı atmaya hazırlandığı bilgisi ışığında fosil yakıt tüketimini azaltarak karbondioksit emisyonlarının düşürülmesi umulan hususlar arasında.

    Bizim de bu önemli zincirde yer almamızı umut ederek, doğru şartlarda, kontrollü ve daha yaşanabilir bir çevre diliyorum.


  • kunfeyekunkiziK

    Bir insanın kaç duygu yaşayabileceğini tahmin edebilir misiniz? Yaklaşık 34.000 duygu... Bu kadar çok duyguyla, duyguların çalkantılı sularında kaybolmamak mümkün müdür peki? cevap belki de bir duygu çarkı olacaktır 🙂

    O zaman gelin birlikte Plutchik'in Duygu Çarkı'na bir göz atalım...

    Plutchik'in Duygu Çarkı, duyguların evrimsel bir temele dayandığını ve hayatta kalma davranışlarını tetiklediğini öne süren bir modeldir. Bu çark, sekiz temel duyguyu (sevinç, güven, korku, şaşkınlık, üzüntü, tiksinme, öfke ve beklenti) ve bu duyguların yoğunluklarını görselleştirir. Ayrıca, duyguların birleşiminden oluşan karmaşık duyguları da açıklar. Plutchik’e göre bu duygular arasında da belli bir bağlantı vardır. Bu bağlantıyı anlayabilmemiz için de duygular arasındaki çeşitli ilişkileri gösteren duygu çarkını yaratmıştır. Bu yaratım, 1980 yılında duyguları en etkili bir şekilde tanımlama ve sınıflandırma çalışması şeklinde literatürde yerini almıştır.

    Plutchik'in Teorisine göre:
    ** Temel Duygular:** Evrenseldir ve doğuştan gelir. Örneğin, korku kaçma davranışını, öfke ise saldırganlığı tetikler.
    ** Yoğunluk Seviyeleri:** Her bir duygu, yoğunluk açısından farklılık gösterir. Örneğin, sevincin en yoğun hali "coşku", en hafif hali ise "sükunet"tir.
    ** Zıtlıklar:** Çarkta zıt duygular karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Örneğin, korku ve öfke gibi.
    ** Karmaşık Duygular:** Temel duyguların birleşimiyle oluşur. Örneğin, sevinç ve güvenin birleşimi "aşk" olarak tanımlanır.

    .download.jpg

    Hatırlatmakta fayda var ki tüm bu çalışmalara rağmen Plutchik'in Duygu Çarkı, evrensel biçimde kabul görmemiştir. Bazı bilim insanları bu duygu çarkının sadece İngilizce konuşan kişilerin duygusal yaşantıları için geçerli olabileceğini ileri sürerken; antropologlar, deği­şik kültürlerin duygulara ilişkin görüş ve sınıflandırma biçiminde büyük farklar olduğuna dikkat çekmişlerdir.

    Gelsin o zaman sorumuz sizce duygular evrensel midir?
    🙂

    Kaynak: Derleme.


  • kunfeyekunkiziK

    Sorudan önce kısa bir bilgilendirme yapmak, ilgisi ya da bilgisi olan arkadaşların görüşlerini edinmek isterim 🙂

    Öncelikle Üç Cisim Problemini tanımlayacak olursak; Üç Cisim Problemi, üç farklı gök cisminin birbirlerinin üzerindeki kütleçekim kuvvetleri nedeniyle nasıl hareket edeceklerini hesaplama çabasının ifade edilmesidir. Newton'un kütleçekim yasalarına dayanır ve analitik anlamda kesin bir çözümü yoktur aynı zamanda kaotik davranışlar sergilemesinden bahsetmek mümkündür. Diğer bir deyişle klasik mekaniğin bilinmezleri içerisinde yer alır. Üç cisim birbirine kütle çekimiyle bağlı ancak hareketleri kaotik ve öngörülemezdir. Deterministik kaos teorisinin temellerinin atılmasına neden olacak boyutta olması ayrı önem taşır.

    Gelsin o zaman soru 🙂

    Sonsuz kaosun içinde bu cisimler nasıl hareket ediyor? Bilim insanlarının genel formül bulamadığı bu problem beraberinde getirdiği kaosun içinde bir düzen oluşturmuş diyebilir miyiz?

    Teşekkürler.


    Heysem’in dediği gibi Evren, değişimlere rağmen bir düzen; ayrıntılara rağmen bir ahenk içindedir diyorsun yani adminim. Peki entropi yasası bu düşünceyi destekler mi karşısında mıdır?
  • H

    https://www.mihraphaber.com/haber/8965742/pahali-madenlere-neden-zekat-verilmez

    https://kulisinbaskenti.com/son-dakika-haberleri/cubbeli-ahmetin-damadi-arabasinin-bile-zekatini-veriyormus/

    Ne güzel dünya 80 gr üstü altın, para, v.s. tutacağına elmas pırlanta, pahalı ev, araba al zekat mekat farzından kurtul-kaçın(caiz hülle)...

    E hani zekat zengine farz idi? Altına zekat düşermiş, milyarlık elmasa(!) zekat düşmezmiş.

    Faiz-banka harammış, Ama islamcının adı faizsiz bankası(garanti kar(faiz değilmiş) getirisi ) helalmiş. Ticaret gelirlerinde kar-zarar olur. Hadi zarar etmediğini var sayalım. Üç aşağı beş yukarı aynı faiz gibi sabit kazanan ticaretmı olur? Yerseniz banka(faiz) size olmuş caiz ticaret geliri...


    @Sputnik, içinde söyledi: zengine güzel din(!) @house Gözüm, bu laikdinci şarlatanlar en zararlısı. Türkiye bunlar yüzünden bu halde. Ne diyordu cübbeli: "gerçek dini anlatsalar bu ülkenin çoğunluğu kafir olurdu." Bugün akape iktidarsa, halk fakirse bunlar(laikdinci,sözde atatürkçüler) sayesinde. Bugün(23 senedir), başörtüsünü üniversiteye sokmayan laik islamcıdan intikam alıyor ciasal silamcısı(akape)! Sadece intikam alsa iyi yesinler birbirini der geçersin. Aynı gemideyiz maalesef ,bunlar yüzünden asıl hasarı bizim gibi bağımsız-tarafsızlar görüyor. Başörtüsü üniversiteyede, asker ziyareti için özel alana da girer. Üniversiteler kılık kıyafet dayatılacak kurumlar değildir. Askermi sandınız üniversite öğrencilerini. İyi m*k yediniz. Babanızın çiftliğiydi ya Türkiye. Sözde osmanlı (kral/padişah) düzeni sona ermişmiş. Babadan oğula padişahlık düzeni bitmişmiş... Hukuk devletş gelmşişmiş....Yerseniz... Efenim bunlar(ciasal silamcılar) liyakatsizmışlar... Ulan sen çok mu liyakatlıydın? Başörtüsünün girip giremiyeceği yeri ayırt etmekten acizsin(hem laiksilmacı, hem sözde atatürkçü). Sabahtan akşama liyakatdan bahsediyor, kendi yarattığın sonucu bize şikayet ediyorsun. Asıl liyakatsız (laikislamiatatrkçü)olan sensin. Başörtüsünün gireceği yer var. Giremeyeceği yer var. Bunu ayıramıyorsun diye toptan engelleme yapmak insan hakları ihlalidir. Hukuk fakültesi bitiren başörtülüyü elbette hakim-savcı yapamazsın. Başörtülüyü asker yapamazsın. Çünkü hem laik, hem dinci gerçekten olmaz. Dini -kutsal kitabı ona açıkça "benim indirdiğim kanunlarla hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir" demiş mi? Demiş. E bu apaçıkken sen islami v.b. din inançlı birini bütün inanç veya inançsızlara tarafsız olması gereken bir yere sokamazsın. Laik adliyeye ancak başörtlü avukat girer, askerin başıörtlü ziyaretçisi girer. Bunun ölçütü budur. Başöörtünü çıkarmassan oğlunu göremezsin diyen yarım liyakatlılar(laikislamcı) yaratmıştır bugünlerimizi. Hülasa laik dincilerdir ciasal dinci düzeni yaratanlar. Bunlara dincinin en zararlı şeklidir . Cübbelinin dediği gibi bu millete gerçek dini olduğu gibi anlatsalardı bugün belki toplumun ekserisi bilinçlenmiş olur, cehaletten kurtulmuş olur, bu arapçı dinin bize uymadığını çoktan anlamış olurduk... Ve Atatürkün de bahseddiği gerçek muassır medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine ulaşabilirdik. Kim bilir...
  • S

    Grok 3 tarafından hazırlanmıştır.

    Soru:

    Bir adada dört kişi yaşıyor: Deniz, Ece, Fırat ve Gizem. Bu kişilerden biri şövalye (her zaman doğruyu söyler), biri casus (doğru veya yalan söyleyebilir), biri hain (her zaman yalan söyler), biri de büyücüdür (eğer söylediği şey doğruysa bir sonraki cümlesi yalan, eğer yalan söylüyorsa bir sonraki cümlesi doğru olur). Her biri iki ifade söylüyor:

    Deniz:

    "Ece casustur."

    "Fırat büyücüdür."

    Ece:

    "Fırat haindir."

    "Gizem şövalyedir."

    Fırat:

    "Deniz şövalye değildir."

    "Ece haindir."

    Gizem:

    "Deniz büyücüdür."

    "Fırat casustur."

    Şövalye, casus, hain ve büyücü, kimdir?)


    Öğretmenim ben bunu da buldum ama şimdi diğer arkadaşlara fırsat vereyim